5 Ağustos 2025 Salı

Sn Hayrettin Karaman'ın "Diplomasi mi savaş mı?" yazısına ilişkin eleştirel değerlendirmemizdir 030825:

Evet Gazze konusunda vicdanı olan herkes hassas, imanı ve vicdanı olan herkes daha da hassas. Sn Karamanın alıntıladığım ekli "diplomasi mi savaş mı 03.08.25*" tarihli yazısını okuyunca yorum yapmak istedim ama yoruma açık değil, takipten çıktım, buna rağmen vicdanım rahat etmedi ve alıntılayarak eleştirel yorum yazmanın daha doğru olacağına kanaat getirdim ve onu yapıyorum.

Öncelikle 1948 den beri İsrail ile diplomasinin bir karşılığı olmadığını biliyoruz. Bırakın diplomasiyi BM nin hiçbir kararına uymuyor. Gazze konusunda zaten diplomasiye yanaşmıyor açıkça soykırım, tehcir sürgün uyguluyor yani İsrail o yolu yine kapatıyor.

İkinci olarak Gazze halkına soykırım yapıyor, abluka altında, bu gün 200 kişiye yakın insanın açılıktan öldüğü bunların 70 inin çocuk olduğu haberi geçti, ilaç girmiyor, çocukları kafalarından vuruyorlar, üreme yerlerinden vuruyor, keyfi katliam yapıyor, yardım tırlarını durdurdu içeri sokmuyor, girerse de yetersiz, açlıktan bebekler ölüyor, insanlar bir deri bir kemik kalmış, Filistin hava ve deniz sahasını kullanıp yardım edilebilecekken bu değerlendirilmiyor,  yani İsrail; her türlü zulmü, insanlık dışı davranışı, şımarıklığı sergiliyor. İsrail tüm komşularına saldırıyor.

Üçüncü olarak, Dünya İslam Alimler Birliği Dünya Müslüman Alimler Birliği, tüm İslam ümmetini İsrail'e karşı silahlı cihada çağırdığını unutmayalım

Dördüncü olarak Nisa Suresi 75’inci ayet gayet açık değil mi? “Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?” (Nisa/75). Belkıs konusunu örnek verirken bu ayetleri de dikkate almak gerekir.

Şimdi değil de ne zaman?

Beşinci olarak nice azlar nice çokları yenmedi mi? Kaldı ki İslam dünyası birlikte hareket ettiği takdirde İsrail ile birlikte ABD nin karşı koyacak durumu yoktur. Batı ülkeleri İsrail'in aleyhine dönmeye başlamıştır.

Altıncı olarak savaşı açıktan yapılanı gibi gizliden yapılanı da vardır. Açıktan destek verilmese bile gizliden Gazze'ye savaşçılar gönderilebilir, el altında silah gönderilebilir, Gazze'de savaşmak isteyenlere yol açılabilir, nitekim İsrail paralı askerleri Gazze'de kullanıyor ve bunlar sivilleri nişangah olarak kullanıyor, boykot sıkı bir şekilde uygulanabilir, mitingler yapılabilir, bunlar teşvik edilebilir ve bu konuda Batı ülkeleri İslam ülkelerinden daha duyarlı davranıyor.

Yedinci olarak İslam birliği yolunda adımlar atılmalıdır. Bu husus sık sık tekrarlanmalı ve fonksiyonel olarak hayata geçirilmelidir.

Sekizinci olarak Rabbim bütün Müslümanlara ve İslam alemine ve İslam devletlerine ve insanlara ve insanlığa Gazze konusunda atması gereken adımları atmayı nasip eylesin (amin).

*"Diplomasi mi savaş mı?
Prof.Dr. HAYRETTİN KARAMAN / 03.08.2025
Belkıs, Sebe ülkesinin (günümüzde Yemen bölgesi) hükümdarıdır ve kraliçe unvanına sahiptir. Kur’an-ı Kerim’de güçlü, akıllı ve karizmatik bir lider olarak tasvir edilir.
Hz. Süleyman ona mektup göndermiş, Hak dine ve hükümranlığına teslim olmasını istemişti. Belkıs danışma meclisini topladı ve şöyle dedi:
“Efendiler! İçinde bulunduğum durum hakkında bana görüşünüzü açıklayın. Sizin görüşünüzü almadan asla bir işe kesin karar vermem./Şu cevabı verdiler: “Biz güçlüyüz, zorlu savaşçılarız, yine de yetki senindir; artık ne buyuracağını sen düşün./Kraliçe şöyle dedi: “Krallar bir ülkeye girdiler mi, oranın altını üstüne getirirler ve halkının ulularını aşağılanmış duruma düşürürler. Bunlar da öyle yapacaklardır./Ben bunlara bir hediye göndereceğim, sonra bakacağım elçiler ne ile dönecekler?” (27/32-35)
Süleyman aleyhisselâmın mektubunu alan melike, devlet ileri gelenlerini toplayarak mektubun içeriği hakkında bilgi vermiş, ne yapmaları gerektiği konusunda kendileriyle istişarede bulunmuştur. Danışmanları ülkenin savaş gücü hakkında bilgi verdikten sonra nihaî kararın kraliçeye ait olduğunu ifade etmişlerdir. Kraliçe, savaşın başarısızlıkla neticelenmesi durumunda düşman istilâsının kötü sonuçlarını anlatarak meseleyi barış yoluyla çözmenin daha uygun olacağını ifade etmiş, barıştan yana olduğunu göstermek üzere Hz. Süleyman’a hediyeler göndermiş ve sonunu beklemiştir.
Peygamberimiz (s.a.) Bedir, Uhud, Hendek savaşlarında, Hudeybiye krizinde barışta ve savunmada kalmayı tercih etmiş, gerektiğinde -sonucu rahmet ve kazanç olan- tavizler de vermiştir.
Makalelerde, sosyal medyada ve bazı konuşmalarda heyecana gelen (bunda da haklıdırlar bu başka) şahıslar Türkiye’ye “Ne duruyorsun, İsrail’i vur bu iş bitsin” diyorlar. Hükümet ise işi savaşsız, diplomasi ile ve uluslararası toplumu yanına alarak çözmeyi tercih ediyor.
Niçin?
Çünkü Belkıs’ın dediği dün de bugün de bir gerçektir; savaşır yenilirseniz bin bela, yenerseniz yine bir belâ: en azından can ve mal kaybı yaşanır.
Ğazze’de bıçak kemiğe dayandığı için, İsrail planını adım adım uygulamakta olduğu için, masum Filistin halkının canına, malına ve mukaddesatına durmadan saldırdığı için Hamas’ın başka çaresi kalmamıştı. Bunlara diyeceğimiz söz, “Allah yardımcınız olsun”dur.
Bize gelince halk olarak bütün yol ve imkanları kullanarak insani yardımda bulunmalı, eksiksiz boykot ile düşmanı sıkıştırmalıyız; silahlı çatışmayı ise sorumlu olan devletten beklemeli, yönetimin, bıçak kemiğe dayanıncaya kadar diplomasi tercihine saygı göstermeliyiz.
İsrail tek başına olsa onu elbette yeneriz, ama ABD, birçok Avrupa, hatta bazı sözde İslam ülkeleri onu desteklediği zaman güç dengesi aleyhimize döner.
Hamaset hayırlı iş görmez, hikmet, feraset, basiret rehberimiz olmalıdır.
Suriye meselesinde de düşman aynıdır: Başta ABD ve İsrail’dir, dahası da vardır.
İşte bu yüzden bu meselenin de çözümünde hükümetimiz hikmet, basiret ve ferasetin rehberliğinde yol alıyor, diplomasiyi sonuna kadar kullanıyor, gücü zaruret halinde kullanıyor; böyle de olmalıdır.
Prof.Dr. HAYRETTİN KARAMAN (İslâm Hukuku Profesörü)
03.08.2025 tarihli köşe yazısı.
Masaüstü Site: www.HayrettinKaraman.net

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İSLAMDA (KADINLARIN) MİRAS (HAKKI) 020626

Bu yazımızın amacı İslam'da miras paylaşımının önemine, özellikle kadınların ve kızların miras haklarının olduğuna ve bunlara riayet ed...