23 Kasım 2022 Çarşamba

Evlilikte de her şey mükemmel değildir, sıkıntılar olacaktır 231122:

Dünyadaki hiçbir şey insanı ve insan nefsini tam olarak tatmin etmez. Her zaman bir şeyler eksik kalır veya insan öyle zanneder ya da oldukça olmayanı ister ve bu isteklerin ya da beklentilerin sonu gelmediği gibi tam olarak ne istediğini de bilmez.

Evlilik de insanın dünyadaki hayatının bir parçasıdır, aynen aile hayatı, okul hayatı, iş hayatı, sosyal hayatın diğer ortamları gibi. İnsan hayatı ne ise evlilik hayatı da onun bir türevidir. Yani mutluluklarıyla mutsuzluklarıyla, huzuruyla huzursuzluklarıyla, başarılarıyla başarısızlıklarıyla hayatta yaşanan şeyler evlilik hayatında da yaşanır.

Dolayısıyla evlilik hayatının her anının, mutlu ve huzurlu geçeceği beklentisi oluşmamalıdır. İnsan, dünya hayatında yaşadıklarının her birinden bir parçasını da evlilik hayatında yaşayacaktır. Bu gerçeği bilmek gerekir. Çok aşırı ve mükemmel bir beklenti içerisine girmemek gerekir.

Zira, insanlar hayallerini bağdaştırdıkları kişi ile evleniyor ama mutlu olamıyorlar niçin? Çünkü mutluluğun reçetesi sadece hayaller değil; gerçekçi yaklaşım, mantık, kültür, denklik, beklenti, sevgi, saygı, huy güzelliği, hoşgörü gibi pek çok faktörü de içerir

Hayatta her şey bir ölçü ve dengede yaratıldığına göre evlilikte de bir denge vardır ve insan hayatını düzene koyan bir kurumdur. Evlilikte dengeyi gözetmek gerekir. Evlilik Allah’ın (cc) emridir ve Peygamber Efendimizin (sav) sünnetidir. Bunun için evlenmek gerekir, zamanında evlenmek ve evlendirmek gerekir, düğün merasimlerini ve masrafları abartmamak gerekir, evlilikleri kolaylaştırmak gerekir.

Niçin evlenmek gerektiği, evlilik öncesinde, evlilik sırasında yani nikahta ve evlilikte yani aile yaşantısında dikkat edilmesi gereken hususlar, ilmihal kitaplarında ve bu konuda yazılmış kitaplarda detaylıca konu edilmiştir.

Bu kaynaklardan, evlilik tercihinde dikkat edilecek hususların neler olduğu, nikahın ne anlama geldiği, karı kocanın ve diğer aile üyelerinin görev ve sorumluluklarının ne olduğu gibi hususlar öğrenilirse, evlilik sürecinde nasıl davranılacağı da öğrenilmiş olur ve daha kolay, sağlıklı ve problemsiz evliliklerin yapılma ihtimali artar.

Evlilik sorumluluğu sadece bekarların1 kendilerine ait değildir. "Bekarlarınızı evlendirin" emri 2 bekarların ana, baba eş dost akraba ve arkadaşlarını sorumlu tutmuyor mu? Destek olmak lazım, vesile olmak lazım.

Evlilik ile ilgili söylenen olumsuzluklar evliliği geciktirmemelidir. Yukarıda belirttiğimiz hususlar ışığında uygun aday olduğunda değerlendirilmelidir.

Hayatta olduğu gibi, insan evlilik sırasında da bazı sıkıntılarla karışılacaktır. Bu sıkıntılar yine yukarıda belirttiğimiz kaynak bilgiler çerçevesinde hal yoluna bakılmalıdır. Karı koca sıkıntıyı tek başlarına aşamıyorsa, bu eşler yalnız bırakılmamalı ve yakınları devreye girmeli hakemlik3 vazifesini yerine getirmelidirler.

Evlilik hayatı insana, helal dairesinde yaşama imkanı sunar, dolaysıyla geciktirmeyelim, gayretli olalım, destek olalım, kolaylaştıralım.

Hayırlı, huzurlu, muhabbetli, sevgi-saygı çerçevesinde dengeli evlilikler dilerim.

Evlilikle ilgili aşağıda balıkları verilen ilgili yazılarımız ile diğer yazılarımız; ali nural (alinuralca) blog adresindedir:
1.Evlilik Üzerine (2022).
2.Aile Üzerine (2022).
3.Ailede Huzur (2022).
4.Üslup (2022).
5.Evlilikte Tavır (2021).
6.Evliliğin Hâl İlmi (2021).
7.Geç Evlenme (video)(2020).
8.Sağlıklı Aile Kampanyamız (Bir Sosyal Deney) (2020).
Ayrıca “Hayatın İçinden Analizler” ve “Adıye Kültürü” isimli kitaplarımızda da yer alan yazılarımız:
9.Evlilik Öncesi İzlenecek Yol (Evliliği Zorlaştıran İnsanın Kendisi mi?). (2017).
10.Bakar Kalmak veya Evlenmek (2017).
11.Sağlıklı Evlilik Sağlıklı Aile (2017).
12.Gül Hikayesi (2017).
13.Büyükler evlendirmek isterken, gençler/bekarlar niçin nazlanır? (2016).
14.Evliliği Olumlu Etkileyen Davranışlar (2016).
15.Evliliği Olumsuz Etkileyen Davranışlar (2016).
16.Evlilikleri kolaylaştırmak (Adıyeler) (2015).
17.Evlilik Süreci (Gözden Geçirilmiş) (2015-2020).

1Evlenen imanının yarısını kurtarmış olur, kalan yarısında ise Allahtan korksun” (Teberani).

2İçinizden evli olmayanları, köle ve câriyeleriniz arasından da elverişli olanları evlendirin. Yoksulluk içinde iseler Allah lütfu ile onları ihtiyaçtan kurtarır. Allah’ın hazinesi geniştir, her şeyi bilmektedir.” (Nur Suresi:32).

3Eğer karı kocanın birbirinden ayrılacaklarından endişe ederseniz, o vakit, kendilerine erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf işi düzeltmek isterlerse, Allah onları uyuşmaya muvaffak buyurur. Şüphesiz Allah alîm ve habîrdir (her şeyi bilir, bütün maksatlardan haberdardır).” (Nisa, 4/35).



20 Kasım 2022 Pazar

Tarih! 201122:

1.Tarih, yaşandığı gibi yazılmalı ve okutulmalıdır. 

a.Zira gerçeğini okuyunca hayal kırıklığı yaşıyor, inancı sarsılıyor, her şeye şüpheyle bakıyor ve gerçek tarihi özlüyor.
b.Aksi takdirde tarihten bahsederken doğruların yerini yalanlar, algılar alır!
c.Böyle yapılmıyorsa gençler ve okuyan herkes tarih kitaplarında okuduklarını sorgulasın, akıl süzgecinden geçirsin. O zaman tabular, dayatmalar, batı projeleri ortaya çıkacaktır.
ç.Yakın tarihe ilişkin algılar, olgularla çek edilmelidir.
d.Böyle yapılırsa; toplum, kendi değerleri ile buluşacak, maddi ve manevi kalkınması hızlanacak, kalkındıkça, tarih yaşandığı gibi yazılıp-okutulacak, okutuldukça Batı kaynaklı bir çok algı yıkılacak ve bir çok zinciri de kırılacaktır. 
e.Misal tarihteki Kutül Amare gibi gerçek zaferler ve gerçek kahramanlar ortaya çıkacaktır. 
f.Çünkü sağlıklı bir gelecek, gerçek ve doğru tarihi bilgilerin analizi ile planlanabilir.
g.O zaman Lozan’ı da anlayacağız!
h.O zaman muhtemelen pek çok hak da, hak sahiplerine teslim edilmiş olacaktır.

2.Atalarımızın tarihte yaptığını ve yazdığını, İngilizceden tercüme etmek için, İngilizce öğreteceğimize, direkt kaynağından öğrenmemizi sağlayacak bir dili, eğitim müfredatına almak daha sağlıklı ve doğru bilgiye ulaşmayı sağlar.

O zaman sadece İngilizce yazanın veya tercüme edenin istediği bilgilere değil, kaynağından daha doğru bilgilere ulaşabiliriz.

3.Gerçek tarihi bırakıp algı üzerinden, "dar anlamda paslaşma ve sataşmalar" topluma katkısı olmayan kısır bir döngüdür, mutlu körlüktür, “kendi çalar kendi oynar” cinsinden.

Bunu yapanlar, ön yargılardan kurtulmalı, enerjisini de toplumun ve insanlığın faydasına olacak alanlara yönlendirmelidir.

4.Tarih tekerrürden ibaret! İnsan ömrü de tekrarlardan ibaret! Bakınız dün yaptıklarımızı bugün yine yapıyoruz; yiyoruz, içiyoruz, işe gidiyoruz, uyuyoruz vb. İkisinde de, hatalar tekrar edilmemeli!

5.Tarih geleceği aydınlatan bir kandilse, tarih tekerrürse,... ey dünya, o zaman elbet güzel şeyler de tekrar edecek demektir.

6.Yakın tarihimize ilişkin yapılan tören ve kutlamalarda; kurtarılan ve kazanılan yerlerden bahsedilir de, nelerin kaybedildiğinden neredeyse hiç bahsedilemez, ustaca geçiştirilir!

7.Tarih dersinden hatırladığım; Osmanlı ne zaman Batıya yönelse, Anadolu'da Venedik vd destekli bir isyan veya bir beylik saldırısı olmasıydı! 

8.İnsanoğlunun karakteri tarih boyunca değişmemiştir.

9.Osmanlı Devletinde "laiklik" yoktu. Ama halk hangi dine mensup olursa olsun, dininin gereklerini serbestçe yaşayabiliyordu. Kıyafetinden hangi dine mensup olduğu da anlaşılabiliyordu. Bir çatışma da yoktu!

10.II.Abdülhamid Alman İmparatoru II Wilhelm'in ittifak teklifini reddedince, "çılgınlık derecesinde Alman taraftarı" denilen Enver Paşa'yı Osmanlı İmparatorluğunun başına getirme girişimleri ortaya çıktı.

11.Dün, Almanlar Enver paşa için ray döşedi, bugün ABD ve İngilizler Cumhurbaşkanlığı adaylığı için de birileri için ray döşemektedir! Elçilik görüşmeleri vesaire bunu gösteriyor! Dikkat etmek gerekir! Aynı hataya düşmemek gerekir!

12.Enver Paşa Harbiye Nazırı olduğunda 33 yaşında idi. İttihatçıların baskısıyla, henüz yarbay olduğu halde rütbeler verilerek general ve akabinde Harbiye Nazırı yapıldı. Tüm rayları döşeyen Almanlardı. Sonucu belli, tedbirsiz ve belki de liyakatsiz bir yola revan oluş.

13.Belki de ittihatçılar (İTC ni kuran 4 tıbbiyeli ve sonra katılanlar), siyaset yerine kendi mesleklerini geliştirmek, ülkenin imarı ve kalkınması için çaba gösterseler idi, ülke ve toplum için daha iyi ve hayırlı iş yapmış olurlardı! 

14.Tarih tekerrürden ibaret, 36-37 yıl önce, tek aşamalı üni. giriş sınavı iki aşamalı olmuştu, şimdi tekrar tek aşamaya dönüyor.(2017).

15.Türkiye'deki arkeolojik kazıları en çok Almanlar mı yapıyor? Üniversitelerimizden kazı yapanlar da Alman ekolünden mi geliyor? Tarihi başkalarının kaleminden değil, kendi kaleminden yorumlamak için bu konuya dikkat edilmelidir.

16.Müzelerdeki "tanrı/tanrıça heykeli" gibi ifadeler algı/uydurma olabilir. Çeşitli dönemlerde o kadar peygamber geldi ve onların kültürlerinden izler de olmalı. Türkiye'de Alman arkelog ve/veya ekolü hakim. Ezber bozmak lazım.

17.Rabbim her türlü; cahiliye adetinden, cahiliye davranışından, cahiliye kutlamalarından, putçuluktan korusun.

18.Dünyanın ikinci metrosu olan İstanbul Galata Tüneli 18 ocak 1875 de açıldı. Sonra uzun bir süre metro yapılmadı!

19.02 Ocak 1924 tarih ve 394 sayılı Hafta Tatili Kanunu ile cuma günü hafta tatili olarak kabul edildi. 27 Mayıs 1935 tarih ve 2739 sayılı "Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun" ile memurların hafta tatili cumartesi günü 13.00 den başlamak üzere pazar gününe alındı.

20.Musul, Cemiyeti Akvam (CA) (Milletler Cemiyeti) tarafından 1925'te Irak'a verildi! Türkiye CA'ya 1932'de katıldı, CA 1946'da dağıldı. Daha sonra BM kuruldu. Hatırlatma!

21.Türkmeneli TV'yi izlerken, okul tarih ders kitaplarında, Irak ve Suriye'deki Türkmenlerden hiç bahsedilmediğini hatırladım. Maalesef geçmişte gönül coğrafyasına, dünyaya kapalı bir eğitim, ürkek bir eğitim verilmiş!

22.Rusya'nın tarih boyunca ve halen yaptığı en büyük hatalardan biri; komşularına saldırarak, savaş açarak, işgal ederek, onları kendi tarafına çekebileceğini zannetmesidir! Oysa barış içinde ve iyi ilişkilerle bu pekala mümkündür.

23.Fransa 5 Ağustos 1945 te 45.000 Cezayirliyi katletti! Hatırlatma!

24.İskoçya, Katalonya, Korsika, Kırım, Doğu Türkistan, Batı Trakya, Musul, Kerkük, Kuzey Kafkasya... bakalım tarih neyi gösterecek.

25.İskoçya bağımsızlığa 'hayır' dedi. Bağımsızlığa 'hayır' diyenlerin oranı yüzde 55, 'evet' diyenlerin ise yüzde 45 oldu. İskoçya şimdilik devre dışı, aksi olsa diğerlerine de tetikleyici etki yapardı. İskoçlar kolaya kaçtı! (2014).

26.İngiliz siyaseti önce karıştırır ve çekilir, sonra çıkar sağlamak için masada yer kapar ve arabuluculuğa soyunur! Tarih boyunca Dünya'da karıştırmadık, acı çektirmedik, fitne çıkarmadık yer mi bıraktılar! Sömürgecilik dahil! Hala onlara hayranlık duyanlara şaşıyorum!

27.Tarih Mursi'yi iyi biri olarak yazacak? Ya Sisi'yi. (2019).

28.Galiba Afganistan tarih boyunca işgal edilemeyen yerlerden biri.
...
Aşağıda başlıkları verilen ilgili yazılarımız ile diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir
 
1.Osmanlı İmparatorluğunda Seçimler ve Meclisler.
2.Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyetinde Anayasalar.
3.Sultan II Abdülhamid Han Hakkında Bir İtiraf (270921)
4.İttihat ve terakki cemiyeti.
5.Sarıkamış 1914 ve batırılan üç gemi (2013).
6.18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi!
7.Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri.
8.Ethem bey. 
9.Sömürgecilik.
10.İngiliz Sömürgeciliği.
11.Fransız Sömürgeciliği.
12.Batı'nın Afrika'da köle ticareti.



16 Kasım 2022 Çarşamba

Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri 161122:

Osmanlı Devletinin sonunu getiren Mondros Mütarekesinin imzalanması sonrasında, itilaf devletlerinin, Osmanlı topraklarını işgal etme ihtimalinin doğması ve hatta bazı yerleri işgal etmeleri  üzerine, tepki olarak, Anadolu ve Rumeli'de muhtelif cemiyetler kurulmuştur. Genel ekseriyetinin kuruluşu, Mayıs 1919 tarihinden öncedir. Erzurum ve Sivas kongreleri sonrasında bu cemiyetler tek çatı altında toplanmıştır.

Aşağıda bu döneme ilişkin bazı olaylar, başlıkları ve vuku tarihleri itibariyle hatırlatılmış, akabinde ise müdafaa-i hukuk cemiyetlerinden bazıları hakkında kısa bilgiler verilmiştir. 

A. Hatırlatmalar:

1. I. Dünya Savaşı (28 Tem 1914 – 11 Kas 1918) savaşı sonrası, İttifak devletleri1 içinde yer alan Osmanlı İmparatorluğu, İtilaf devletlerinden2 bazıları (İngiltere, Fransa, Yunanistan, İtalya, Rusya) tarafından işgal edilmiştir. 

İttifak devletleri sayısı sadece 4 iken, itilaf devletleri sayısı 33'tür. Batı günümüzde de, bir ülkeye saldıracağı veya yaptırım uygulayacağı zaman, hemen hemen tüm devletleri yanına çekme gayretine düşmektedir.
 
2.Osmanlı Devletinin sonunu getiren Mondros Mütarekesi 30 Ekim 1918'de imzalandı.

3.İttihat ve Terakki Cemiyetinin liderleri, 1914 te savaşa soktukları ülkeyi, Kasım 1918 de terk ettiler. (Talat Paşa, 1921'de Berlin'de ve Cemal Paşa 1922'de Tiflis'te Ermeniler tarafından, Enver Paşa'da 1922'de Ruslarla girdiği bir çatışma vurularak öldürüldüler.)

4.Osmanlı başkenti İstanbul, 13 Kasım 1918 de işgal edildi.

5.18 Ocak 1919'da Paris Barış Konferansı'nda Müttefikler Ermenistan, Suriye, Irak, Filistin, Arabistan'ın Osmanlı'dan ayrılmasını kararlaştırdılar.

6.İzmir 15 Mayıs 1919'da Yunanlılar tarafından işgal edildi. İşgalin en büyük gerekçesi hazırlanan sahte raporlarla bölgedeki Rum sayısının Türk sayısından fazla olduğu iddiasıdır.

7.Erzurum Kongresi, 23 Temmuz-7 Ağustos 1919, Sivas Kongresi 4-11 Eylül 1919 tarihlerinde yapılmıştır.

8.Misakı milli; 12 Ocak 1920'de toplanan Meclis-i Mebusan, 28 Ocak 1920 tarihindeki gizli oturumunda "Ahd-i Millî" olarak Mîsâk-ı Millî kararlarını aldı ve kararlar bütün mebuslar tarafından imzalandı. 17 Şubat 1920 tarihli oturumunda da bu kararın basında yayınlanması ve bütün yabancı parlamentolara bildirilmesi kararlaştırıldı.

"Mecliste kabul edilen ve meclis tutanaklarında kayıtlı bulunan Mîsâk-ı Millî metninde mütareke çizgisinin içinde ve dışında kalan toprakların bölünmez bir bütün olduğu yazıldığı halde konuyla ilgili eserlerin çoğu “dışında” kelimesine yer vermemekte ve bugünkü sınırların Mîsâk-ı Millî sınırları olduğu şeklinde yanlış bir kanaatin oluşmasına sebep olmaktadır. Aslında Mîsâk-ı Millî’de hedef geniş tutulmuş, fakat şartlar gereği elde edilebilenlerle yetinilmiştir."

9.İngilizler 16 Mart 1920 de Meclisi Mebusanı bastılar. Milletvekillerinin bir kısmını tutuklayıp, bir kısmını sürgüne gönderdiler. Bir kısmı da kaçarak Anadolu'ya geçip, bağımsızlık mücadelesine katıldılar. Harbiye Nazırı Cemal Paşa'nın evi basıldı. Harbiye Nezâreti ablukaya alındı ve İngilizler kontrolü ele aldı. Bu arada İngiliz askerleri mızıka ve karargâh bölüğü erlerinden beşini ateş açarak öldürdü, onunu yaraladı.

10.TBMM, 23 Nisan 1920 de açıldı.

11.Sevr anlaşması, 10 Ağustos 1920'de imzalandı.

B. Müdafaa-i hukuk cemiyetlerinden bazıları:

1.İzmir Müdafaa-i Hukuku Osmaniye Cemiyeti (İ.M.H.O.C), Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının ardından kurulan ilk cemiyettir. 6 Kasım 1918'de kuruldu. 17 Mart 1919'da Batı Anadolu'daki müftü ve belediye başkanları ile her kazadan iki, her livadan üçer delegenin katıldığı  Büyük Kongre'sinde İzmir'in işgali karşısında silahlı mücadele yapılması kararı alındı. Ocak 1919'da bu dönemde kurulmuş bir başka örgüt olan Heyet-i İlmiye ile birleşti.

İzmir'in işgalinden bir gün önce kurulan İlhakı Red Heyeti, İzmir'in işgalinden sonra İ.M.H.O.C ile birleşti. İşgalden sonra İzmir'de çalışmak mümkün olmadığından İ.M.H.O.C'nin merkezi İstanbul'a taşındı. 

16 Mart 1919'da İstanbul'un resmen işgal edilmesiyle İ.M.H.O.C üyeleri Anadolu'ya geçerek milli mücadeleye katıldılar. 

2.İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti, İzmir'in işgali (İzmir 15 Mayıs 1919'da işgal edilmiştir) üzerine kurulmuştur. Kurucuları arasında Hüseyin Vasıf Çınar yer almaktadır. Cemiyet, Kuvâ-yi Milliye hareketinin başlamasını sağlamış ve İzmir'in Yunanlarca işgaline karşı koymuştur. Ayrıca, Balıkesir Kongresi ve Alaşehir Kongresi'ni düzenlemiştir. İzmir'in işgalinden sonra İ.M.H.O.C ile birleşti.

3.Manisa’da kurulan, İstihlası Vatan Cemiyeti  Ege’de öncü müdâfaa-i hukuk cemiyetlerinden biridir. Daha sonra 19 Mart Kongresi ile İzmir Müdâfaa-i Hukuku Osmaniye Cemiyeti ile birleşmiştir.

4.Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, 30 Kasım 1918 tarihinde Edirne'de kurulmuştur. Sivas Kongresi sonrasında ise cemiyet, Anadolu'daki diğer cemiyetler ile birleşerek Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti çatısına girmiştir. Türk Ulusal Bağımsızlık Savaşı’nın örgütlenmesinin Mayıs 1919’da başladığı göz önünde bulundurulduğunda; bu tarihten 6 ay önce kurulan Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti benzeri birkaç cemiyetle birlikte anti-emperyalist direnişin öncü kuruluşlarındandır.

5.Trabzon Muhafaza-i Hukuku Milliye Cemiyeti, 12 Şubat 1919'da Merkezi Trabzon olarak kurulan cemiyet, Karadeniz Bölgesi'nin çeşitli il ve ilçelerinde şubeler açtı. Amacı, Trabzon ve çevresinin Rumlara verilmesini ve bir Pontus Devletinin kurulmasını önlemekti.

6.Kilikyalılar Cemiyeti, 1918'de İstanbul'da kurulmuştur. Amacı, Kilikya (Çukurova) bölgesinin Fransızlar ve Ermeniler tarafından işgal edilmesine karşı mücadele göstermektir. Cemiyet, milli bilinci uyandırmak için yayın ve propaganda yollarını kullanmıştır.

7.Kozan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, 7 Mart 1919'da Kozan'ın işgali ile kurulmuştur.

8.Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Ağustos 1919 tarihinde, Erzurum merkezli kurulmuştur. Elazığ'da da şubesi vardır. Bu cemiyet, önce İstanbul’da kurulmuş olan Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetine bağlı olarak açılmış, daha sonra Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı ile İstanbul’dan ayrılmış, doğuda müdafaa-i hukuk akımını temsil ederek Mustafa Kemal’in sevk ve idaresinde güçlenmiş, bütün memlekete yayılacak bir program hazırlamıştır. Ayrıca bu dernek Erzurum kongresini toplayarak tüm yurdun savunulmasını kararlaştırmıştır.

9.Adana Vilayeti Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Adana ve çevresini, Fransız ve Ermeni işgalcilerinin elinden kurtarmak için işgalden kurmak için Ahmet Remzi Bey tarafından 1919′ kurulmuştur.

10.Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti (kadın teşkilatı), Bu cemiyet Sivas Valisi Reşit Paşa’nın eşi Melek Hanım ve arkadaşları tarafından 9 Aralık 1919’da Sivas’ta kurulmuş, kısa sürede Anadolu’nun muhtelif şehirlerinde Merkez’e bağlı birçok şubeleri açılmıştır . İtilaf Devletlerinin işgallerine karşı protestonameler yayımlayan, para ve mal yardımı kampanyaları açan bu cemiyet önemli hizmetler görmüştür. 

11.Isparta Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti. Milli mücadelede önemli katkıları olmuş bir cemiyettir. Karar Defteri 1919 da tutulmaya başlanmıştır. İşgal aleyhinde mitingler düzenlemiş protestolar çekmişlerdir.

12.Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Mondros Mütarekesi'nden sonra Anadolu'nun ve Rumeli'nin çeşitli şehirlerinde, işgallere karşı kurulan millî cemiyetlerinSivas Kongresi'nde birleştirilmesinden sonra oluşan yeni cemiyete verilen isimdir.

"Erzurum Kongresi’nde (23 Temmuz 1919) Vilâyât-ı Şarkiyye Müdâfaa-i Hukuk-ı Milliyye Cemiyeti’nin Erzurum şubesi ile Trabzon Muhâfaza-i Hukuk-ı Milliyye Cemiyeti feshedilerek bu iki cemiyetin yerine Şarkî Anadolu Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu ve Mustafa Kemal’in başkanlığında dokuz kişilik bir temsil heyeti seçildi. Sivas Kongresi’nde (4-11 Eylül 1919) kabul edilen nizamnâme gereğince, Mondros Mütarekesi’nden sonra Osmanlı ülkesinin çeşitli bölgelerinde kurulan, fakat aralarında organik bir bağ bulunmayan bütün millî mukavemet teşkilâtları Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla tek bir idare altında birleştirildi. Temsil Heyeti’nin üye sayısı da on altıya çıkarıldı."

"Mustafa Kemal’in Temsil Heyeti adına 11 Eylül 1919’da Sivas valiliğine müracaat etmesiyle cemiyet resmen kurulmuş oldu. Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti Hey’et-i Temsîliyyesi, cemiyetin en yüksek idare organı ve çeşitli yerlerde kurulmuş olan müdâfaa-i hukuk ve redd-i ilhak cemiyetleri de bunun birer şubesi sayıldılar. Ana amacı Osmanlı Devleti’nin dağılma tehlikesine karşı “İslâm halifeliği ve Osmanlı saltanatının varlığını korumak” (Nizamnâme, md. 3) olan Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Sivas Kongresi’nde tesbit edilen nizamnâmesine göre, Hey’et-i Temsîliyye vatanın bütününü temsil edecek (md. 7/VII), eğer Osmanlı hükümeti İtilâf devletlerinin baskısıyla anayurdun bir parçasını bırakmak zorunda kalacak olursa, Temsil Heyeti mukaddes halifelikle Osmanlı saltanatına olan bağlılığını sürdürerek vatanı Rum ve Ermeni ayakları altında çiğnetmemek için derhal geçici bir yönetim kuracak, kongrenin aldığı kararları Türk milletine, İstanbul hükümetine ve yabancı devletlere duyuracaktı. Bu şekilde Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti, vatanın bütünü adına konuşmak ve iş görmek yetkisine sahip meşrû ve millî bir teşkilât haline geldi."

"İstiklâl Savaşı kazanıldıktan sonra siyasî parti kurmaya karar veren Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Grubu’nu yeni partiye temel yaparak 9 Eylül 1923’te Halk Fırkası’nı kurduğunu açıkladı. Buna dair karar bu tarihte açıklanmakla birlikte Halk Fırkası’nın resmen kuruluşu 11 Eylül 1923’te gerçekleşti."

...
Kaynakça:


1İttifak Devletleri ve savaşa katılış tarihleri: 1.Alman İmparatorluğu ve sömürge güçleri - 1 Ağustos 1914, 2.Avusturya-Macaristan İmparatorluğu- 28 Temmuz 1914, 3.Osmanlı İmparatorluğu - 29 Ekim 1914 (Rus liman ve gemilerine saldırı tarihi), 4.Bulgaristan Krallığı Bulgaristan Krallığı - 14 Ekim 1915.

2İtilaf Devletleri ve savaşa katılış tarihleri: 1.Sırbistan - 29 Temmuz 1914, 2.Rusya - 1 Ağustos 1914-1917, 3.Fransa ve sömürgeleri - 2 Ağustos 1914, 4.Belçika ve sömürgeleri- 3 Ağustos 1914, 5. İngiltere ve sömürgeleri (Avustralya, G.Afrika, Hindistan, Kanada, Deniz aşırı sömürgeleri, Yeni Zelanda, New Foundland) - 4 Ağustos 1914, 6. Karadağ - 5 Ağustos 1914, 7. Japonya - 23 Ağustos 1914, 8.İtalya - 23 Mayıs 1915, 9.Portekiz - 9 Mart 1916, 10.Romanya - 27 Ağustos 1916, 11.ABD - 6 Nisan 1917, 12.Yunanistan - 27 Haziran 1917, Ayrıca: 13. Liberya - 4 Ağustos 1914, 14.San Marino - 3 Haziran 1915, 15.Çin Cumhuriyeti - 14 Mart 1917, 16.Küba - 7 Nisan 1917, 17.Panama - 7 Nisan 1917, 18.Brezilya - 11 Nisan 1917, 19.Bolivya - 13 Nisan 1917, 20.Siyam - 22 Temmuz 1917, 21.Kosta Rika - 21 Eylül 1917, 22.Peru - 6 Ekim 1917, 23.Uruguay - 7 Ekim 1917, 24.Ekvador - 8 Aralık 1917, 25.Guatemala - 23 Nisan 1918, 26.Nikaragua - 8 Mayıs 1918, 27.Haiti - 12 Temmuz 1918, 28.Honduras - 19 Temmuz 1918, 29.Ermenistan DC – 1918, 30.Çekoslovakya – 1918, 31.Andorra, 32.Jamaika, 33.Dominik Cumhuriyeti.



13 Kasım 2022 Pazar

Çözüm, çözüm odaklı olmak 131122:

Hayatta çözüm odaklı olmak, konulara/olaylara çözüm odaklı yaklaşmak, insana çözüm sunar, hayatı kolaylaştırır. Çözüm odaklı olalım. Engelleyici, takoz olan ve bozgunculuk yapanlardan gına geldi artık!

Bir iş veya durumla karşılaşıldığında; İlk akla gelen, bahaneler ve ürkeklik olmamalıdır. Çözüm odaklı ve cesaretli yaklaşım sergilenmelidir. Zira "Cesareti olmayanın, hep bir bahanesi vardır!" (La-edri).

Herkes birbirini test ederek, çözüm odaklı olanların sayılarını arttırabilir. Şikayet yerine çözüm üretmek gerek!

Hangi meslek olursa olsun, derim ki, Allah (cc), işin erbabı (uzmanı) ve ahlaklı olanıyla karşılaştırsın, yoksa çözüm olmuyor.

Mazeret değil, çözüm üreten bir toplum olmalıyız.

Problemleri gizleyen ve yüzleşmeyi sevmeyen bir toplum, nasıl çözüm üretebilir ki? Çözüm odaklı olmak için belkide, bu dünyaya, başka dünyalardan bakabilmek, yani bakış açısını değiştirmek yeterli olacaktır!

Aslında çözüm basit; şurayı düzelt, burayı düzelt, şunu-bunu düzelt yerine, İNSANI DÜZELT her şey düzelir.

Konuya ilişkin gözlem tespit analiz ve öneri içeren bazı notlarımız:

1.Pek çok akademisyenin, ekonomistin paylaşımına bakıyorum, çözüm ve ülkenin önünü açacak bir öneri içermediği gibi, olumlu da değil! Klasik ezber tekrarı; faizi yükselt gibi! Oysa hepimizin derdi kalkınmayı tamamlamak için bir katkı sunmak olmalıdır!

2.Bir karar, vergi, ceza vb varsa, uygulanmalıdır! Aksi takdirde gereğini yapanlara haksızlık yapılmış oluyor! Şayet kural, vergi, ceza vb vatandaşı sıkıntıya sokuyorsa, doğru çözüm; erteleme veya af değil uygulanabilir kılınmasıdır!

3.Karma Eğitim Şart demek kadar, Karma Eğitim İstemiyoruz demek te bir haktır. Çözüm; isteyenler için karma eğitim, istemeyenler için karma olmayan eğitim imkanı sunulmalıdır. Dayatma doğru değildir.

4.Bir konuyu alt komisyona, alt komiteye vs sevk etmek; bir süreye bağlanmamış, havale eden ve edilenler de bir çözüm bulunacağına inanmıyorsa, bu birimler çözüm üretemeyen, ama üretiyor izlenimi vermekten ibaret kalmaktadır.

5.Sağlıklı aile ve toplum için bir kampanya başlattık. Bu bir sosyal deneydi. Eposta, messenger, WhatsApp, telefon mesaj, grup paylaşımı şeklinde ilettiklerimin 20 de birinin imzası yeterdi. Şikâyet eden ama çözüm için bir imza dahi atmayan bir toplumuz!

6.İlgili kurum ve kuruluşlarca, hatta aileler ve toplum el birliği ile çöp kültürsüzlüğü konusunda çözüm üretmeli!

7.Mimar Sinan'ın yaptığı camilerdeki çiniler (kaçakçılar-hırsızlarca bile) sökülemez iken, fayansları dökülen 10 yıllık camii için çözüm bulundu, tüm fayanslar şeffaf plastik strech film ile kaplandı! Ne diyelim...Rabbim işini iyi yapanların sayısını arttırsın.

8.Hasan Sabbah, haşhaşiler, batiniler, ittihatçılar, fetöcüler, nato'cular, gladyocular, adı ne ise, şucu bucu halka zarar veren, halka ve değerlerine yabancı olanlar, bu kadar fitne fesat nereden çıkıyor? Nasıl çıkıyor? Tedbir için istihbarat gerek, çözüm üretmek gerek!

9.Ankara trafiği belli yerlerde sıkıntılı olmaya başladı. Misal "Anadolu Bulvarı" sabah akşam hayli tıkanıyor ve neredeyse tüm gün yoğun. Tam kilitlenmeden alternatif güzergah açılması veya çözüm bulunması ABB’den beklentimizdir.

10.Yürüyüş yaparken, 8-10 kadar köpeğin site dışındaki boş araziye yerleri koklayarak geldiğini gördüm. Biraz izledim, çalımsı bir bitkinin etrafını çevirdiler. İçerideki ne ise vahşice parçaladılar. Kaçma sansı hiç yoktu!  Kent yöneticileri sokak köpekleri için tedbir almalı, çözüm üretmelidirler!

11.Dünyadaki örnekleri dikkate alınarak sokak köpekleri ve sokak hayvanları ile ilgili çözüm üretilebilir. (Belçika'da katı yasalar sayesinde sokaklarda başıboş hayvanlara rastlanmıyor-Basından).

12.Sayılarının çok olmadığını düşündüğüm ve gayri ahlaki tavır sergileyen kişiler (çiftler), parkları tercih edilmez hale getiriyorlar. Yazık! Parklardaki ABB’nin ANFA güvenlik elemanları ilgisiz! Çözüm gerek!

13.Dünya, mülteciliğe sebep olmayacak bir şekilde yönetilmelidir. Sınırları kapatmak çözüm değildir.

14.Dünya, Batı ve AB ülkeleri; mültecileri engellemek için sınırlara tel örgü çekmek yerine; mülteciliği ortaya çıkaran olayları, savaşları engelleyecek politikalarla uğraşmalı ve çözüm üretmelidirler.

15.İslam Dünyasındaki şiddet, bombalama, katliam, saldırı vb sona erdirilebilmesi için, Müslüman ülkelerin yöneticileri işbirliği yapmalı ve çözüm üretmelidirler.

16.Dünya daha iyi yönetilebilir! Ukrayna-Rusya krizinde/savaşında çözüm için, BM in göstermesi gereken çabayı Türkiye gösteriyor! UN ne işe yarıyor? Maalesef BM nin daimi 5 üyesi (ABD, FR, İng, FR, Çin) ve ABD nin şımarık devletçiği İsrail açısından hükümsüzdür!

17.ABD ve İngiltere, Rusya-Ukrayna savaşını körüklüyor, bitmesin istiyor! İnsanlar ölmüş açlık çekmiş umurlarında mı? BM etkisiz ve çözüm üretemiyor! Türkiye arabulucu, savaşı bitirmeye yönelik aktif dış politika izliyor! Dünya teşekkürde, ama iç muhalefet görmezden geliyor!

18.Müslümanlar, İsrail'i yenilmez gibi gösteren söylem, paylaşım ve nitelemeler ile başkalarını suçlamayı bırakıp, her bir Müslüman çözüm için üstüne düşeni ve elinden gelen gayreti göstermelidir.

19.İsrail işgale devam ediyor, zorla Filistinlilerin evlerine el koyuyor, keyfi öldürüyor, keyfi hapsediyor, keyfi bombalıyor, keyfi evlerini, bahçelerini yıkıyor! Filistin ve İsrail arasında adil bir çözüm gerekli! Maalesef, BM temenniden öteye bir iş yapamıyor. Çözüm üretemiyor.

2022:
20.Enflasyon halâ çok yüksek! Ekonomi ile ilgili tüm çevreler (bakan, bürokrat, akademisyen vb) çözüm üretmelidir! (temmuz).

21."Yolda yürürken sözlü tacize uğrayan genç kız, sığındığı tekel bayisinde öldüresiye dövüldü." (Basından).

Şiddet değil, konuşma çözüm getirir! Bu şahıs hakkında gereği lütfen! 

22.TV haber ekranlarında Prof, Doç, Dr ünvanlı akademisyenler Ukrayna-Rusya savaşıyla ilgili çokça analiz yapıyorlar. Muhtemelen diğer ülkelerde de böyledir ve derslerinde de işliyorlardır. Savaş yerine diplomasi yolu ile çözüm konusunda çare üretmeleri beklentisi fazla mı olur?

23.BM nin bütün derdi Afgan bayanlar mı? Önce Afganistan'daki gıda problemine çözüm gerek, sonra yatırım, kalkınma, ekonomik destek....gerekir.

2021:
24.Tarım Kredi Koop Marketlerinde de fiyatlar düşük değil. Hatta bazı ürünler daha pahalı. İlk üreticiden ise nasıl daha pahalı oluyor? Umarım, yüksek fiyatlara çözüm üretilir.

25.Ülkemiz evde köpek besleme alışkanlığını Batı'dan taklit etti. Ama Batı da sokaklarda sokak köpeği yoktur. Ülkemizde ise sokak köpekleri her yerde. Batı nasıl çözüm buldu? Ona da bakılsın!

26.Çözüm güçlü bir Filistin devletidir! İngiltere I. Dünya savaşı sonrası Ortadoğu'da oluşturduğu tüm bu istikrarsızlık, akan kan ve gözyaşından sorumludur! Vebali vardır! Şimdi de İsrail'e her türlü desteği veren ABD sorumludur!

2020:
27.Gıdada hile yapan firmalar ilan edildi... bu firmalar hemen unvan değiştirebiliyor... çözüm ticari ahlakta.

28.Belediyeler dahil tüm ilgili taraflar, park problemine çare üretmelidirler. Araç çekip, para cezası yazmak çözüm değildir.

Misal beklerken trafik polisi resim çekiyor, trafik cezası geldi. Bu ceza hiç bir şeyi çözmedi zira orası her dakika öyle. Bütçede öngörülen trafik cezasını ikmal ve vatandaşa eziyet yerine çözüm üretilsin.

2019:
29.Aciz mahlukların! eşini ve/veya insanları vahşice katletmeleri konusu, masaya yatırılmalı mutlaka çözüm bulunmalıdır. 

30.Elektrik zamları sahada sıkıntı olduğunu gösteriyor. Zam "tembel işi"dir, yani o sahada zam dışında yapılabileceklere ilişkin hiçbir şey yapmamaktır. Zamsız çözüm önerim; kaçak kullanım engellensin, TRT payını kaldırılsın (ki kaldırıldı), fatura sadeleştirilsin.

31.Karayolu ile seyahatimde, şehir, kasaba, köy, yol kenarındaki çeşme, orman gibi, insanların yaşadığı veya uğradığı her yerde; çok ama çokça, grup halinde köpekler gördüm. Neredeyse dağ taş köpek kaynıyor. Bu konuda bir çözüm üretilmeli.

32.Sn.Cumhurbaşkanı'nın BM deki konuşması; dünyadaki mazlumları umursayan ve cesaretlendiren, dünyadaki problemlere temas eden ve çözüm öneren, dünyanın daha iyi yönetilebileceğini gösteren, dünya liderlerine derslerine çalışması gerektiğini gösteren, bir konuşmaydı.

33.Suriye için çözüm; ABD, Rusya, İran vd ülkeler ile terör örgütleri Suriye'yi terk etsin, göçmenler Suriye'ye dönebilsinler, Suriye de seçimler yapılsın, Esed bıraksın!

2018:
34.Taksiciler uberle rekabeti şiddetle değil; üye oldukları odalarla, derneklerle oturup, çözüm üretmek şeklinde yapmalıdırlar.

35.Tek müracaatta bir işin görülmesi insanı sevindirir hale geldi. Maalesef çağrı merkezleri, halkala ilişkiler birimlerinden tutun hizmet üreten herkes, nasıl çözüm bulurum değil nasıl savuştururum derdinde.

36.Çözüm odaklı yaklaşım, tebrikler! (İHH, elektriğin verilmediği; mazot girişinin yasaklandığı Gazze’deki Cenin Hastanesine güneş enerjisi panelleri kurdu).

37.Suriye de çözüm yolunda adımlar atılması memnuniyet vericidir. Türkiye-Rusya-İran'ın Suriye-İdlib konusunda çözüm çabaları, bu tür olaylarda BM'nin ne kadar etkisiz kaldığını göstermektedir.

2017:
38.Ankara-Karşıyaka mezarlığı, çamura karşı birisinin sattığı poşetle çözüm aranıyor. Bu çamura çare bulunmalı. ABB tarafından mucur dökülebilir veya çimlendirilebilir.
...
Konuya ilişkin aşağıda başlıkları verilenler ile diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir.
1.Analizler-II (ahlak, etik) 091221
2.Öküz ve küp!220521



11 Kasım 2022 Cuma

İyilik ve iyi insan 111122

İnsan kendisine "hayatımda yaptığım en güzel, en büyük iyilik nedir?" sorusunu sormalı ve verebileceği güzel cevapları olmalı! Yoksa hazırlamalı! İyilik yapmak terapidir, hazırlıktır!

İyilik Allah'ın (c.c.) emridir. "Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor." (Nahl:90).

"İyilik güzel ahlaktır, kötülük ise vicdanını rahatsız eden ve başkalarının bilmesini istemediğin şeydir" (Müslim, Birr, 14).

Paylaşmak terapidir, bir ihtiyacı karşılamak, iyiliktir, mutluluktur. Evlerinizi ihtiyacınız olmayan eşyalarla doldurmayalım, depoculuk yapmayalım. Ya ihtiyaç kadar alalım, ya da fazlasını ihtiyacı olana verelim.

İyilik yapanın ödüllendirilmemesi kötülük yapanın cezalandırılmaması rahmet ve adalete aykırıdır.

Rabbimiz bizlere; iyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayıracak, akıl ve muhakeme gücü ver, feraset ver. Ve; iyilik, doğruluk ve güzellikle amel etmeyi nasip eyle.

Rabbimiz, bizlere, dünya ve ahirette, iyilik, güzellik ve nimet ver.

"Doğruluk iyiliğe, iyilikte cennete götürür. Yalan ise günahkarlığa, günahkarlık da cehenneme götürür" (Hadis).

Elimizde olmayan şeyleri anarak, afaki şeylere kafa yoracağımıza, geliniz elimizde olan şeylerle iyi bir şeyler yapalım.

Örneğin sahip olduğumuz; sevgimizi, hoş görümüzü, merhametimizi, iyilik ve yardım severliğimizi esirgemeyelim.

Bu gün elde olanla iyilik yapalım, zira yarın bizim için meçhul.

İyiliği çoğaltmak! Kötülükle mücadele etmek, kötülüğü yok etmek! Veya her ikisi birden! Evet; "İyiliği emredip, kötülüğü nehyetmek" gerek, çünkü farzdır .("Emr-i bil-maruf, nehy-i ani'l-münker”).

Sınanmamış her insan iyi gözükür. Oysa sınanınca iyilik sergileyen insan iyidir. Aslında onun da garantisi yoktur. İnsan bu, hiç belli olmaz!

Ebu Derda "İnsanları tecrübe edip, içyüzlerini öğrenen onlardan uzaklaşır" demiş, şayet uzaklaştıracak bir davranış yoksa o kişi iyi bir arkadaş adayıdır.

Kadirşinaslık, değer, kıymet, iyilik bilmektir. Sahip olduklarımızın ve çevremizdeki; samimi, iyi niyetli ve güzel çabaların, iyilerin kıymetini ve şükrünü bilelim! Galiba biraz ihmal ediyoruz!

Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ise cehennemden kurtuluş olan; oruç, sabır, sağlık, hayır ve iyilik ayı Ramazan ayından Rabbim cümlemizi nasiplendirsini.

Aşure gününü Rabbim hayırlara vesile eylesin. Oruç, sadaka iyilik, istiğfar, dua ... yapabiliriz!

Sebahattin Ali'yi hapse atanlar, ölümüne sebep olanlar, arkasından (güya) üzülüp, şiirini de marş olarak çalıyorlar. S.Ali "Herkese; içindeki iyilik kadar, iyi bir hayat dilerim" demiş ya; bu söz onlar ve benzerleri için muhtemelen beddua yerine geçer! 

Ben de "herkese içindeki samimiyet kadar, samimi bir hayat dilerim" diyorum.

İngilizler sömürgeciliği bıraksın, Dünyaya iyilik olarak yeter!

Ey Türkiye; iyilik yapmaya, yardım etmeye, ihtiyaçları gidermeye, paylaşmaya, bölüşmeye devam et. Kızan kızsın Dayanışmaya devam et; Amellerinin artması, çekemeyenlerin, münafıkların kızgınlıklarını arttırsa da devam et. (2020).

Zira bazı işler, nasip işidir. İyilik yapmak nasip işidir. 
"Hasbünallahu ve ni’mel vekil" "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir" (Ali imran Suresi – 173).

Kimse kimseye zorla yardım et, iyilik yap demiyor ki isteyen yapar, istemeyen yapmaz. Bu kızgınlık niçin? Üstelik bir virüsle pek çok şeyin anlamsızlaştığı bir zamanda (2020).

"İman edenlerin amelleri arttıkça, münafık ve münkirlerin kızgınlıkları artar" (Prof Dr M.M. Hicazi).

İyi insan kimdir? 

Peki “o iyi insan” (!) ne iyilik yaptı, bir haksızlığa mı karşı çıktı, adaletli bir uygulama mı yaptı, insanların, toplumun faydasına, Allah rızası için ne yaptı? 

Peki “o iyi insan”ın iyiliği, hiç bir şey yapmaması, haklı haksız herkesi bir şekilde oyalaması ve herkese mavi boncuk dağıtması olabilir mi? 

Örneğin bir işyerinde, işlerin dağıtılmasında, bir tayin işinde, görevlendirmede, görevden almada, haksız işleyen bir uygulamanın düzeltilmesinde, hiç iş yapmayanlara iş verilmesi halinde vb adaleti uygularsanız, muhatabı kim olursa olsun haksız beklenti içinde olanlar mutlaka rahatsız olacaklardır! İyi bir insan demeyecekler, belki olumsuz konuşacaklar, hatta düşmanca tutum içine gireceklerdir.

İyi insan, suya sabuna dokunan ve adaleti tesis edenlerdir, hakkı gözetenlerdir, işini iyi yapanlardır, işleri iyi yaptıranlardır, ülkenin ve toplumun kalkınmasına katkı sağlayanlardır, işin bir ucundan tutanlardır.

İyi ve güzel insan, toplum içinde, temiz olmaya ve güzel kokuya dikkat etmeli, camilerde de. En küçük törene, en güzel kıyafetini giyen insan, huzura eşofman ile duruyor. Bu büyük aldanma değil midir?

Hayatını; devlete, yöneticilere, kurumlara, amire, memura, komşusuna, eşine, çocuğuna, ebeveynine...kızmakla geçirenler, geçin bunları. Düzeltmek için "iyi bir çocuk", "iyi bir insan" yetiştirmeye bakmalıdır. Zira kızılan tüm hususlar insan kaynaklıdır. İşe iyi bir çocuk yetiştirmekle başlanabilir!

İlgil başka bir yazım:
1.İhya’dan bazı notlar, öğütler (iyilik). 






6 Kasım 2022 Pazar

Değer, Kıymet 061122:

Değer, kıymet ile ilgili bazı notlarımız, tespit analiz ve önerililerimiz:

1.Değer üretenlerden, kıymet bilenlerden, iyilik yapanlardan olmak gerek. İnsanın kendi irade ve çabasıyla elde ettiği ürünler, sergilediği davranışlar şeref ve değerini arttırır, tabi olduğu etnisite değil.

2.İnsanlar sıklıkla kendisine şu soruyu sormalı; "Benim topluma kattığım bir değer var mı?" Varsa devam etmeli, yoksa katmayı denemeli!

3.Kadirşinaslık, değer, kıymet, iyilik bilmektir. Sahip olduklarımızın ve çevremizdeki; samimi, iyi niyetli ve güzel çabaların, iyilerin kıymetini ve şükrünü bilelim! Galiba biraz ihmal ediyoruz!

4."Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir,..." Hucurât Suresi (13).

5.Sanılanın aksine, "kalite ve talep", çoğu zaman ters orantılıdır! Ancak kaliteyi talep etmekten, ürkmemek, korkmamak gerekir. Çünkü, hangi alanda olursa olsun, kaliteyi tercihin artıları her zaman fazladır ve tercih ettiğine değer.

6.Korunacak beş zaruri değer; Can, Mal, Nesil, Akıl, Din. Değerlerimizi korumamız gerekir! 

7.Toplumun değerlerine, inancına, İslami değerlere saldıran siyasetçi, sanatçı, şu veya bu etiket taşıyanların topluma kattıkları olumlu hiç bir değer yok! Ama bunların; taklitçilik, yozlaşma, fitne, birliği bozma, değerleri aşındırma çabaları çok ça!

8.Fitne fesatçı, yalancı, algı oluşturan, toplumun inançlarıyla, değerleriyle dalga geçen, hiçbir şey üretmeyen, sadece eleştiren, fırsat bulunca toplumdan çalan, etiketi veya bir şeylerin arkasına sığınan, çağdaşlık edebiyatı yapan, topluma bir değer katmayanlar var!

9.İnsanlara (sanatçı vb) birileri parlatıyor, reklamını yapıyor diye değil, kendi olduğu için, ortaya koyduğu ürün ve ederince kıymet vermek gerekir. Zarar etmezsiniz.

10.Kendi değerlerine uygun senaryo ve diziler takdir görüyor, etkiliyor ve değer aşılıyor! Oysa senelerce, taklit, aşırma, uyarlama senaryo ve diziler senelerce sadece milleti oyaladı ve hatta değerlerimize uygun olmayan pek çok davranışı aşıladı!

11.Al birini vur ötekine, komedi programlarında de işlenen konular da Toplumun değer yargılarını dinamitleyen cinsten. An itibariyle kapattım. (ÇGH-2019).

12.İslami değerlere saygı konusunda herkes haddini bilmelidir. Kibir, hırs ve şımarıklık kimseyi abat etmez!

13.Alacağınız ürünün nasıl ve ne pahasına üretildiğini de dikkate almalısınız. Kürkler, deriler, elmas, pırlanta, vb. değer mi?

14.Üretimin taltife, ürünün ise üreticide değer bulmasına ihtiyaç var!

15."Ucuz telefon almak için birbirlerini ezdiler"-(Basından). Koştukları şeyin, kendilerine ne faydası olacak? Değer mi? 

16.Bu kadar çok ülkeyi sömüren, işgal eden, işgal ettiği her yerdeki yükte hafif pahada ağır her şeyi Londra'ya taşıyan, işgal ettikleri ülkelere sınır ve değer(!) çizen, sahte tarih yazdıran, krallıkla yönetilen bir ülkeye methiyeler dizen İngiliz muhiplerine şaşıyorum!

17.Değer mi? Gerçeğe aykırı yapılan konuşmalara, söyleneni inkar etmelere, hakaretlere; insanımız, toplum, siyaset, için hakikaten üzülüyorum. Kötü örnek olunmuyor mu? Böyle adaylık olmamalı. Doğruluk eninde sonunda kazanır.

18.Kendi ülkesini güzelleştireceğine, Külliyeye, Osmanlıya laf eden, sömürgeci Avrupa Krallıklarına el pençe divan duran ve onlara hizmet (çi olmak) için yarışanlar! Kendi değer ve inancına yabancılaşanlar! Beri durun! Biz hallederiz!

19.Bazı akademisyenlerin ülke, değer ve inançlara olan düşmanlığı ve bunu (derslerde) talebelere aşılama çabaları doğru değildir! Ülke ve toplumun zararınadır! Kalkınmamızı istemeyen Batı'ya ve emperyalistlere (gönüllü) hizmettir.

20.Ülkede; Doların değer kaybetmesine, TL'nin değer kazanmasın üzülenler azaldığı/bittiği zaman, Ülke Batı'dan zihnen bağımsızlığını ilan etmiş, maddi ve manevi olarak kalkınmaya başlamış demektir!

21.Bir insan, kendi ülkesine, değerlerine ve inancına nasıl yabancılaşır, yabancılaştırılır? Bu yabancılaşma nasıl düşmanca tutumlara varabilir?

22.Yurtdışında veya yabancıların Türkiye'deki okullarında veya yabancıların verdikleri burslarla eğitim alanlar arasından niçin; bu kadar Ülke, İslam, değerler düşmanı ve aleyhtarı çıkıyor?

23.Küresel sapkınlıklar ve taklitçileri ile değerlerimizi (hal ilmi) yaşayarak mücadele eder ve kazanırız. Değerlerimizi (hal ilmini) öğrenmeyi, öğretmeyi ve yaşamayı ihmal etmeyelim! Bu mücadelede kazanan daima Hak olagelmiştir.

24.Fuat Sezgin'e Rabbim rahmetiyle muamele eylesin. Topluma şimdiye kadar tanıtılmaması büyük eksiklik. Özellikle tv'lerde ipe sapa gelmez programlar yapılacağına, bu tür değerler, faaliyetleri ve eserleri hakkında programlar yapılması beklenir.

25.İmam Gazali'nin "inanç, ahlak, değerler, sağlıklı bir toplum açısından son derece fayda sağlayacak" "İhyâ-u ulûmi’d-dîn" eserinin hayatımızın ilk safhalarında okutulmamasını bir kayıp, ama hiç okumamasını daha büyük bir kayıp görüyorum. Bu ve benzeri eserler önerilir. 

26.Bir şeye talebin çok olması, talep edilenin (her zaman) değerli olduğunu göstermez.

27.Çevrenizde düzgün insanlar vardır. Sözleri senettir, size kıymet verirler, sizi severler, size inanırlar. Onlara kıymet verin, kaybetmeyin, sizden de aynısını beklerler, yapın. Her anlamda kazananlardan olursunuz.

28.Kıymet ver; eşine, işine, çevrene, AMA bir ölçüsü olsun.

29.Neler oluyor bize? kadir-kıymet bilmez olduk, hep şikayet eder ve yavaş yavaş yozlaşır olduk!

30.Kıymet bilmek, kıymetlendirmek gerekir eldekini. Kıymet bilmezin elinde en kıymetli de olsa ne çare! Fuzuli den ders; 

"Cânâna cân olan bilmez cânının kıymetini

Cânân da bilmez cânına cân olanın kıymetini." (Fuzûlî).

31.Batı, kendi insanı dışında kimsenin canına kıymet vermez.

32.Rabbim; yaptığı işi seven, işini iyi yapan, yaptığı işe kıymet veren, işinin hakkını veren, insanların sayısını arttırsın.

33."Kudretinin üstündeki işlere ve bilmedikleri ilme müdahale edenler, kadir ve meziyetlerini kaybederler."(İmam-ı Şafii).

34.Lâedrî ne demektir? Özellikle töreye ve değer yargılarına uygun düşen mısra ve beyitler dilden dile dolaşırken atasözleri gibi yaygınlaşıp topluma mal olduğu vakit Arapça “(söyleyeni) bilmiyorum” anlamına gelen lâ edrî diye nitelenir.

35.NATO: "Türkiye, değerli bir müttefiktir ve güvenlik endişelerinin ele alınması gerekir." (2022). NATO bu söylemi ile ne kadar samimi! İhtiyatla yaklaşmak gerekir.

36."673. İnsan odaklı, doğal hayata ve tarihi mirasa saygılı, temel kentsel hizmetlerin adil ve erişilebilir bir şekilde sağlandığı, yaşam kalitesi yüksek ve değer üreten şehirler ve yerleşimler oluşturmak temel amaçtır." (11.kalkınma planı-2019).
...

Konuya ilişkin aşağıda başlıkları verilenler ile diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir.

1.İhtiyaç Listesi 220422
2.Değerlere yabancılaşma, yabancılaştırma! 110322:
3.İçinde Dua Geçen Cümleler 150422
4.Duâ ve Duâ Örnekleri 180222
5.Değerler ekonomisi modeli! (öneridir) 071221
6.İhya (İhyâ-u ulûmi’d-dîn)-İmam Gazali 181021
7.Toplumun Değerlerine Algı Operasyonları 260819
8.DUA 130919






İSLAMDA (KADINLARIN) MİRAS (HAKKI) 020626

Bu yazımızın amacı İslam'da miras paylaşımının önemine, özellikle kadınların ve kızların miras haklarının olduğuna ve bunlara riayet ed...