27 Temmuz 2021 Salı

"Hayatın İçinden Analizler" 270721

"Hayatın İçinden Analizler"270721:

İnsanlar hayatlarında pek çok tecrübe edinir, tespit ve gözlemde bulunabilir, öneriler sunabilirler. .

Gelen, devam eden, gelecek olan; yani, hayatın akı­şındaki tüm kuşaklar bu tecrübelerden faydalanabilmeli ve üzerine yeni tecrübeler ilave edebilmelidirler. 

Geleceği daha iyi tesis etmek isteyen, daha kaliteli bir hayat yaşa­mak isteyen, daha kaliteli hayat tasarlayanlar, tecrübe­lerden faydalanabilirler. 

Bu gün dün ile yarın arasında bir köprü ise tecrübeler de öyle ve faydalanmak gerekir düşüncesindeyim.

İşte bu kitap­ta, kişiler, aile, kamu-özel tüm kurumlar dahil, hayata dair pek çok konuya ilişkin gözlem, tespit, de­ğerlendirme, analiz ve öneriler yer almaktadır.

Herkes bu kitapta kendinden kesitler bulacaktır.

#HayatınİçindenAnalizler #kitap

(Not: Kitap internet üzerinden temin edilebilir. 
Örnek: 



4 Temmuz 2021 Pazar

Göçün geride bıraktıkları! 050721:

Şehrin dışına, yeşil, suyun ve ağaçların olduğu bir yere doğru gittiğimiz bir gün, bir yerleşim yerinden geçerken salat için çağrıyı duyunca, vakti eda edelim niyetiyle mola verdik.

Aracımızı, artık kumandalı demir otomatik kapısı çalışmayan koca bir okulun bahçesine park ettik.

Okulun tam karşısında caminin bulunduğu, küllüye gibi bir bahçeye girdik. Tuvalet, şadırvan, lavabo, kurs odaları olan teşkilatlı bir yer idi. Hemen hemen her şey düşünülmüş idi. Her şey var gibiydi. Sadece çevrede insanlar yoktu.

Evet, camiye girdik ama kimse yoktu. Belli ki ezan otomatik hoporlörden okunmuştu. Biraz bekledik ama gelen olmadı.

Yaz günü olması sebebiyle köydekilerin tarlada bahçede olma ihtimalini düşündüm. Belki caminin kadrolu imamı da yoktu.

Çevrede hiç insanın olmaması, köyden kente göçü düşündürdü. Göçün tüm izleri de ayan beyan önümüzde duruyordu.

Okul, cami ve sair ihtiyaçlar için fena bir yatırım yapılmamıştı.

Okulun bahçesi ve duvarlarındaki su tahliye boruları kuşlara mesken olmuştu. Kuş sesleri cıvıl cıvıldı. Belli ki okul da artık kullanılmıyordu. Sadece birkaç sokak köpeği ile karşılaştık.

Gerek okul, gerek cami ve cami müştemilatı ve hatta köy dahi adeta terk edilmiş gibiydi.

Galiba göçün cazibesine kapılıp gitmek yerine, o güzel yerleri terk etmeden yerinde kalkınmayı sağlayacak tedbirlere ihtiyaç var gibi.

Bu tedbirler onca yatırımın heba olmasını engelleyeceği gibi, belki terk edilen yerlerde çok daha kaliteli bir hayat tarzı da ortaya çıkarmayı sağlayacaktır.

Bu sebeple, göçün önlenmesine ve yerinde kalkınma projelerine ve bu projeleri hayata geçirmeye  ihtiyaç var gibi.




Hem suçlu, hem suçlayıcı! 040721:

Hem suçlu, hem suçlayıcı! 040721:

Bu günlerde medya, siyaset, ekran, toplantı vb yerlerde dikkatimi çeken bazı garip davranışlar;

-yalan söyleyip, karşısındakini yalancılıkla suçlamak!

-yolsuzluk yapıp, karşısındakini yolsuzlukla suçlamak!

-algı oluşturup, karşısındakini algı oluşturmakla suçlamak!

-hakaret, tehdit edip, karşısındakini hakaret etmekle, tehdit etmekle suçlamak!

-geçim derdi olmamasına rağmen, geçinemiyoruz edebiyatı yapmak!

-liyakatsiz olmasına rağmen, karşısındakini liyakatsizlikle suçlamak!

-beceriksiz olmasına rağmen, karşısındakini becerisizlikle suçlamak!

-işe engel/takoz olup, karşısındakini iş yapmamakla suçlamak!

-saygılıymış görünüp, her fırsatta toplumun değerlerine saldırmak!

-yaşanan her olumsuzluğu, manevi değerleri yıpratmak için kullanmaya çalışmak! 

-suçlu olmasına rağmen, karşısındakini suçlamak!

-hem suçlu, hem suçlayıcı!

-hem de arsız!

-liste uzar gider...!

Güya milletin aklıyla dalga geçiyor(lar)!

Oysa bilmezler ki, milletin, müminin feraseti var, irfanı var!



3 Temmuz 2021 Cumartesi

Zam yapmak! 030721

Zam, bindirim, fiyat artışıdır. Bir şeyin fiyatını artırmaktır.

Elektrik, doğal gaz, akaryakıt, su gibi temel maddelere yapılan zam, suya atılan taş gibi halka halka tüm sektörlere yansır.

Zam 1970 lerde, 1980 lerde ve 1990 larda sıkça yaşadığımız bir durum idi.

Bu yıllarda yapılan zamlar bir şeyi çözmediği gibi sadece acı reçeteleri olmuştur.

Zammın piyasayı bozucu bir etkisi vardır. Zam beklentisi, piyasada belirsizliği ve güvensizliği dolaysıyla fiyat artırımını tetikler. Psikolojik zamlar başlar, artar ve tüm sektörlere yayılır.

Yakın zamanlarda marketlerde gerekçesiz fiyat artırımları oldu. Bunlar spekülatif amaçlı da olabilir. Mutlaka araştırılmalıdır.

Ama markette fiyat artışını gören tüketici, kendi ürettiği ürüne veya sunduğu hizmete zam yapma gereği duyuyor. Psikolojik bir tavır bu!

Piyasada denge biraz kaydığında, döviz artışını gören, maaş artışını duyan, dedikodu medyasındaki söylentilerden tutun da faiz oranlarındaki değişikliğe kadar her şeyi bahane edip zam yapılabiliyor.

Devletin temel ürünlere yaptığı zamlar, her yıl başında yayınlanan yeniden değerleme oranları piyasada zam için tetikleyici etki yapıyor.

Şöyle ki; piyasa üç ekonomik aktör varsayalım. Biri zam yapınca diğer aktörler de gecikmeli de olsa zam yapıyorlar. Bir birime yaptıkları ticaretlerini zam sonrası, zam oranı kadar ödeme yaparak devam ettiriyorlar. Uzun vadede olan budur.

Zam sarmalına giren piyasa, kontrol edilemez hale gelebiliyor.

Geçmişi hatırlayın, gecelik faizle yüzde yedibinlere çıkmış, devalüasyonlar, üç haneli enflasyon, çok sıfırlı paramız olmuştu. Neyse ki liradan altı sıfır silindi de paramıza bir itibar geldi. Hatta bu sıfırların atılamayacağını atılırsa Taksimde konser! vereceğini söyleyenler bile çıkmıştı. Sıfırlar atıldı o şahıs(lar) da taahhüdünü yerine getirmedi, ayrı konu.

Netice de demek istediğim zam piyasalar için tehlikeli bir şey.

Bırakın zam yapmayı sık sık dillendirilmesini dahi doğru bulmuyorum.

Çünkü piyasalara bozucu etki yapıyor.

Zamdan önce, o sektörde alınabilecek tüm tedbirlere bakmak lazım, yapısal reformlar ve yatırımlar gerekiyorsa yapmak lazım, hantallık, verimsizlik varsa gidermek lazım, yöneticilerin piyasayı çok iyi analiz edip zam yerine diğer tedbirleri almaları lazım.

Geçmiş 40-50 yılda yaşadığımız zam sarmalına düşmemek için, piyasayı olumsuz etkilememek için, istikrar için, kalkınmak için Devletin ve piyasaların zamları gündemden çıkarması gerekiyor.

Herkesin yararınadır.



25 Mayıs 2021 Salı

ABD ve Batı’nın Emelleri! 250521

ABD ve Batı’nın Emelleri! 250521:
Batı'nın İstanbul ve Anadolu hayalleri hiç bitmemiştir.
Onun için hiç kimse ama hiç kimse onlara güvenerek hesaplar yapmasın, adımlar atmasın, onlara dayanmasın, onlar sadece kullanır ve bırakırlar. Zararları da sadece kendilerine değil tüm topluma dokunur.
...
Hatırlayalım! Fırsat bulunca, Osmanlı devleti zayıflayınca, Birinci Dünya savaşında yenilince, yerli işbirlikçileri ile koca İmparatorluğu parçaladıkları gibi, İngiliz'i, Fransız'ı, İtalyan'ı, ABD donanması korumasında Yunan'ı da Anadolu'ya dört bir yandan saldırdılar. Ortadoğu'da oluşturdukları istikrarsızlık, halen acılara sebep olmaktadır!
...
ABD, bu gün dahi açıktan, diğerleri güya açık etmeden, birilerinin, terör örgütlerinin, teröristlerin, ülkeyi zayıflatmak isteyenlerin, darbecilerin, ülkeyi bölmek isteyenlerin, ülke ve toplum düşmanlarının hamiliğini yapmak suretiyle aynı işi sürdürmektedirler!
...
ABD nin veya Batının ipine sarılanlar, sarılmak isteyenler, kendilerine destek verdiğini zannedenler, unutmasın onların tüm dertleri Ülkeyi zayıflatmaktır. Daha önce yaptıkları gibi, Jönleri destekledikleri gibi, terör örgütlerini destekledikleri gibi, darbe yaptıkları ve yaptırdıkları gibi, muhtıra bildiri yayınlattıkları gibi, algı operasyonları yaptıkları gibi, spekülatif ekonomik saldırılar yaptıkları gibi. Bunlar her şeyi, her fırsatı ülkeyi zayıflatmak için kullanmaktadır.
...
Kimisi iktidar olacağım diye, kimisi para kazanacağım diye, kimisi meşhur olacağım diye, kimisi makam mevki kapacağım diye ABD ve Batının sahte vaadlerine kapılmamalıdır.
...
Zira Batı ve ABD, bu tür beklentide olanlardan sadece kaos, ülkeyi zayıflatmak, bölmek parçalamak ve kayıtsız şartsız kendilerine tabi bir yönetim oluşturmak için yararlanırlar.
...
Birinci Dünya savaşı öncesinde yapılan hataları unutmayalım. İktidar olmak için her şeyi mubah görenler ve iktidar olanlar, on yıl gibi kısa bir sürede altıyüz yıllık imparatorluğu kaybetmediler mi? Ders çıkarmak lazım.

İktidar mücadelesinin de, birlik içeresinde, meşru zeminde, ahlaki değerlerden taviz vermeden, kalkınma hedeflerini zafiyete uğratmadan, topluma faydalı projeleri yarıştırarak dürüstçe yapılması gerekir.
...
Ne zaman herkes işini iyi yapar işi ile uğraşır ve ABD ve Batı yerli işbirlikçi bulamaz ise o zaman kalkındık, Dünyaya yön veren sayılı ülkelerden olduk demektir.
...
ABD ve Batı en küçük zayıflık durumunda hayallerini gerçekleştirme planlarını devreye sokacaklardır.
...
Bunların farkında olarak; birlik olalım, gayretli olalım, kalkınalım ve güçlü olalım ki ABD ve Batı’nın hayallerini kursaklarında bırakalım.




24 Mayıs 2021 Pazartesi

Evlilikte Tavır! 240521

Evlilikte Tavır! 240521:
Birkaç gün önce eve dönerken, hafif yokuş yolda, şoför kapısı açık bir otomobilde otuzlu yaşlarda bir beyin telefon konuşmasına şahit oluyoruz. Aracın yanından geçerken duyduklarımız;
Evlilik zormuş”
“Yok, yok çocuklar çok iyi”
“Yaa... kadınlar çok değişikmiş”
“böyle zannetmezdim”
Konuşma devam ediyor biz uzaklaşıyoruz.
...
Çok samimi olan ve muhtemelen bir arkadaşı ile yapılan bu konuşmadan;
-hayal kırıklığı,
-üzüntü,
-azalmış sevgi,
-bezginlik,
-incinme,
-çaresizlik,
-kabullenme,
gibi sonuçlar çıkardım.
...
Bu konuşmayı yapan beyefendi değil bir hanımefendi de olabilir(di). Eşlerin hangisi olduğu önemli değil, önemli olan farkında olarak veya olmayarak eşlerin birbirlerine zulmetmeleri, eziyet etmeleri, mobbing uygulamaları ve bunun da hayatlarının huzurunu çalmış olmasıdır.
...
Huzuru çalan bu tür davranışlar; gereksiz talep, istekler ve dayatmaları elde etmek için trip atmak, küsmek, sorumlulukları yerine getirmemek veya aksatmak, ilgiyi aile dışındaki alanlara örneğin telefon veya sosyal medya aracılığıyla, eş, dost ve akrabaya yöneltmek, ilgisizleşmek, olumsuz vücut dili gibi çeşitli şekillerde ortaya çıkabilir.
...
Diyelim bu tür davranışı sergileyen eş isteğine ulaştı. Kendine veya birkaç kişiye “istediğimi yaptırdım veya elde ettim” demekten başka ne kazanacak? Hiç. Ama buna karşılık çok önemli bir maliyet ödemiş olacak. Huzurdan gidecek, sevgiden gidecek, değerden gidecek, saygıdan gidecek ve bunlar tekrarladıkça birikecek.
...
O halde hanımefendiler, beyefendiler;

-ömür sermayemizi, gereksiz problemler çıkarıp, tekrar bunları çözmek veya zarar vermek için değil, çok daha hayırlı işlerde, dünya ve ahiret hayatına yararlı işler yaparak geçirmeye bakalım.

-yıkıcı değil yapıcı, bozucu değil düzeltici, incitici değil tedavi edici, sevgi ve saygıyı azaltıcı değil arttırıcı, huzursuzluk çıkaran değil huzur tesis edici, ortamı bozan değil ortamı güzelleştirici, sığ değil kamil olmaya bakalım, herkesin yararınadır. 

Zira aile içinde ve eşler arasında olumsuz tutum ve davranışların kazananı, bir faydası da yoktur. Aksine az veya çok ama kaybedeni vardır, yıpranma vardır.
...
Üzerinde tefekkür edelim, gereğini yapalım.
Huzurlu ve muhabbetli aile hayatı dileklerimle.
#evlilik #huzur 




22 Mayıs 2021 Cumartesi

Öküz ve küp!220521

İnsanlar bir problem ile karşılaştıklarında önce kendileri akıl/kafa yormalıdırlar. Belki kendileri bir çözüme ulaşabilecektir. Belki başkalarının önerileri çözüm getirecektir. 

Tersi de mümkündür. Bazen kendisinin çözüm olarak ulaştığı yol veya bazen de başkalarının hele hele ehil olmayan birilerinin önerdiği çözüm önerileri o işi tümden mahvedebilir. 

Onun için çözüm olarak görünen konularda araştırma yapılması, fikir alınması konunun istişare edilmesi ve bunların mutlaka akıl süzgecinden geçirilmesi gerekir. 
...

Bu konuyla ilgili olarak Anadolu'da ders veren bir hikaye anlatılır, tecrübe eseri olsa gerek!
...

Öküzün biri başını küpe sokmuş, ama tüm uğraşına karşın bir türlü çıkaramıyormuş.

Durumu görenler öküze ve küpe zarar vermeyecek bir çare üretememişler.

Bu zor duruma çare üreteni, yöneticileri yapmaya karar demişler.


Bir süre sonra bir şahıs gelmiş, kalabalığı düşünceli görünce sebebini sormuş. 

Kalabalık; “Öküz başını küpe soktu ama bir türlü çıkaramıyoruz” demişler.

Gelen şahıs gülmüş, “düşündüğünüz şeye bak, ondan kolay ne var” demiş.

Kalabalık “nasıl olacak” diye sormuş.

Adam “kesin öküzün boynunu” demiş, hemen kesmişler!

Adam “kırın küpü” demiş, hemen kırmışlar.

Ama hem öküzden hem de küpten olmuşlar.
...

Kıssadan hisse, bu durumu yaşamamak ve zarar görmemek için; probleminize önce kendiniz yoğunlaşın, kendinizin ulaştığı veya başkaları tarafından çözüm olarak ortaya atılan yöntemleri istişare edin, bunlara tekrar mutlaka yoğunlaşın, akıl süzgecinden geçirin, analiz edin, gerçekçi yaklaşın ve ondan sonra bir karar verip eyleme geçin!



Wuhan, Covid19, Aşı! 220521

Wuhan, Covid19, Aşı! 220521:
Çinin Wuhan kentinde bir virüs peyda oluyor.
Basında, yedikleri yarasadan ortaya çıktığı yer alıyor.
Dünyada müthiş bir salgın dönemi başlıyor.
Ülkeler türlü tedbirler almaya çalışıyor.
Eve kapanma, temizlik, maske gibi.
Çoğu iş yeri kapanıyor, okullar tatil ediliyor.
E- hayat dönemi başlıyor.
Ama nasıl oluyorsa Wuhan da vüris bitiyor, hayat normale dönüyor!
Üstelik aşı geliştirip satıyor.
Dünya’nın geri kalanı ise virüsle halâ mücadelede.
Taşlar çok yerine oturmuyor!
Şaşkınlığım ise halâ devam ediyor!
#covid19



21 Mayıs 2021 Cuma

Filistin Sessizliği! 180521, İsrail'e Barış Gücü! 080521, Kudüs...300120, İsrail zulmü 080517.

Filistin Sessizliği! 180521, 
İsrail'e Barış Gücü! 080521, 
 Kudüs...300120, 
İsrail zulmü 080517


Başlıklı makalelerin tamamı "Hayatın İçinden Analizler" isimli kitabımızdadır.



19 Mayıs (190521)

19 Mayıs (190521): 

Batı'nın İstanbul ve Anadolu hayalleri hiç bitmemiştir. 

Fırsat bulunca, Osmanlı devleti zayıflayınca, I.Dünya savaşında yenilince, imparatorluğu parçaladıkları gibi, İngilizi, Fransızı, İtalyanı, ABD donanması korumasında Yunanın da Anadolu'ya dört bir yandan saldırdıklarını unutmayalım!

ABD, bu gün dahi açıktan, diğerleri güya açık etmeden, birilerinin hamiliğini yapıp aynı işi sürdürmektedirler!

Onun için, bunların farkında olarak; birlik olmak, gayretli olmak, kalkınmak ve güçlü olmak zorundayız.






19 Nisan 2021 Pazartesi

Bir Gerçek Hikaye-"Gönül Koymak!" 310320:

Hatırlarsanız 2000 yılında bir ilçede ‘Köy-Kent Projesi’ uygulanmıştı. 

Proje hayata geçirilirken o ilin vekilleri sıklıkla o ilçeye gitmeleri dolayısıyla muhtarlarla iyice ahbap olmuşlar. Vekil bunlara “Ankara’ya gelir veya uğrarsanız bana uğramaz veya aramaz iseniz gücenirim, gönül koyarım, gece gündüz fark etmez, işte bu da kartım” demiş.
...
Epey bir zaman geçmiş muhtarlar İstanbul'a gidecek olmuşlar. Ankara’da mola vermişler. Muhtarın aklına vekilin dediği gelmiş, bakmışlar saat 03.00 civarı. Kısa bir istişare/wunafe yapmışlar ve saat kaç olursa olsun vekili aramaz iseler, vekilin güceneceğine karar vermişler.
...
Vekili aramışlar, gecenin o saatinde telefon çalınca, vekil “bir kötü haber mi var, yoksa arayan Başbakan mı? yoksa beni bakan mı yaptı onu mu haber verecek?” gibi türlü düşüncelerle birlikte telefonuna ulaşmış.
...
İlk şoktan sonra durumu anlamış, kısa bir hasbihâlden sonra, gönlünden başka şeyler geçirse de, diliyle “iyi ki aradınız, aramasaydınız gönül koyardım” demiş ve aklına bir muziplik gelerek hemen eklemiş “bakınız” demiş, “şimdi Ankara'ya geldiğinizi ve beni aradığınızı diğer vekilimiz duyarsa gücenir, gönül koyar, onun için onu da aramanız iyi olur” diye eklemiş ve muhtarlara o vekilin telefon numarasını yazdırmış ve telefonu kapatmış. Sonraki gün diğer vekille yapacağı muhabbeti düşünerek yüzünde muzip gülümseme ile yatmış. Diğer vekille de benzer bir diyalog yaşanmış. 
...
Muhtarlar ise; vekillerini arayarak, onları gücendirmedikleri ve gönüllerini alarak vazifelerini yapmanın verdiği huzurla yollarına devam etmişler. #an
(Not: Anlatan kişi olayın gerçekte yaşandığını ifade etmiştir).



5 Nisan 2021 Pazartesi

104 Emekli, Bildiri ve Analizi 050421:

104 emekli amiralin isminin olduğu bir bildiri 4 Nisan gecesi bazı internet sitelerinde yayınlanmış. 
Analizi;
1)104 E. Amiralin Yaptıklarının Özeti:
-Atatürk’ü kalkan yapmak,
-algılarla hareket,
-küreselcilere yandaşlık,
-ülke çıkarlarına karşı duruş,
-kalkınmayı duraksatmak,
-refahı engellemek,
-vesayetçi yaklaşım,
...
2)104 E. Amiralin yapmadıkları;
-kendi harp gemilerini yapmak,
-kendi denizaltısını yapmak,
-donanmayı geliştirmek,
-denizcilikte ve dünya karasularında söz sahibi olmak,
-sivil gemiciliğimizi geliştirmek,
-en azından bu konularda konferansalar, araştırmalar yapmak!
...
3) Bildiriye, hükümet, siyasiler, üniversiteler, yargı, MSB ve halktan çok sert tepki geldi.
...
4) Ana muhalefet partisi CHP, tüm darbe ve darbe girişimlerinde ve muhtıralarda olduğu gibi, bu muhtıraya tepki koymadı, neredeyse arka çıktı. Galiba darbe olursa kazançlı çıkarım düşüncesinde. 27 Nisan e muhtırasını destekleyen parti, gazeteci vb bu gün de aynı tavırdalar.
...
Daha önce "Darbe niçin yapılır? Nasıl önlenir?" ve "Darbeyi önleyen halkın mesajları?" başlıklı yazılarımızda,  önerilerimizi yaptığımızdan, burada onları tekrar ettiğimizi söylemekle yetineceğiz. 
Konunun tüm yönleriyle aydınlatılması beklentimizdir. 
Tedbir gerek, kalkınmak gerek. 
Kalkınırsak bu darbe ve darbe çağrıştıran tüm durumlar ortadan kalkacaktır.





Keklik! 310321

Keklik! 310321:
Memlekette dağ taş gezdik, bir tanesine dahi rastlamadık!
Kent merkezinde ise, bahçeye geldi!
Galiba yabani hayvanlar için, doğal yaşam alanları, kent merkezleri kadar güvenli değil!
Yaban hayatı koruyalım.
Kekliklere sahip çıkalım.
@tarimgovtr #keklik #doğalhayat #Ankara



1 Nisan 2021 Perşembe

Enflasyon, Vergi, Reform, 010421

I. Enflasyon oranı yüksek (TÜFE; Şubat 2021 de %15,61).
Enflasyon oranı düşürülür ise;
-yüksek faizin en önemli gerekçelerinden biri de yok edilmiş olur.
-yeniden değerleme oranları gibi enflasyon oranlarına dayalı uygulamaların enflasyonu tetikleyici etkisi de ortadan kalkar.
-psikolojik enflasyonun gerekçeleri ortadan kalkar.
Enflasyonun düşürülmesi gerekiyor!
...
Enflasyon ise, yeniden değerleme ve faiz oranları aşağıya çekilerek, psikolojik enflasyon beklentileri gibi enflasyonu tetikleyen, besleyen unsurlar azaltılarak/yok edilerek düşürülebilir!
...
II. Vergi oranları da çok yüksek, düşürülmelidir!
Vergi oranları düşürülür ise;
-piyasada resmi ve gerçek olmak üzere işleyen iki ayrı muhasebe ve iki ayrı fiyat (arsa, konut, araç vb) oluşmasının gerekçeleri yok edilmiş olur.
-vergilerin gönüllü olarak ödenmesi teşvik edilmiş olur, vergi yaygınlaşır ve vergi gelirleri artar.
-yüksek vergi oranlarından kaynaklanan kaçakçılık olayları azalır.  
Bu şekilde piyasada dürüstlük ve güven hakim olur.
...
Vergi oranları ise yasal düzenlemeler ile düşürülmelidir!
...
III. Piyasa yapısal reformlarla (vergi, yargı ve performans bazlı reformlar vb ile) desteklenmelidir.
Reformlar için ise formül bellidir;
-mevzuatta sadelik ve basitlik,
-uygulamada kolaylık,
-uygulayıcıda ve yararlanıcıda da aynı yönde yaklaşım.
...
IV. Geçmişte çokça yaşandığı için hatırlatayım. Reform paketleri açıklanır ama "eylem planı"na bir türlü uyul(a)maz. Bu pakette de reformları sonuçlandırma da problem yaşanmamalı. Reformların bir takvimi olmalı ve sıkıca izlenmeli.

Zira zamanında yapıl(a)mayan reform uygulamaları, reform olmaktan çıkıyor veya tekrara biniyor, dönemler sonra tekraren yeni reform gibi önümüze geliyor. Buna dikkat etmek ve uygulamaları hayata geçirmek gerekir.

Misal; hal yasası uygulamaları, kayıt dışı ile mücadele, tasarruf, lojmanların satışı (kısmen gerçekleşti), kamuda sadelik, makam araçlarının azaltımı gibi konular, dönem dönem tekrarlanan ancak bir türlü sonuca ulaştırılamayan reform konularıdır. Gerçekleştirilmesi dileğimizdir.
...
Piyasa, vergi, yargı ve performans bazlı reformlarla desteklendiğinde piyasa işleyişi kurumsallaşacak, tüm göstergeler istikrar kazanacaktır.









31 Mart 2021 Çarşamba

İnsan Dünyayı Nasıl Okumalı ve Meşguliyeti Nasıl Olmalı? 310321

a)Dünyayı nasıl okumalı?
Dünyayı sevmek, ehemmiyet vermek ile çalışmak, üretmek ve faydalı işler yapmak ayrı şeyledir.

Boşuna dünyanın peşinden koşmayın, siz kovaladıkça o kaçar.

İmtihanı kazandırmayan dünya dost değildir.

Dünya; insanın huzurunu huzursuzluğa, neşesini kedere, berraklığını bulanıklığa, gençliğini ihtiyarlığa çevirir.

Dünya müminin zindanı kafirin cennetidir.

Bakiyi (ahireti) faniye (dünyaya) tercih etmek gerekir.

Mesaini nereye harcadığına dikkat et.

Efendi olarak kimi seçtiğine, yani kime veya neye köle olduğuna dikkat et!

Serveti kaybolmayacak yerde toplamak, yani yatırım alanını iyi seçmek gerek, faniye değil bakiye yatırım.

Dünya yer ve gök boşluğunda ise, yerin yedi kat altı neresi? göğün yedi kat üstü neresi?

Mal ve evlat emanettir. Emanet elbet iade edilecektir.

Lokman AS oğluna, dünyayı satıp ahireti almasını öğütlemiştir.

Hz Ali Dünyayı; helalinin hesabının, haramının ise cezasının olduğu yer olarak tanımlamıştır.

Dünya ve ahiret sevgisi kalpte çekişirler. Ahiret sevgisi olan kalbe dünya baskı uygular.

Zenginlik dünya köleliğinden azat olmaktır.

İmam Şaffi; amellerin çoğaltılmasını, emellerin azaltılmasını öğütlemiştir.
(Yararlanılan kaynak; İhyâu ulûmiddîn-İmam Gazali).


İnsanın meşguliyeti nasıl olmalı? 100321:

Ra’d suresi 11: “…Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez.” buyuruyor Rabbimiz. Kim hangi yolu tercih ederse, hangi yola doğru adım atarsa Allah da onun istidadını o yöne doğru çevirir. Çünkü kişinin iyiye veya kötüye doğru attığı adım, o kişinin fiili duasıdır.

"Kötülüğe meyleden insana, şeytan yaptıklarını süslü gösterir" (Ankebût:38)

İmanını artırmak için çaba gösteren insana ise Allah yardım eder. “Allah, iman edenlerin dostudur, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlere gelince, onların dostları da tâğuttur, onları aydınlıktan alıp karanlığa götürür.”Bakara:257

Ey iman edenler! Eğer Allah’tan korkar sakınırsanız; O size iyi ile kötüyü ayırt edecek bir kavrayış verir, günahlarınızı örter ve sizi bağışlar. Çünkü Allah büyük lütuf sahibidir.”(Enfal:29)

İşte bütün mesele bu. Hayırlı işler için gayret göstermek. Haramlardan sakınıp, helallere yönelmek.

“Ey iman edenler, eğer siz Allah’a (Allah’ın dinine) yardım ederseniz, O da size yardım eder ve sizin ayaklarınızı sağlamlaştırır.”(Muhammed:7)

İslam adına kıllarını bile kıpırdatmayan, inanıyorum dediği halde hayatlarında Kur’an ve sünnetten bir iz bulunmayanlar, günahlardan zifte dönmüş kalplerini temiz sanırlar. Besleyemedikleri için yüreklerinden uçup giden iman kuşunun kendilerini terk ettiğini hiç anlamazlar. Mazallah!





18 Mart 2021 Perşembe

18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi 180321

Çanakkale boğazına saldırılar, daha çok Osmanlının zayıflama dönemine rastlar, bu saldırılarda İngilizler, Ruslarla yarışsa da öncü olmuştur:
Çanakkale Boğazı'na saldırılar;
-Ruslar(1768-1774),
-Ruslar(1806-1812),
-İngilizler 13.02.1807'de boğazı geçip, İstanbul'u kuşattı, ama çekildi,
-Ruslar(1828-29),
-İtalyanlar(1911-12),
-İngilizler, Fransızlar (1915),
-İngilizlerin boğazı geçip İstanbul'u işgali (1918)
...
Osmanlı donanması en az iki kez yakıldı. Bu işte de İngilizler öncüdür;
-Çeşme limanında, İngilizlerin talebi ile Rus Orlof kardeşlerce (1770),
-Navarin limanında İngiltere, Fransa ve Rus müşterek donanması ile (1827),
-Pek çok Osmanlı gemisi yine İngiliz ve Ruslar tarafından batırılmıştır.
...
Kilitbahir (Fatih Sultan Mehmet-1452), Seddülbahir (IV.Mehmet'in annesi Turhan Sultan-1659), Hamidiye Tabyaları (II.Abdulhamit-1892), Çanakkale boğazını korumada önemli rol üstlenmişlerdir. Vizyon...!
...
Bu arada, Seddülbahir'in kitabesinin sökülerek İngiltere'ye götürüldüğünü kaynaklardan öğreniyoruz! Bu yağmacılık, hırsızlık değil midir? Kim bilir dünyanın hangi ülkelerinden neleri aşırdılar? İngiliz ve diğer Batı Ülkeleri bu tür eserleri hak sahibi ülkelere iade etmelidirler!
...
18 Mart 1915 Çanakkale Savaşında, Çanakkale'de olan biteni bilmek, kimler; ne kahramanlıklar, ne hatalar, ne hileler, ne kurnazlıklar yapmış. İngilizler; Hintli, Anzakları ve Fransızlar Senegallileri nasıl kandırıp getirmiş. Öğrenmek için bir kaynak kitap okumak lazım. Ondan sonra da ders çıkarmak, tedbir almak ve daha iyi bir dünya için gayret göstermek lazım. (1915 Çanakkale Savaşları ve Türk-Dünya Tarihindeki Yeri-Süleyman Kocabaş, 2.Baskı).
...
18 Mart 1915 Çanakkale savaşının tarafları; Osmanlı İmparatorluğu, Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile İngiltere ve sömürgeleri (Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada, İngiliz Hindistanı, İngiliz Newfuondland Dominyonu), Fransa ve sömürgeleridir (Fransa Batı Afrikası).
...
İngilizler yani şimdi Avustralyalı olan İngilizler, Aborjinleri yok etti, I.Dünya savaşında bir trene müslüman kıyafetiyle saldırıp Anzakları kolayca Çanakkale'ye gelmeye ikna ettiler. Kendilerinden ve kültürlerinden olmayan herkese düşmandırlar ama açıkça ama gizlice!
...
Kaynaklarda, Çanakkale’ye saldırma fikrinin “verimli akla” sahip olan “Jacky” lakaplı Lord Fisher ile Lord Winston S. Churchill’e ait olduğu yer almaktadır.
...
Çanakkale savaşının baş aktörü, baş SALDIRGANI, İNGİLTERE'dir. 1915 yılında amacına ulaşamasa da üç yıl sonra 1918 de İstanbul'u işgal etmiş, 1923 ve 1936 yıllarında yapılan Lozan ve Montrö anlaşmaları ile istediğini elde ettiğini söylemek mümkündür.
...
1915 Çanakkale savaşlarında 250 bin askerimizi şehit eden İngiltere ve Fransa, ABD ve İngiltere'nin desteği ile Ankara'ya kadar yakıp yıkan Yunanistan. Ama gelin görün ki öyle bir zihniyet var ki, tüm düşmanlıkları; Osmanlıya ve bu toplumun değerlerine! Nasıl bir aklın ürünüyseler? (2021).
...
Osmanlıyı parçalayan, İngiltere, Fransa (dışardan), İttihatçılar (içerden), İstanbul'u işgal eden İngiltere, Güneyden saldıran Fransa ve İtalya, Batıdan Yunanistan. Hal böyle iken ders kitaplarındaki Osmanlı ve toplumun değerlere düşmanlık niye? (2021).
...
Rahmet diliyorum bütün şehitlerimize. 1915 büyük bir zafer, ancak soru şu; aynı gemiler, üç yıl sonra 1918 de Dolmabahçe'ye nasıl geldiler? (2015).
...
İngiliz muhiplerine hatırlatırım ki, İngilizler başkent İstanbul'u, önce 13 Kasım 1918, sonra 16 Mart 1920'de olmak üzere iki kez işgal etti. İşgal, son İtilaf birliklerinin 4 Ekim 1923'te şehri terk etmesine kadar sürdü. Mütekabiliyet hakkımız saklıdır!
...
Dünyanın en kritik boğaz ve kanallarına bakınız kimin yönetiminde? Ticaret yolları kimin elinde? Süveyş kanalı, Mısır bağımsız olana dek İngilizler de kaldı, Panama kanalı ise 1999 yılına kadar ABD nin. Cebelitarık hâlâ İngiliz sömürgesi.
...
İngilizlerin, sadece 1915'de Çanakkale'ye saldırmakla yaptıklarının karşılığı; ne zaman ki gemilerimiz Londra'yı kuşatır ve aynı durum İngilizlere yaşatılır, o zaman bir nebze karşılanır. Mütekabiliyet hakkımız saklıdır!
...
Kim bilir, İngiltere'de/Britanya'da Krallığı sonlandırıp, cumhuriyet ilan etmek gerekir. Böylece belki Dünya huzur bulur!
...
Dünya'da huzur isteniyorsa, sadece İngiltere/Birleşik Krallık ve kolonilerinin değil, tüm dünya toplumlarının çıkarlarına hizmet eden politikalar üretilmelidir.
...
Bunun için İngiltere/Birleşik Krallığın zayıflamasını beklemeye gerek yoktur. İngiltere Birleşik Krallığı artık sömürge politikalarından vazgeçmeli, koloniler de artık kendi toplumlarının çıkarlarını gözetmeli ve bağımsızlığı düşünmelidirler.
...
Dünyada yaşayan devletlerin/toplumların çıkarları ne kadar maksimumda kesiştirilebilirse, Dünyada barış ve huzurun ona paralel olarak artacağı muhakkaktır. Haksız güçle değil, haklı adaletle hareket edilmelidir. Birleşmiş Milletler ve tüm devletler bunu gözetmelidir.
...
Bu ülke, öyle bir kalkınmalı ki, hiçbir ülke veya ülkeler topluluğu, bir daha Çanakkale Savaşı gibi bir girişime kalkış(a)mamasın.
Bunun için maddi manevi olarak kalkınmamızı tamamlamamız gerekmektedir.
Yıldönümü vesilesiyle şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyorum.

(Yararlanılan kaynak: “1915 Çanakkale Savaşları ve Türk-Dünya Tarihindeki Yeri”, Yazarı: Süleyman Kacabaş).
...
İlgili aşağıdaki yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir
1.Boğazlar,
2.İngiliz Sömürgeciliği,
3.Fransız Sömürgeciliği,
3.Sömürgecilik,
4.Köle ticareti.



7 Mart 2021 Pazar

Hased (070321)

Hased 070321:
Hased; kıskançlık, çekememezlik, kıskanç anlamlarına gelmektedir.
Hased daha çok akran, emsal, akraba, kardeş, aynı ortamda olanlarda, rekabet halinde olanlarda görülür.
Hasedin sebepleri; düşmanlık, kibirlenme, ağrına gitmesi, şaşkınlık ve hayranlık, gayesine ulaşamama korkusu, üstün mevkileri sevmek ve istemek gibi hallerdir.
Hased etmek ahmaklıktır. 
Çünkü hased eden dünyasından da ahiretinden de olur.
Hased nifak alametidir.  
Hased insana türlü kötülükler yaptırır.
Hased Kabil’e Habil’i öldürttü.
Hased Hz. Yakup oğullarına kardeşleri Hz Yusuf’u kuyuya attırdı.
Hased bir kalp hastalığıdır. 
Tedavisi ilim ve ameldir.
Hasedden gıybet ve yalan doğar.
Hesap günü, gıybet edenin sevapları gıybet edilene verilir, gıybet edenin sevapları yok ve yetmez ise gıybet edilenin günahları gıybet edene verilir. 
O halde gıybet etmemek gerekir!.
Hased eden, hesed ettiği kişinin hased ettiği durumunun (zenginlik, makam, güzellik vb) yok olmasını ister. 
Gıpta eden eden ise o durumların kendisinde de olmasını ister. 
Mü’min gıpta, münafık ise hased eder.
Allah (cc) katında iyi bir mevki isteyen, hased etmez, ana-babaya asi olmaz, söz gezdirmez.
(Yararlanılan kaynak; İhyâu ulûmiddîn-İmam Gazali).



2 Mart 2021 Salı

Konuşmak 020321

Konuşmak 020321:
İnsan konuşan bir varlıktır. Elbette ki konuşacaktır. Elbette ki sohbet edecektir. Bir noktadan sonra anlaşabilmek için de bir ihtiyaçtır.

Konuşacak ama;

-boş, fuzuli, batıl konular değil, faydalı konular,

-çirkin, küfürlü, tel’in, pis sözler değil, sevgi dolu güzel sözler,

-yalan, husumet, sırrı ifşa eden sözler değil, doğru sözler,

-gıybet, dedikodu, koğuculuk, laf taşıyıcılık değil, hak sözler,

-iki yüzlü, herkesin arzusuna göre değil, övücü sözler değil, samimi sözler,

konuşmalıdır.

İmam Gazali İhyasında, bunlardan, yani “dil”in yirmi afetinden uzun uzun bahseder. Bu afetleri okuyunca insanın ihtiyaç kadar konuşması gerektiği ortaya çıkar.

Telefon, sosyal medya veya yüz yüze konuşmalarda vaktini harcamayıp faydalı uğraşlarla (ilim, el beceresi, okuma vb) geçirmenin daha eftal olduğu ortaya çıkar.

Özetle, insan hayatının önemli bir kısmını konuşarak geçirmesi, bir hayat tarzı olmamalıdır. 

Üstelik alternatif çok daha güzel meşgaleler varken.



28 Şubat 2021 Pazar

Bilgiden Yararlanmak 010321

Hangi konuda olduğu önemli değil, sorulan bir soruya cevap verince; “aaa ben bunu biliyordum!” tepkisi ile karşılaşabiliyoruz.

Doğrudur pek çok şeyi biliyoruz ama bu bildiklerimizden ne kadar yararlanıyoruz? Veya yeterince yararlanıyor muyuz?

Çok az bir gayretle cevabını verebileceğimiz sorularımızın cevabını, sahip olduğumuz bilgilere başvurarak değil de, başkalarına sorarak mı arıyoruz? Aldığımız cevaplar ne kadar sağlıklı?

Esasında pek çok doğru bilgiye kolaylıkla ulaşabiliriz. Bunu iki şekilde yapabiliriz.

İlk aşamada aklımızı ve zihnimizi biraz yorarak, sahip olduğumuz bilgilere ulaşır ve orada cevapları bulabiliriz. Bu şekilde hareket ederek, gereksiz sorular sormaktan kaçınmış oluruz. Zira yararlanmadığımız bilgilerimiz, kütüphanemizde okunmayan kitap gibi öylece orada durur. 

Şayet ilk aşamada cevap bulamadığımız bir soru varsa bu kez cevap aranacak alanı genişletiriz. Kütüphanemize başvurabiliriz, arama motorlarından konunun uzmanı sitelere başvurabiliriz, yine diğer iletişim araçları ile konunun uzmanı kişilerle görüşebiliriz. En azından soruyu ilgisiz veya konu hakkında yeterince bilgisi olmayanlara değil, muhatabına yani uzmanına sormuş ve doğru cevabı almış oluruz.

Aklımızı tembelliğe alıştırmamalıyız, muhakeme ve analizlerle, bilgilerimizden ve bilgilerden azami şekilde istifade etmeliyiz.

Bilgi/veri; kağıt ortamında ise %15 inden elektronik ortamda ise %85 inden yararlanılabilmektedir. Analiz edilecek veriler e-ortamda olmalıdır.

Bilgiyi paylaşmak kütüphaneye benzer, herkes yararlanır,… bilgi cimriliği, bilgiyi kendine saklamak ise evde saklanan kitaplara benzer yararlanan yok denecek kadar azdır!












4 Şubat 2021 Perşembe

Rektör, Öğrenciler ve Bir Kurgu 040221:

Rektör, Öğrenciler ve Bir Kurgu 040221:

Üniversitede okurken bırakın üniversite rektörünü, fakülte dekanının ismini dahi bilmedik. Bilmek ihtiyacı dahi hissetmedik. Buna ne zaman ihtiyaç duyulur? Fakültede üniversitede işler iyiye gitmediği, bir takım işler aksadığı zaman veya iş icabı olabilir.

Atanmış ve henüz hiç bir olumsuz, kötü hatta hiç bir icraatı olmamış bir rektör atamasına niçin karşı çıkılır? Daha doğrusu bu karşı çıkma olayını kim organize eder? Bence can alıcı nokta burada. Öğrencilerin çok umurunda olduğunu zannetmiyorum. Öğrenciliğimizde dersimizle ve ihtiyaçlarımızı gidermekle uğraşırdık. Kim rektör kim dekan umurumuzda da olmazdı. Bizim derdimiz sağlıklı bir eğitim alabilmekti.

Bu günlerde gündeme gelen, Boğaziçi Üniversitesinde yaşanan olaylar, muhtemelen birilerinin kurguladığı ve uygulamaya koyduğu bir oyundur. Yine muhtemelen dış kaynaklı ve yerli işbirlikçileri ile birlikte yürütülen bir oyundur. İstihbarat birimlerimiz bu olayı ve faillerini deşifre etmelidir.

Boğaziçi Üniversitesinin kurulduğundan günümüze kadar yöneticilerine/rektörlerine bakınız. 1971 yılında devlete devredilene kadar tümü yabancı ve muhtemelen Amerikalı. Muhakeme edelim; atamayı ABD yaparsa problem yok, ama Türkiye Cumhuriyeti yaparsa istemezük öylemi! Üstelik bunu diyenler güya anti emperyalistler, öylemi!

Sonra Türkiye’nin kendi üniversitesine rektör ataması ABD yi ne ilgilendirir? Güya ABD açıklama yapmış! Türkiye ABD’nin; Massachusetts, Stanford, Harvard, Chicago, Yale gibi üniversitelerine atanan rektör ve/veya yöneticilerine karışıyor mu? 

Yada Avrupa ülkelerinin yönetim şekillerine karışıyor mu? İngiltere, Belçika, Hollanda, İspanya, Danimarka ve Norveç gibi ülkelere, şu krallıklarınızı kaldırın diyor mu?

Yapmayın etmeyin! Olayları akıl süzgecinden geçirin, olayları muhakeme edin. Sokakta olanlardan ziyade, onları sokağa dökenlere dikkat edelim. Sokağa dökülenlerin de niçin kolaylıkla sokağa döküldüklerini, birilerinin döşedikleri raylarda kolaylıkla yürüdüklerini sorgulayalım, tedbir alalım. 

Bu olaylara karışan terör örgütü üyelerini, görev ve unvanları ne olursa olsun bu teröristlere bizzat gidip destek olanları, destek mesajları atanlar hakkında gereği yapılmalı verdikleri zararlar da kendilerine ödettirilmelidir! Bunlar yine iyi bir bilgi akışı ve istihbarat ile yapılmalıdır. Önceden istihbarat, tedbirdir. Ülkemize huzursuzluk vermeyi düşünen yabancı ve yerli fitne ve fesat odaklarının bu politikaları boşa çıkarılmalıdır.

Birileri de muhtemelen; bu olay üzerinden iktidarı nasıl yıpratırım, buradan bana ekmek çıkar mı (!) düşüncesiyle bu olayı körüklüyorlar. Sıfır icraatı olan veya icraatlarıyla topluma sadece maliyet yükleyen parti veya belediye başkanları, kendi durumlarına ve icraatlarına bakmadan hiç bir icraatı olmamış bir rektörün istifasını istiyorlar. Bunun adı nedir? Yanlış yapıyorlar. 

Büyük resmi görmek lazım, olayların kaynağını yani kurgulandığı yerleri görmek lazım. Çözmek istihbarat birimlerine, gereğini yapmak kolluk güçlerine sonra da adli mercilere. Kolay gelsin.

Bu arada kalkınırsak, bu tür olayları yaşamayacağımızı düşünüyorum. O halde işimizi en iyi şekilde yaparak kalkınmaya katkı sağlayalım. Tabii ki, rektörlüğü de, talebeliği de, öğrenciliği de, parti başkanlığını da, belediye başkanlığını da ve her işi de.



İSLAMDA (KADINLARIN) MİRAS (HAKKI) 020626

Bu yazımızın amacı İslam'da miras paylaşımının önemine, özellikle kadınların ve kızların miras haklarının olduğuna ve bunlara riayet ed...