5 Temmuz 2020 Pazar

Ağzımızın tadını bozmayın! 050720:

1.Karpuz: İnternette “iyi karpuz nasıl seçilir?” haberlerini görmüştük, bu haberlerde gördüğümüz seçme yöntemlerine güvenerek; sapı, şekli, rengi, sesi vb gözeterek ve marketteki ürünler daha iyi olur düşüncesiyle bir marketin manav bölümünden bir karpuz seçtik, seçtik diyorum bizim delikanlıya da tıklattırdım fikrini aldım. Lakin dilim dilim dilince ve tadınca, karpuzda karpuz tadı olmadığını ve hatta “karpuz dokusu” dahi olmadığını fark ettik. Çekirdekler belli belirsiz, sanki zorla kırmızılaştırılmış. Bildiğiniz kelek karpuz. Biz mi seçemedik, tüm karpuzlar mı öyleydi bilmiyorum. Ama karpuz, karpuz değildi. Üreticisinden, kabzımalına, marketine, perakendecisine kadar herkesin vebali var. Böyle malları piyasaya vermeyin!

2.Kavun: Bu kez “mahalle pazarındaki ürünler iyi olur, daha tazesi vardır, pazar esnafı da kazanmalı” düşüncesiyle, pazardan bir kavun alalım derken, satıcının “ben her hafta buradayım, bana dua edeceksin, kavunlarım çok güzel” ısrarıyla iki kavun aldık. Almaz olaydık. Bildiğin lastik gibi, sabun gibi. Aynı marketten aldığımız karpuz gibi, tatsız tuzsuz bir şey. Kavunun kokusu, rengi ve şekli güzel ama kavun tadı ve dokusundan eser yok. Yazıktır günahtır. Bu tür ürünleri piyasaya sürmeyin!

3.Kiraz: Market olmadı, pazar olmadı, yol kenarında pikabıyla satış yapan asıl imalatçısından şöyle güzel bir kiraz alalım dedik. Ankara’nın bir ilçesinin adını yazmışlar, satıcılar başka bir ilçeden geliyormuş, güvendik kiraz aldık. Ama galiba kiraz işinde de yanıldık. Zira kirazın çok beklediğini, tazeliğinin kalmadığını, pek de köy kirazı gibi olmadığını eve gelince anladık. Aynı gençlerden kayısı ve dut ta aldık. Kayısılar Iğdır’ın imiş. Kayısı ve dut fena değildi.

Satıcı gençler güvenimizi yıktı. Muhtemelen üretici değiller, birilerinden aldıkları ürünleri satıyorlar. Dikkat etmek gerkiyormuş.

Bu durum bana Ulus'taki iş yerinde (çok katlı sarı bina şimdi yıkıldı) anlatılan bir hikayeyi hatırlattı. Zatın biri Kayseri’den pastırma getirerek satıyormuş, en azından öyle zannediliyormuş. Ama işin aslı öyle değilmiş. O zat pastırmaları binanın hemen yanıbaşındaki Ulus halinden alıp satıyormuş. Sonra güya biri farketmiş. Doğrumu yanlış mı bilmem ama kiraz satıcıları da bana biraz öyle gibi geldi. Yapmayın! Etmeyin!, üç beş kuruş için insanların güvenlerini zedelemeyin, buna değmez!

4.Ben ürettiğimi/sattığımı tüketmiyorum! Kendince zeki ve uyanık bazı üretici ve/veya satıcılardan duyduğum bir husus var, muhtemelen sizler de duymuşsunuzdur. O da şudur; “Ben bunları üretiyorum/satıyorum ama kendim yemiyorum, kendi yiyeceğimi özel üretiyorum”. Bilmiyor ki kendisinin başkalarına yaptığını, başkaları da kendisine yapıyor. Kendisi domates üretirken/satarken yaptığını, patlıcan üreten/satan da kendisine yapıyor. Artı işin bir de vebali var, öbür tarafı var, değer mi buna?

5.Kalitesiz ürünler piyasaya sürülmesin: Ülkemiz bir tarım ülkesi ve çok çeşitli meyve sebze yetişiyor. Ağız tadıyla bir meyve yiyemiyecekmiyiz? Satıcılar güya kaliteye dikkat çekmek için “ihraç malı bunlar veya ihraç artığı bunlar” derler ya, ihracatı da yapılsın ama ihracatı yapılanın aynısı iç piyasaya da sürülsün, yada ihraç edilemeyecek vaziyette olanlar da iç piyasaya sürülmesin.

6.Güveni kaybetmeyelim: Geçmiş yıllarda bir inceleme dolaysıyla, aslında güven anlamında son derece üzücü şöyle bir olaya şahit olmuştum. Bir ilçemizden bir ülkeye kiraz ihracatı yapılıyordu. Kirazı ithal eden yurtdışındaki şirketin elemanları o ilçeye geliyor, ilaçlama, hasat ve paketleme vb aşamalarda hazır bulunuyorlarmış! Ne kadar acı değilmi, ne kadar vahim! Nerede güven, nereye gitti? Veya bazı ürünler niçin bazı ülke kapılarından geri dönüyor ya da zor kabul ediliyor. Geliniz üretim aşamasında güveni kaybettirecek uygulamalardan sakınalım.

7.Papucu dama atılacaklar, ödül verilecekler: Hiç kimse kendi yiyemeceği bir meyveyi, bir sebzeyi, bir ürünü piyasaya sunmamalı, ihraç etmemeli. Ahlak, ticari ahlak bunu gerektirir. Üretimden tüketim sürecine kadar kim yanlış yapıyorsa tümünün pabucu dama atılmalı. Bunu da üyesi oldukları oda, dernek, birlik gibi STK’lar yapmalı. Aksi takdirde kısa vadede kazançlı görünse de uzun vadede kalıcı olunamaz, sürdürülebilir bir durum değildir. Uzun soluklu bir üretici, satıcı firma olmak isteyen herkes kaliteyi gözetmelidir.

Bunun yanısıra kaliteli, lezzetli ürün üretenler ise ödüllendirilmelidir.

8.Tedbir, kontrol beklentisi: Tarım Bakanlığımız, odalar, birlikler, STK’lar veya diğer ilgililer, piyasaya sürülecek meyve ve sebzelerin kaliteli, lezzetli olması konusunda tedbirler alması temenni ve beklentimizdir. Belki bu konuda Dünyaya da örnek olunabilir..

9.Talebimiz: Ağız tadıyla tüketilebilecek, sağlıklı ve güvenilir meyve, sebze ve sair ürünlerin üretilmesidir.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İSLAMDA (KADINLARIN) MİRAS (HAKKI) 020626

Bu yazımızın amacı İslam'da miras paylaşımının önemine, özellikle kadınların ve kızların miras haklarının olduğuna ve bunlara riayet ed...