algı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
algı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Nisan 2026 Pazar

Şiilik, Alevilik 260426

Bu yazıda Şiilik ve Aleviliğin (ki genellikle karıştırılmaktadır) nasıl doğduğu ve ne olduğu hakkında kısa bilgi verilmeye çalışılmıştır. 

Geçmişte Yahudiler (Saul, Pavlos) Hristiyanlıktaki tevhid inancını bozmuş ve İslamiyet konusunda da benzer girişimde (İbn-i Sebe) bulunmuşlardır.

Yahudi olan "Saul" güya Hristiyanlığı kabul ederek "Pavlos" ismini almış ve Hristiyanlıktaki tevhid inancını bozmuştur.

Yine Yahudi olan Abdullah İbn-i Sebe, güya müslüman olmuş ve müslüman gibi davranmıştır. 

İbni Sebe müslümanlar arasında fitne sokmak için her fırsatı değerlendirmiş ve bu yönde olağanüstü bir gayret göstererek, kiminin makam ve mevki, kiminin şahsi garez, kiminin soy sop üstünlüğü duygularını kullanmış, Haşimilik Emevilik rekabetini körüklemiştir.

1. Şiilik

İbn-i Sebe İslam dünyasını gezerek oralardaki fitne ateşleri yakmaya çalışmış ve olanları körüklemiştir. 

İbn-i Sebe Şiiliğin ilk çekirdeği olan Sebeiyye mezhebini kurmuş, Hz. Osman'ın katledilmesinde aktif sol üstlenmiştir. Hz Osman'ı katleden kişi de (El Gafiki) isimli Yemenli bir Yahudi'dir. 

Bir yandan Emevîleri, diğer yandan hazreti Ali taraftarlarını kışkırtmış, ve Cemel vakasının olması için zemin hazırlamıştır. Hz Ali ve evlatlarını "ilahlar hanedanı" ilan ederek İslam dinini Hristiyanlıkta yaptıkları gibi tevhid esasından saptırmaya tevessül etmiştir. Hz Ali onu İran tarafına sürgün etmiş, taraftarlarına büyük cezalar vermiştir. Ancak ne yazık ki İbn-i Sebe burada rahat durmamıştır. Haricilerden İbn-i Mülcem'e Hz. Ali'yi öldürtmüştür.

Mısır'da Sebeiyye Mezebi'nin kurulmasıyla tohumu atılan şiilik İran'da yeşermiş, gelişmiş ve 20'den fazla fırka türemiştir.

İbn-i Sebe Hz Ali'ye uluhiyet isnad etmiş, o tutmayınca peygamberlik isnad etmiş, o da tutmayınca hilafetin onun hakkı olduğu telkinine kalkışmıştır. Keza sahabe düşmanlığı Yahudilerin tezgahladığı bir oyundur ve bu oyunda başrolü oynayan da İbn-i Sebe'dir.

2. Alevilik:

Alevilik aslında bir fırka veya mezhep değildir. 

Timur zamanında İran'ın Erdebil şehrinde Al-i beytin muhabbetini esas alan bir tarikat şeklinde ortaya çıkmıştır. Timur, Ankara Savaşı'ndan sonra Anadolu'dan götürdüğü 30 bin kadar esiri bu şehre yerleştirmiştir. 

Erdebil'de Timur'un saygı duyduğu bir şeyh vardı. Timur ara sıra bu şeyhi ziyaret eder isteklerini sorardı. Yine böyle bir sual eylediğinde Erdebil Şeyhi buraya getirilen 30.000 esirin bırakılmasını istedi. Timur bu isteği kabul ederek esirleri bıraktı. 

Serbest bırakılıp Anadolu'ya dönen Türkmenlerin bu Şeyhe ve akabinde bu Şeyin oğullarına dolayısıyla Hz Ali'ye muhabbetleri arttı. İrtibatları kesilmedi Anadolu'dan sürekli hediyeler (hatta vergi) gönderdiler, bu durum Şah İsmail ve Çaldıran savaşına kadar devam etti.

Detaylar yararlanılan kaynaktadır.

(Yararlanılan kaynak: Alevilik nedir? Mehmed Kırkıncı - Zafer Yayınları).





24 Ocak 2026 Cumartesi

YALAN! 240126

Dinimiz İslam'da büyük günahlardan sayılan yalan, sözlükte 1. aldatmak ereğiyle ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz. 2. doğru, gerçek olmayan, uydurma, asılsız (söz, haber vb.) şeklinde tanımlanmıştır.(TDK).

Yalan; genelde herkesçe nefret edildiği söylenen şey olmasına rağmen, maalesef gündelik hayatta özellikle yozlaşma dönemlerinde sıkça karşılaşılan bir haldir.

Ülkelere baktığımızda, genellikle emperyalist ülkelerin tarihte ve halen yalana sıkça başvurdukları görülmektedir. Irak işgalinde ABD nükleer silah yalanına başvurmuş, soykırımcı İsrail 7 Ekim'de 40 bebeğin başı kesildi yalanına başvurmuştur. 

Tarih kitapları ise pek çok yalanı barındırmaktadır. 

Yalan; siyasette, özellikle muhalefette sıkça karşılaşılan bir şeydir.

Gerçeğe aykırı algı oluşturmak isteyen manipülatörler ve spekülatörlerce sıkça yalana başvurmaktadır.

Huzur bulmak isteyen yalanı tek etmelidir.

"Doğruluk iyiliğe, iyilikte cennete götürür. Yalan ise günahkarlığa, günahkarlık da cehenneme götürür" (Hadisi Şerif).

Şaka da olsa yalan söylemeyelim, yalan söylemek gaflettir.

"Bir kimse şaka niyetiyle de olsa yalanı bırakmadıkça iman etmiş olmaz." (Ahmed, İbnu 1729 Ebid-Dünya).

Esasında; 5651 sayılı "İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun"un 23.05.2007 günlü Resmi Gazetede, keza  yanlış, yalan, yanıltıcı enformasyonla mücadeleyi amaçlayan, 7418 sayılı "Basın Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun" 18 Ekim 2022 günlü Resmi Gazetede yayınlandığını unutmamak gerekir. 

Yine TCK da yalan ile ilgili bazı cezai hükümler de düzenlenmiştir, bunlar; resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (md 206)halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma (md.217/A), fiyatları etkileme maksadıyla yalan haber (md 237), yalan tanıklık (md. 272)yalan yere yemin (md.275), savaşta yalan haber yayma (md 323) maddeleridir.
...

Aşağıda yalan ile ilgili olarak giriş mahiyetindeki uyarıcı notlarımıza, devamında ise son yıllarda alınan notlarımıza yer verilmiştir. Bu notlar hangi alanlarda, hangi konularda, hangi araçlarla ve kimler tarafından yalana başvurulduğu konusunda da fikir verecektir:

A.GİRİŞ NOTLARI:
-Yalan eleştiri değildir.
-Hasetten gıybet ve yalan doğar.
-Yalan söyleyip, karşısındakini yalancılıkla suçlamak çifte yalancılıktır.
-Yalan söyleyerek kurnazlık yapanlar sadece kendini aldatır.
-Yalanlar ve gerçek dışı algılar üzerinden yapılan yönlendirmelere kanılmamalıdır.
-Alış-verişte yalan kul hakkıdır.
-Münafıklar cimri, yalancı ve kibirlidirler (et-Tevbe 9/67; el-Münâfikūn 63/1, 5).
-Bir hadiste münafıklık alâmetleri yalan söylemek, sözünde durmamak ve emanete hıyanet etmek şeklinde özetlenmiştir (Buhârî, “Îmân”, 24; Müslim, “Îmân”, 107-108).
-"Kimde dört sıfat bulunursa o tam bir münafıktır. Bu sıfatlar; yalan söylemek, yerine getirmeyeceği sözü vermek, barıştıktan sonra intikam almak, kavga ederken sınır tanımamaktır." (Müttefekun aleyh). (İhya).
-"Yalan söylemek, münafıklık huylarından bir huydur." (Müttefekun aleyh). 
-"Yalancılıktan uzak durun. Çünkü o diğer günahlara da vesiledir. Ve bunların hepsinin yeri cehennemdir. (İhya).
-"Dilde yalan iki türlüdür. Birincisi gerçeği çarpıtmak, ikincisi ise diliyle söylediği gerçeği kalbiyle tasdik etmemektir. Bu ikinci yalan, aynı zamanda münafıklıktır."(İhya).
-Yalan (konuşmak, yemin, yere söz vermek) dilin afetlerindendir. (İhya).
-Yalancı, ahmak, cimri, korkak ile arkadaşlık edilmesi önerilmez.
-Konuştuklarımızı muhasebe edelim yalan konuşmayalım.
-Batı her zaman top yekûn yalan haber ve algılarla Dünya kamuoyunu yanıltma ve istediğini elde etme derdinde olmuştur.
-Ama artık dünya halkları İsrail, ABD ve Batının yalanlarına inanmıyor! 
-Yalan söyleyen uyarılmalıdır! (Emri bil maruf nehyi anil münker).
-Algı ve yalan Ülke, siyaset, toplum gündeminden çıkarılmalıdır!
-Darp, şiddet, taciz, teşhircilik, gayriahlaki davranışlar, yalan, iftira ve HIRSIZLIK gibi suçlara caydırıcı tedbirler gerekiyor!
-Tarih kitapları yalandan arındırılmalıdır.
-TV dizileri, yapımları; cerbezeyi, yalanı, hileyi vb olumsuzlukları sevimli göstermemelidir. 
-Hal ilmini, ilmihali bilen; yalan söylemez.
-Depremde çokça yalan paylaşım yapıldı. Bunun vebali var!
-Yalan, algı ve batı ağzıyla muhalefet ve siyaset yapılmamalıdır.
-Ülke manevi olarak kalkınınca yalan ve algı siyaseti itibar görmeyecektir.
-İnternet paketiniz bitti yalanı vb ile olmadık zamandaki aramalardan bıktık!
-Münafığın üç belirtisi vardır: Konuştuğunda yalan söyler, söz verdiğinde yerine getirmez, kendisine bir şey emanet edildiğinde hıyanet eder” (Müslim, “Îmân”, 107-109).
-Kişinin onurunu aşındıran kötülüklerin başında yalan gelir. Kur'an ve hadislere göre yalan bir münafıklık alametidir.
-Fitne, fesat, algı, yalan, koğuculuk, iftira vb davranış sergileyenlerin; cehalet (itikat, ahlâk, vb) problemi vardır! İlimle tedavisi gerekir!
-Fitne, fesat, algı, yalan, dezenformasyon peşinde koşmak KIT AKILLILIKTIR!
-İsrail Filistin ve Gazze konusunda her zaman MANİPİLASYON, YANILTMA, YALAN VE dezenformasyona başvurmuştur.
-Sosyal medyadaki İsrail yalanları konusunda sesimiz yükselsin!
-TOGG Türkiye'de üretilmiyor yalanı trafiğe çıkınca çürütülmüştür.
-Türkiye-Çin İpek Demiryolu İpek Demiryolu yok yalanı canlı yayınla çürütülmüştür.
-Bir fikri müzâkere ederken karşındakine, 'Yalan söylüyorsun; sapmışsın.’ gibi kırıcı sözler söyleme. (İbnu Ebi Leyla ra)
-Yalan söyleyen insanın inandırıcılığı gider.
-Algı, yalan, bir suç işleyen Atatürk, Cumhuriyet, laiklik, çağdaşlık gibi kavramların arkasına sığınmamalıdır.

B. YALAN KONUSUNDA SON YILLARDAKİ NOTLARIMIZ: 

2025:
1.Sosyal medyada, fitne-fesat kokan başlıklar ve gerçek dışı algı paylaşımları gırla! Bunlar hakkında gereği lütfen!

Yoldan çıkmışlara itibar etmeyelim! Hucurat suresi 6'ıncı ayeti hatırlayalayım.

2.Yalan, algı ve fitne üretenlere itibar edilmemelidir!

İletişim Başkanı: "7 Ekim'den bu yana İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına dair 100'ün üzerinde kasıtlı yalan haberi ifşa ettik. Bu süreçte 5 farklı 'Filistin Özel Bülteni' yayımladık."

Trump yalan söylüyor! ABD destekli İsrail 20 bin Hamas askerini değil, 70 bin Filistinli bebek, çocuk, kadın, sivili öldürdü!

3.İmam hatiplilerin başarılı olması birilerini niçin rahatsız ediyor? Hiç kimse çeşitli yalanlarla İslam düşmanlığı yapmamalıdır! Yalan ve algı ile fitneye sebep olanlar hakkında adli ve idari işlem yapılmalıdır!

4.Kalkınma rejim değişikliği ile olmaz. Kalkınma, çalışma, gayret, üretim ile olur! Yalan söyleyen (ler) (tarih) utansın!

5.6 Şubat 2023 depreminin yıl dönümü vesilesiyle;
-ölenlere bir kez daha Allah'tan rahmet diliyorum.
-arama, kurtarma, imar işi yapanlardan Allah razı olsun.
-her türlü yalan, algı, dezenformasyon paylaşımı yapanları da Allah'a havale ediyorum.

6.Heybelerinde bir tek proje bile yok! Ama yalan, algı, iftira, tehdit, yolsuzluk usulsüzlük, hizmetsizlik, iş bilmezlik gibi olumsuzluklar...gırla! (ana muhalefet)

7.Yalan söylemek, gerçeği gizlemek, gerçek beyanda bulunmamak,...hepsi var! Bunların bir de harcamalarına bakın lütfen!

"Maliye’ye kendi verdikleri beyana göre, …Türkiye’deki kadın kuaförleri aylık ortalama 4 bin 729 TL para kazanıyor." (basın).

8.Yine algı, yine tehdit!
Rabbim;
-kimseyi yolsuzluk, hile vb ile bunların odağında olanları savunacak durumda bırakmasın!
-tüm liyakatsiz siyasetçileri siyaset sahnesinden bertaraf etsin!
-çalışkan proje üreten ülkeye hizmet eden liyakatlı siyasetçileri çoğaltsın! (amin).

9.İttihatçılardan beri sürdürülen yalan, algı siyaseti terk edilmelidir! 

10.Belediye seçimleri öncesi algı üretenler ile algıya kananlar, seçim sonrası tabii ki hizmetle tanışmadılar! Aksine yolsuzluk usulsüzlük rüşvet iddialarıyla muhatap oldular!

11.İşte yalan ve algı çalışmasına çok güzel bir örnek! Dün (24 Nisan 2025) X'te "Ankara'da işkence var, kadını soydular" gibi kıyameti kopardıkları kişi erkek çıktı!" (basın).

2024:
12.'ALLAH Rasûlü’ne nisbet edilen bir sözde şöyle denilmiştir: 

"Beş şey orucu bozar. Bunlar; yalan söylemek, gıybet etmek, koğuculuk yapmak, yalan yemin etmek ve şehvetle bakmaktır." '(ihya).

13.İnsan algı ve yalanı niçin tercih eder? Şaşırmamak mümkün değil! İnsanoğlu bir garip! İnsan bile bile kendine zarar da verir, kötülük de yaparmış!

14.Beş yıl sonra aynı taktik! Jakuzi yalanı! Taksim mitinginde manipüle edilmiş yalan sloganlar! Van olayı! Her alanda ciddi istihbarat ve dezenformasyonla mücadele edilmesi gerekiyor!

15.İsrailin işi gücü, algı ve yalan değilmidir!

16.Dezenformasyon, yalan, algı ve itibarsızlaştırma makbul muhalefet yapma şekli değildir, artık son bulmalıdır!

17.Netanyahu, İsrail'in yasaklı fosfor bombaları ve ABD menşeli bombalar ile REFAH'ta yaptığı katliam sonucu, daha önceki soykırım ve katliamlar sonucu yaptığına benzer algı, yalan ve manipülasyon yöntemlerine başvurdu!

18.Film önerisi :Çırağın Arayışı (2022)
Çalışmak, işini sevmek, işini iyi yapmak, başarı, dürüstlük, yalan söylememek vb!

19.Millet, sosyal karnesi "sıfır" olan bu tiplere prim verdiği sürece, bunlar milleti sömürmeye devam eder! 

Ki etiketi ne olursa olsun bunlarda; algı, yalan, sözünü tutmama, hizmet ve iş üretmeme, milletin parası ile keyf yapma, kalkınmaya takoz olma vb her türlü menfilik vardır!

2023:
20."Kişiye, yalan olarak, her duyduğunu anlatması yeter!"(Müslim, Mukaddime 5).

Dolayısıyla araştırmadan, bilmeden, özellikle şüpheli olan şeyleri SM'da paylaşmamak lazım! Şüphe varsa belirtmek lazım!

İnternette paylaşılan ayet numaralarını kontrol etmek lazım!

21.Eleştiri ve iftira farklıdır!
-iftira eleştiri değildir,
-yalan eleştiri değildir,
-kaos çağrısı eleştiri değildir,
-terör desteği eleştiri değildir,
-Ülkenin faydasına yapılan her iyi şeyi kötüleme eleştiri değildir,
eleştiri ötesidir suçtur, ceza gerektirir!

22.Emperyalist güçler ve onlara hizmet eden gafil sözcüleri, Ülkede algı ve yalan muhalefeti yürütüyorlar! Kendilerinin proje olmasından başka projeleri yok! Bomboşlar!

23.Nuri Killigil, Vecihi Hürkuş, Şakir Zümre, Nuri Demirağ vb üretimleri ve engelleyenleri gösteren bir MÜZE açılsın.

ÜRETİM DÜŞMANLARI sergilensin. Aynı akibetler yaşanmasın.

Yeni nesiller unutmasın her şeyi görsün. YALAN ve ALGIYA prim vermesin!

24.İŞ AHLAKI;
-işi savsaklamayı değil çözümü,
-iş yaparken muhatabın etiketine göre değil, işin gerektirdiği şekilde iş yapmayı,
-yalan ve oyalamalar değil, sözünde durarak vaktinde yapmayı,
-bildiği işi yapmayı,
-yapamayacağı taahhütlerin altına girmemeyi,
gerektirir!

25.Yalan: "İsrail 40 bebeğin başını kestiler ortaya yalanını attı, Biden dillendirdi! İntikam dediler!" 
Gerçek: "İsrail 700 den fazla çocuğu öldürdü! Tıs yok!"

26.El-Ehli Baptist Hastanesi'ne Mark 84 (MK-84) bombasını İsrail attığı halde (zira uzmanlara göre ABD yapımı ve İsrail'e onlarcasını yollamış ve ancak büyük uçaklarla atılabiliyor), Netanyahu ve Biden niçin yalan söyledi?

27.Batı'nın yalan siyaseti çöküyor!
İsrail ABD İngiltere gibi batılı liderlerin sonunu halkları getirecek!

28.Yalan söylüyorlar!
İsrail Filistinlilere karşı soykırım uyguladığı halde Filistinlileri saldırgan olduğunu söylüyorlar! İletişimin bu kadar şeffaf olduğu bir dönemde bunu yapanlar tarihte neler yapmamıştır?
Batının kirli-yalan yüzü!

29.ABD, İsrael, AB Ülkeleri, İngiltere gibi ülkelerin sosyal medyadaki yalanlarından bıktık! Bunlara alet olan batılı medyadan da!
Yalan haberler bu kadar kolay paylaşılamamalı!

30.Belediye başkanı dediğin, başkanlığın farkında olur, başkanın görev ve vazifelerini bilir ve gereğini yapar! Oysa, Zübük, Zübüklük, Algı, Yalan, Talan gırla!

31.Şu sıralar 5 kol üzerinden medya ve sosyal medya kullanılarak Ülke aleyhine tam bir PSİKOLOJİK HARP yürütülmektedir!

İlgili kurum kuruluşlar gereğini yapmalı ve vatandaşlar da YALAN ve ALGI paylaşım ve haberlerine itibar etmemelidir!

32.İsrail 70 yıldır aynı şeyi yapıyor, yani kan dökerek sınırlarını genişletiyor! ABD'nin yaptığı tam da iki yüzlülük! İsrail'i aklamak için söyledikleri de tam bir YALAN!

2022:

33.Munafıklığın tüm şartlarını (yalan, sözünde durmamak, emanete hıyanet) bi hakkın yerine getirenler;

Ya neyin şartlarını yerine getirdiklerini bilmiyorlar, ya da umursamıyorlar!

Oysa ikisinin de sonu hüsran!

34.Yanlış, yalan, yanıltıcı enformasyonla mücadeleyi amaçlayan, 7418 sayılı Kanun 18 Ekim 2022 günlü RG'de yayınlandı.

2021:
35.Şayet biri yalan söylüyorsa; sadece muhatabını değil kendisini de aldatıyor demektir. Yalanın/Aldatmanın/Hilenin sonu hüsrandır! Çare doğrularda ve doğruluktadır.

36.Yalan söyleyerek kurnazlık yapanlar, kendini akıllı zannetmesin! Akıllılar sadece yalan ve kurnazlığa tenezzül etmiyorlar. Bilin istedim. Durum aynen böyle!

37.Kızdığım bazı davranışlar;
-Algı oluşturmak,
-Yalan söylemek,
-Sözünde durmamak,
-Milletin aklıyla dalga geçmek,
-Üretmeden üretiyor gözükmek,
-Söylediğinin tersini yapmak,
-Halkın değerlerine saygısızlık,
-Özgüvensiz olmak,
-Aklından yararlanmamak,
-...

38.Fitne fesatçı, yalancı, algı oluşturan, toplumun inançlarıyla, değerleriyle dalga geçen, hiçbir şey üretmeyen, sadece eleştiren, fırsat bulunca toplumdan çalan, etiketi veya bir şeylerin arkasına sığınan, çağdaşlık edebiyatı yapan, topluma bir değer katmayanlar var!

2020:
39.Bu ülkede, muhalif siyasetçilerin sürekli yalan söylemeleri ve yalanla gündem olmaları ne kadar acı! Yalansız siyaset isteriz.

40.Bunları yapıp yapmadığımızı, ciddi olarak, kendimize soralım, yapıyor isek terk edelim ve güzel ahlakı tercih edelim.
- yalan söylüyor muyuz?
- dedi kodu yapıyor muyuz?
- koğuculuk yapıyor muyuz?
- gıybet yapıyor muyuz?

2019:
41.Yalanların dünyası, algı dünyası.
Kim bilir, BATI, kendi ve dünya kamuoyunu hangi yalan ve algılarıyla yanıltıyorlar!

42.Maalesef son yıllarda, neredeyse her yerde ve her konuda algı operasyonları hakim. Oluşturulan bu algı veya gerçek dışı söylemlerin, bir araya hiç gelmemesi gereken parti ve/veya gruplarca ağız birliği edilmişçesine, kullanmaları da dikkat çekici!

Kaldı ki, algı oluşturulacak konuda gerçek dışı haberlerin/malzemenin (resim, foto şu, bu vb) tek merkezden üretilip, muhtemel tüm muhaliflere!/paydaşlara! ulaştırıldığı ve bunların da, mal bulmuş mağribi gibi, şevkle sahiplendiğini söylemek mümkündür.

43.Sosyal medyadaki bilgi kirliliğini (yalan haber yapanları, inanmadığı halde sırf bağnazlığı yüzünden tekrar paylaşanları ve beğenenleri, bizi teyit orga mahkum edenleri) protesto ediyorum!

44.Bu aralar gündem olan konular; covid19 tedbirleri, covid19 tedbirlerine uymayanlar, maske takmayanlar, yalan (özellikle siyasette), hırsızlık (işyeri ve ev), ekonomi savaşları (faiz, kur), faiz baskısı ve artışı, siyasette ihraç ve istifalar.

2018:
45.Hemen hemen her alanda güveni zedeleme çabası çok yoğun, toplum olarak temkinli olunmalı. Münafıklara, fitnecilere, fesatlara prim verilmemeli. Yalan haberler, paylaşımlar, gırla. Lütfen her gördüğünüzü araştırmadan paylaşmayınız.

46.Enformatik cehalate dikkat..., olgu ve algıya dikkat.
"Kişiye, yalan olarak, her duyduğunu anlatması yeter!" (Müslim, Mukaddime 5)
Zira, sosyal medyadaki algı operasyonları, iyi insanları kötü, kötü insanları iyi gösterebilir.

2017:
47."Allah'ın bildiğini kuldan niye saklayayım" sözü külliyen yalan, çünkü kuldan sakladığı, ama Allah'ın bildiği o kadar şeyi var ki..!

2016:
48.İnsanoğlunun garipliklerindendir, kendine yalan söylemek; söylenene değil de, duymak istediğine inanmak!

2015:
49.Yalan Dünya işte, birde bakmışsın yokmuşsun... Tüm âhirete göçenlere Rabbim rahmet eylesin.

Rabbim, “İslam'a ve toplumun değerlerine saldıranlara, Ülkenin ve toplumun kalkınmasını istemeyenlere, yalancı, takiyeci, algıcı, samimiyetsiz, fitneci, fesat, münafık ve liyakatsizlere, hiç bir yetki, erk, güç ve fırsat vermesin!” (amin).

Konuya ilişkin aşağıda başlıkları verilen ve ilgili diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir:
1.Analizler-IV (çevre, bilgi, şikayet, şükür, yalan, ipekyolu, erk, reform, obezite vb) 151221.
2.BIKTIK(LARIMIZ)! 220925
3.Bir İsrail yalanı; 07 Ekim 2023! 100825
4.İsrail'in Filistin/Gazze Suçları! 170725
5.ÜLKE'DEKİ BAZI TEMEL PROBLEMLER 250425
6.TV Yayınları-II: 180425
7.Terk edilmeli! 120225
8.TARTIŞMA ADABI 151024
9.Filistin'de İsrail Zulmü Hep Vardı! 160124
10.Fitnecilik, Fesatçılık, Psikolojik Harp! 090923
11.Ahlâk 120723
12.Münafık!(lık!)(lar!) (Nifak ehli!)110222








10 Ağustos 2025 Pazar

Bir İsrail yalanı; 07 Ekim 2023! 100825

İşgalci ve soykırımcı İsrail'in Filistin'de (Gazze'de, Batı Şeria'da, Kudüs'te) yaptığı; işgal, katliam, yıkım, tehcir ve soykırım gibi insanlık dışı uygulamalarını; "7 ekimde (2023) Hamas o operasyonu yapmasaydı" söylemi ile meşrulaştırmaya çalışanlar; 07 ekim (2023) gerekçesi Siyonist İsrail'in soykırımına gerekçe için oluşturduğu bir yalandır, bir algıdır, bir yanıltmadır, bir manipülasyondur. Maalesef sekülerler, İslam düşmanları, bir şekilde muhaliflik yapanlar da buna alet olmakta ve aynı nakaratı tekrarlamaktadırlar! 

Oysa İsrailin Filistin'deki işgal, yıkım ve öldürme faaliyetleri 07 ekim 2023 den sonra değil, çok önce 1947 başlamış ve devam etmektedir. 

GÖRMEK İSTEYENLER İÇİN İKİ DELİL; zulmün 1947 de başladığını gösteren bir makalem* ve 7 ekim öncesi işgalci ve soykırımcı İsrail'in Filistinlilere yaptığı zulümlerin durdurulması çağrılarıma yönelik kendi paylaşımlarım**  KAFİDİR SNIRIM! (A ve B ve resimler).

A.İsrail'in Fistilindeki İşgal ve zulüm politikaları 1947 den itibaren başlamıştır. 
*"Filistin'de İsrail Zulmü Hep Vardı! 160124"

B.Paylaşımlarım**:

1.08 Mayıs 2017 tarihli "İsrail Zulmü" başlıklı Instagram paylaşımımız: Fotoğraf yerde kanlar içinde yatan israil askerleri/eşkıyaları tarafından 20 kurşun ile şehit edilmiş 17 yaşında Filistinli bir kız çocuğuna ait! (1.no.lu resim).

2.08 Mayıs 2021 tarihli "İsrail'e Barış Gücü!" başlıklı Facebook paylaşımımız: Ramazan ayında siyonist İsrailin Filistinlileri bombalamasını sonrasında BM barış gücü çağrısı yapmışız. (2 no.lu resim).

3.11 mayıs 2021 tarihli "Kudüs...300120" başlıklı Facebook paylaşımız: Trump'ın Kudüsü İsrail'in başkenti yapma planına isyan açıklaması. (3 no.lu resim).

4.15 Mayıs 2021 tarihli "Acil! (150521) Filistin'e, İsrail zulmünü durduracak BM barış gücü gönderilmelidir!" başlıklı Facebook paylaşımımız: İsrail'in Filistin'deki zulmünden ve ve şehit sayısının 139'a yükseldiğinden bahisle, bu zulmün durdurulması için BM ve BM sekreterine, Batılı ülkelere, İslam devletlerine ve Müslümanlara çağrımız! (4 no.lu resim).

5.18 Mayıs 2021 tarihli "Filistin Sessizliği! 180521" başlıklı Facebook paylaşımımız: İsrail'in Filistinlilere uyguladığı keyfi işgal, bombalama, korumasız çocukları katletmesine sessiz kalan stk, kanaat önderleri, ünlü ünsüz sanatçılar, bildiri yayınlayan emekli askerler ve akademisyenler ile tüm dünyaya çağrı yapmış, her ramazan ayı ve Ramazan bayramında İsrail'in yaptığı katliamlardan bahisle, istediği binaları tank ile! istediği Filistinliyi sniper ile vurduğunu, 17 yaşındaki okula giden kızcağıza 20 kurşun sıktığını, işgalci Yahudilerin istediği Filistinlinin evine zorla el koyduğunu belirterek isyan etmişiz bunun durdurulması için çağrımız. (5 ve 6 no.lu resim).

İlgili yazımız: 
İsrail'in Filistin/Gazze Suçları! 170725 








25 Nisan 2025 Cuma

ÜLKEMİZİN BAZI TEMEL PROBLEMLERİ 250425:

Türkiye kalkınmanın kulvarına girmiş ve epeyce yol almış iken, kalkınmanın tamamlanmaması için, geçmişte olduğu gibi yine birileri ve/veya bir takım görünmeyen eller devreye girmektedir. 

Geçmişteki kalkınma hamleleri; kimi zaman kalkınma yolunda ilerleme sağlanan sektörler/alanlar sekteye uğratılarak, kimi zaman girişimciler engellenerek, kimi zaman itibarsızlaştırılarak, kimiz zaman ticaret yasağı getirilerek, kimi zaman kaos ve anarşi ortamları oluşturularak, kimi zaman darbe yapılarak engellenmiştir. 

Bu engellemelere zemin oluşturmak için önce YALAN ve ALGILARA başvurulmakta akabinde ise fırsat bulunan her uygun ortam kaosa çevrilmek istenilmektedir. 

Şimdilerde de aynı yöntemler denenmektedir.

Peki ne yapmak gerekir

Devlet, kurumlar, halk ve vatandaşların bu durumların da farkında olmalıdır. 

Dünya siyaseti iyi izlenmeli, istihbarat, bilgi sahibi olma, ona göre tedbirler alma, yozlaşma hastalığına kapılmadan ilk günkü gibi işini şevkle yapma önceliklenmelidir. 

Kurum ve sistemde aksayan veya hastalıklı alanlar tedavi edilmelidir. 

Birlik şuuru ile hareket edilmeli, algı ve yalanlara, fısıltı haberlerine itibar edilmemelidir. 

İstihbarat yoluyla etki ajanlığı alanlarının oluşması engellenmelidir. 

Doğru haber kanalları rehavete kapılmadan, sürekli yenilenerek üstlerine düşeni yapmalıdırlar. 

Bazıları kamuoyunda da gündem olan ve dikkatimizi çeken, tekrar eden ve önemli gördüğümüz konulardan bazılarına dikkat çekmek isteriz:

1.Yalan! Algı! Dezenformasyon! Tarihte okuduk! Yalan haberler fısıltı gazetesi denen söylenti yoluyla çok çabuk yayılmakta algılar gerçeğin önüne geçebilmekte, pek çok hizmet ve başarıyı gölgeleyebilmektedir. 

Bu gölgeleme olduğu sürece, ne yapılırsa yapılsın bırak takdir etmeyi ağzıyla kuş tutanlar dahi eleştirilmektedir. 

Yalan ve algının gerçeğin önüne geçmesi üzüntü vericidir ve zarar vericidir. 

Özellikle yalan ve algı siyaseti boşa düşürülmelidir. 

Aksi takdirde ülke hatta İmparatorlukların felaketiyle sonuçlanabilmektedir. 

Yalan, algı ve dezenformasyonla etkili olarak mücadele edilmelidir. 

Bu mücadele yöntemlerinden bazıları; sağlıklı haber kanallarının oluşturulması, üretmektir, başarıya başarı katmaktır, özellikle belli merkezlerden yayılan yalan haberleri önleyecek istihbarat ve buna göre tedbirler almaktır!

2.Cezasızlık algısı! Yapanın yanına kalıyor algısı! Bu algılar, yasaların mutlak suretle uygulanması, cezalara indirim veya af getirileceği beklentisinin yıkılması, yani infaz ve uygulamanın tam yapılması ile  yok edilebilir.

3.Tedbirsizlik! Gelişmiş ülkelerde olmayan kazaların çokça olması! Tabii ki bunun sebebi yasal bir düzenleme varsa bunlara uyulmaması ve/veya tedbirsizliktir! 

Tedbir almayıp "nasılsa bir şey olmaz, bize bir şey olmaz" söylem ve düşünceleriyle hareket edip, bir kaza olduğunda da "ya böyle olacağını düşünmemiştik", "daha önce hiç olmamıştı" gibi tamamen boş bahane ve söylemler çare değildir

Çare olan; yasalara uyulması, yasaların uygulanması ve tedbirsiz iş yapmayacak bir zihniyetin oluşturulmasıdır.

4.Uzun Dava Süreçleri! Mahkemelerde dava süreçlerinin çok uzun sürmesi! Süre uzadıkça dosyalar kabarmakta, savcı ve/veya hakim değişmekte, süreçler tekrar yaşanmaktadır. 

Adaletin gecikmeden tesis edilmesi için tedbirler alınmalıdır. 

Davaları azaltacak ve davaların kısa sürede adil bir şekilde karara bağlanması için tedbirler alınmalıdır. 

Belki de bu tedbirlerden biri de "adalet şurası" yapıp esaslı bir "yargı reformu" yapılmasıdır.

5.Vergi Adaletsizliği! Tüketim ile gelir beyanı arasındaki muazzam orantısızlık çok açık olduğu halde, vergi denetimleri ve uygulamaları ile bu konular yeterince ortaya çıkmamakta vergi olarak kamuya dönmemektedir. 

Bu orantısızlık mali denetim tarafından dikkate alınmalıdır. Ticari işletmelerde "biri gerçek biri resmi iki adet muhasebe sistemi işliyor" konusu olgu ise gereği yapılmalı, algı ise bu algı kırılmalıdır. 

Vergi reformu bir ihtiyaçtır. 

Bu reform yaygın ve gönüllü ödemeyi teşvik edecek düşük vergi oranları, vergi mükellefi ile birlikte muhasebecisinin müteselsilen sorumlu tutulması, risk analizi bazlı denetim gibi konuları da içermelidir. 

6.Liyakatsizlik! Liyakati olmayan kişilerin belli görevlilere seçilmesi veya atanması! Bunda seçenin ve atayanlar kadar, seçilenin ve atananın da vebali vardır! O halde çeşitli görev ve vazifelere talip olanlar ehliyetlerine göre talepte bulunmalı, bu talepleri değerlendirenler de bu hususu gözetmelidirler. 

Liyakat denince genelde bürokrasi akla gelse de siyaset ve her alanda söz konusudur. Sicillerinde hiç bir başarı olmayan kişilere bürokrasi, siyaset vb hiç bir alanda prim verilmemelidir. 

Bu kişiler de kendilerine beş on beden büyük elbise giymeye kalkmamalıdırlar. Yapamayacakları makamlara talip olmamalıdırlar. Önce olumlu yaptıkları işlerle kendilerini ispatlamalıdırlar.

Liyakatsizliklerini lobi faaliyetleri, sloganlarla vb bir şekilde kapatma, çeşitli kavram veya sloganları kendine kalkan yapma çabası güdenlere itibar edilmemelidir.

7.Gizli işsizlik! Maalesef çalışıyorum veya işe gidiyorum deyip çalıştığı kurum veya şirkete hiçbir katkısı olmayan sadece maliyet yükleyen kişiler az değildir. 

Bunlar mutlaka üretken hale getirilmelidir. 

Bunun için kişilerin vicdani muhasebe ve denetim yapmalarını sağlayacak farkındalık eğitimleri yapılabileceği gibi performans esaslı ücret verme gibi konular da düşünülmelidir.

8.Verimsizlik! Verimlilik konusu imalat, sanayi, tarım, bürokrasi (askeri, yargı, sivil), siyaset, gibi hayatın her alanında hayatımıza girmelidir. 

Şayet bir fabrika ise üretmek yetmez, sürdürülebilir olması için; üretim verimli mi, verimsiz mi ona bakmak gerekir. Siyaset te öyledir. 

Bürokrasi ise yapılan işler, vizyona ve çıktısına, tarım ise harcanan ile elde edilen ürüne, keza hayvancılık, keza sulama yatırımları her alanda maliyet fayda analizi mutlaka yapılmalıdır. 

Bunun için ölçülemeyenleri de ölçülebilir hale getirerek maliyet çıktı hesabı mutlaka yapılmalı ve verimliliği arttıracak adımlar atılmalıdır.

9.Ahlaki Yozlaşma! Maalesef eğitimsizlikten veya sorumsuzluktan veya yozlaşmadan veya şımarıklıktan veya şükürsüzlükten veya hasetten veya kıskançlıktan veya hırstan veya kibirden veya tamahtan veya bilmediğimiz bir şeyden kaynaklanan bir ahlak zafiyeti var! 

Bu zafiyet bireysel, aile, toplumsal, ticari, eğitim, siyasal vb hemen hemen her alanda bir şekilde tezahür ediyor. Ahlaki yozlaşma israfı, sorumsuzluğu, farkındasızlığı kısaca her alanda yozlaşmayı getirmektedir! 

Misal enflasyonist ortamı körükleyerek bundan rant elde etme çabasında olmak, keyfi zam yapmak, stokçuluk, fırsatçılık ticari ahlak zafiyetidir.

Keza Batının aparatı olan veya batının aparatlarının hamiliğini yapan siyasi partilerin veya siyasetçilerin ortaya çıkması yozlaşmanın işaretidir.

Her şeyden şikayetlenme ve şikayet döngüsü ahlaki yozlaşma belirtisidir.

Tekeri çevirmediği halde çeviriyormuş gibi yapmak üretmediği halde üretiyormuş gibi yapmak ahlaki yozlaşmanın tezahürüdür.

Ahlaki değerlerin tesisi aile, okul, çevre alanlarında ve bireysel anlamda ihmal edilmemelidir.

10.Öz güvensizlik! Yıllarca toplumun özgüveni; "biz yapamayız", "biz üretemeyiz", "biz başaramayız", "bizden bir şey olmaz" gibi algılar ile törpülenmiştir.
 
Oysa bir şey icat etmek, yapmak, üretmek, başarmak ve bir şey olmak kimsenin, hiçbir ülkenin, hiçbir devletin tekelinde değildir. 

Bir şey icat edenler, yapanlar, başaranlar, bir şey olanlar; çalışanlardır, çabalayanlardır, gayret gösterenlerdir. 

O halde ihtiyacımız olan her türlü akıl ve beden tembelliğini terk edip çalışmak, gayret etmek, çabalamaktır. Elde edilecek başarılar öz güveni yeniden getirecektir. Tarihi misyonu tekrar kazandıracaktır. 

Bütün bu olumsuzluklar maddi ve manevi kalkınma ile aşılacaktır. Kalkınma bu tür olumsuzlukları tümden yok etmese dahi minimuma indirecektir.

Konuya ilişkin aşağıda başlıkları verilenler ile diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir.

1.Terk edilmeli! 120225
2.Zamlara "Standart Oran" Önerisi! 170125
3.Sessiz Reformlar ve İtibarsızlaştırma Söylemleri 140824
4.Tasarruf tedbirleri 180524
5.SADELİK 031223
6.Fitnecilik, Fesatçılık, Psikolojik Harp! 090923
7.Çünkü KALKINMA gibi bir beklentimiz var 240723
8.Ahlâk 120723
9.Avrupa Birliği (AB)! 210423
10.Sanayide üretimleri engellenenler! 170323
11.Çözüm, çözüm odaklı olmak 131122
12.Adalet 041122
13.Kalkınma-II 271022
14.Liyakat (yine, yeniden, her zaman) 181022
15.Üretim! Üretim! Üretim! 061022
16.İstihbarat! 090822
17.Ekonomide zam terörü 020422
18.Değerlere yabancılaşma, yabancılaştırma! 110322
19.“Efendim Yukarısı İstemiyor! (mu?)” 250222
20.Zihinsel Dönüşüm 280122
21.Vergi reformu 271221
22.Verimlilik 231221
23.Kurum ve Liyakat (Yükselme, Duraklama, Gerileme) 121021
24.Yönlendirme ve Algılara Dikkat! 051021






14 Ağustos 2024 Çarşamba

Sessiz Reformlar ve İtibarsızlaştırma Söylemleri 140824:


Bu yazımızda Ülkede son yirmi yıldır gerçekleştirilen sessiz reformlardan bazılarından bahsedip, bunlar için yapılan haksız söylemleri örneklendirip son başlıkta da yapılması gerekli bazı reformlara değineceğiz.

Son yirmi yıldır yapılanları kimileri takdir etti, kimileri itibarsızlaştırma gayretinde oldu, kimileri görmezden gelmeyi seçti.

Üreten, ürün ortaya koyan herkes (insan, kurum, hükümet, devlet vb) eleştirilir. Ürünleri ve yaptıkları eleştirilmeyenler hirç bir şey üretmeyenler, hiçbir şey yapmayanlardır. Bunların sadece tembellikleri, üretimsizlikleri, vizyonsuzlukları eleştirilebilir.

Haklı eleştirilere kimsenin bir diyeceği olmaz. Ancak her şeyi olumlu ve çok iyi olan uygulamaları, ürünleri eleştirmek vicdana sığmaz, haksızlık olur, zulüm olur. Ki bu durum insan oğluna “Ağzınla kuş tutsan yine eleştirirler” sözünü dahi söyletmiştir. 
...

1.Sessiz reform ve üretimlerin bazıları:

-Cumhurbaşkanlığı sistemine geçildi. Geçmişte birbirleriyle didişen kurumlar artık daha fazla eşgüdüm içinde çalışır oldu. İstikrar geldi. Ülke insanına özgüven geldi.

-Darbe girişimleri önlendi. Vesayetçi sisteme, darbe yaptıranlara ve yapanlara artık yeter, dur denildi. Ordu asli işlerine döndü.

-Ülke içinde terör bitirildi. Hatırlayın her gün onlarca şehit haberini duyardık, çok şükür artık bu haberleri duymadığımız gibi, kaynağında kurutulmaya çalışılıyor. Terör olaylarının yaşandığı bölgeler artık güvenli üretim alanları oldu, petrol dahi çıkarılıyor, turizm faaliyetleri arttı, artık güvenlik problemi kalmadı.

-Başörtüsü, anadil serbestliği geldi, değerler ve inançlarımızla tekrar buluşma çabaları arttı, Ayasofya camisi tekrar açıldı, Taksim camisi yapıldı.

-Otomobil (togg), tank (altay), iha, siha (bayraktar vb), uçak (hürkuş, kızılelma), helikopter (atak), çeşitli silahlar, gemiler, denizaltılar, lokomotif gibi yerli ve milli ürünler üretildi.

Kim ne derse desin İha ve Siha'lar savaşların kaderini değiştirmiştir. Terörün bitirilmesinde katkıları, Karabağ'ın işgalden kurtarılması, Ukraynalıların SİHA şarkısı yapması, Ülkelerin envanterine almak için sıraya girmeleri gibi hususlar görmezden gelinmesine imkan vermemektedir. Bu üretimler havacılık ve uzay alanında geçmişte yapılmayanların veya üretimleri engellenenlerin rövanşıdır. 

Havacılık alanında üretilenlerin bazıları: Atak, Gökbey, Hürkuş, Kaan, Hürjet, Kızılelma, Türksat (3A-4A-4B-5A) Göktürk (1-2), İmece, Gözcü, Akıllı bomba, Bayraktar, Anka, Füzeler (som, umtas, kasırga, trg-300, hisar, cenk),

Kara kuvvetleri için üretilen bazı ürünler: Altay tankı, Arma, Kirpi, Kobra, Pars, Toplar (fırtına obüsü, MPT (milli piyade tüfeği), Bora (keskin nişancı tüfeği), Karaok.

Denizcilik alanında bazı üretimler: Milgem, TCG Anadolu, Atmaca (gemisavar), İDA, Meltem, Akya (torpido).

-Sosyal devlet alanında önemli adımlar atıldı. Hatırlayın geçmişte yaşlı ve özürlü vatandaşlar sokaklarda dilendirilir, aileleri ilgilenmez, sokaklara atılırdı. Evde bakım parası, dul, yaşlılık, yetim aylıkları bu problemi temelden çözdü. Sadece bu uygulama bile tek başına uygulamaya sokanlara sevap olarak yeter!

-Sosyal güvenlik alanında emekli sandığı, ssk ve bağ-kur SGK adı altında tek çatı altında toplandı. Bu birleşme ile özellikle sağlık alanına; özellikle randevu, muayene ve hastane hizmetleri alanına olumlu yansıdı ve çok büyük iyileşmeler yaşandı.

-Çeşitli unvanlardaki denetim birimleri birleştirildi. Bu alandaki yetki ve görev sürtüşmeleri bitirildi.

-Ulaşım alanında büyük adımlar atıldı. Bölünmüş yollar, otoyollar, köprüler, Marmaray gibi geçitler yapıldı, havalimanı sayıları arttırıldı, YHT seferleri başlatıldı.

-Baraj ve sulama alnında önemli ilerlemeler sağlandı. Gidin Anadolu'yu gezin neredeyse ekilmeyen tarla yok gibi. Tarım ve hayvancılık alanında teşvik ve destekler arttırıldı. Üretim arttı.

-Petrol ve doğalgaz keşifleri arttı. Karadeniz'den doğalgaz çıkarıldı ve kullanıma sunuldu. Akdeniz'de mavi vatanda doğalgaz arama çalışmaları devam ediyor.

-Eğitimde ücretsiz kitap dağıtımı başlı başına bir reformdur. Yine her ile açılan üniversiteler yüksek eğitimde daha fazla fırsat eşitliği sağlayacak olan uygulamalardır.

-Konut alanında TOKİ’nin uygulamaları konut ihtiyacının özellikle sosyal konut ihtiyacının karşılanmasında önemli katkı sağlamıştır. Son depremlerde TOKİ nin yaptığı konutların yıkılmaması da kaliteyi göstermektedir.

-Dış politikada bağımsız ve önemli başarılara imza atılmıştır. Karabağ meselesi çözülmüş, Magosa konusunda adım atılmış, Filistin ve Gazze konusu başta olmak üzere dış politika da dik duruş sergilenmiştir.

-Batıya tabi, batı endeksli dış politika terk edilmiştir. Rusya-Ukrayna savaşında barış diyen nadir ülkelerden biri Türkiye olmuştur. Hatta barışı tesis etmiş ama yine batı İngilizler tarafından bu barış bozulmuştur. Dikkat edilirse İngiltere ve ABD bu savaşın devam etmesi konusunda ellerinden geleni yapmaktadır.

-Türkiye, Gazze konusunda dik ve kararlı bir tutum sergilemektedir. Diplomatik çabaları üst seviyededir. BM den ateşkes kararı çıkmasına rağmen ABD ve batı ülkeleri bu konuya sessiz kalmaktadır. Türkiye İslam ülkelerine daha aktif olmaları konusunda çağrılarını sürekli tekrarlamasına rağmen yeterli karşılık bulmuş değildir. Oysa ABD ve Batıya rağmen kararlı bir İslam birliği, Gazze’deki soykırımı bitirebilir.
...

2.Sessiz reformlara getirilen haksız eleştirilerin bazıları:

Bu haksız eleştirilerde, yurt içinde hatta birbirine zıt kişi, grup, siyasi oluşum vb.nin adeta tek kaynaktan sufle alıyormuş gibi aynı sözcük ve cümleleri kullanmaları dikkat çekicidir. Hatta zaman zaman yurtdışından bazı ülke sözcü ve yetkililerinin de aynı söylemleri kullanması işi daha da ilginçleştirmektedir.

Bu eleştirilerin bazıları:

- “Parlamenter sistem daha iyiydi”. Oysa bu sistemde siyasi istikrar yoktu, olan zamanlarda da darbe ile sonlandırıldı. Ülkede siyasi istikrar isteniyorsa Cumhurbaşkanlığı sistemi bunu sağlamıştır.

- “Askerler bu işten rahatsız” söylemleri. Vesayetçi bir söylemdir. Demokrasi hazımsızlığıdır. Oysa asker asli işiyle uğraşmalıdır.

- “Terörle böyle mücadele olmaz”. Oysa ABD ve Batı desteğine rağmen profesyonel asker, JÖH ve PÖH, İha ve Siha ile Obüslerle terör bitirilmiştir.

- “Başörtüsü siyasi bir simgedir, bir metrelik bezdir, kamusal alanda olmamalıdır, laikliğe aykırıdır” söylem ve uygulamaları ise din, inanç ve vicdan hürriyetine aykırıdır. Kaldı ki geçmişteki baş örtüsü yasağı gereksiz acılara sebebiyet vermiş, baş örtüsü serbestisi inanç hürriyeti gereği yapılmış ve bu alanda barış oluşmuştur.

- “Anadile serbestlik verilirse Ülke bölünür”. Böyle bir durum yaşanmamış aksine ülke kültürüne zenginlik katmıştır.

- “Ayasofya müze kalmalı, Taksime cami yapılamaz”. Ayasofya tekrar cami hüviyetine kavuşturulmuş, Taksime cami yapılarak bu bölgedeki önemli bir eksiklik giderilmiştir.

- “TOGG Türkiye’de üretilmiyor, fabrikası yok” söylemlerinin tamamen yalan olduğu, TOGG otomobillerinin trafiğe çıkmasıyla ortaya çıkmıştır.

- “İha kalorifer peteği gibi, oyuncak” gibi itibarsızlaştırma söylemlerini, savaşların kaderini değiştirmesi, terörün bitirilmesindeki rolü, yabancı ülkelerin ithal talepleri çürütmüştür. İha’da israil ve abd bağımlılığını bitirmiş tamamen bağımsız üretimler yapılmıştır.

- “Silahlar yerli değil” gibi söylemler ise yukarıda isimlerini verdiğimiz üretimler ile çürütülmüş, Türkiye’ye uygulanan ambargolar yerli ve milli üretimleri arttırmıştır.

- “Paradan altı sıfır atılısın Taksimde ...”, “SSK, Emekli Sandığı, Bağ-Kur tek çatı altında toplanırsa ...” şeklinde, adeta bu işlerin yapılamayacağı imasında bulunanlar, bunların gerçekleştirilmesine rağmen iddialarının gereğini yapmamışlardır.

- “Türkiye-Çin Demir İpek yolu treni yalan” söylemi, her istasyondan canlı yayın yapılarak çürütülmüştür.

- “Yolmu yieceğiz?” itibarsızlaştırma söylemi, lojistik, taşıma ve ulaşımda sağlanan konfor ile hava da kalmıştır.

- “Türkiye Karadenizde doğalgaz bulmadı, konutlara verilen gaz Rus doğalgazı” söylemleri, batı esiri zihniyetin kötü niyetli söylemi değilse, özgüvensizliğin zirve halidir, kendi güç, kaynak ve imkanlarının farkında olmama halidir.

- “Türkiye, Ukrayna-Rusya savaşında batının yanında yer almalıdır” söylemi ise kendine güvenmemenin, Ülkesine güvenmemenin tezahürü olabilir. Çünkü Türkiye dengeli bir dış siyaset uygulayarak ülke çıkarlarını maksimize etmiş ve bu konuda Dünya barışına Birleşmiş Milletlerden çok daha fazla katkı sağlamıştır.

- “Filistinliler toprak sattı, Hamas terör örgütüdür” söylemleri ise, siyonist israil kaynaklı söylemlerdir. Asıl terörist; 40.000 sivili öldüren, katleden, şehit edenlerdir, okul, cami ve evleri bombalayanlardır, Gazzelilere düzenli soykırım uygulayanlardır, BM’in ateşkes dahil hiçbir kararına uymayanlardır.
...

3.Acil atılması gereken bazı adımlar ve yine acil yapılması gereken bazı reformlar:

Öncelikle rölantide çalışan tüm bakan, bakan yardımcıları ve atamayla gelen bürokratlar ile siyasi parti teşkilatları gözden geçirilmelidir. Liyakat, adalet ve performans önceliklendirilmelidir. Lobi ile bir yerlere gelen varsa gereği yapılmalı ve bu tür girişimlere prim verilmemelidir. 

Kalkınma süreci; belki ekonomik saldırılarla, belki ilgililerce zamanında gerekli adımların atılmaması, gerekli tedbirlerin alınmaması sebebiyle yine baltalanmak isteniyor! Oysa Ülke kalkınma sürecini tamamlamak zorundadır. Ülkenin son şansı olabilir. 

Bunun için Vergi ve Yargı reformları mutlaka yapılmalı, insana yatırım ve üretimle büyüme ayakları da ihmal edilmemelidir. Yapısal reformlar ihmal edilmemelidir. Bu konuda muhtelif zamanlarda yazdık, tekrar etmeyeceğiz. Aşağıda başlıklarını vermekle iktifa edeceğiz.
...

Konuya ilişkin aşağıda başlıkları verilenler ile diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir.

1.TERÖR!!! 271123
2.Ön Yargılı ve Müzmin Muhaliflik Tavırları 301023
3.Çünkü KALKINMA gibi bir beklentimiz var 240723
4.Kalkınma-II 271022
5.Liyakat (yine, yeniden, her zaman) 181022
6.Üretim! Üretim! Üretim! 061022
7.Kalkınmak bağımsızlıktır? 190422
8.İnsana yatırım 030122
9.Yargı reformu 010122
10.Vergi reformu 271221
11.Üretim 251221
12.Verimlilik 231221
13.Muhalefet ve muhaliflik 151121
14.Enflasyon, Vergi, Reform, 010421
15.Üretim düşmanları 010121
16.Ön Yargılar (Ezber, kalıplaşmış, kopya yaklaşımlar) 201020
17.Yapısal değişimler gerçekleşti mi? 091020
18.Acil Yatırım ve Reform Önerileri 091115




9 Eylül 2023 Cumartesi

Fitnecilik, Fesatçılık, Psikolojik Harp! 090923:

Ara buluculuk varken niçin ara bozuculuk yapılır? Güven ortamı yerine niçin kargaşa ortamı istenir? Gerçekten bunları mı istiyoruz? Bundan kim yarar sağlar, kim zarar görür? Bu davranışı sergileyenlerin sorumlulukları yok mudur?
 
Maalesef fitnecilik ve fesatçılık geçmişte olduğu gibi günümüzde de, bazen bilerek, bazen de bilmeyerek sergilenmektedir. Bu davranışlar geçmişte genellikle münafıklık olarak, günümüzde ise kısmen mobbing, psikolojik savaş, mahalle baskısı gibi yeni kavramlarla ifade edilebilir. Zira bu faaliyetlerin amacı muhatabını yıpratmak, kargaşa çıkarmak, bozgunculuk yapmaktır. Bu yönüyle fitneciliği ve fesatçılığı bir nevi, insanları psikolojik olarak baskılama ve yıpratma, moralleri bozma, iyi şeyleri olumsuzlaştırma, güvensizlik ortamı oluşturma, münafıklık şeklinde tanımlayabiliriz.

Sözlükte fitne; "insanları birbirine düşürerek oluşturulan kargaşa, ara bozuculuk yapan", fesat ise; "bozukluk, karışıklık, kargaşalık, ara bozuculuk, herhangi bir konuda iyimser olmayan, kötü yorumlayan, karıştırıcı, ara bozucu" olarak tanımlanmıştır.(TDK).

Fitneci veya fesatçıları, kendileri dışında seveni yoktur. İnsanlar bazen iyi bir şey yaptığını zannederek fitnecilik yapabilirler. Bilinçli fitne-fesat denince ilk önce münafıklar gelir. Münafıklık nifak ehli demektir. Münafıklığın alametleri de bellidir. Ancak gerek bu alametleri gösteren, gerekse söz ve davranışları ile fitneye sebep olanlar kendisini münafık ya da fitneci olarak kabul etmez, hatta alametlerinin tanımladığı münafık veya fitneci kelimelerini dahi hatırlatınca buna kızarlar!

"Nerede bir fitnefesat, karışıklık, haset, riya, yalan, sözünde durmamak, vaadini getirmeme, aldatma, kibir, cimrilik, gösteriş, kötülüğü yaygınlaştırma, iyiliği engelleme, müminleri alaya alma, günah, kötü haber yayma vb söz konusu ise münafıklara dikkat etmek gerekir! Akla gelmesi gerekir, mücadele etmek gerekir, engellemek gerekir. Münafıkların sergilediği davranışlardan da sakınmak gerekir. Nifak ehli dün olduğu gibi bu gün de İslam dünyasına ve Müslümanlara zarar vermektedirler. Her türlü yıkıcı faaliyetin içinde olabilmektedirler." (Münafıklık-2022, A.Nural)

O halde önce fitne ve fesat işlerin neler olduğu konusunda bilgi sahibi olmak (bu konularda bilgilenmek için ilmihal kitaplarından yararlanılabilir) gerekir. İnsanların arasını bozacak her türlü davranıştan, söylem ve paylaşımlardan kaçınmak gerekir. Yapılan güzel işleri takdir etmek gerekir. Aklı, eksik olarak değil, tam anlamıyla kullanmak gerekir. Algı ve dolduruşlara gelmemek gerekir. Hakkı hak edene teslim etmek gerekir. Güzel ahlakı bilmek gerekir. Takvalı olmak gerekir. Nerede ayrılığa düşeriz veya düşürürüze değil, nerede birleşirize bakmak gerekir. 

Fitne-fesat davranışlarıyla her düzeydeki kişiler eliyle ve hayatın her alanında karışılabiliriz. 

Örneğin; İslam ve müslümanlara ilişkin sataşma içeren paylaşımlar, İslam'ı yaşamadığı halde müslümanların yaşayışlarını müdahale çabasına girmeler, kalkınma hamlelerini, deprem yardımlarını, bağımsız dış politikaları, yerli üretimleri itibarsızlaştırma ve engelleme çabaları bu kabildendir. 

Keza, Müslümanım diyen ve söz, davranış, sosyal medya paylaşımları ile Müslümanların inancı ve değerleri ile dalga geçmek amacıyla sataşmalar yapanlar, aslında kendisini ayrı bir yerde konumlandırıyor zannederler. Oysa ki bunlar değerlerine yabancılaşmış ve farkında olmadan kendi öz değerleriyle güya dalga geçen kimselerdir. Aslında kıt akılları ile sergiledikleri fitneye sebebiyet veren, cahilce bir tutumdur.  

Bu tutumu sergileyenlerin en çok başvurduğu yöntem ise, (mal bulmuş mağribi gibi) İslam'ı güya kötü göstermeye yönelik, çalışılmış ve algı içeren, yazı, video, karikatür gibi paylaşımlardır. Bu paylaşımlar ise tam bir fitne örneğidir. Medyada sadece İslam değil, her konuya ilişkin çokça fitne malzemesi vardır. Önemli olan, erdemli davranış bunlara itibar etmemektir.

İhtiyacımız olan fitne ve fesat işlerine reddetmek, birlik, beraberlik sergilemek ve kalkınmaya odaklanmaktır. 

Kur'an-ı Kerimde İslam dinini alaya alanlarla, fitne fesatçılık, bozgunculuk yapanlarla ilgili pek çok ayette uyarılar, akıbetleri, dünya ve ahirette hakkettikleri cezalar belirtilmiştir! Bir kaç ayet meali;

"Ey iman edenler! Sizden önce kendilerine kitap verilmiş olanlardan dîninizle alay edip eğlenenleri ve kâfirleri dost edinmeyin. Eğer gerçekten mü’min iseniz Allah’a karşı gelmekten sakının."(Maide/57).

"Kâfirler de birbirlerinin dost ve yardımcılarıdırlar. Eğer siz aynı şekilde birbirinize arka çıkmaz ve destek olmazsanız, yeryüzünde ne götürüp ne getireceğini kestiremeyeceğiniz büyük bir fitne, kargaşa ve büyük bir bozgunculuk patlak verir. (Enfal/73).

"Yeryüzü düzene konduktan sonra orada fitne fesat çıkarıp bozgunculuk yapmayın. Azâbından korkarak ve rahmetini umarak O’na dua edin. Hiç şüphesiz Allah’ın rahmeti, iyilik eden ve işini güzel yapanlara pek yakındır." (A'râf/56).
...

Aşağıda fitne ve fesat konusunda not, gözlem, tespit, değerlendirme ,analiz ve önerilere yer verilmiştir. Yazının sonunda ise İhya'dan bu konuya ilişkin alıntılar yer almaktadır:

2023:
1.Allah (cc), devlete ve millete zeval vermesin! Afetler konusunda devletin ve milletin çabası takdire şayandır. Ama bütün bunları görmeyip, itibarsızlaştırmak için fitne, fesat, algı, yalan, dezenformasyon peşinde koşmak KIT AKILLILIKTIR!

2.Ölüm gerçeği; haset, fesat, fitne, gıybet, dedikodu, uzun emel, kanaatkârsızlık, maymun iştahlılığı terk ettirmeli değil mi?

3.Kur’an-ı Kerimi yakanlar tam fitne başı. Buna izin veren devletler de hamisi. İsveç, Danimarka ve buna izin veren ülkeler hakkında, tüm İslam ülkelerince gereği yapılmalı, mesafe konulmalı ve ticaretleri gözden geçirilmelidir.

2022:
4.Zaman zaman yoldan çıkmışların birilerinin fitne fesat paylaşımları ile sosyal medya toz duman oluyor! Birileri mal bulmuş mağribi havasında çullanıyorlar. Derler ki; “Herkesin günahı alnında yazılı olsa kimse kimsenin yüzüne bakamazdı.”

5.Türkiye'ye; okyanus ötesinden, Kıta Avrupa'sından, batısı, doğusu ve güneyinden ve bunların iç uzantılarından saldırılar var! Ülkenin istihbarat birimleri çok daha etkin ve fonksiyonel çalışmalı, fitne odakları bertaraf edilmelidir!

6.İslam Dünyası; Batı, ABD ve fitne prangalarından kurtulmalıdır. Filistin, Yemen, Myanmar, Suriye, Irak, Libya vb problemlerin çözümünde ortak hareket edebilmelidir! Politika ve önerileriyle dünya politikasında belirleyici olmalıdır!

2021:
7.Dikkat dikkat! Endülüs neden yıkıldı? İngiliz ajanı Hempher; "Hatıratım" isimli eserinde "800 yıllık Endülüs'ü şaraba alıştırarak, aralarına fitne, fesat sokarak, Kur'an-ı kerim ve diğer İslam kaynaklarını tartışır hale getirerek ve dinlerinden kopararak yıktık”dedi.

8.İstihbarat, bilgi, veri, analiz eşittir güçtür, tedbirdir, caydırıcılıktır. Büyük Selçuklu dizisinde, istihbarat noksanlığı, Hasan Sabbah ve diğer fitne işleriyle uğraşanların, Devlete ve topluma verdikleri zararı göz önüne seriyor. Ders alınmalı ve benzerlerinin tekerrür etmemesi için zafiyetiz bir istihbaratla tedbir alınmalıdır!

9.Unvanı ve görevi ne olursa olsun, terör örgütlerine destek mesajları atan, fitne, fesat ve ucuz kurnazlıklarla talebeleri bunlara ortak etmeye çalışanlar hakkında gereği yapılmalıdır.

10.Kurumların, üniversitelerin; üretimin, iyinin, huzurun, kalkınmanın ve halkın düşmanı, keza fitne, fesat ve algı üretim merkezi olmaması gerekir. Bu zihniyetle, en iyi mücadele yöntemi üretimdir, kalkınmadır, refahın arttırılmasıdır.-

2020:
11.Sosyal medyada, fitne-fesat kokan başlıklar ve gerçek dışı algı paylaşımları gırla. Yoldan çıkmışlara ve bunların paylaşımlarına itibar etmeyelim. Hucurat suresinin 6’ıncı ayetini hatırlayalım.

12.Bir SM paylaşımında; fitne, koğuculuk, gıybet, iftira, isnad, hakaret, küfür VAR İSE itibar etmeyiniz, şüpheyle yaklaşınız.

13.Dünya üzerindeki; mülteciliğin, terör olaylarının, gelir adaletsizliğinin, açlık ve fakirliğin, savaşların, işgallerin, fitne ve fesat işlerin, enformatik cehaletin, yalan ve algı haberlerinin müsebbibi olan devletler ve milletler; Batılılar, emperyalistler ve onların uydu yöneticileri değilmidir?

14.Kendi değerlerine yabancı, beyinleri Batı veya yozlaşmış kültürlere hayran yetişmiş veya yetiştirilmiş, fitne-fesat ile koğuculuk yapan insanlar az değil! Bu tür zihniyetlerden kurtulmak için daha çok çalışmalı, üretmeli, maddi ve manevi alanda kalkınmak zorundayız.

2019:
15.Muhtemelen farkındasınız, sosyal medyada; yalan haber, yalan bilgi, sahte hesap, sahte takipçi, fitne fesat işleri, ayrımcılık çabaları çokça! Bunlar kalkınmanın önüne set olmak isteyenlerin işleridir. Dikkat edelim, bunlara prim vermeyelim. Enerjimizi kalkınma için kullanalım.

16.Etiketimiz ne olursa olsun, konuşma ve davranışlarımızda yapıcı olalım, fitne/fesat işlerine sebebiyet vermeyelim, maddi ve manevi alanda kalkınmaya odaklanalım, enerjimizi kalkınmaya kanalize edelim.

17.Batı kaynaklı veya onların uzantıları olan yerli medyanın pek çok haberi, İslam ve toplumun değerlerine karşı algı oluşturmaya yönelik ve fitne fesat ağırlıklı. Bunların haberlerine ihtiyatla yaklaşın. Hucurat sureinin 6'ncı ayetini hatırlayın ve uygulayın.

18.“Örtülü hanımlara saldıran kişi gözaltında.” (Basından-2019). Nedir bu fitne, kimdir bu provakatörler? Haklarında gereği yapılmalıdır.

19.Taa uzaktaki ülkeler; orta doğuyu rahat bırakın, huzursuzluk çıkarmayı bırakın, fitne-fesat politikalarınızı terk edin.

2018:
20.Bilin ki; SM'da Toplumun ve Ülkenin faydasına olmayan "başlıklar ve paylaşımlar", paylaşılıyorsa, bunlar güdümlüdür, planlıdır, maksatlıdır, fitne-fesat amaçlıdır. Enerjimizi bunlara değil, kalkınmaya harcayalım.

21.Birileri, bir yerlerden, toplumun bir kesimini rahatsız edecek "başlık" (hashtag) açıyor veya bir paylaşım yapıyor, yine aynı kişiler, bu başlığa karşı diğer kesimi rahatsız edecek başka bir "başlık" açıyor ya da paylaşım yapıyor. İki kesimi kıyasıya kapıştırabiliyor. Fitne fesat kokan başlık ve paylaşımlara itibar etmeyelim.

22.Problem varsa, yüzleşmek ve çözmek en doğru yoldur. Sürüncemede bırakmamak gerekir. Aklıselim; fitne ve fesata galip gelecektir inşallah.

23.Payitaht Abdülhamid, Diriliş Ertuğrul, Mehmetçik Kutul Amare gibi dizilerde, fitne-fesat, ihanet vb karakterlere ve sürekli savunma halleri çokça, ve tekrara biniyor gibi. Oysa senaryolarda belirleyici olma halleri, analizler, ufuk açıcı konulara çokça yer verilmesi daha çok fayda sağlar.

24.Ülkede fitne ve fesat çıkarmak isteyenleri ve onlara hizmet edenleri istemiyoruz. Biz huzur istiyoruz. Andrew Craig Brunson ne papazmış ama, papazlık! yanında yapmadığı iş kalmamış!

2017:
25.Film ve dizilerde, gerçek hayatta fitne ve fesat işeri görmekten gına geldi artık tedbir gerek insanlık insana emanet!

26.Fitneci, fesat, sinsi ve samimiyetsiz insanlara karşı her zaman dikkatli olmak gerekir. Rabbim şerlerinden korusun.

2016:
27.Kimse kalemini fitne ve fesatın emrine vermemeli, bu Ülkenin kalkınmasını geciktirmeye çalışmamalıdır. Uzun vadede hiç şansınız yok.

28.Rabbim ülke içinde ve dışında tüm fitneci ve fesatçıların, fitne ve fesatlıklarını kendilerine çevirsin.

29.Fitne ve fesat çok mu yaygınlaşıyor? Rabbim fitnecilere, fesatçılara fırsat verme!(âmin).
...
30.Fitnefesat, algı, yalan, koğuculuk, iftira vb davranış sergileyenlerin; cehalet (itikat, ahlâk, vb) problemi vardır! İlimle tedavi etmek gerekir!
...

İhya'dan fitne iligili bazı alıntılar; 
"ALLAH Rasûlü (sa) şöyle buyurmuştur: "Sizden kim bir kötülük görse, onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmez (veya bu uygun olmazsa) diliyle değiştirsin. Buna da gücü yetmez (veya bu da uygun düşmezse) kalbiyle tepki (rahatsızlık ve huzursuzluk) duysun. Bu üçüncünün ötesinde zerre kadar iman yoktur."
.
ALLAH Rasûlü (sa) şunu da söylemiştir: "Fâsık kimse demirci körüğü gibidir; yakın olduğu zaman kıvılcımlarıyla insanı yakar, yakmasa bile kötü kokusuyla rahatsız eder. Sâlih kimse ise, misk satıcısı gibidir; yakın olduğu zaman insana misk sürer, sürmese bile miskin güzel kokusu insanı hoş eder." (Müttefekun aleyh)
.
"Bir kimse dinlemekten ziyade konuşmaktan lezzet alırsa, o kimse fitneye maruz kalmış demektir." (Yazid İbni Habib).
.
Husumet fitne kapısıdır. O kapıdan giren bir kimse, din ve dünyasına ait ciddî şeyler kaybeder.
.
Nemime (kovuculuk) yeryüzünde fitne ve fesat için çalışmaktır. Bir âyette şöyle buyurulmuştur: "ALLAH'a verdikleri (veya ALLAH adına verdikleri) sözü bozan, O'nun bağlanmasını istediği ilişkileri koparan ve yerde fitne ve fesat için çalışan kimselere lanet ve kötü yurt (cehennem) vardır." (Ra'd, 25).
.
Günah ve kötülüklere karşı uyarı görevini yapamayan veya bunun fitne koparmasından korkan bir kimse, bu şeylerin olduğu yerden uzaklaşmak mecburiyetindedir. Böyle bir durumda, sorumluluktan kurtulmanın yolu günah ve kötülük işleyenlerle bir araya gelmemektir.
.
Kişi dinini tam olarak yaşayabildiği, fitne ve günahlardan uzak olduğu yeri tercih etmelidir.
.
"ALLAH Rasûlü (sa) ileride olacak fitneleri haber verince, ben "Ya RasûlULLAH! Bu fitneler dönemine yetişirsem ne yapmamı tavsiye edersin?" diye sordum. ALLAH Rasûlü (sa), "ALLAH kelâmındaki ilimleri öğren ve onlara göre hareket et. Bunu yaparsan, o fitnelerden kurtulursun." buyurdu. (Ebu Dâvûd, Nesâî/elKübrâ).
.
"Sizden her hangi birisi, dine aykırı çirkin bir şey gördüğü zaman onu eliyle değiştirsin; eliyle değiştiremezse, diliyle gerekli uyarıyı yapsın; bunu da yapamazsa, kalbiyle tepki göstersin." (H.Ş). Kalple tepki göstermek, kötülüğün olduğu veya işlendiği yeri terk etmektir.
.
Evet son söz olarak; Fitnecilik fesatçılık istemiyoruz! İş dünyasında, siyasette, sporda, medyada, kısaca gündemimizde fitne ve fesada sebep olacak; hal, tavır, söylem ve paylaşımlar istemiyoruz. Fitne ve fesadın çaresi birey açısından ilimdir. Bu yolu tercih etmeyen ve fitne ve fesat işlerine devem edenler için ise yasal olarak gereğinin yapılmasıdır. İlahi makam da zaten karşılığı olacaktır.
....

Aşağıda ilgileri dolayısıyla başlılıkları verilen ve diğer yazılarımıhttps://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir:

1.Münafık!(lık!)(lar!) (Nifak ehli!)110222
2.Etiket Hakaret Ve Yasaları Çiğneme Özgürlüğü Vermez-2019
3.Fitne-Fesat Kokan Başlıklar ve Paylaşımlar 131118
4.TAA UZAKTAKİ ÜLKELER! 131217
5.Sosyal medyada fitne ve fesat işiyle uğraşanlara 260816




İSLAMDA (KADINLARIN) MİRAS (HAKKI) 020626

Bu yazımızın amacı İslam'da miras paylaşımının önemine, özellikle kadınların ve kızların miras haklarının olduğuna ve bunlara riayet ed...