Son yıllarda sekülerlik arttı mı?060520:
Bir iddia “son yıllarda sekülerlik1 arttı”. Peki gerçekten son yıllarda sekülerlik arttı mı? Yoksa bu iddia bir algı operasyonu mudur?
Son yıllardan önceki yıllarda sekülerlik ne durumdaydı?
On yıl öncesi veya ondan önceki yılları düşünün.
O dönemlere ait kitapları okuyun.
...
Şahit olduğumuz dönemde, selam vermek almak, Allah demek, maşallah, inşallah ve benzeri İslam'ı kelimeleri kullanmak zımmen yasaktı. Kullanıldığında karşıdaki boş boş tepkisiz bakardı.
Kılık kıyafet, başörtü, kamusal alan yasaklamasını hatırlayınız.
Namaz kılmak yine zımmen yasaktı.
Sınavlar, belli toplantılar özellikle cuma saatine denk getirilirdi.
Resmi yemeklerde alkollü içki içmeyenlerin çetelesi tutulurdu.
Oruç tutanlar sigara dumanı altında bırakılırdı.
...
Yani on yıllardan önceki yıllarda İslam'ı yaşamak zorlaştırılıyordu, belki sekülerler ve dolayısıyla sekülerlik zirvedeydi.
Senelerce ülke kalkınmasına hiç bir katkısı olmayacak şekilcilikle uğraşıldı, ürünler hatta davranışlar ya batıdan ithal edildi veya batı taklit edildi.
İnsanların enerjisi; yatırım, çalışma, üretme, verimlilik, kalkınma gibi konulara harcansa idi, belki de Ülke kalkınması çoktan gerçekleştirilebilirdi.
Üretmek isteyene de ürettirilmedi, onun yerine batıdaki üreticilerin temsilcisi olmak ve ithalat tercih edildi. Bu yolla belli aileler zengin oldu ama ülke kalkınamadı. Bu da ayrı bir yazı konusudur.
...
Peki son on yılda ne oldu?
Son on yılda görünen veya görünmeyen bazı yasaklar kalkıp serbestlik gelince İslam'ı layıkıyla yaşayanların yanı sıra, dininin gereklerini yaşamak isteyenlerin sayısı da arttı. Öğrenebildiği kadarıyla da yaşamaya başladı. Camiler kalabalıklaştı, cumalar da öyle. Kuranı Kerimi öğrenenler arttı. Hac ve özellikle umre ziyaretleri arttı. Namaz kılan, oruç tutan, zekat verenler arttı. Kısaca İslam'ı yaşayanlar ve yaşamak isteyenlerin sayısı arttı.
Ülkede inanç serbestliği artınca İslam dışı diğer dinler hatta ateistler dahi daha rahat hareket eder oldu ve hatta dernek dahi kurdular.
İslam'ı yaşayan veya yaşamak isteyen birileri bir hata yapınca, bunu tüm müslümanlara mal edercesine; "aaa bak muhafazakarlar neler yapıyor? nasıl yaşıyor? nasıl giyiniyor?" gibi nasılları çoğalttılar.
Bu hatalar veya tamamen uydurulmuş yakıştırmalar, yani algı çalışmaları ve operasyonlarını içeren paylaşımlar, birilerince, mahreçleri belli yerlerden servis edildi, halen ediliyor.
İslam düşmanları veya inanç ve değerlerine yabancılaşmış birileri de, bunlara, mal bulmuş mağribi gibi sarılıyor. Güya İslam'ı yıpratacaklar. İşin garibi muhalefet yapan bazı muhafazakar gruplar da, saldırının kendi inançlarına olduklarının bilincinde olmadan veya olarak bu servisleri memnuniyetle kabul ettiler ve etmekteler. Tam bir gaflet örneği.
...
Herkesi eleştirip ben iyiyim demekle iş olmuyor, sınanınca ancak iyi olup olmadığı anlaşılır, tıpkı dağdaki derviş gibi. Üreteni eleştirip ben iyiyim diyen ve bırak üretmeyi hiçbir proje dahi sunamayanlaradır sözüm.
...
Sonuç olarak dinini, yani islamı yaşayanların, yaşamak isteyenlerin sayısı arttı, araştırıyorlar ve dinlerini yeniden öğreniyorlar, olan biten budur.
Selametle...
1(Not: Seküler;“laik yaşama ait, dinden bağımsız olan”dır. Laiklik:“devlet ile din işlerinin ayrılığı, devletin, din ve vicdan özgürlüğünün gerçekleşmesi bakımından yansız olması”dır TDK Sözlüğü).