Bu yazıda Şiilik ve Aleviliğin (ki genellikle karıştırılmaktadır) nasıl doğduğu ve ne olduğu hakkında kısa bilgi verilmeye çalışılmıştır.
Geçmişte Yahudiler (Saul, Pavlos) Hristiyanlıktaki tevhid inancını bozmuş ve İslamiyet konusunda da benzer girişimde (İbn-i Sebe) bulunmuşlardır.
Yahudi olan "Saul" güya Hristiyanlığı kabul ederek "Pavlos" ismini almış ve Hristiyanlıktaki tevhid inancını bozmuştur.
Yine Yahudi olan Abdullah İbn-i Sebe, güya müslüman olmuş ve müslüman gibi davranmıştır.
İbni Sebe müslümanlar arasında fitne sokmak için her fırsatı değerlendirmiş ve bu yönde olağanüstü bir gayret göstererek, kiminin makam ve mevki, kiminin şahsi garez, kiminin soy sop üstünlüğü duygularını kullanmış, Haşimilik Emevilik rekabetini körüklemiştir.
1. Şiilik:
İbn-i Sebe İslam dünyasını gezerek oralardaki fitne ateşleri yakmaya çalışmış ve olanları körüklemiştir.
İbn-i Sebe Şiiliğin ilk çekirdeği olan Sebeiyye mezhebini kurmuş, Hz. Osman'ın katledilmesinde aktif sol üstlenmiştir. Hz Osman'ı katleden kişi de (El Gafiki) isimli Yemenli bir Yahudi'dir.
Bir yandan Emevîleri, diğer yandan hazreti Ali taraftarlarını kışkırtmış, ve Cemel vakasının olması için zemin hazırlamıştır. Hz Ali ve evlatlarını "ilahlar hanedanı" ilan ederek İslam dinini Hristiyanlıkta yaptıkları gibi tevhid esasından saptırmaya tevessül etmiştir. Hz Ali onu İran tarafına sürgün etmiş, taraftarlarına büyük cezalar vermiştir. Ancak ne yazık ki İbn-i Sebe burada rahat durmamıştır. Haricilerden İbn-i Mülcem'e Hz. Ali'yi öldürtmüştür.
Mısır'da Sebeiyye Mezebi'nin kurulmasıyla tohumu atılan şiilik İran'da yeşermiş, gelişmiş ve 20'den fazla fırka türemiştir.
İbn-i Sebe Hz Ali'ye uluhiyet isnad etmiş, o tutmayınca peygamberlik isnad etmiş, o da tutmayınca hilafetin onun hakkı olduğu telkinine kalkışmıştır. Keza sahabe düşmanlığı Yahudilerin tezgahladığı bir oyundur ve bu oyunda başrolü oynayan da İbn-i Sebe'dir.
2. Alevilik:
Alevilik aslında bir fırka veya mezhep değildir.
Timur zamanında İran'ın Erdebil şehrinde Al-i beytin muhabbetini esas alan bir tarikat şeklinde ortaya çıkmıştır. Timur, Ankara Savaşı'ndan sonra Anadolu'dan götürdüğü 30 bin kadar esiri bu şehre yerleştirmiştir.
Erdebil'de Timur'un saygı duyduğu bir şeyh vardı. Timur ara sıra bu şeyhi ziyaret eder isteklerini sorardı. Yine böyle bir sual eylediğinde Erdebil Şeyhi buraya getirilen 30.000 esirin bırakılmasını istedi. Timur bu isteği kabul ederek esirleri bıraktı.
Serbest bırakılıp Anadolu'ya dönen Türkmenlerin bu Şeyhe ve akabinde bu Şeyin oğullarına dolayısıyla Hz Ali'ye muhabbetleri arttı. İrtibatları kesilmedi Anadolu'dan sürekli hediyeler (hatta vergi) gönderdiler, bu durum Şah İsmail ve Çaldıran savaşına kadar devam etti.
Detaylar yararlanılan kaynaktadır.
(Yararlanılan kaynak: Alevilik nedir? Mehmed Kırkıncı - Zafer Yayınları).

Konuyu güzel özetledin Allah razı olsun.
YanıtlaSil