Hangi konuda olduğu önemli değil, sorulan bir soruya cevap verince; “aaa ben bunu biliyordum!” tepkisi ile karşılaşabiliyoruz.
Doğrudur pek çok şeyi biliyoruz ama bu bildiklerimizden ne kadar yararlanıyoruz? Veya yeterince yararlanıyor muyuz?
Çok az bir gayretle cevabını verebileceğimiz sorularımızın cevabını, sahip olduğumuz bilgilere başvurarak değil de, başkalarına sorarak mı arıyoruz? Aldığımız cevaplar ne kadar sağlıklı?
Esasında pek çok doğru bilgiye kolaylıkla ulaşabiliriz. Bunu iki şekilde yapabiliriz.
İlk aşamada aklımızı ve zihnimizi biraz yorarak, sahip olduğumuz bilgilere ulaşır ve orada cevapları bulabiliriz. Bu şekilde hareket ederek, gereksiz sorular sormaktan kaçınmış oluruz. Zira yararlanmadığımız bilgilerimiz, kütüphanemizde okunmayan kitap gibi öylece orada durur.
Şayet ilk aşamada cevap bulamadığımız bir soru varsa bu kez cevap aranacak alanı genişletiriz. Kütüphanemize başvurabiliriz, arama motorlarından konunun uzmanı sitelere başvurabiliriz, yine diğer iletişim araçları ile konunun uzmanı kişilerle görüşebiliriz. En azından soruyu ilgisiz veya konu hakkında yeterince bilgisi olmayanlara değil, muhatabına yani uzmanına sormuş ve doğru cevabı almış oluruz.
Aklımızı tembelliğe alıştırmamalıyız, muhakeme ve analizlerle, bilgilerimizden ve bilgilerden azami şekilde istifade etmeliyiz.
Bilgi/veri; kağıt ortamında ise %15 inden elektronik ortamda ise %85 inden yararlanılabilmektedir. Analiz edilecek veriler e-ortamda olmalıdır.
Bilgiyi paylaşmak kütüphaneye benzer, herkes yararlanır,… bilgi cimriliği, bilgiyi kendine saklamak ise evde saklanan kitaplara benzer yararlanan yok denecek kadar azdır!

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder