18 Mart 2021 Perşembe

18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi 180321

Çanakkale boğazına saldırılar, daha çok Osmanlının zayıflama dönemine rastlar, bu saldırılarda İngilizler, Ruslarla yarışsa da öncü olmuştur:
Çanakkale Boğazı'na saldırılar;
-Ruslar(1768-1774),
-Ruslar(1806-1812),
-İngilizler 13.02.1807'de boğazı geçip, İstanbul'u kuşattı, ama çekildi,
-Ruslar(1828-29),
-İtalyanlar(1911-12),
-İngilizler, Fransızlar (1915),
-İngilizlerin boğazı geçip İstanbul'u işgali (1918)
...
Osmanlı donanması en az iki kez yakıldı. Bu işte de İngilizler öncüdür;
-Çeşme limanında, İngilizlerin talebi ile Rus Orlof kardeşlerce (1770),
-Navarin limanında İngiltere, Fransa ve Rus müşterek donanması ile (1827),
-Pek çok Osmanlı gemisi yine İngiliz ve Ruslar tarafından batırılmıştır.
...
Kilitbahir (Fatih Sultan Mehmet-1452), Seddülbahir (IV.Mehmet'in annesi Turhan Sultan-1659), Hamidiye Tabyaları (II.Abdulhamit-1892), Çanakkale boğazını korumada önemli rol üstlenmişlerdir. Vizyon...!
...
Bu arada, Seddülbahir'in kitabesinin sökülerek İngiltere'ye götürüldüğünü kaynaklardan öğreniyoruz! Bu yağmacılık, hırsızlık değil midir? Kim bilir dünyanın hangi ülkelerinden neleri aşırdılar? İngiliz ve diğer Batı Ülkeleri bu tür eserleri hak sahibi ülkelere iade etmelidirler!
...
18 Mart 1915 Çanakkale Savaşında, Çanakkale'de olan biteni bilmek, kimler; ne kahramanlıklar, ne hatalar, ne hileler, ne kurnazlıklar yapmış. İngilizler; Hintli, Anzakları ve Fransızlar Senegallileri nasıl kandırıp getirmiş. Öğrenmek için bir kaynak kitap okumak lazım. Ondan sonra da ders çıkarmak, tedbir almak ve daha iyi bir dünya için gayret göstermek lazım. (1915 Çanakkale Savaşları ve Türk-Dünya Tarihindeki Yeri-Süleyman Kocabaş, 2.Baskı).
...
18 Mart 1915 Çanakkale savaşının tarafları; Osmanlı İmparatorluğu, Almanya, Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile İngiltere ve sömürgeleri (Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada, İngiliz Hindistanı, İngiliz Newfuondland Dominyonu), Fransa ve sömürgeleridir (Fransa Batı Afrikası).
...
İngilizler yani şimdi Avustralyalı olan İngilizler, Aborjinleri yok etti, I.Dünya savaşında bir trene müslüman kıyafetiyle saldırıp Anzakları kolayca Çanakkale'ye gelmeye ikna ettiler. Kendilerinden ve kültürlerinden olmayan herkese düşmandırlar ama açıkça ama gizlice!
...
Kaynaklarda, Çanakkale’ye saldırma fikrinin “verimli akla” sahip olan “Jacky” lakaplı Lord Fisher ile Lord Winston S. Churchill’e ait olduğu yer almaktadır.
...
Çanakkale savaşının baş aktörü, baş SALDIRGANI, İNGİLTERE'dir. 1915 yılında amacına ulaşamasa da üç yıl sonra 1918 de İstanbul'u işgal etmiş, 1923 ve 1936 yıllarında yapılan Lozan ve Montrö anlaşmaları ile istediğini elde ettiğini söylemek mümkündür.
...
1915 Çanakkale savaşlarında 250 bin askerimizi şehit eden İngiltere ve Fransa, ABD ve İngiltere'nin desteği ile Ankara'ya kadar yakıp yıkan Yunanistan. Ama gelin görün ki öyle bir zihniyet var ki, tüm düşmanlıkları; Osmanlıya ve bu toplumun değerlerine! Nasıl bir aklın ürünüyseler? (2021).
...
Osmanlıyı parçalayan, İngiltere, Fransa (dışardan), İttihatçılar (içerden), İstanbul'u işgal eden İngiltere, Güneyden saldıran Fransa ve İtalya, Batıdan Yunanistan. Hal böyle iken ders kitaplarındaki Osmanlı ve toplumun değerlere düşmanlık niye? (2021).
...
Rahmet diliyorum bütün şehitlerimize. 1915 büyük bir zafer, ancak soru şu; aynı gemiler, üç yıl sonra 1918 de Dolmabahçe'ye nasıl geldiler? (2015).
...
İngiliz muhiplerine hatırlatırım ki, İngilizler başkent İstanbul'u, önce 13 Kasım 1918, sonra 16 Mart 1920'de olmak üzere iki kez işgal etti. İşgal, son İtilaf birliklerinin 4 Ekim 1923'te şehri terk etmesine kadar sürdü. Mütekabiliyet hakkımız saklıdır!
...
Dünyanın en kritik boğaz ve kanallarına bakınız kimin yönetiminde? Ticaret yolları kimin elinde? Süveyş kanalı, Mısır bağımsız olana dek İngilizler de kaldı, Panama kanalı ise 1999 yılına kadar ABD nin. Cebelitarık hâlâ İngiliz sömürgesi.
...
İngilizlerin, sadece 1915'de Çanakkale'ye saldırmakla yaptıklarının karşılığı; ne zaman ki gemilerimiz Londra'yı kuşatır ve aynı durum İngilizlere yaşatılır, o zaman bir nebze karşılanır. Mütekabiliyet hakkımız saklıdır!
...
Kim bilir, İngiltere'de/Britanya'da Krallığı sonlandırıp, cumhuriyet ilan etmek gerekir. Böylece belki Dünya huzur bulur!
...
Dünya'da huzur isteniyorsa, sadece İngiltere/Birleşik Krallık ve kolonilerinin değil, tüm dünya toplumlarının çıkarlarına hizmet eden politikalar üretilmelidir.
...
Bunun için İngiltere/Birleşik Krallığın zayıflamasını beklemeye gerek yoktur. İngiltere Birleşik Krallığı artık sömürge politikalarından vazgeçmeli, koloniler de artık kendi toplumlarının çıkarlarını gözetmeli ve bağımsızlığı düşünmelidirler.
...
Dünyada yaşayan devletlerin/toplumların çıkarları ne kadar maksimumda kesiştirilebilirse, Dünyada barış ve huzurun ona paralel olarak artacağı muhakkaktır. Haksız güçle değil, haklı adaletle hareket edilmelidir. Birleşmiş Milletler ve tüm devletler bunu gözetmelidir.
...
Bu ülke, öyle bir kalkınmalı ki, hiçbir ülke veya ülkeler topluluğu, bir daha Çanakkale Savaşı gibi bir girişime kalkış(a)mamasın.
Bunun için maddi manevi olarak kalkınmamızı tamamlamamız gerekmektedir.
Yıldönümü vesilesiyle şehitlerimizi bir kez daha rahmetle anıyorum.

(Yararlanılan kaynak: “1915 Çanakkale Savaşları ve Türk-Dünya Tarihindeki Yeri”, Yazarı: Süleyman Kacabaş).
...
İlgili aşağıdaki yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir
1.Boğazlar,
2.İngiliz Sömürgeciliği,
3.Fransız Sömürgeciliği,
3.Sömürgecilik,
4.Köle ticareti.



7 Mart 2021 Pazar

Hased (070321)

Hased 070321:
Hased; kıskançlık, çekememezlik, kıskanç anlamlarına gelmektedir.
Hased daha çok akran, emsal, akraba, kardeş, aynı ortamda olanlarda, rekabet halinde olanlarda görülür.
Hasedin sebepleri; düşmanlık, kibirlenme, ağrına gitmesi, şaşkınlık ve hayranlık, gayesine ulaşamama korkusu, üstün mevkileri sevmek ve istemek gibi hallerdir.
Hased etmek ahmaklıktır. 
Çünkü hased eden dünyasından da ahiretinden de olur.
Hased nifak alametidir.  
Hased insana türlü kötülükler yaptırır.
Hased Kabil’e Habil’i öldürttü.
Hased Hz. Yakup oğullarına kardeşleri Hz Yusuf’u kuyuya attırdı.
Hased bir kalp hastalığıdır. 
Tedavisi ilim ve ameldir.
Hasedden gıybet ve yalan doğar.
Hesap günü, gıybet edenin sevapları gıybet edilene verilir, gıybet edenin sevapları yok ve yetmez ise gıybet edilenin günahları gıybet edene verilir. 
O halde gıybet etmemek gerekir!.
Hased eden, hesed ettiği kişinin hased ettiği durumunun (zenginlik, makam, güzellik vb) yok olmasını ister. 
Gıpta eden eden ise o durumların kendisinde de olmasını ister. 
Mü’min gıpta, münafık ise hased eder.
Allah (cc) katında iyi bir mevki isteyen, hased etmez, ana-babaya asi olmaz, söz gezdirmez.
(Yararlanılan kaynak; İhyâu ulûmiddîn-İmam Gazali).



2 Mart 2021 Salı

Konuşmak 020321

Konuşmak 020321:
İnsan konuşan bir varlıktır. Elbette ki konuşacaktır. Elbette ki sohbet edecektir. Bir noktadan sonra anlaşabilmek için de bir ihtiyaçtır.

Konuşacak ama;

-boş, fuzuli, batıl konular değil, faydalı konular,

-çirkin, küfürlü, tel’in, pis sözler değil, sevgi dolu güzel sözler,

-yalan, husumet, sırrı ifşa eden sözler değil, doğru sözler,

-gıybet, dedikodu, koğuculuk, laf taşıyıcılık değil, hak sözler,

-iki yüzlü, herkesin arzusuna göre değil, övücü sözler değil, samimi sözler,

konuşmalıdır.

İmam Gazali İhyasında, bunlardan, yani “dil”in yirmi afetinden uzun uzun bahseder. Bu afetleri okuyunca insanın ihtiyaç kadar konuşması gerektiği ortaya çıkar.

Telefon, sosyal medya veya yüz yüze konuşmalarda vaktini harcamayıp faydalı uğraşlarla (ilim, el beceresi, okuma vb) geçirmenin daha eftal olduğu ortaya çıkar.

Özetle, insan hayatının önemli bir kısmını konuşarak geçirmesi, bir hayat tarzı olmamalıdır. 

Üstelik alternatif çok daha güzel meşgaleler varken.



28 Şubat 2021 Pazar

Bilgiden Yararlanmak 010321

Hangi konuda olduğu önemli değil, sorulan bir soruya cevap verince; “aaa ben bunu biliyordum!” tepkisi ile karşılaşabiliyoruz.

Doğrudur pek çok şeyi biliyoruz ama bu bildiklerimizden ne kadar yararlanıyoruz? Veya yeterince yararlanıyor muyuz?

Çok az bir gayretle cevabını verebileceğimiz sorularımızın cevabını, sahip olduğumuz bilgilere başvurarak değil de, başkalarına sorarak mı arıyoruz? Aldığımız cevaplar ne kadar sağlıklı?

Esasında pek çok doğru bilgiye kolaylıkla ulaşabiliriz. Bunu iki şekilde yapabiliriz.

İlk aşamada aklımızı ve zihnimizi biraz yorarak, sahip olduğumuz bilgilere ulaşır ve orada cevapları bulabiliriz. Bu şekilde hareket ederek, gereksiz sorular sormaktan kaçınmış oluruz. Zira yararlanmadığımız bilgilerimiz, kütüphanemizde okunmayan kitap gibi öylece orada durur. 

Şayet ilk aşamada cevap bulamadığımız bir soru varsa bu kez cevap aranacak alanı genişletiriz. Kütüphanemize başvurabiliriz, arama motorlarından konunun uzmanı sitelere başvurabiliriz, yine diğer iletişim araçları ile konunun uzmanı kişilerle görüşebiliriz. En azından soruyu ilgisiz veya konu hakkında yeterince bilgisi olmayanlara değil, muhatabına yani uzmanına sormuş ve doğru cevabı almış oluruz.

Aklımızı tembelliğe alıştırmamalıyız, muhakeme ve analizlerle, bilgilerimizden ve bilgilerden azami şekilde istifade etmeliyiz.

Bilgi/veri; kağıt ortamında ise %15 inden elektronik ortamda ise %85 inden yararlanılabilmektedir. Analiz edilecek veriler e-ortamda olmalıdır.

Bilgiyi paylaşmak kütüphaneye benzer, herkes yararlanır,… bilgi cimriliği, bilgiyi kendine saklamak ise evde saklanan kitaplara benzer yararlanan yok denecek kadar azdır!












4 Şubat 2021 Perşembe

Rektör, Öğrenciler ve Bir Kurgu 040221:

Rektör, Öğrenciler ve Bir Kurgu 040221:

Üniversitede okurken bırakın üniversite rektörünü, fakülte dekanının ismini dahi bilmedik. Bilmek ihtiyacı dahi hissetmedik. Buna ne zaman ihtiyaç duyulur? Fakültede üniversitede işler iyiye gitmediği, bir takım işler aksadığı zaman veya iş icabı olabilir.

Atanmış ve henüz hiç bir olumsuz, kötü hatta hiç bir icraatı olmamış bir rektör atamasına niçin karşı çıkılır? Daha doğrusu bu karşı çıkma olayını kim organize eder? Bence can alıcı nokta burada. Öğrencilerin çok umurunda olduğunu zannetmiyorum. Öğrenciliğimizde dersimizle ve ihtiyaçlarımızı gidermekle uğraşırdık. Kim rektör kim dekan umurumuzda da olmazdı. Bizim derdimiz sağlıklı bir eğitim alabilmekti.

Bu günlerde gündeme gelen, Boğaziçi Üniversitesinde yaşanan olaylar, muhtemelen birilerinin kurguladığı ve uygulamaya koyduğu bir oyundur. Yine muhtemelen dış kaynaklı ve yerli işbirlikçileri ile birlikte yürütülen bir oyundur. İstihbarat birimlerimiz bu olayı ve faillerini deşifre etmelidir.

Boğaziçi Üniversitesinin kurulduğundan günümüze kadar yöneticilerine/rektörlerine bakınız. 1971 yılında devlete devredilene kadar tümü yabancı ve muhtemelen Amerikalı. Muhakeme edelim; atamayı ABD yaparsa problem yok, ama Türkiye Cumhuriyeti yaparsa istemezük öylemi! Üstelik bunu diyenler güya anti emperyalistler, öylemi!

Sonra Türkiye’nin kendi üniversitesine rektör ataması ABD yi ne ilgilendirir? Güya ABD açıklama yapmış! Türkiye ABD’nin; Massachusetts, Stanford, Harvard, Chicago, Yale gibi üniversitelerine atanan rektör ve/veya yöneticilerine karışıyor mu? 

Yada Avrupa ülkelerinin yönetim şekillerine karışıyor mu? İngiltere, Belçika, Hollanda, İspanya, Danimarka ve Norveç gibi ülkelere, şu krallıklarınızı kaldırın diyor mu?

Yapmayın etmeyin! Olayları akıl süzgecinden geçirin, olayları muhakeme edin. Sokakta olanlardan ziyade, onları sokağa dökenlere dikkat edelim. Sokağa dökülenlerin de niçin kolaylıkla sokağa döküldüklerini, birilerinin döşedikleri raylarda kolaylıkla yürüdüklerini sorgulayalım, tedbir alalım. 

Bu olaylara karışan terör örgütü üyelerini, görev ve unvanları ne olursa olsun bu teröristlere bizzat gidip destek olanları, destek mesajları atanlar hakkında gereği yapılmalı verdikleri zararlar da kendilerine ödettirilmelidir! Bunlar yine iyi bir bilgi akışı ve istihbarat ile yapılmalıdır. Önceden istihbarat, tedbirdir. Ülkemize huzursuzluk vermeyi düşünen yabancı ve yerli fitne ve fesat odaklarının bu politikaları boşa çıkarılmalıdır.

Birileri de muhtemelen; bu olay üzerinden iktidarı nasıl yıpratırım, buradan bana ekmek çıkar mı (!) düşüncesiyle bu olayı körüklüyorlar. Sıfır icraatı olan veya icraatlarıyla topluma sadece maliyet yükleyen parti veya belediye başkanları, kendi durumlarına ve icraatlarına bakmadan hiç bir icraatı olmamış bir rektörün istifasını istiyorlar. Bunun adı nedir? Yanlış yapıyorlar. 

Büyük resmi görmek lazım, olayların kaynağını yani kurgulandığı yerleri görmek lazım. Çözmek istihbarat birimlerine, gereğini yapmak kolluk güçlerine sonra da adli mercilere. Kolay gelsin.

Bu arada kalkınırsak, bu tür olayları yaşamayacağımızı düşünüyorum. O halde işimizi en iyi şekilde yaparak kalkınmaya katkı sağlayalım. Tabii ki, rektörlüğü de, talebeliği de, öğrenciliği de, parti başkanlığını da, belediye başkanlığını da ve her işi de.



19 Ocak 2021 Salı

Bir ricanız olmuştu! Adabı Muaşeret; Geri Bildirim 190121:

Herhangi bir iş için ricada bulunan kişilerin bazısı, o işin aşaması veya sonucu ile ilgili, ricada bulunduğu kişiye, geri bildirim yapmayabilmektedir. 

Oysa ki ricada bulunulan kişi de, o iş için, işin sahibinin sarf etmediği veya sarf edemediği pek çok çaba sarf etmekte, duruma göre başkalarını aramakta, aracı etmekte veya sadece iletmekte hatta duruma göre kefil de olabilmektedir. 

Geri bildirim yapılmamış rica ile ilgili üç ihtimal söz konusu olabilir. 
Ricada bulunan kişinin; 
1.Ricasında vazgeçmesi veya hiç bir girişimde bulunmaması, 
2.Ricasının olumlu neticelenmemesi, 
3.Ricasının olumlu neticelenmesi, 
ihtimalleridir. 

Bu üç durum ile ilgili ricada bulunulan kişiye geri bildirim yapılmaması halinde, ricada bulunulan kişi
a-İlk durumda tüm çabalarının boşa gittiğinden, 
b-İkinci durumda ricanın olabilirlik, olmazlık durumundan, 
c-Üçüncü durumda yapması, kendisinin de geri bildirim yapması gerektiğinden, 
haberdar olmayacaktır. 

Öte yandan son durumda (c) yani ricaya konu edilen iş gerçekleştiğinde, bu durum, ricada bulunan kişi tarafından dahi sahiplenebilmektedir. 

Tabii ki her şey Allahü Tealanın izniyledir, bunda şüphe yoktur. Ama insanın bu tavırlarına çok da şaşmamak gerekir, zira Mearic suresinin 19, 20 ve 21 inci ayetlerinde, insanın sıkıntı halindeki hali ile bu sıkıntısı giderildikten sonraki halinden bahsedilmektedir. 

Neticede, geri bildirim, ricada bulunulan kişiye, süreci sağlıklı analiz etme, kontrol, değerlendirme ve çözüm üretme imkanı verir. 

Kaldı ki, geri bildirim, adabı muaşeret (görgü) kuralları çerçevesinde sergilenmesi gereken, doğru bir davranıştır. 

Öte yandan hangi konuda olursa olsun, geri bildirim, o konu ile ilgili sağlıklı değerlendirme, kararlar alma ve doğru adımlar atma imkanı verir. Bu sebeple geri bildirimi ihmal etmeyelim!













13 Ocak 2021 Çarşamba

Evliliğin Hal-İlmi 130121

Günümüzde evliliklerle ilgili gündemi, sağlıklı evliliklerin nasıl başlaması ve kurulması gerektiğinden ziyade, biten evlilikler ve boşanmalarda izlenecek prosedürlerin işgal ettiğini görüyorum. Önceliğin sağlıklı evlilik kurmaya verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü sağlıklı evlilikler ne kadar artarsa boşanmalar da o kadar azalacaktır. Zira bir iş ne kadar doğru başlarsa o kadar doğru neticelenir, keza ne kadar yanlış başlarsa yanlış neticelenme ihtimali yüksektir.

Bu sebeple evlilik öncesi yapılan iki hatadan bahsedip, akabinde evliliğin hal-ilmi çerçevesinde hareket edilmesi önerisini getireceğim.

Bu hatalardan ilki, evlilik öncesi yapılan abartılı maddi talepler ve/veya harcamalar, ikincisi ise eş adaylarından sadece birinin mutluluğunun aileyi mutlu edeceği beklentisidir.

İlk hata; evlilik öncesi veya sırasında yapılan abartılı maddi harcamalardır. Evlilikte “harcama kadar söz söyleme hakkım var.” düşüncesinin hayat bulması ve bu düşüncenin evlilikte eşlerin ilişkilerini olumsuz etkilemesi ihtimal dahilindedir.

Bu olumsuzluğun önüne geçmek akla gelen ilk tedbir, evlilik öncesi eş adaylarının istekleri yada istek olmasa da yapılan gönüllü harcamaların makul düzeyde tutulmasıdır.

Kaldı ki “Evlenmenin en hayırlısı, en kolay ve külfetsiz olandır” hadisi de bunu işaret etmektedir.

İkinci hata; eş adaylarının ikisinin ve dolayısıyla ailenin değil de eş adaylarından birinin genellikle bayanların isteklerinin karşılanması halinde evlilikte huzurun yakalanacağı algısının oluşturulmasıdır.

Harcama ve tüketmeyi teşvik eden bu materyalist yaklaşımda talepler; 1)beni eğlendirsin, güldürsün, espritüel olsun, 2)beni gezdirsin, havalı mekanlara götürsün, 3)pahalı hediyeler ve bir iki üç .. taşlar alsın, 4)sürekli sürprizler yapsın, 5)şusu busu, makamı, havası, etiketi, gücü vb olsun, 6)... 100)... 1000)...ne istediğimi bilmiyorum ama bilmediğim isteğimi de karşılasın... vesaire vesaire şeklinde sıralanır.

Sonu gelmez bu isteklerin tümünün yerine getirilmesi mümkün ve sürdürülebilir değildir. Yerine getirilenler de istenilen huzuru getirmez. Çünkü bu yaklaşımda, bir taraf ihmal edildiği gibi, evliliğin manevi yönü neredeyse tamamen ihmal edilmektedir, eksiktir.

Evliliğin hal-ilmi/ilmihali: Bu ve benzer pek çok hata, evliliğin hal-ilmi, yani evliliğin ilmihali çerçevesinde engellenebilir. Evlilik öncesi evliliğin hal ilmini bilmek ve ona göre hareket etmek bir avantajdır, bilinçli ve dolayısıyla sağlıklı bir evlilik yapma ihtimali artacaktır.

Zira evliliğin hal ilmi, makul olmayı, dengeyi ve sadece maddeyi değil manayı gözetmeyi, daha yetişme çağında bu konularda donanımlı olmayı, gönlü akılla kontrol etmeyi, evlilik çağında sağlıklı tercihte bulunmayı, evliliğin sadece maddi olarak değil ve manevi olarak inşa etmek gerektiğini, evlilikteki sınırları, hak ve yükümlülükleri, sorumlulukları ve evlilik hayatının nasıl sürdürüleceğini öğretir.

"Nasıl iyi bir eş olunur"un öğretilmesi ve öğrenilmesi evliliğin geleceğinin güvencesidir. Hatta bunlara nasıl iyi bir anne, nasıl iyi bir baba, nasıl iyi bir aile olunurun, nasıl iyi bir komşu olunurun vb nin ilave edilmesi, bunların da öğretilmesi ve öğrenilmesi fevkalade olur.










3 Ocak 2021 Pazar

Müslümanın Bilmesi Gereken 54 Farz 030121

Müslümanın Bilmesi Gereken 54 Farz 030121:
Farz; Allah’ın kesin olarak yapılmasını ve yerine getirilmesini istediği, yapılması kesin delillerle sabit olan emirlerdir.
Müslüman alimlerin, her müslümanın öğrenmesi, inanması ve tabi olması gereken farzlardan seçtiği 54 adet farz:
1- Allahü teâlânın varlığına ve birliğine inanmak ve Onu hiç unutmamak.
2- Helalinden yiyip içmek.
3- Abdest almak.
4- Her gün vakti gelince, beş vakit namaz kılmak.
5- Hayzdan, nifastan ve cünüplükten gusletmek.
6- Kişinin rızkına, Allahü teâlânın kefil olduğuna inanmak.
7- Helalinden temiz elbise giymek.
8- Hakka tevekkül ederek çalışmak.
9- Kanaat etmek.
10- Nimetleri için, Allahü teâlâya şükretmek (nimetlerini emrolunan yerlerde kullanmak).
11- Kaza ve kadere razı olmak.
12- Belalara sabretmek (isyan etmemek).
13- Günahlardan tevbe etmek.
14- Allah rızası için ihlasla ibadet etmek.
15- İslam düşmanlarını düşman bilmek.
16- Kur'an-ı Kerimi dört delilden biri bilmek (Dört delil: 1- Kuran, 2- Sünnet,3- İcma 4- Kıyas).
17- Ölüme hazırlanmak, yani farzları yapıp haramlardan kaçarak imanla ölmeye çalışmak.
18- Allahü teâlânın sevdiğini sevip, sevmediğini sevmemek ve bundan kaçmak. (Buna Hubb-i fillah ve buğd-i fillah denir.)
19- Ana babaya iyilik etmek.
20- Gücü yetenlerin, imkanı nispetinde dinin emirlerini yaymaya çalışması (Marufu emir ve münkeri nehy etmek).
21-Akrabayı ziyaret etmek.
22- Emanete hıyanet etmemek.
23- Daima, Allah’tan korkarak, haramlardan, şımarıklık ve azgınlıktan sakınmak.
24- Allah’a ve Resulüne itaat etmek. (Yani her şeyi İslamiyet’e uygun yapmak)
25- Günahtan kaçıp, ibadet ile meşgul olmak.
26- Müslüman amirlere itaat etmek.
27- Âleme ibret nazarıyla bakmak.
28- Allahü teâlânın varlığını tefekkür etmek.
29- Dilini haram, fuhuş olan sözlerden korumak.
30- Kalbini dünyanın faydasız şeylerinden, zararlı isteklerinden temizlemek.
31- Hiç kimseyi alay etmemek.
32- Harama bakmamak.
33- Hep sözüne sadık olmak.
34- Kulağını fuhuş söz ve çalgıdan korumak.
35- İlim öğrenmek, farzları ve haramları öğrenmek.
36- Tartı, ölçü aletlerini, doğru olarak kullanmak.
37- Allahü teâlânın azabından emin olmayıp daima korkmak.
38- Allahü teâlânın rahmetinden, ümidini kesmemek.
39- Müslüman fakirlerine zekat vermek ve yardım etmek.
40- Nefsin haram olan isteklerine uymamak.
41- Aç olanı Allah rızası için doyurmak, Allah rızası için yedirip içirmek.
42- Yetecek kadar rızık (yiyecek, giyecek ve ev) için çalışmak.
43- Malının zekatını, ürünlerinin uşrunu vermek.
44- Âdetli ve lohusa halinde bulunan hanımı ile ilişkide bulunmamak.
45- Kalbini günahlardan temizlemek.
46- Kibirli olmaktan sakınmak.
47- Yetim çocuğun malını korumak.
48- Genç oğlanlara, şehvete sebep olacak durum ve hareketlerden uzak durmak.
49- Beş vakit namazı vaktinde kılıp, kazaya bırakmamak.
50- Allahu tealaya şirk koşmamak.
51- Zinadan kaçınmak.
52- Alkollü içki içmemek.
53- Boş yere yemin etmemek.
54- Haksız yere, zulümle yani gayrimeşru olarak başkasının malını almamak. Kul hakkından korkmak. (En önemli kul hakkı ve azabı en çok olan, akrabasına ve emri altında olanlara emr-i maruf yapmamak, bunlara din bilgisi öğretmemektir. Bid'at sahibinin, Ehl-i sünnet itikadını değiştirmesi, dini, imanı bozması da böyledir.)










Müslümanın Bilmesi Gereken 32 Farz 030121

Müslümanın Bilmesi Gereken 32 Farz 030121:
Farz; Allah’ın kesin olarak yapılmasını ve yerine getirilmesini istediği, yapılması kesin delillerle sabit olan emirlerdir.
Her müslümanın bilmesi gereken otuz iki (32) farz;
a.İmanın şartı: Altı (6)
b.İslamın şartı: Beş (5)
c.Namazın farzı: Oniki (12)
ç.Abdestin farzı: Dört (4)
d.Guslün farzı: Üç (3)
e.Teyemmümün farzı: İki (2)
olmak üzaere toplamı 32 adettir.

a.İmanın şartları 6’dır;
1- Allahü teâlânın varlığına ve birliğine inanmak.
2- Meleklerine inanmak.
3- Allahü teâlânın indirdiği Kitaplarına inanmak.
4- Allahü teâlânın Peygamberlerine inanmak.
5- Ahiret gününe inanmak.
6- Kadere, yani hayır ve şerlerin (iyilik ve kötülüklerin) Allahü teâlâdan olduğuna inanmak.

b. İslamın şartları 5’tir;
7- Kelime-i şehadet getirmek.
8- Namaz kılmak.
9- Zekatını vermek.
10- Ramazan ayında her gün oruç tutmak.
11- Gücü yetenin ömründe bir kere hac etmesidir.

c. Namazın farzları 12’dir;
(Bunların 6’sı dışında 6’sı da namazın içindedir.)
A- Dışındaki farzları altıdır. Bunlara şartları da denir.
12- Hadesten taharet (abdest almak).
13- Necasetten taharet (pis şeylerden temiz olmak).
14- Setr-i avret (avret yerlerini örtmek).
15- İstikbal-i Kıble (kıbleye yönelmek).
16- Vakit (namazın vaktinin girmiş olması).
17- Niyet (namaza niye etmek).

B- İçindeki farzları da altıdır. Bunlara rükün denir.
18- İftitah veya Tahrime tekbiri (başlangıç tekbiri).
19- Kıyam (ayakta durmak).
20- Kıraat (Ku’ran okumak).
21- Rüku (eğilmek).
22- Secde (alnını yere koymak).
23- Ka’de-i ahire (son oturuş).
Bazı âlimler, iftitah tekbirinin, namazın dışında olduğunu söylemişlerdir. Bunlara göre, namazın şartları 7, rükünleri ise 5 olmaktadır.

ç. Abdestin farzları 4’tür;
24- Abdest alırken yüzü yıkamak.
25- Elleri dirsekleri ile birlikte yıkamak.
26- Başın dörtte birini mesh etmek.
27- Ayakları topukları ile birlikte yıkamak.

d. Guslün farzları 3’tür;
28- Ağzı yıkamak.
29- Burnu yıkamak.
30- Bütün bedeni yıkamak.

e.Teyemmümün farzları 2’dir;
31- Niyet etmek.
32- İki elin içini temiz toprağa sürüp, yüzün tamamını mesh etmek.
Tekrar elleri temiz toprağa vurup, önce sağ ve sonra sol kolu mesh etmek.
Teyemmümün farzı üçtür diyenlere göre, bu son ikisi, iki ayrı farz olarak söylenir. 




1 Ocak 2021 Cuma

Üretim düşmanları 010121:

Bu tür zihniyet her yerde olabiliyor. 

Ben bu zihniyete "üretim düşmanları" diyorum. 

Bunlar en çok üretimden çekinir, korkarlar ve siz ürettikçe çıldırırlar. 

İsterler ki hiç bir şey yapmayın! üretmeyin! başarmayın!

Bu zihniyete çevrenizde de, iş yerinde de karşılaşabilirsiniz.
 
Mesela bürokratik hayatımızda da rastlardık;
 
-iyi bir iş proje ile iyi bir şeyler şeyler yapmak isterseniz engellenmek istenilir,
 
-yaparsınız, üretirsiniz, kurarsınız, kötülenir,
 
-işletmeye açarsınız, işlemesi engellenmeye çalışılır,
 
-ağzınızla kuş tutsanız olumlu bir şey duymazsınız, duyamazsınız.

Bu tür zihniyetle etkili mücadele yöntemini; "daha çok çalışmak, üretmek, yeni fikir ve projeleri hayata geçirmek, o zihniyetin aklına dahi gelmeyecek işleri başarmak" olarak bulmuştum.

O halde bu zihniyette olanlara en güzel cevap ve bu zihniyetle en güzel mücadele yöntemi; her zaman üretmek, yeni proje ve fikirler ile daha güzel işler başarmak olacaktır.

20 Aralık 2020 Pazar

Merkel’i Kim, Niçin Parlatır! 201220:

Merkel’i Kim, Niçin Parlatır! 201220: 
ABD'da haftalık yayın yapan Time dergisinin şeçtiği “yılın kişisi” ülkemizde niçin gündem oluyor? Bilmiyorum. Listeye bakınca yıllar itibariyle Amerika başkanları hep seçilmişler. Dergi 1938 de Hitler’i 1939 ve 1942 de Stalin’i iki kez seçmiş, 2016 da Trump’ı, 2020 de Biden ve Harrisi yılın kişisi seçmiş. Yani birbirlerini ağırlayıp durmuşlar, aralara da birilerini serpiştirmişler. 

Time Dergisi 2015 de "yılın kişisi" seçtiği Sn Merkel (ikinci sırada ISIS terör örgütünün lideri Ebubekir El Bağdadi, Üçüncü sırada ABD'de Cumhuriyetçilerin tartışmalı başkan adayı Donald Trump) Ülkemizde  geçmişte zaman zaman veya şimdilerde niçin gündeme getiriliyor bilmiyorum. 
(https://www.dw.com/tr/merkel-yılın-kişisi/a-18908789)

Dergi kapağında Merkel'in seçimini, “Özgür Dünyanın Başbakanı‘ başlığıyla duyurmuş ve Yunanistan'ın iflasına karşı mücadelede, sığınmacı krizinde ve Paris'teki terör saldırıları sonrasında kararlı politikalar izlediği belirtilen, Euro ve Ukrayna krizlerindeki tutumu övülen Merkel'in kişiliğinde insancıllık, iyilik, hoşgörü gibi değerler olduğu, Almanya'nın büyük gücünün tahrip yerine, kurtarmak için nasıl kullanılabileceğini gösterdiği gibi ifadelere yer verilmiş. 

Ülkemizde özellikle sosyal medyada Merkel için güzellemeler yapanlar var! Niçin, ne oldu da tekrar gündeme geliyor? Ne yaptı da gündeme geliyor? Kim gündeme getiriyor? Bunların cevabını tam olarak bilmesek te birazda Batı hayranlığı veya ezikliği ile gündeme getirildiği de anlaşılmıyor değil.
Peki Sn Merkel Time dergisinin belirttiği gibi işler mi yaptı? Bir bakalım. 

A.Önce cevabı “hayır” olan icraatlarının bazısına bakalım: 
Suriye’deki iç savaşı mı (2011-...) engelledi? Hayır. 
Suriyelilerin mülteci hale gelmesine mi engel oldu? Hayır. 
Mültecilere yardımda mı bulundu? Hayır. (AB söz verdi taahüdünü yerine getirmedi). 
Avrupa'ya giden mültecilere sağlıklı kamplar mı yaptı? Hayır. 
Mültecileri ülkesine mi aldı? Hayır (belki seçmece bir miktar). 
Mültecilere ülkesinin kapısını mı açtı? Hayır (Belki iflas eden Yunanistan'a mültecilere engel olması karşılığı yardım etmiş olabilir. Tıpkı Türkiye'ye taahhüt ettiği gibi-yerine getirilmedi). 
Basında, Avrupa’da kaybolduğu belirtilen onbin kadar mülteci çocukla ilgili adım mı attı? Hayır. 
Avrupa dışında terör olaylarına karşı adım mı attı? Hayır (Sadece AB de terörün olmamasına çaba harcadılar, Dünyanın diğer taraflarındaki terör hadiseleri umurlarında olmadı). 
Türkiye’den Almanya'ya kaçan teröristleri iade mi etti? Hayır. 
15 Temmuz darbe girişimine ilk anda karşı mı çıktı? Hayır. 
Brexiti mi engelledi? Hayır. 
Kırım’ın Rusya tarafından ilhakına engel olabildi mi? Hayır. 
Dünyanın dört bir tarafından bir şekilde Almanya'ya getirilen(!) tarihi eserleri, ait oldukları ülkelere mi iade etti? Hayır. 
Geçmişte sömürge olarak kullandıkları ülkelerden özür mü diledi? Tazminat mı ödedi? Hayır, Hayır. 
Namibya soykırımı dolayısıyla özür mü diledi? Hayır. 
Almanya'daki ırkçı saldırı olaylarını mı çözdü veya engelledi? Hayır, hayır. 
... 
B.Şimdi de cevabı “evet” olan icraatlarının bazısına bakalım: 
Türkiye’yi AB üyeliği konusunda sürekli oyalayıp engel çıkardı mı? Evet. 
Türkiye’ye savunma sanayi konusunda yaptırım çabasında oldu mu? Evet. 
Ucu Avrupa’ya dokunmayan çatışma, kriz ve terör olaylarına seyirci kaldı mı? Evet. 
Güya liderliğini yaptığı AB'nin Dünya barışına katkı sunmada içi boş bir balon olduğu anlaşıldı mı? Evet. 
Türkiye’nin bağımlı ve özellikle Batı’ya bağımlı kalması konusunda elinden geleni yaptı mı? Evet. 
Türkiye aleyhinde faaliyet gösteren teröristlere kucak açtı mı? Evet. 
... 
AB nin ve hatta Dünyanın daha iyi yönetilmesine ihtiyaç olduğu kesin. Bütün bunlar ortada iken Merkel nasıl dünyanın başbakanı olarak sunular? Niçin parlatılır? 
Ülkemiz kalkındıkça, elde edilecek refahtan bu ülkede yaşayan herkesin pay alacağı, Dünya daha adil yönetildikçe insanların daha huzurlu olacağı kesin.
Yaptıklarına bakarsak Merkel'in böyle bir derdi ve vizyonu olduğunu sanmıyorum!




15 Aralık 2020 Salı

Türkiye-Çin Kara İpek Yolu 151220

Türkiye imkanlarını ve potansiyelini bazı konularda yavaş da olsa kullanmaya başlamıştır. 

Vizyoner bakışı olanlar tarafından çeşitli konularda projeler başlatılmakta, bazıları başarıya ulaşmakta, bazıları kesintiye (bir işte bir süre için yer alan duraklama) uğramakta, bazıları ise akamete (sonuca ulaşamama durumu, sonuçsuz kalma, sonuçsuzluk) uğramaktadır. 

"Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi"nin işleri hızlandırdığı açıktır.

04 Aralık 2020 Demiryolu ihracat katarı "Demir İpek Yolu" ile Türkiye'den Çin'e hareket etti. Sevindiren ve heyecanlandıran bir uygulama. Devamının gelmesi ve gelişmesi beklenir. 

Zira bazı ülkeler bu gelişmelere ve güzergaha pek sıcak bakmıyor. Maalesef ülke içinden birileri de bilerek veya bilmeyerek onların ekmeğine yer sürercesine yola çıkan trenin aslında hareket etmediği şeklinde haberler yaptılar. Neyse ki TCDD #ÇinTreniNerede etiketiyle konum atarak bu algı operasyonunu çürüttü. En son konumu Almatı idi. Kazasız belasız hedefine ulaşmasını dileriz.

Türkiye’nin uluslararası karayolu taşımacılığında hatırı sayılır bir TIR filosu vardır. AB üyesi ülkelerinin Türk tırlarının geçişlerine sınırlama getirdiği yıllarda, Türk Gümrük İdaresinin öncülüğünde, bu filonun alternatif güzergahlarda da taşımacılık yapabileceği konusu değerlendirilmiştir. Bu çerçevede doğu ve batı arasında karayolu taşıma güzergahı olan kara ipek yolunun tekrar canlandırılabileceği ortaya çıkmıştır.

O yıllarda Türkiye’den Çine kadar uzanan güzergahta bulunan ülke gümrük idaresi başkanları ve/veya temsilcileri ile toplantılar yapılmış, güzergah haricinden Japonya gibi ülkelerde katılım sağlamışlardır.

Türkiye-Çin arasında kara ipek yolu taşımacılığının süresi, maliyeti, güvenlik, hız, ülke geçişlerindeki işlem adet ve süreleri vb zayıf ve güçlü yönleri, deniz taşımacılığına göre avantaj veya dezavantajları, kara ipek yolunun devamı yani Amerika kıtasına uzatılması gibi pek çok husus bu kara ipek yolu tercihini etkileyecektir. Bunların her birisi ayrı bir çalışma konusudur.

Tarih boyunca ipek yolunda izlenen çeşitli güzergahlar olmuştur. Bu güzergahlar deniz ve kara bağlantılı olduğu gibi, sadece kara yolu, yada deniz yolu güzergahları şeklinde de olabilmiştir.

Bu projelerde İran kenarda durmaktadır. İran'ın katılmaması halinde;
Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Afganistan, Çin,
Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan, Kazakistan, Çin,
Türkiye, Gürcistan, Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan, Çin,
şeklinde veya başka alternatif güzergahlar söz konusu olabilir.

Türkiye-Çin arasında “Kara İpek Yolu”nun hayata geçirilmesi, güzergah üzerindeki tüm ülkelere ve ilişkili olduğu ülkelere pek çok avantajlar sağlayacağı açıktır. Bunların bir kaçı şöyle sıralanabilir:

1.Öncelikle güzergah üzerindeki güvenlik azami sağlanmış olacaktır. Bu bölgesel çatışmaları ve güvenlik problemlerini de yok edecektir.

2.Güzergah üzerinde ülkeler arası geçişlerde, pasaport ve gümrük işlemlerini kolaylaştıracak bir model geliştirilmesi zorunludur. Gümrük kapılarının standart bir yapı ve uygulamaya geçmesi önemlidir. Bu ise güzergahta imarı sağlayacaktır. Uygulamada ise “ortak gümrük kapısı modeli”, “tek mühür modeli” gibi uygulamalar mükerrer işlemleri önleyecektir. İşlemleri hızlandıracak ve rekabet için avantajlar sağlayacaktır.

3.Güzergah üzerindeki ve bağlantılı tüm ülkelerde ticaret artacaktır. Ticarete konu olan mal çeşidi artacaktır. Bu ise beraberinde refah artışını da getirecektir.

4.Ülkemizin TIR filoları ise AB dışında alternatif güzergahlara yönelme imkanına kavuşacaktır.

5.Ülkemiz gönül coğrafyasında ticaret, taşıma, bayındırlık, yol, yatırım gibi çeşitli alanlarda yatırım yapma imkanı yakalayacaktır.

Türkiye-Çin arasında "Kara İpek Yolu”nun da en kısa sürede hayata geçirilmesi dileğiyle.












13 Aralık 2020 Pazar

Üretene Pozitif Ayırımcılık! 13.12.2013:

Makalenin tamamı "Hayatın İçinden Analizler" isimli kitabımızdadır.








8 Aralık 2020 Salı

Hayatın Hâl ilmi Nedir? Niçin Bilmemiz Gerekiyor? 081220:

Hayatın her bir aşamasının, her bir tercihin, her bir işin, her bir davranışın yani hayatın kendisinin bir “hal ilmi” yani “ilmihali” vardır. Bu hal ilminin asgarisini öğretmek, öğrenmek ve uygulamak gerekir. Zira pek çok tercih, davranış, iş, işlem bu hal ilmi ile anlam kazanır. Hayata bu ilke ve kurallara göre başlayabilmek, sürdürebilmek ve sonlandırabilmek pek çok avantajlar sağlar; hataları önler, sağlıklı değerlendirme, sağlıklı adımlar atma, sağlıklı iş yapma ve sağlıklı bir hayat imkanı sağlar. 
... 
Öğrenme çağındaki her insana asgari ilmihal bilgisi öğretilmelidir. İnsan bilmedikleri ile değil bildikleri ile hayata başlamalıdır. İleriki dönemlerde bu ilmi pekala arttırabilir. 
... 
Ne olduğunu, niçin yaratıldığını, inancını, inancının gereklerini, sakınması gerekenleri, gözetmesi gerekenleri, kararlarında esas alacağı ölçüleri bilen insan, hayatı bilerek yaşamaya başlar ve öyle sürdürür. Aksi durum pek bilinçli olmayan bir hayat tarzı getirebilir. 
... 
Doğum, hayat ve ölüm döngüsünde, doğan çocuk için ilk öğreticisi anne-babasıdır. Anne babaların hal ilmini çocuklarına öğretmesi ve bilmiyorlar ise öğrenmelerine vesile olmaları beklenir. 
... 
Hal ilmi, ilimle uğraşmayı, tercih edilecek meslek ve işleri, kazancın temiz olmasını, aile ve çocuklara haram kazançtan korumayı, çocukları dünya ve ahiret hayatına en güzel en helal şekilde hazırlamayı, erdemli yaşamayı öğretir. 
... 
Hal ilmi, yetişme çağında maddi ve manevi olarak donanımlı olmayı, evlilik çağında sağlıklı tercihte bulunmayı, evliliğin sadece maddi olarak değil ve manevi olarak inşa etmek gerektiğini öğretir. Zira manevi inşa, eş adaylarının evliliğin ilmihalini bilmesidir. Ki buna göre tercihte bulunması ve evlilikte sınırlarını, hak ve yükümlülüklerini, sorumluluklarını bilerek evlilik hayatını sürdürsün. Nasıl iyi bir eş olunurun öğretilmesi ve öğrenilmesi evliliğin geleceğinin güvencesidir. Hatta bunlara nasıl iyi bir anne ve baba olunurun, nasıl iyi bir komşu olunurun vb nin ilave edilmesi, bunların da öğretilmesi ve öğrenilmesi fevkalade olur. 
... 
Hal ilmi, iyi olmayı, samimi olmayı, güzel ahlaklı olmayı, işini ihsanla ve liyakatle yapmayı, üretici olmayı öngörürür. Tembelliği ve hileli davranışları hoş görmez. 
... 
Hal ilmi sağlam itikatli olmayı, iyi niyeti ve güzel ameli öngörür. 
... 
Hal ilmini başına koymaz isek tercihlerimiz, sahip olduklarımız, icraatlarımız, davranışlarımız kısaca hayatımızı ifade eden her bir şeyin anlamsız yani sıfır olma riski vardır. 
...
O halde geliniz hangi yaşta olursak olalım, hayatın hal ilmini, yani ilmihalini öğrenmeye başlayalım ve öğrenelim ki ömür sermayesini iki dünyamızı da kazanacak şekilde kullanabilelim. 



























24 Kasım 2020 Salı

Üretim alanında (doğrudan) nasıl yatırım yapılabilir?241120:

Tasarrufları yatırım ve üretime kanalize edecek, sağlıklı ve güvenilir, devlet kontrolünde bir model geliştirilmesine ihtiyaç var! 

Zira kooperatifçilikle ülkede bir türlü iyi örnekler ortaya konulamadı, tarım kooperatifleri fiyatlamada etkili değil, yolsuzluğa bulaşmayan yapı kooperatifi yok gibi, yurtdışından toplanan paralarla kurulan fabrikalar maalesef battı ve iyi sınav veremediler! Borsa henüz çok ulaşılabilir değil, küçük tasarrufçu kaybeden oluyor!

Bu olumsuzlukların en başlıca sebebi İNSAN unsuru! Liyakatsizlik, güç ve makam hırsı, ahlaki zafiyetler, yozlaşma gibi olumsuzluklar; maalesef yeterli maddi kaynak olsa dahi sürdürülebilirliği sağlamıyor. Belki de ÖNCELİKLİ SERMAYE liyakat, ahlak ve profesyonellik  olmalı!

İlgili tüm taraflara tasarrufun, kaynağın üretime gitmesini sağlayacak bir model, yapı oluşturmaları içim çağrı yapıyorum:

-Diyelim çokça insanın çok olmayan ama bir araya gelince epeyce tutara ulaşan parası var, "ÜRTİM ALANINDA YATIRIM" yapılmak isteniyor. Nasıl yapacaklar?

-Faiz, arsa, borsa, ev, altın, otomobil, döviz dışında devlet kanalıyla güvenilir yol gösterici YATIRIM DANIŞMANLIĞI geliştirilmesi bir ihtiyaç değil mi?

-Bu tür tasarrufların reel üretimde değerlendirilmesini sağlayacak BİR MODEL GELİŞTİRİLMESİNE varsa TANITILMASINA ihtiyaç var.

-Bu konuda ÜNİVERSİTELERİMİZ'İN (iktisat, ekonomi, yatırım, işletme vb fakülte ve bölümleri), İKTİSADİ STK'larının (TOBB ve üyeleri, KESK ve üyeleri gibi), DÜŞÜNCE KURULUŞLARI'nın da katkı sağlamalı beklenir.

-DEVLET KONTROLÜNDE güvenilir böyle bir modelin, önemli bir kaynak, yatırım ve dolayısıyla üretime dönüşme potansiyeli çok yüksektir.



20 Ekim 2020 Salı

Ön Yargılar (Ezber, kalıplaşmış, kopya yaklaşımlar) 201020:

İnsan insandır. Okumuşu, okumamışı, yaşlısı genci, erkeği kadını, unvanlısı unvansızı, etiketlisi etiketsizi, zengini fakiri, milliyeti, ne olursa olsun, her birinin nasıl tepki vereceği de hiç belli olmuyor. 
... 
Bir kızgınlık bir kızgınlık belki sebebini kendisi de bilmiyor. Ama, söylenen şeylerin, belli grupların ortak ağzı olduğu kesin: Böyle olur muymuş, herkes fakirleşmişmiş, sakallı sakallı tipler artmışmış, falanca yere atananın tipi de nasılmış, işe girmek için sakallı olmak gerekiyormuş, gazeteciler hapse atılıyormuş, bir kaç özgür kanal varmış, onlar da sık sık kapatılıyormuş, vb.
... 
Bu söylemleri irdeleyelim. 
... 
İnsanların refahı arttı mı? Arttı. Çalışamayan insanlardan bir şekilde maaş almayan (emeklilik, bakım, yaşlılık, ihtiyaç vb) insan kaldı mı? Kalmadı. Kaldı ki kendisin geliri (emeklilik, ticari kazanç vb) katlansa bu eleştirileri değişecek mi? Hiç zannetmiyorum. Refahyol hükümetinde, rahmetli Erbakan’a, 28 Şubatı, maaşlarını nerdeyse bir kat attırdığı kurum mensupları yaşatmadı mı? Yani yazımıza konu olanın da derdi başka, istediği kadar refahı artsın söylemi değişmeyecek. Bir önyargı söz konusu. 
... 
Başkasının tipini eleştirenin kendi tipinde bir üstünlük mü var? Yok. Allah (cc) insanları farklı tiplerde yaratmış. Yaratılanı yaratandan ötürü sevmek en azından hoşgörülü olmak gerekir. Sakal olayına gelince insanın tercihidir. Sakala karşı çıkan ve bir milliyet için bunu neredeyse ölçü kabul eden bu şahsın tüm ataları sakallı idi. Sakallı veya sakalsız olmak milliyeti belirlemiyor, en azından traşlı olmak üstünlük belirtisi değil. Tıraş olmak farz mı veya sünnet mi? Değil. Kaldı ki insan sakal uzatabileceği gibi kesebilir de. Sorsan niçin tıraş olduğunu bilmiyor, niye bıyıklı, niye sakalsız? Belki de taklidi bir tercih. İşe girmek için sakal yeterli olsa idi, iş arayan bu kadar sakallı genç olur muydu? İşte çalışan bu kadar sakalsız insan da olur muydu? Olmazdı. 
... 
Gazetecilik yapan bir suç işlerse bu şahıs suçtan muaf mı? Hayır, muaf değil. O halde mesleği yada unvanı ne olursa olsun herkes işlediği suçun cezasını çekmelidir. Zira yasalar önünde herkes eşit. Hele hele senelerce süren terör olaylarına bulaşmışsa! 
... 
Keza bazı yerli ve bazı yabancı basın yayın kuruluşlarının Türkiye uzantıları, güya muhalefet yapıyorum kisvesi altında sürekli olarak toplumda huzursuzluk, olumsuzluk oluşturacak genelde kaynağı belli gerçek dışı haber ve programlarla algı oluşturuyorsa, davranışlarını yasalar çerçevesine çekmek için tedbir uygulamak gayet doğaldır. Tavsiyem adeta aynı ağızdan, tek merkezden sufle alarak yayın yapan bu kanallar dışındaki kanalların da zaman zaman izlenmesidir. 
... 
Mutlaka bir sistemde aksayan ve eleştirilecek yönler vardır. Ama bunu insanları hakir görüp hakaretler yerine akıl ile, adilane yapmak gerekir. Bakınız, bu tür insanların görmediği veya görmek istemediği yada farkında olmadığı olumlu durumların bir kaçını zikredelim. 
-Hızlı karar alabilen ve uygulayan bir sisteme Başkanlık sistemine geçilmiştir. 
-Kırk yılı aşkın süredir savunmada kalınan terör örgütünün yerine kadar gidilmiş, terör faaliyetleri bitirilme aşamasına gelinmiştir, 
-Savunma hizmetlerinde yerli üretimlerle (tank, iha, siha üretimleri, uçak gemisi ve uçak üretimi projeleri) önemli başarılara imza atılmıştır. Bu başarıların Suriye’de, Irak’ta, Libya’da ve bölgede çok önemli kazanımları olmuştur. 
-Dış politikada önemli başarılar elde edilmiştir. Bu durum her alanda kendini göstermektedir. Türkiye dünyada görüşüne başvurulan bir ülke durumuna gelmiştir. 
-Sağlık alanında çok büyük değişimler yaşanmış ve başarılar elde edilmiştir. DSÖ tarafından covidle mücadelede örnek gösterilen bir ülke durumundadır. 
-Pek çok alanda dış bağımlılık azalmıştır. 
-Yerli gemi ve denizaltılar yapılmış, yerli otomobil fabrikası temeli atılmıştır. 
-Ulaşım sektörü ve hizmetler sektöründe çok büyük mesafeler kat edilmiştir. 
-... 
Mutlaka eleştirilecek ve iyileştirilecek hususlar vardır. Mesela; 
-Sistemin, bütün kurumların durumlarının gözden geçirilerek Başkanlık sistemine uygun hale gelmeleri/getirilmeleri bir ihtiyaçtır. 
-Maddi ve manevi alanda kalkınmak şarttır. 
-Verimlilik, performans, liyakat gibi hususlara daha çok önem verilmelidir. 
-...ve saire. 
... 
Ama bütün bunları görmezden gelip, kişilerin dış görünüşlerine inançlarına göre değerlendirmek de ne oluyor? Demokrasi ve özgürlükten bahsedip, kendi inancının gereği olarak yaşamak isteyenlere karşı, bu hazımsızlık, bu hoşgörüsüzlük, bu bağnazlık, bu sığlık nedir? 
...
Bırakınız Allah aşkına, aklınızı düşünmeye açınız, gözleme açınız, başınıza alınız, bağımsız olarak tefekkür ediniz, bu ezberleri ve önyargılarınızı bozunuz. Olanı biteni birilerinin oluşturduğu arka plan, arka fon, algılar gibi görmeyiniz, aynı haber kaynaklarından verilen sufleleri sorgulayınız. Zira dışardan bakınca pek çok aklın tek merkeze bağlılığı çok açık görülüyor. Bu söylemler bir araya gelmesi mümkün olmayanlar tarafından kelimesi kelimesine aynen söyleniyor ve tekrarlanıyorsa, görmek için belki de önlerine döşenen raya ve raydakilere bakmaları yeterli olacaktır. 
... 
İnsanın yaşı, tecrübesi, unvanı ne olursa olsun; hayatın ve halinin ilmini (ilmihalini) bilmesi, ona göre davranması çok daha şık, çok daha güzel ve insana daha çok yakışıyor. O halde manevi alanda aklen, fikren kalkınmak gerekiyor. 
... 
Selam ile... #zihinseldönüşümşart #akıl #akletmekşart





İSLAMDA (KADINLARIN) MİRAS (HAKKI) 020626

Bu yazımızın amacı İslam'da miras paylaşımının önemine, özellikle kadınların ve kızların miras haklarının olduğuna ve bunlara riayet ed...