30 Eylül 2021 Perşembe

Sosyal ahlâk! 300921

Bir insan ortak alanlara ve bu alanlardaki eşyalara kasten niçin zarar verir?
Misal, bir insan ortak alanlardaki;
-ağaç dallarını,
-musluk saplarını,
-sifon basacağını,
-elektrik düğmesini,
-spor aletini,
-kapıları,
-kamelyayı,
-ve benzerlerini,
niçin kırar, tahrip eder, bozar, çizer, çöplüğe çevirir? 
Bunu ona yaptıran nedir? 
Yetişkinse niçin yapar? 
Çocuk ise niçin öğretilmez?
Kendi evinde yapmadığı kesin!
...
Hukuki ve vicdani açıdan bakalım:
...
Hukuki açıdan; Kanunlarda (TCK, KMK vd) bu tür zararların tazmini konusu düzenlenmiş. Keza alt düzenlemelerde de, misal site yönetim planlarında, bizzat kat maliki veya kiracısı veya çocukları tarafından kasten veya kazara verilen bu tür zararların tazminini öngörüyor.
...
Vicdani açıdan ise kasten veya kazara verilen bu tür bu zararların tazmin edilmemesi kul hakkına girer.
...
O halde bizzat veya kiracı gibi yararlanıcılar yada çocuklarımız tarafından bilerek veya bilmeyerek,, kazara yada kasten verilen hasarların tazmin edilmesi hukuken ve vicdanen bir gerekliliktir.

Herhangi bir hasar verilmemesi ise en doğru olanıdır.
#sosyalahlâk





28 Eylül 2021 Salı

Selamlaşma! 280921

Selamlaşma! 280921:

Selam vermek, selam almak, selamlaşma nasıl olmalıdır?

Selam vermek sünnet, almak ise farzdır. Selam verirken, selamın sünnet olduğunu düşünmeli ve o kimseye dua etmeye niyet etmelidir!

Selam; Müslümanların karşılaştıklarında birbirlerine sağlık ve esenlik dilemeleri anlamında bir terimdir.

Selamın sözlükte tanımı: "Bir kimseyle karşılaşıldığında, birinin yanına gidildiğinde veya yanından uzaklaşıldığında kendisine söz ve işaretle bir nezaket gösterisi yapma, esenleme, merhaba." (TDK) şeklindedir.

Merhaba; Bolluk, rahatlık, huzur ve âfiyet temennisi içeren bir selâmlama sözüdür.

Merhabanın sözlükte tanımı: "Geniş ve mamur yere geldiniz, rahat ediniz, günaydın, hoş geldiniz` anlamlarında bir esenleşme veya selamlaşma sözü" (TDK) şeklindedir.

İslamî uygulamada selamlaşma, taraflardan birinin diğerine “Selamün aleyküm” (selâm, esenlik ve güven sizin üzerinize olsun) demesi; diğerinin ise, Ve aleyküm selâm” (Sizin üzerinize de selâm, esenlik ve güven olsun) şeklinde cevap vermesi ile gerçekleşir.

Kur’an-ı Kerim’de, “Size bir selâm verildiği zaman, ondan daha güzeliyle veya aynı ile karşılık verin.” (Nisa, 4/86) buyurulmuştur.

Selama misliyle karşılık vermek, “Selamün aleyküm” diyene “Ve aleyküm selam şeklinde; “Selamün aleyküm ve rahmetullah” diyene ise “Ve aleyküm selam ve rahmetullah” şeklinde cevap vermekle olur.

Cenâb-ı Hakk’ın isimlerinden olan selâm kelimesi Kur’ân-ı Kerîm’de kırk kadar âyette geçer.

“Evlere girdiğiniz zaman kendinize selâm verin” (en-Nûr 24/61) âyeti, evde kimse olmasa da evine giren kişinin kendi kendine selâm vermesi gerektiği şeklinde yorumlanmıştır (İbn Kesîr, VI, 94-95).

Hadislerde, selamlaşmanın; sevgiyi arttırdığı, hayır ve bereket getirdiği, insanı Allah’a yaklaştırdığı, selam vermeyenin cimri olduğu belirtilmiştir.

Selâmlaşmanın asıl amacı karşılıklı sevgi, dostluk, iyi niyet ve güzel dileklerin açıklanmasıdır.

Namaz kılmak, Kur’an okumak, tefekküre dalmış olmak, hutbe dinlemek, ilimle uğraşmak, yemek yemek ve defi hâcette bulunmak gibi durumlar selâm almaya engel teşkil ettiği için onlara selâm verilmemelidir; verildiği takdirde selâmı almamanın bir sorumluluğu yoktur (İbn Âbidîn, I, 618).

Müslüman olmayan kimselere "selâmün aleyküm" ifadesiyle selâm vermek doğru bulunmamıştır.

Lugat kitaplarında "merhaba" sözünün bir kimsenin misafiri karşılarken, “Buyur, evimiz senin için geniş ve rahat bir yer olacak, burada dostluk bulacaksın, kendini rahat hisset” anlamında bir selâmlama tabiri olduğu, ayrıca, “Allah sana bolluk ve rahatlık, huzur ve âfiyet versin” mânasında dua olarak da kullanıldığı belirtilmektedir.

Tarih boyunca birçok gelenekte sözlü ve fiilî selâm biçimleri süregelmiştir.

Hindu geleneğinde iki avuç göğüs hizasında birleştirilerek baş hafifçe öne eğilir ve “namaskar” veya “namaste” denilerek selâm verilir (Encyclopedia of Religion, XII, 8060). Hinduizm’de Tanrı Brahman’ın insanların göğsünde ve başında bulunduğuna inanıldığından bu hareketle, “Ben senin içindeki Tanrı’ya boyun eğiyorum, seni seviyor ve saygı duyuyorum” demek istenir.

Küreselleşme ve sekülerleşmenin etkisiyle günümüzde giderek geleneksel dinî selâmların yerini bu içerikten arındırılmış selâmlar almaktadır. Bazan da bir kültüre veya inanca ait selâm şekillerinin diğer kültürlere geçtiği görülmektedir. Her ne kadar dinî içeriği azalsa da selâm ifadelerine yerleşmiş olan ulûhiyyetle ilgili bazı kelimeler varlığını sürdürmektedir. Nitekim Fransızca’daki “adieu” (Allah’a ısmarladık), İspanyolca’daki “adios” (Tanrı’yla beraber git) ve İngilizce’deki “good-bye” (God be with you-Tanrı seninle olsun) gibi dinî içerikli selâmlar günümüzde de kullanılmaktadır (Encyclopedia of Religion, XII, 8060).
(Not: Diyanet kaynaklarından -özellikle İslam Ansiklopedisinden- yararlanılmıştır).




27 Eylül 2021 Pazartesi

Sultan II Abdülhamid Han Hakkında Bir İtiraf (270921):

Osmanlı Devleti'nin son zamanlarında Dahiliye Nazırlığı yapmış Servet-i Fünun edebiyatçılarından Ahmet Reşit bey (1955'te vefat etmiştir) muhalif olduğu Abdülhamit Han hakkında hatıratında şu itiraflarda bulunmuştur:

"Sultan Abdülhamid Han yorulmaz denilecek kadar çalışkan, örnek alınacak derecede takva sahibiydi. Son derece dindardı.

Sultan Abdülhamid Han esaslı bir siyaset mihveriydi. Zekası ve melekesi sayesinde tahttan indirilmesi, ne kadar Devletin mevcut şartlarını muhafazaya muvaffak olduğu, HAL'inden sonra çökmeye başlayan koca bir imparatorluğun 10 sene içinde bugünkü hale gelmiş olması ile sabittir.

Sultan Abdülhamid Han hakikaten halîm çok sabırlı pek merhametliydi. Birçok ahvalde göstermiş oldu sakinliği, temkinli ve kendisine mahsus olan tevazu sadece bilinmiş değil, inkar edilmiş faziletlerindendir.

Tahta oturmasından saltanatının ilk yarısına kadar 16 sene, memlekette ilim ve teknikte hasıl olan terakkinin ne kadar büyük olduğunu anlamak için bir misal verelim:

Meşrutiyet ilan olunduktan sonra Abdülhamid Han tahttan indirildi. Gazetelerde umumi ıslahat ve ilim ve tekniğin gelişmesine dair sütün sütün yazılar yazıldı. Her zaman olduğu gibi "şöyle olacak, böyle yapacak, oluyor yapılıyor" yolunda vaatler bol bol sarf edildi hatta oldu, yapıldı denildiği de işitildi.

Lâkin meşrutiyeti kazandığımızdan beri 3-4 sene geçmişti. Bir gün o sırada Maarif Nazırı olan Abdurrahman Şeref efendiye, Mekteb-i Mülkiye'nin ne halde olduğunu sordum: "Sizin talebeliğiniz zamanındaki hali şöyle bir tarafa bırakalım;  mekteb-i, Haşım Paşa'nın Maarif Nazırlığı esnasında mertebesine yükseltebilmek için, belki 20 sene çalışmak lazım" dedi.

Mâniler ortadan kalktığı halde olunan şey avdet etmemiş bilakis daha ziyade uzaklaşmış demekti." 

Bu olay, günümüzde, algı operasyonu yapan liyakatsiz siyasetçilerin de, bir şekilde iktidar olurlar ise bir şey yapmayacaklarının tecrübesidir. 

Tefekkür etmek ve dikkat etmek gerekir!




7 Eylül 2021 Salı

"Adıye Kültürü"

"Adıye Kültürü" isimli kitabımızın tanıtımını yapan KAFFED'e, çalışmayı yapan Yemuz Nevzat Tarakçı'ya çok teşekkür ediyorum.

Kitabın faydalı olması ve yenilerine vesile olması dileğiyle. 

6 Eylül 2021 Pazartesi

Sivas Nasıl Kalkınır? (Şehirlere Rol Model) (09.12.16):

Sivas Nasıl Kalkınır? (Şehirlere Rol Model) (09.12.16)

Makalenin tamamı "Hayatın İçinden Analizler" isimli kitabımızda yer almaktadır. 








29 Ağustos 2021 Pazar

Osmanlı İmparatorluğunda Seçimler ve Meclisler 290821

Osmanlı da seçim yapıldı mı, kaç seçim yapıldı, meclis var mıydı? Kısa bilgilendirmeler içermektedir. Maalesef okul tarih kitaplarında bu konular okutulmamıştır. Bundan sonraki okul tarih kitaplarına konulması ve okutulması, okutulan tarih konusunda sonradan yaşanabilecek hayal kırıklıklarına engel olacaktır.

Aşağıda monarşi ve meşrutiyet tanımlarından sonra seçimlere ilişkin bilgilere yer verilmiştir.

Monarşi; bir hükümdarın devlet başkanı olduğu bir yönetim biçimidir. Bu hükümdar, Türkçede han, kağan, hakan ile başka dillerden geçmiş kral, imparator, şah, padişah, prens, emir gibi çeşitli adlar alabilir. Bir monarşiyi diğer yönetim biçimlerinden ayıran en önemli özellik, devlet başkanının bu yetkiyi yaşamı boyunca elinde bulundurmasıdır.

Parlamenter monarşi: Kral devletin simgesi olarak kalır, ancak yürütme yetkisini bir hükûmete bırakır; hükümet de halk tarafından seçilmiş bir millet meclisinin kararlarına uymaya zorunludur. Hollanda, Danimarka, Birleşik Krallık, Japonya, İsveç ve Belçika'da durum böyledir

Meşrutiyet: Hükümdarın yetkilerinin anayasa ve halk oyuyla seçilen meclis tarafından kısıtlandığı yönetim biçimi. Daha genel ifadesiyle; meşrutiyet, bir hükümdarın başkanlığı altında parlamento yönetimine dayanan yönetim biçimidir. Arapça şart kökünden türemiş olan meşrutiyet 19. asırdan itibaren Osmanlı Devleti'nde meclisli saltanat-hilafet anlamında kullanılmıştır.

I. MEŞRUTİYET: Namık Kemal, Ziya ve Mithat Paşalar'ın önderliğinde 23 Aralık 1876'da ilan edilmiştir.

I. Meclis-i Mebusan: 1877 Mart-Haziran Osmanlı Meclis-i Mebusanı veya I. Meclis-i Mebusan, Türk tarihinde halk oylarıyla seçilen ilk meclistir. 18 Mart - 28 Haziran 1877 tarihleri arasında görev yaptı.

18 Mart 1877'de çalışmalarına başlayan meclisin üyeleri, vilâyet, liva ve kazaların idare meclisleri üyeleri arasından seçildi. Seçilmek için 25 yaş esas alınması, ayrıca seçilebilmek için, az çok emlâk sahibi olmak şartı konmuştu. Seçimlerin sonucunda, her vilâyet belirtilen sayıdaki mebus seçerek İstanbul'a gönderemedi. Tunus, Mısır, Romanya, Sırbistan ve Karadağ mebus göndermedi. İç işlerinde serbest olan bu vilayetler mebus göndermeye kendilerini mecbur hissetmedi. 69 üyesi Müslüman, 46 üyesi gayrimüslim olmak üzere 115 üyeden oluşan ilk Meclis-i Mebusan'ın başlıca özelliği, imparatorluk içine yayılmış çeşitli etnik gruplardan (Türk, Arap, Kürt, Laz, Ulah, Arnavut, Boşnak, Rum, Ermeni, Bulgar, Yahudi vb.) oluşmasıydı. Meclis 28 Haziran 1877'de dağıldı.

II. Meclis-i Mebusan: 1877-1878 Osmanlı Meclis-i Mebusanı veya II. Meclis-i Mebusan Osmanlı Meclis-ı Umumisi'nin alt kanadı olan Meclis-i Mebusan'ın II. dönemidir. Meclis, 13 Aralık 1877 - 14 Şubat 1878 tarihleri arasında görev yaptı.

13 Aralık 1877'de toplandı. Bu dönem mebusları da aynen birincide olduğu gibi seçilerek gelmişlerdir. Mebus sayısı 56'sı müslim, 40'ı gayrimüslim olmak üzere 96’ya düşmüştür. Başkanlığa İstanbul mebusu Hasan Fehmi Efendi, ikinci başkanlığa Hovhannes Efendi getirildi. 1877-1878 tarihleri arasında yaşanan Türk-Rus savaşı, 93 Harbi dolayısıyla II. Abdülhamit tarafından tatil etmiştir. 30 yıl süren tatil sonunda hayatta kalan iki Âyan üyesi 1908'de toplanan meclise dahil edilmiştir. Hatta bu dönemin tatil dönemi olduğu, çıkarılan kanunlara "kanuniyeti sonradan teklif olunmak üzere" kaydıyla "kanun-u muvakkat" ibaresinin ilave olunmasından da anlaşılmaktadır.

II. MEŞRUTİYET: 24 Temmuz 1908'de Kanun-ı Esasi'nin yeniden yürürlüğe konması İkinci Meşrutiyet döneminin başlangıcı sayılır. Bu dönem, 11 Nisan 1920 tarihine kadar sürmüştür.

III. Meclis-i Mebusan: 1908-1912 Osmanlı Meclis-i Mebusanı veya III. Meclis-i Mebusan, Osmanlı Meclis-ı Umumisi'nin alt kanadı olan Meclis-i Mebusan'ın II. dönemidir. 17 Aralık 1908 - 18 Ocak 1912 tarihleri arasında görev yaptı.

II. Abdülhamid döneminin sonunda, 23 Temmuz 1908’de II. Meşrutiyet'in ilanıyla, aynı yılın Kasım ve Aralık aylarında mebus seçimi yapıldı. Ahrar Fırkası ve İttihat ve Terakki Cemiyeti'nin katıldığı seçimlerde, İttihat ve Terakki çoğunluğu sağladı ve 17 Aralık 1908’de (Rumî takvime göre 4 Kânunuevvel 1324) 3. Meclisi Mebusan açıldı. Bu Meclis, 31 Mart Olayı ve II. Abdülhamit'in tahttan indirilmesi sonrasında Mayıs 1909’da Kanuni Esasi üzerinde değişiklikler yaparak padişahın ve Ayan Meclisinin yetkilerini daralttı, kendi yetkilerini arttırdı. 1911’de tek bir mebusluğu ilgilendiren, ancak siyasi yankıları yüksek olan bir ara seçim yapıldı.

III. dönem Meclis-i Mebusanı'nda 142 Türk, 60 Arap, 25 Arnavut, 23 Rum, 12 Ermeni (bunlara 4 Taşnak ve 2 Hınçak mensubu dahildi), 5 Yahudi, 4 Bulgar, 3 Sırp, 2 Ulah ve 1 Asuri (Dawud Bey Yusufani, Musul Vilayeti) mebus bulunmaktaydı. İdeolojik altyapısı dönem içinde şekillenmeye devam edecek olan İttihat ve Terakki Fırkası yaklaşık 60 mebusun desteğine sahipti.

IV. Meclis-i Mebusan: 1912 Nisan-Ağustos Osmanlı Meclis-i Mebusanı, II. Meşrutiyet döneminin ikinci Meclis-i Mebûsan'ı padişahın birincisini 18 Ocak 1912'de feshetmesi ve yapılan seçimlerden sonra, 18 Nisan 1912'de toplandı. Bu Meclis, 5 Ağustos 1912'de, içte ve dışta siyasi ortamın gerginleşmesi nedeniyle Gazi Ahmed Muhtar Paşa'nın önerisi ile Padişah V. Mehmed Reşad'ın irade-i seniyesi uyarınca feshedildi. Balkan Savaşları nedeniyle seçime gidilemedi ve sıkıyönetim ilan edildi.

Bu seçim Türk Parlamento Tarihi'nin ilk erken genel seçimidir. Hem iktidar hem de muhalefet büyük bir sertlikte kampanya sürecini yürütmüşlerdir. Kolluk güçlerinin ile İttihat ve Terakki üyelerinin oy kullanmaya gelen seçmen kitleleri üzerinde baskı, yıldırma, caydırma ve hatta şiddete varan eylemleri olmuştur. Hürriyet ve İtilaf Edirne Mebus Adayı Rıza Tevfik’in dövülmesi olayıyla bu durum açığa çıkarmıştır. Bu bağlamda 1912 seçimleri, devrin muhalifleri tarafından "dayaklı" veya "sopalı" seçim olarak isimlendirilmiştir. İttihat ve Terakki'nin ezici bir çoğunlukla kazandığı 1912 Seçimleri, pek çok açıdan itiraz ve eleştirilerin odağı olmuştur. Seçimler adil, eşit ve güvenilir bir zemine oturmadığından Türk Parlamento Tarihi'nin ilk hileli seçimler olarak kabul edilmiştir. Sonuçta, 1912 Seçimleri sonrası Meclis-i Mebûsan’ında oluşan yeni tablo muhalefeti tam manasıyla sindirmiş, İttihat ve Terakki mecliste tam hakimiyet kurmuştur.

V. Meclis-i Mebusan: 1914-1918 Osmanlı Meclis-i Mebusanı, Bâb-ı Âli Baskını sonrası 1914'te tek parti düzeninde seçime gidildi ve V. Meclis-i Mebûsan 87 sandalyenin tamamını İttihat ve Terakki kazandı. Bu Meclis I. Dünya Savaşı boyunca görev yaptı.

VI. Meclis-i Mebusan: 1920 Osmanlı Meclis-i Mebusanı ya da VI. Meclis-i Mebusan, 12 Ocak - 18 Mart 1920 tarihleri arasında görev yapan son Osmanlı Meclis-i Mebûsanı'dır. 16 Mart 1920'de İstanbul'un İtilaf Devletleri tarafından işgal edilmesi nedeniyle 18 Mart'ta çalışmalarını sonlandırdı. Bu meclisteki mebusların büyük bölümü 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara'da açılan Büyük Millet Meclisi'ne katıldı.

12 Ocak 1920'de İstanbul'da toplanan son Osmanlı Meclisi Mebusanı'nda Mustafa Kemal Paşa Meclis Başkanlığına seçilmedi. Hatta Müdafaa-i Hukuk Grubu yerine de Felah-ı Vatan Grubu kuruldu.

Sivas Kongresi kararlarının görüşülmesi sırasında Mustafa Kemal Paşa'ya bağlı genç mebusların baskısıyla Kongre kararları onaylandı. 17 Şubat 1920'de oybirliği ile altı maddelik Misak-ı Millî’yi kabul etti. Bu maddelerin önemlisi şüphesiz Hatt-ı Mütareke dahil ve haricindeki Türklerle meskun toprakları bölünmez bir bütün olarak kabul eden I. Maddedir.

İtilaf Devletleri Misak-ı Milli'nin kabul edilmesinden sonra, Sevr Antlaşması'nı Osmanlı hükûmetine kabul ettirmek amacıyla 16 Mart 1920'de İstanbul’u resmen işgal ettiler. Meclis buna rağmen 18 Mart'ta son bir kez daha toplandı. Bu son oturumda da çalışmalara ara verildi. Meclis İtilaf Devletleri tarafından basılınca, padişah tarafından 11 Nisan'da dağıtıldı.

III. Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM): Yeni Büyük Millet Meclisi'ne delege seçmek için 1920 yılında Osmanlı İmparatorluğu'nda genel seçimler yapıldı. Seçimleri İtilaf Kuvvetlerin işgalini protesto eden milliyetçi yerel gruplardan oluşan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti domine etti.

İstanbul işgal edildikten sonra, Türk Milli Hareketi lideri Mustafa Kemal, 19 Mart'ta il idarelerine ve ordu komutanlarına telgraf göndererek Büyük Millet Meclisi seçimleri yapmalarını istedi.

Seçimlerden sonra, yeni Büyük Millet Meclisi 23 Nisan 1920'de Ankara'da, başkan Mustafa Kemal liderliğinde bir araya geldi.”




22 Ağustos 2021 Pazar

Ustalık, İş Ahlâkı, İşini İyi Yapmak 220821:

Ustalık, İş Ahlâkı, İşini İyi Yapmak 220821:

Biraz daha dikkat,
biraz daha işe yoğunlaşma,
biraz daha liyakat,
biraz daha işini iyi yapmak,
biraz daha iş ahlakı,
biraz daha empati
pek çok iş ve imalatın eksik veya hatalı yapılmasını önler!
...
Misal; bir ev düşünün;

"Pencerelerde silikon yapılmamış yerler var, dışarıdan yapmak mümkün değil, yağmur yağınca içeri su giriyor!

Silikon yapılırken dikkatli yapılsa, silikonsuz yer kalmayacak su sızmayacak idi.

Banyoda iki su gideri var, ama su ikisine de gitmiyor!

Bir terazi ile meyil verilse giderler tam iş görecekti.

Duş kabini su sızdırıyor, eksik silikon var!
Biraz sabır ve dikkatle silikon yapılsa sızma olmayacaktı.

Dış kapı tam yerine oturtulmamış, hava akımı var!

Kapı kasasına oturtulmuş olsa, tam kapanacak kapıdan rüzgar esmeyecek ve ıslık çalmayacaktı.

Dış kapı ayarsız, ana kilitler çalışmıyor!
Kapı ayarları yapılsa tüm kilitler çalışacak ve kilitlenecekti.

İnşaat artıkları akıllı muslukların kafasını karıştırıyor, sıcak soğuk su karışıyor!
Tesisat döşenirken inşaat artıklarına dikkat edilse böyle bir problem yaşanmayacaktı.
-..."
Bu örnekleri, üretici, müfettiş, memur, dr, avukat, yargıç, asker, şoför, öğrenci, öğretmen, esnaf, tüccar, imalatçı, sanayici, tiyatrocu, yazar, sporcu, profösör, asker, polis, siyasetçi, yönetici, bankacı, işçi, işveren, çaycı, aşçı kim ne iş yapıyorsa, ona uyarlayabiliriz.
...
Önce yapılan işi sevmek veya sevdiği işi yapmak ve yapılan işe yoğunlaşmak ve dikkat gerekir.
...
Sonra o işi öğrenmek gerek, o işin uzmanı olmak gerek, ehliyet, liyakat kazanmak gerek.  
...
Usta veya uzman olmak da yetmez. O ustalığı veya uzmanlığı işe yansıtmak gerek. Yani iş ahlakı gerek. 
..
O işi yaparken ustalık veya uzmanlık yanında iş ahlakının da devrede olması, o işi kendine yapıyor gibi yapmak, empati yapmak da gerekir.
...
Ayrıca işini layıkıyla, tam yapmak, kazancını hak etmektir. Kazancını helal kılmaktır. Güzel dua almaktır. Tercih edilir olmaktır. Sürdürülebilir (şirket) olmaktır.
...
Rabbim işimizi iyi yapmayı nasip eylesin.
Rabbim işini iyi yapanların sayısını arttırsın.
Rabbim her bir işimizi, uzmanına ve ahlâklısına düşürsün.
#ustalık #uzmanlık #işahlakı



19 Ağustos 2021 Perşembe

Afganistan 190821:

Afganistan 190821:
Afganistan 40 milyon nüfuslu, rakımı yüksek, kurak, müslüman bir ülke.
Tarihte Makedon İskender’in işgal ettiği ve oradan evlendiği yazılır.
İngilizler de işgali denemişler. Ruslar da ve son olarak Amerikalılar da.
Uğradığı saldırılar, iç çatışmalar ve işgaller kalkınmasına engel olmuştur.
Afganistan halklarının, işgalcilerin verdikleri zararlar kadar kendilerine zarar vereceklerini düşünmüyorum. Bekleyip, izleyip, göreceğiz.
Afganistan’a karşı ön yargılı olmamak lazım.
Afganistan'ın yeniden inşası, savaşın izlerinin silinmesi, huzur ve refaha kavuşması için destek olunması gerekir. Afganistan’ı işgal için sadece ABD bir trilyon dolar para harcamış keşke kalkınmaya harcasaydı.
Afganistan’ı işgal girişiminde bulunan ülkelerin, şayet “savaş tazminatı” veya “işgal tazminatı” ödeselerdi, ödemeleri gereken tazminat kadar bir miktarı Afganistan’a ödemeleri gerekir.
Dünya ülkelerinin ve Birleşmiş Milletlerin de Afganistan'a benzer desteklerinin olması mülteci akınlarını da engelleyecektir.
Afganistan halklarının kendi geleceklerini belirleme hakları vardır. En kısa sürede huzura kavuşması dileğimizdir.

Not: Aşağıda Basında yer alan Rus işgali, Amerikan işgali, insan kaybı, uyuşturucu ve katliamlara ilişkin bazı bilgilere yer verilmiştir.
...
RUS İŞGALİ:
Sovyetler Birliği, 1979'da Afganistan'daki Marksist hükûmetin isteğiyle işgal etmiş, kukla bir hükümet kurdurdu. Buna tepki gösteren yerel güçler, Batı ülkelerinin de desteğiyle SSCB'ye karşı bir silahlı mücadele başlatmışlar ve pek çok bölgede egemenlik sağlayacak düzeyde başarı göstermişlerdir. Tüm bu yıpratıcı mücadele SSCB'nin içinde bulunduğu zor ekonomik durumu daha da ağırlaştırmış ve SSCB'nin dağılmasıyla sonuçlanacak olaylara büyük bir etki yapmıştı. Moskova 1989'da ordusunu geri çekti ve Taliban (talebeler) güçlendi.
...
ABD İŞGALİ:
Amerika Birleşik Devletleri'nde yapılan 11 Eylül saldırılarının sorumlusu olarak ilan edilen El-Kaide'nin bu bölgede yerleştiği iddiaları, Taliban rejiminin bu olaya müdahale etmemesi ve kaynak sağladığı iddiasıyla ABD ve koalisyon güçleri tarafından işgal edilmiş, Taliban yönetimden uzaklaştırılmıştır. ABD 20 yıl boyunca Afganistan'da kalmıştır. Şubat 2020'de ABD ve Taliban, "Afganistan'a barış getirmek için" bir anlaşma imzaladı. ABD 2021 yılı ağustos ayı itibari ile çekilmiştir. Bir araştırmaya göre Afganistan'daki savaşın ABD'li vergi mükelleflerine maliyeti 1 trilyon dolar olmuştur.
...
İNSAN KAYBI:
Afganistan'da 2 bin 300 ABD askeri öldü, 20 binden fazlası da yaralandı. Diğer ülkelerden de yüzlerce asker hayatını kaybetti veya yaralandı.
Afgan kolluk kuvvetlerinden 60 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.
2009'da Birleşmiş Milletler hayatını kaybeden sivillerin sayısını düzenli bir şekilde tutmaya başladığından beri çatışmalarda 111 bin sivilin öldüğü ya da yaralandığı tespit edildi.
...
UYUŞTURUCU:
2000'de, Taliban afyon üretimine yasak getirdi ve bu da uyuşturucu mafyasının afyon üretiminde %90'a varan bir düşüşe sebep oldu. 2001'de Amerikan işgalinden sonra, afyon üretiminde gözle görülür bir artış yaşandı. 2005'te, Afganistan tekrar dünyanın 1 numaralı afyon üreticisi konumuna geldi.
...
BASINDA YER ALAN BAZI KATLİAM HABERLERİ:

12 Mart 2012: Afganistan'da Amerikan askeri katliam yaptı: 16 ölü. Afganistan'ın Kandahar ilinde pazar günü üssünden ayrılan bir Amerikan askeri 9'u çocuk 16 Afgan sivili öldürdü. Olay Afganistan'da geniş tepkiye yol açtı, ABD başkanı Barack Obama üzüntüsünü dile getirdi.
...
25 Avustralya askeri 39 Afganistanlı sivili savaşa alıştırma babından keyfi olarak öldürmüşler. Bir özür diliyorlar, yetiyor (mu?).
...
3 Nisan 2018'de Afganistan'ın Kunduz vilayetindeki bir medreseyi hedef alan ABD, 100'ün üzerinde eğitmen, öğrenci ve sivili katletti, onlarcasını da yaraladı. Dünya kamuoyu ve basını, her katliamda olduğu gibi bu vahşi katliamı da görmezden geldi.
...
İngiliz askerlerin Afganistan'da işlediği katliamın videosu kayıp!
Seyfullah Yar, 2011'de köylerine giren SAS biriminin ailesini vurup öldürdüğü sırada 19 yaşındaydı. 2017'de baskını araştırmak için Kabil'e gelen Britanyalı askeri müfettişlere başından geçenleri anlatırken, o esnada ellerinin kelepçeli olduğunu; babasından, erkek kardeşinden ve iki erkek kuzeninden uzaklaştırıldığını söyledi. Afgan genç sonrasında silah sesleri duyduğunu ve İngilizler olay yerini terk ettiğinde yakınlarının kurşunlarla delik deşik olmuş cesetleriyle karşılaştığını anlattı.
Afganistan'da SAS biriminin gerçekleştirdiği savaş suçuna dair soruşturma, delillerin yitirilmesi ve tanıkların sessiz kalması nedeniyle sekteye uğrarken, iddiaların hedefindeki timin suçunu ortaya koyduğu kaydedilen bir videoysa kayıplara karıştı.
İngiliz operatörlerin 2011-2013 döneminde gerçekleşen onlarca cinayete Afgan özel kuvvetlerini de bulaştırmak için görev raporları üzerinde tahrifat yaptığı sonucuna vardı.
...
Hollanda'nın Trouw gazetesine konuşan Afganistan'ın Uruzgan bölgesinde görev yapmış emekli asker Servie Hölzken, 2007'de Taliban sığınağı diye saldırdıkları evlerde muhtemelen Afgan sivilleri katlettiklerine dair ifşaatta bulundu.
...
Afganistan’da katliam 300 ölü (2007): ABD ordusunun öncülüğündeki koalisyon kuvvetleri sivillerin üzerine bomba yağdırdı. Amerikan komutasındaki koalisyon kuvvetlerinin Helmand eyaletinde sivil katliama neden olduğu bildirildi. Bölge halkı, Laşkar Gah’ın kuzeyinde yer alan Bagran’ın uzak bölgesinde düzenlenen hava saldırılarında çok büyük sayıda can kaybı olduğunu söyledi. Bölge halkı, gazetecilere ve yerel yetkililere, bombardımanda 200-300 sivilin öldüğünü yüzlerce kişinin de yaralandığını bildirdi.
...
Amerika ve batı medyası Amerika ve NATO’nun Afganistan’daki katliam sayısını sansürlemektedirler. Temmuz 2005 tarihinde Amerika hava saldırısı sırasında kadın ve çocuklardan oluşan 17 Afganlı sivil öldürüldü.
...
Alman İstatistik ve veri sitesi Statista’nın yayınladığı bir tablo Afganistan’daki sivil katliamlarının trajik boyutunu gözler önüne seriyor. Tabloda Afganistan’da öldürülen sivil başına değişik ülkelerin ödediği tazminat miktarları gösteriliyor. İtalyan hükûmeti, askerlerinin öldürdüğü her bir Afgan sivil için 13.500 dolar öderken en az ödemeyi 2.400 dolar ile Hollanda yapıyor.
...
Taliban tarafından yapılan açıklamada "2019 yılında ABD ve Kabil hükümeti güçleri Afganistan'da 5 bin 423 sivili öldürdü, 3 bin 284 sivili yaraladı, 102 cami, 11 dini mekan, 18 okul, 20 klinik, 1650 ev, 1719 dükkan ve 881 aracı tahrip etti."
...


17 Ağustos 2021 Salı

Aşure günü (10 Muharrem):

Geliniz 10 Muharrem aşure günü vesilesiyle bazı güzel şeyler yapalım, mesela;
İlmihali, hâl ilmini öğrenelim,
Hal ilmini hayatımıza uygulayalım,
Oruç tutalım,
Ahlâkımızı güzelleştirelim,
Sadece dışımızı değil,
İçimizi de güzelleştirelim,
Dilimizi de güzelleştirelim,
Güler yüzlü olalım
Selamlaşalım
Samimi olalım,
Dürüst olalım,
İşimizi iyi yapalım,
Çalışalım,
Üretelim,
İyilik yapalım,
Haramlardan kaçınalım,
Yalan söylemeyelim,
Gıybet, dedikodu yapmayalım,
Kibir, hırs ve hasedi terk edelim,
Tefekkür edelim,
Şükredelim,
Dua edelim,
Sabredelim,
Aklımızı kullanıp,
Sevgiyle hareket edelim.
Birlik olalım,
Dirlik bulalım!
#alinuralca



15 Ağustos 2021 Pazar

Medeniyet kurmak ve yaşatmak 150821

Medeniyet kurmak ve yaşatmak 150821:
Kendi inancımıza ve kültürümüze uygun bir medeniyet kurmak için;
-beden ve akıl tembelliğini terk etmek,
-taklitçilikten kurtulmak,
-bağımsız olmak,
-çalışmak,
-üretmek,
-maddi ve manevi olarak kalkınmak,
gerekir.
...
Medeniyeti yaşatmak için ise;
-bu işleri sürekli hale getirmek,
-medeniyeti hayatın her alanına yansıtmak,
-dinamik olmak,
-medeniyeti sürekli geri beslemek, ileri taşımak 
gerekir.
#medeniyetkurmak
#medeniyetiyaşatmak




13 Ağustos 2021 Cuma

Kurnazlık! 130821

Zeki ve kurnaz kelimeleri genelde beraber kullanılır. 

Zeki; "anlama, kavrama yeteneği olan, zekâsı olan, zeyrek" anlamındadır.

Kurnaz ise "kolay kanmayan, başkalarını kandırmasını ve ufak tefek oyunlarla amacına erişmesini beceren, açıkgöz, hin, sinsi, hilekar" kimsedir. 

Saflık  veya masumluk ise iyi niyeti de barındıran, kurnazlığın zıt anlamlısı kelimelerdir.

Bu sebeple kurnaz geçinenler dürüstlüklerin azlığından ve tevessül ettiği basit hilelerden dolayı toplumda çok sevilmezler

Kurnazlar kendi kurdukları samimiyetsiz dünyaları ile kendilerini cezalandırmışlardır. Zira kurnaz kendi yaptıklarını her zaman kendisine yapılacağı kaygısı ile yaşar!

Kurnazlık yapmak bütün akıllı insanların potansiyelinde olan bir haldir.

Fakat erdemli olanlar kurnazlığa tenezzül etmezler.

Kurnazlık bir kabiliyet değil, ahlaki bir durum, bir tercihtir.

Misal; yalan söyleyerek kurnazlık yapanlar, kendini ahlaklı ve akıllı zannetmesin! Ahlaklı akıllılar sadece yalan ve kurnazlığa tenezzül etmiyorlar. 
...
Akıl (düşünme, kavrama, anlama yetisi),
...
Akıllı (doğruyu yanlıştan, iyiyi kötüden ayırabilme yeteneği olan, aklını iyi ve yolunca kullanmasını bilen, aklı olan, doğru düşünen, sağduyulu),
...
Ahlak (insanın doğuştan getirdiği ya da sonradan kazandığı birtakım tutum ve davranışların tümü, kişide huy olarak bilinen nitelik; iyi ve güzel olan nitelikler).








8 Ağustos 2021 Pazar

Ankara Kuzey Yıldızı Camii ve Külliyesi 080821:

Ankara Kuzey Yıldızı Camii ve Külliyesi 080821:

Güzel bir camii ve külliye. Cami 3000 kişi kapasiteli külliye kısmında 100 kadar kubbe saydık, iki üç katlı olduğunu düşünürsek yüzlerce bedestan yani dükkan olarak kullanılabilecek yer yapılmış.
Hali hazırda bir elin parmaklarını geçmeyecek kadar dükkan çalışıyor diğerleri kiralamayı bekliyor.
...
Güzel bir külliye fakat ziyaretçilerin özellikle çöp konusunda gerekli ihtimamı gösterdiklerini düşünmüyorum.
Dikkat çeken çöpler; düşürülmüş/atılmış dondurmalar, dondurma kapları ve ambalajları, sigara izmariti, dolu veya boş pet şişeler, kırılmış soda şişeleri, maskeler ve bırakılmış çöp torbaları.
...
Burayı ziyaret eden insanların belli bir kültüre sahip inançlı insanlar olduğunu düşünürsek çöp konusunda gerekli bilince sahip olduklarını ve gerekli hassasiyatı gösterdiklerini düşünmüyorum.
...
Oysa inançlarına uygun olarak, çevreyi kirletmemeleri, aksine temizlemeleri ve kirletenleri uyarmaları gerekir.
Çok üzücü bir durum, bunun üzerinde durulması ve çözülmesi gerektiğini düşünüyorum!
...
Kendinize, çocuğunuza veya torununuza vb kime dondurma alıyorsanız lütfen kabını çöpe atın, bir yere oturun yiyin sonra gezin, yerlere atmayın, düşürmeyin, düsürdüyseniz geri alın, su şişelerini kuytulara değil çöp kutusuna atın, eğer elinizden düşmüş dolu şu şişesi ise onu da bir zahmet atın çöp kutusuna veya suyunu bir çiçeğe bir ağacın dibine döküp boşunu çöp kutusuna atın, öylece bırakmayın. Her yerde kulenin her basamağı sigara izmaritinden geçilmiyor. İzmaritleri yerlere atmayınız.
...
Yetkililer bu gibi yerlerde sigara içme alanları oluşturun lütfen
...
Ya o maskeler, ya sahip çıkın, düşmüş ise yerde bırakmayıp çöp kutusuna atın lütfen.
Kırık soda şişeleri ve oraya buraya yazılmış yazılar ayrı bir çirkinlik.
...
Kısaca çöp olayı, ister mütedeyyin ister muhafazakar, ister batıcı ister sucu ister bucu olsun, Ülkede çözülmesi gereken bir problem. Bir eğitim konusu!
...
Külliyenin bir an önce hayata geçmesi hayat bulmasını diliyorum! Hakikaten güzel bir yer!
Bir diğer dileğim, çöp konusunda bilinç ve temiz bir çevre!





6 Ağustos 2021 Cuma

İki kitap 060821:

İki kitap 060821.

İki kitabımızın örnek baskıları elimize ulaştı. Kitapların bu aşamaya gelmesini sağlayan, tarafımıza ulaştıran kıymetli hemşerimiz Yavuz Selim Pinarbaşi'na, Kityay ailesine, emeği ve katkısı olan herkese teşekkür ediyorum.

1."Hayatın İçinden Analizler"
İnsanlar hayatlarında pek çok tecrübe edinir, tespit ve gözlemlerde bulunabilir, öneriler sunabilirler. İşte bu kitap­ta, kişiler, aile, kamu-özel tüm kurumlar dahil, hayata dair pek çok konuya ilişkin gözlem, tespit, de­ğerlendirme, analiz ve öneriler yer almaktadır.
Kitabı okuyan herkesin kendinden kesitler bulacaktır.

2."Adıye Kültürü"
Bu kitapta, yazarın Adıye olarak adlandırdığı Kuzey Kafkas Halkla­rının, sosyal yaşantılarının temeli­ni oluşturan evlilik, düğünler ve aile ile ilgili değerlendirmeleri, Adıye­lerin geleceklerine ilişkin bazı tes­pitleri, Anadolu’da bir Adıye köyü olan Togaje’deki Adıye Kültürüne ait örnekler ile sade hayatı ve kari­yer konusunda önerileri yer almak­tadır.
Faydalı olması dileğiyle.

Not: Kitaplar internet üzerinden temin edilebilir.



4 Ağustos 2021 Çarşamba

Sosyal medyada fitne ve fesat işiyle uğraşanlara 260816

Sosyal medyada fitne ve fesat işiyle uğraşanlara 260816:

Makalenin tamamı "Hayatın İçinden Analizler" isimli kitabımızdadır.




29 Temmuz 2021 Perşembe

Orman Yangınları Nasıl Önlenir? 290721:

Her yaz olduğu üzere 2021 yılı yazında da orman yangınları arttı. Herkes gibi çok üzülüyoruz.

Hele ormana aşırı duyarlılığı olan ve kesilmesine dahi üzülen biri olarak bu konuda tedbir alınmasını önemsiyoruz. 

Tamam yangını söndürelim ama, yangını önlemek daha önemli ve öncelikli adımdır. 

2020 yılında da yangınların önlenmesi için alınabilecek tedbirler konusunda önerilerde de bulunduk. 

Bu konuda önerilerimizi ulaşır ümidiyle yetkililere tweet olarak atmıştık. Ayrıca bununla yetinmemiş Orman Genel Müdüründen randevu talep etmiş, müsait olunca dönüleceği belirtilmesine ve yıl geçmesine rağmen bir dönüş olmadığını belirtmek isterim. 

İlave olarak orman kesimi dahil orman ve fidanlıklarla ile ilgili konularda, CİMER üzerinden başvurularımız da Orman Genel Müdürlüğü hiç üzerine alınmamış yerel işletmelere aktararak sadece trafik polisliği yapmıştır. Yani sadece yazıştık!

Ben yine buradan orman yangınlarının önlenmesine yönelik alınacak tedbirler konusunda ORMAN GENEL MÜDÜRLÜĞÜNE (OGM) tekrar çağrı yapıyorum:!!!!

“ 1.OGM orman yangınlarına ilişkin bir risk havuzu oluştursun. 
2.Sahada görev yapan tüm orman personeli (mühendis, orman muhafaza memurları vb) ile yazılı ve görsel basın, rapor, istihbarat vb çeşitli kaynaklardan, geçmişteki tüm orman yangınlarına ilişkin veriler toplasın. 
3.Bu verileri analiz edilsin. 
4.Analiz sonucuna göre, yangınlar; sabotaj, terör, ihmal, husumet, sigara izmariti, piknik ateşi, atılan çöpler, cam atıklar vb hangi sebepten kaynaklanıyor ise ona göre tedbir alınsın, tamamen önlenemiyor ise de yangınları önleme ihtimali arttırılsın.

Yangınsız günler dileklerimle...
...

Orman ve orman yangınları ile ilgili kurum ve yetkililere atılan bazı tweetler:
1. @a_nural 12 Tem 2020
#Orman yangınları konusunda;
-vatandaşlar dikkatli ve duyarlı,
-Orman Genel Müdürlüğü de tedbirli,
olmalı.
Mesela, #Gelibolu daha önce de yanmıştı, şimdi de yandı.
Yangınların çeşitli sebepleri olabilir. Bunlar araştırılıp tedbir alınamaz mı?
@TCTarim @tcbestepe #Heybeliada

2. @a_nural 26 Tem 2020
Bu gün yine #Gelibolu'da 5 ayrı yerden eş zamanlı yangın başlamış.
@TCTarim bakanlığı yangınların çıkış sebepleri konusunda risk havuzu oluşturup OGM kanalıyla önleyici tedbirler alabilir.
@tcbestepe #Gelibolu #Orman #Yangın

3.@a_nural 10 Ekm 2020
#Orman yangınlarına çok üzülüyorum.
-yakanlar,
-tedbirsizler,
-yakanlara karşı tedbir almayanlar,
-ihmali olanlar,
Yangınlara karşı önleyici tedbirleri arttıracak yeni bir yaklaşım gerek #BELENYANIYOR
@tcbestepe @TCTarim #HATAYYAKILIYOR

4. @a_nural 10 Eki 2020
Klasik ormancı uygulamasının ötesinde, yangın dahil her türlü duruma göre tedbir geliştirebilen bir orman idaresi yapılanması gerekiyor #HATAYYAKILIYOR
@tcbestepe @TCTarim

5. @a_nural 11 Eki 2020
Terörü ve terör örgütünü doğrudan veya dolaylı destekleyen herkes, teröristlerin yaktığı canlılardan, ormanlardan ve eylemlerinden dolayı sorumluluğünuz ve vebaliniz var. #ormanlaryanıyor #ormanlaryakılıyor #terörübitirelim #HatayıYakıyorlar

6. @a_nural 5 Eyl 2017
Sivas (Demirözü)-Tokat (Çat) sınırı. Hayvanlar yine, yeni oluşturulan fidanlıklarda.
@VeyselEroglu @ormanvesuisleri

7. @a_nural 5 Eyl 2017
Fidanlığın yanında Yaylacılar çadırlarda ve hayvancılık yapıyorlar. Konu daha önce de orman Gn Md.ne iletilmişti. Ama değişen bir şey yok.

8. @a_nural 18 Eyl 2020
Ormanlarımızda "kesim sahası" tabelası değil, ağaç olmayan yerlerde "dikim sahası" tabelası görmek isteriz. @TCTarim @OGMgovtr @sivasvaliligi @tcbestepe




27 Temmuz 2021 Salı

"Adıye Kültürü" 270721:

"Adıye Kültürü" 270721:

Bu kitapta, yazarın Adıye olarak adlandırdığı Kuzey Kafkas Halkla­rının, sosyal yaşantılarının temeli­ni oluşturan evlilik, düğünler ve aile ile ilgili değerlendirmeleri, Adıye­lerin geleceklerine ilişkin bazı tes­pitleri, Anadolu’da bir Adıye köyü olan Togaje’deki Adıye Kültürüne ait örnekler ile sade hayatı ve kari­yer konusunda önerileri yer almak­tadır.
#AdıyeKültürü #kitap




"Hayatın İçinden Analizler" 270721

"Hayatın İçinden Analizler"270721:

İnsanlar hayatlarında pek çok tecrübe edinir, tespit ve gözlemde bulunabilir, öneriler sunabilirler. .

Gelen, devam eden, gelecek olan; yani, hayatın akı­şındaki tüm kuşaklar bu tecrübelerden faydalanabilmeli ve üzerine yeni tecrübeler ilave edebilmelidirler. 

Geleceği daha iyi tesis etmek isteyen, daha kaliteli bir hayat yaşa­mak isteyen, daha kaliteli hayat tasarlayanlar, tecrübe­lerden faydalanabilirler. 

Bu gün dün ile yarın arasında bir köprü ise tecrübeler de öyle ve faydalanmak gerekir düşüncesindeyim.

İşte bu kitap­ta, kişiler, aile, kamu-özel tüm kurumlar dahil, hayata dair pek çok konuya ilişkin gözlem, tespit, de­ğerlendirme, analiz ve öneriler yer almaktadır.

Herkes bu kitapta kendinden kesitler bulacaktır.

#HayatınİçindenAnalizler #kitap

(Not: Kitap internet üzerinden temin edilebilir. 
Örnek: 



4 Temmuz 2021 Pazar

Göçün geride bıraktıkları! 050721:

Şehrin dışına, yeşil, suyun ve ağaçların olduğu bir yere doğru gittiğimiz bir gün, bir yerleşim yerinden geçerken salat için çağrıyı duyunca, vakti eda edelim niyetiyle mola verdik.

Aracımızı, artık kumandalı demir otomatik kapısı çalışmayan koca bir okulun bahçesine park ettik.

Okulun tam karşısında caminin bulunduğu, küllüye gibi bir bahçeye girdik. Tuvalet, şadırvan, lavabo, kurs odaları olan teşkilatlı bir yer idi. Hemen hemen her şey düşünülmüş idi. Her şey var gibiydi. Sadece çevrede insanlar yoktu.

Evet, camiye girdik ama kimse yoktu. Belli ki ezan otomatik hoporlörden okunmuştu. Biraz bekledik ama gelen olmadı.

Yaz günü olması sebebiyle köydekilerin tarlada bahçede olma ihtimalini düşündüm. Belki caminin kadrolu imamı da yoktu.

Çevrede hiç insanın olmaması, köyden kente göçü düşündürdü. Göçün tüm izleri de ayan beyan önümüzde duruyordu.

Okul, cami ve sair ihtiyaçlar için fena bir yatırım yapılmamıştı.

Okulun bahçesi ve duvarlarındaki su tahliye boruları kuşlara mesken olmuştu. Kuş sesleri cıvıl cıvıldı. Belli ki okul da artık kullanılmıyordu. Sadece birkaç sokak köpeği ile karşılaştık.

Gerek okul, gerek cami ve cami müştemilatı ve hatta köy dahi adeta terk edilmiş gibiydi.

Galiba göçün cazibesine kapılıp gitmek yerine, o güzel yerleri terk etmeden yerinde kalkınmayı sağlayacak tedbirlere ihtiyaç var gibi.

Bu tedbirler onca yatırımın heba olmasını engelleyeceği gibi, belki terk edilen yerlerde çok daha kaliteli bir hayat tarzı da ortaya çıkarmayı sağlayacaktır.

Bu sebeple, göçün önlenmesine ve yerinde kalkınma projelerine ve bu projeleri hayata geçirmeye  ihtiyaç var gibi.




Hem suçlu, hem suçlayıcı! 040721:

Hem suçlu, hem suçlayıcı! 040721:

Bu günlerde medya, siyaset, ekran, toplantı vb yerlerde dikkatimi çeken bazı garip davranışlar;

-yalan söyleyip, karşısındakini yalancılıkla suçlamak!

-yolsuzluk yapıp, karşısındakini yolsuzlukla suçlamak!

-algı oluşturup, karşısındakini algı oluşturmakla suçlamak!

-hakaret, tehdit edip, karşısındakini hakaret etmekle, tehdit etmekle suçlamak!

-geçim derdi olmamasına rağmen, geçinemiyoruz edebiyatı yapmak!

-liyakatsiz olmasına rağmen, karşısındakini liyakatsizlikle suçlamak!

-beceriksiz olmasına rağmen, karşısındakini becerisizlikle suçlamak!

-işe engel/takoz olup, karşısındakini iş yapmamakla suçlamak!

-saygılıymış görünüp, her fırsatta toplumun değerlerine saldırmak!

-yaşanan her olumsuzluğu, manevi değerleri yıpratmak için kullanmaya çalışmak! 

-suçlu olmasına rağmen, karşısındakini suçlamak!

-hem suçlu, hem suçlayıcı!

-hem de arsız!

-liste uzar gider...!

Güya milletin aklıyla dalga geçiyor(lar)!

Oysa bilmezler ki, milletin, müminin feraseti var, irfanı var!



3 Temmuz 2021 Cumartesi

Zam yapmak! 030721

Zam, bindirim, fiyat artışıdır. Bir şeyin fiyatını artırmaktır.

Elektrik, doğal gaz, akaryakıt, su gibi temel maddelere yapılan zam, suya atılan taş gibi halka halka tüm sektörlere yansır.

Zam 1970 lerde, 1980 lerde ve 1990 larda sıkça yaşadığımız bir durum idi.

Bu yıllarda yapılan zamlar bir şeyi çözmediği gibi sadece acı reçeteleri olmuştur.

Zammın piyasayı bozucu bir etkisi vardır. Zam beklentisi, piyasada belirsizliği ve güvensizliği dolaysıyla fiyat artırımını tetikler. Psikolojik zamlar başlar, artar ve tüm sektörlere yayılır.

Yakın zamanlarda marketlerde gerekçesiz fiyat artırımları oldu. Bunlar spekülatif amaçlı da olabilir. Mutlaka araştırılmalıdır.

Ama markette fiyat artışını gören tüketici, kendi ürettiği ürüne veya sunduğu hizmete zam yapma gereği duyuyor. Psikolojik bir tavır bu!

Piyasada denge biraz kaydığında, döviz artışını gören, maaş artışını duyan, dedikodu medyasındaki söylentilerden tutun da faiz oranlarındaki değişikliğe kadar her şeyi bahane edip zam yapılabiliyor.

Devletin temel ürünlere yaptığı zamlar, her yıl başında yayınlanan yeniden değerleme oranları piyasada zam için tetikleyici etki yapıyor.

Şöyle ki; piyasa üç ekonomik aktör varsayalım. Biri zam yapınca diğer aktörler de gecikmeli de olsa zam yapıyorlar. Bir birime yaptıkları ticaretlerini zam sonrası, zam oranı kadar ödeme yaparak devam ettiriyorlar. Uzun vadede olan budur.

Zam sarmalına giren piyasa, kontrol edilemez hale gelebiliyor.

Geçmişi hatırlayın, gecelik faizle yüzde yedibinlere çıkmış, devalüasyonlar, üç haneli enflasyon, çok sıfırlı paramız olmuştu. Neyse ki liradan altı sıfır silindi de paramıza bir itibar geldi. Hatta bu sıfırların atılamayacağını atılırsa Taksimde konser! vereceğini söyleyenler bile çıkmıştı. Sıfırlar atıldı o şahıs(lar) da taahhüdünü yerine getirmedi, ayrı konu.

Netice de demek istediğim zam piyasalar için tehlikeli bir şey.

Bırakın zam yapmayı sık sık dillendirilmesini dahi doğru bulmuyorum.

Çünkü piyasalara bozucu etki yapıyor.

Zamdan önce, o sektörde alınabilecek tüm tedbirlere bakmak lazım, yapısal reformlar ve yatırımlar gerekiyorsa yapmak lazım, hantallık, verimsizlik varsa gidermek lazım, yöneticilerin piyasayı çok iyi analiz edip zam yerine diğer tedbirleri almaları lazım.

Geçmiş 40-50 yılda yaşadığımız zam sarmalına düşmemek için, piyasayı olumsuz etkilememek için, istikrar için, kalkınmak için Devletin ve piyasaların zamları gündemden çıkarması gerekiyor.

Herkesin yararınadır.



İSLAMDA (KADINLARIN) MİRAS (HAKKI) 020626

Bu yazımızın amacı İslam'da miras paylaşımının önemine, özellikle kadınların ve kızların miras haklarının olduğuna ve bunlara riayet ed...