Bir insan kendi ülkesine, değerlerine ve inancına nasıl yabancılaşır? Bu yabancılaşma nasıl düşmanca tutumlara varabilir?
Düşünelim, bir insan, bir şeye niçin düşmanca davranır? Ya onun bir kötülüğünü görmüştür, ya da kendisine kötü olduğu söylenmiş ve söyleniyordur, değil mi?
Peki bu toplum, bu ülke, kendi inancı ve değerlerinden bir zarar gördü mü? Bakınız tarihe toplum kendi değerlerine ve inancına bağlı kaldığı dönemlerde dünya lideri olmuş, imparatorluklar kurmuş, ilimde fende, diplomaside, adalette, savaş stratejilerinde, mazlumlara kol kanat germede, sömürgecilik ile mücadelede öncü olmuş. Yani kendi değerleri ve inançlarından bir kötülük görmemiş!
Ama kendisine söylenen okutulana bakarsan, bunlardan hiç bahsedilmez ve unutturulur, hatta kötülenir. Daha ileri giderek derler ki “bizi İslam geri bıraktı”!. Oysa Dünyaya hükmetmiş Selçuklunun, Osmanlının inancı neydi! Avrupa'yı ortaçağdan kurtaran, kalkınmayı getiren Endülüs’ün inancı neydi! İslam sana çalışma, üretme, çağın gereklerine göre kendini hazırlama mı diyor? Hayır! Peki bu algılar geçmişten itibaren ve halen orta öğrenim ve üniversitelerde okutuluyor mu? Evet. Ülkenin, istikrar, terörle mücadele, sağlık, savunma sanayi, alt yapı vb alanlarda sağladığı başarıları itibarsızlaştırma çabaları var mı? Var.
İnsanı ve toplumları geri bırakan, tefekkürsüzlük, tembellik, liyakatsizlik, üretimsizlik değil midir? Niçin üretim yolunda çaba gösterilmiyor da engelleme yönünde, ürettirmeme yönünde, terörü bitirmeme yönünde, her türlü güvenlik ve piyasa istikrarını bozma yönünde, çaba gösteriliyor?
Bakınız İngiltere “parlamenter monarşi” ile yönetiliyor, Osmanlının son dönemlerinin yönetim şekli de “parlamenter monarşi” idi ve son dönemlerinde seçimle gelen hükümetler iş başında olmuştur. Padişahın yetkileri ise neredeyse sıfırlanmış. Son dönemde iktidarda olan İttihat ve Terakki Fırkası altı yıl gibi kısa bir sürede Osmanlı imparatorluğunu darmadağın edip, Anadolu'ya hapsettiği halde okutulanlara bakıyorsunuz tüm suç bir padişaha yüklenir ve hain olarak anılır! Hakkı teslim etmek lazım.
Değerlerine yabancı kişilere bakıyorsunuz, İngiliz kraliçesine ve kralına ve prensine hayran ama Osmanlı padişahına düşman, ne yaman bir çelişki! Üstelik o kraliçenin ülkesi ki sömürgeciliğe ve köle ticaretine zirve yaptırmış. Ama olsun o İngiliz!
Kendi atalarının öngörüsüne bakınız! Çanakkale boğazına Kilitbahir’i (1452) yaptıran Fatih Sultan Mehmet, Seddülbahir’i (1659) yaptıran IV. Mehmet, Hamidiye Tabyaları (1892) ile boğazın savunmasını sağlamlaştıran II.Abdulhamit’in bu eserleri ve üstlendikleri roller maalesef yeterine anılmıyor, okutulmuyor, es geçiliyor. Okutmayanların da vebali yok mu?
“Tarih yaşandığı gibi yazılmalı ve okutulmalıdır.” Ama maalesef bazı tarihi olaylar ters yüz edilerek okutulmaktadır. Bunlar o kadar çok tekrar edilmektedir ki beyinler bu çerçevede kalmakta adeta başka şeyler olabileceğine ve olduğuna karşı kapanmaktadır. Adeta “mutlu körlüğe” hapsolmaktadır.
Zamanla beyinler öyle bir hale geliyor ki, çoğu zaman doğrudan hedef alınmadan, bazen doğrudan hedef alınarak İslam'a yapılan tüm saldırıları kabullenir hale geliyor. İnsanlar kendi inancına yabancılaşıyor, hatta düşmanlaşıyor, inancına aykırı tavırlar içine giriyor.
Hatta bu tavır İslami emare taşıyan her şeye karşı (bu bir siyasetçi, siyasi parti, bir şirket, kıyafet, ibadethane, sanatçı, yazar, tv kanalı vb), İslami kimlik taşıyan kişilerin yaptıkları eserlere, icatlara, ürünlere karşı (yerli olarak üretilen, İHA, SİHA, gemiler, hucûmbotlar, denizaltılar, otomobil, telsiz, telefon, silah, vb), yine İslam'ı çağrıştıran kıyafetlere karşı, özetle İslam'ı çağrıştıran her şeye karşı sergilenebiliyor.
Bu ve benzer tavırlar, kimi zaman yapılanları itibarsızlaştırma çabasına girilerek, kimi zaman görmezden gelinerek, kimi zaman bir şeylerin arkasına saklanılarak sergilenmektedir.
Keza film ve dizilerde ya da güldürü adı altında yapılan programlarda İslam'a karşı bir tavır, saldırı, iğnelemeye mutlaka yer veriliyor. En masum haliyle ya İslami isimler kötü karakterlere veriliyor, ya İslami kimliği olanlar kötü karakter yapılıyor! Millet kendi değerlerine alay edenlere güldürülüyor. Gaflet değil midir bu?
Bakıyorsunuz, senelerdir Ülkenin ekmeğini yemiş (güya) sanatçı (artist, şarkıcı vb) veya çeşitli sınıflarda veya unvanlardan emekli olmuş kişiler veya üzerinde çalışılmış hiç tanınmayan insanlar, ülkenin değer ve inançlarını dolaylı olarak hedef alabiliyor, terörle mücadelede Ülke aleyhine imza koyan akademisyenler veya çeşitli bildirilere imza atan emekli generaller ortaya çıkabiliyor. Bunları da bir şeylerin arkasına saklanarak yapıyorlar.
Bunların Ülkede ki refah artışına da bir kızgınlıkları var! Niçin? Yaptıklarının farkındalar mı? İnsan kendi hayat kalitesinin, refahının artışına kızar mı? Kızıyorsa akla ters, mantığa ters bir durum yok mudur? Elbette var. Bunun aşılması gerekiyor. Evet kolay olmayacak ama, bunların aşılması gerekiyor. Bunun için tefekkür eden, batı kaynaklı sufle, proje ve ezberleri sorgulayan, analitik bakan, üreten, ezber bozan, beyinlerin çoğalması gerekiyor.
Bu beyinlerin çoğalması için eğitimde, okullarda kendi değerlerini ve inancını kötüleme yerine çalışmanın, üretimin, kalkınmanın, özgüvenin işlenmesi gerekiyor, gerçeklerin anlatılması gerekiyor.
Kimi zaman inanç, kimi zaman kıyafet, kimi zaman siyaset, kimi zaman terör bahane edilerek darbe, algı, gerçek dışı söylem veya kurgulanmış projeler devreye sokulacak, kolay olmayacak, ama, bu Ülke maddi ve manevi alanda kalkınmasını gerçekleştirecektir!
O kalkınma sağlandığı takdirde ise, bu ülkenin değerleri, inancı, kardeşliğini zedeleyecek hiçbir girişim işe yaramayacak, öyle bir girişimi daha düşünülmeyecek! Çünkü kalkınmış toplumları fikren ve fiziken işgal etmek neredeyse imkansızdır!
Onun için bu toplum kendi değerleri ve inancıyla barışarak, kalkınmasını gerçekleştirmek durumundadır! Hatta tüm toplumlar!
Bazı akademisyenlerin ülke, değer ve inançlara olan düşmanlığı ve bunu (derslerde) talebelere aşılama çabaları doğru değildir!
YanıtlaSilÜlke ve toplumun zararınadır!
Kalkınmamızı istemeyen Batı'ya ve emparyalistlere (gönüllü) hizmettir.
Keza sanatçı etiketli bazı kişilerin Ülkenin kalkınmasına karşı olumsuz tutumları da aynı emperyalistlere gönüllü hizmet değil midir?
YanıtlaSilİşte bir örneği daha; "Cem Yılmaz, Ramazan ayının ilk gecesinde sosyal medya hesabından rakı fotoğrafı paylaştı" (Basından).
YanıtlaSilHaçlı artıkları, küreselcilere köle, değerlerine yabancı, soykırım şakşakçısı, üretimleri, katkıları ve sosyal karneleri sıfır olanları birileri parlatıyorsa dikkat etmek gerekir. Zira bunlarla fayda değil maliyet, zarar, yıkım, yozlaşma gelir.
YanıtlaSil