Kalkınma nasıl sağlanır? Çeşitli yolları vardır ve bunlardan biri belki de en önemlisi en başat olanı eğitim yoludur.
Aşağıda; İstanbul Üniversitesi İktisat fakültesi öğretim üyelerinden, merhume Prof Dr Amiran Kurtkan'ın, öğrenciliğimiz sırasında ders kitabı olarak okutulan "Sosyolojik Açıdan Eğitim Yoluyla Kalkınmanın Esasları" isimli kitabını tekrar gözden geçirirken, dikkatimizi çekerek not aldığımız çarpıcı (sosyal gelişme, birlik şuuru, beyin göçü, lisan, dil, maneviyat vb) bir kaç alıntıya yer verilmiştir.
1.Sosyal Gelişme: Sosyal gelişme bir ülkede milli gelir artışına zarar verilmeksizin, sosyal sınıf farklarının azalması sosyal tabakalar arasında mobilitenin ve çeşitli tali gruplar arasında da bütünleşmenin gerçekleşmesi olarak tanımlanabilir.
"Sosyal sınıflar arasında geçişkenlikte sadece ekonomik değil, kültürel, değerler anlamında da olmalıdır." (A.N.).
2.Birlik şuuru: “Birlik şuurunun temelinde fertlere insanlık haysiyetine yaraşır bir hayat standardı sağlandıktan sonra, fertlerin cemiyetin refahını arttırmak üzere ellerinden gelen her fedakarlığı yapacak tarzda terbiye edilmeleri esası mevcuttur. Bu terbiyenin verilmesinde okullardan başka ailenin aile içinde bilhassa kadının ve çeşitli iş yerlerindeki idarecilerin mühim fonksiyonları vardır. İş yerlerinin tamamının devletçilik esasına göre idare edilmesi bu ahlaki hizmetin başarılı bir şekilde ifa edilmesinin en esaslı şartıdır.” (Ziya Gökalp)
3.Çocuk edebiyatı: Çocuk edebiyatının hayattaki gerçeklerle ilişkisi olmayan perilerden ve sihirli değneklerden imkan nispetinde uzak tutulması, bunun yerine zor şartları yenerek muvaffak olan, iyi ahlaklı, dürüst ve çalışkan çocukların öğretici ve teşvik edici hayat hikayelerini tercih edilmesi lazımdır”.
4.Mana, manaviyat: Mevlana, manaya yönelmenin bir terbiye işi olduğunu şöyle izah eder; "Manaya yönelmek insana başlangıçta o kadar hoş gelmese de gittikçe daha çok tatlılaşır. Bu suretin/maddenin aksinedir. Suret önce hoş, lâtif görünür fakat onunla ne kadar çok beraber bulunursan ondan o kadar soğursun. Kur'an'ın sureti nerede manası nerede! İnsana da bak, nerede onun sureti ve nerede manası! Eğer insanın suretinin manası giderse cesedini evde bir an olduğu gibi bırakmazlar."
Şu halde Mevlana'nın öne sürdüğü fikir insanın hayattaki esas gayesini sadece maddeye değil fakat daha ziyade manaya yönelmek olduğu fikridir. Ancak bu fikrin temelinde yatan esasın maddeden tamamen yüz çevirme olduğu zannedilmemelidir.
5.Beyin göçü: Bilgi konusunda Cumhuriyet devrinin ilk yıllarında iki mahsur ortaya çıkmıştır.
İlki teknik ve fen dallarında Batı ilminin tekrarından başka orijinal yani ilim müstahsili durumunda olan az sayıda bilim adamı yetişmiş olmasıdır.
İkincisi Cumhuriyet devrinde doktoralı ilim adamlarımızın gelişmiş ülkelerde yerleşmeleri problemidir.
"Yani beyin göçü sadece bir dönemde değil genelde olmuştur. Ülkelerin güçlü olduğu yükselme dönemlerinde bu problem yaşanmamaktadır" (A.N)
6.Lisan, Dil: Lisandaki devamlı değişmeler ilim hayatı için esaslı bir baltalayıcı role sahiptir. Cumhuriyet devrinde müşahede edilen bu aksaklığın sadece teknik ve tabii ilimler için değil sosyal ilimler içinde bahis konusu olduğu ifade edilmelidir. Bir neslin hayatı boyunca lisanın bu derece büyük bir değişikliğe maruz kalması kültür birliğini baltalamaktan başka sosyal mirasın kısmen işe yaramaz hale gelmesi neticesini de vermiş nesiller arasındaki ve yeni nesillerle hatta en yakın mazinin yazılı eserleri arasındaki bağlantıyı koparmıştır.
7.İnsan sosyal bir varlıktır, iki örnek: İlk örnek: 1920 yılında Hindistan'da bir kurt ininde bulunan iki Hintli çocuktan küçük olanı birkaç ay sonra ölmüş. Büyük olan ve Kamala ismi diye isimlendirmiş olan kız çocuğu 1929'a kadar yaşadı. Kamala beşeri davranışlarda gördüğümüz vasıflardan hiçbirini beraberine getirmiş değildi. Ancak 4 ayak üzerinde yürüyebiliyordu. Kurtvari hırıltılarından başka hiçbir lisana sahip değildi. İnsanlardan herhangi diğer bir ehlileşmemiş hayvanın çekinmesi kadar çekiniyordu. Çocuğun beşeri benlikesi ilk bulunduğu zaman son derece noksan olup, tedricen meydana çıktı.
İkinci örnek: 1938 yılında Amerika'da gayrimeşru bir çocuk 6 aylıkken odaya bırakılıp 5 sene sonra bulununcaya kadar orada tecrid edilen Anna vakasını incelemişler, süte ilaveten pek az gıdayla beslenmiş, hiçbir normal terbiye görmemiş ve diğer varlıklarla hiçbir temas kurmamış, ilim adamına bir laboratuvar vakası temin eden bu şiddetli ve zalimane sosyal tecrit, 5 yaşındaki normal çocuğun vasıflarının bazılarından bir çoğunu eksik bıraktı Anna bulunduğu zaman yürüyemiyor konuşamıyordu tamamen duygusuzdu ve etrafındaki insanlarla alakası yoktu. Bu vaka bir kere daha gösteriyor ki insan ancak sosyal insansa ancak birçok insanların iştirak ettiği bir hayatı paylaşan kimselerden biri ise beşeri tabiat insanda teşekkül eder.
"Bu örnekler, insanın sosyal bir varlık olduğunu, eğitimle sosyal ve insani davranışlar kazandığını göstermektedir" (A.N).
...
(Kaynak: Sosyolojik Açıdan Eğitim Yolu İle Kalkınmanın Esasları-Prof Dr Amiran KURTKAN, İstanbul-1977)
(Prof Dr Âmiran Kurtkan Bilgiseven, (İstanbul, 1926-2005), sosyolog, akademisyen. Bilgiseven, ağırlıklı olarak "din sosyolojisi" alanında çalışmış, sosyolojinin teorileri ve bulgularıyla, Türk İslam kültürünü karşılaştırmıştır. Çok üretken bir sosyologdur. Sohbetlerinde "Yazıyoruz da ne oluyor? Uygulayan Kim?" haklı serzenişinde bulunduğu ifade edilmiştir.
Prof. Kurtkan hakkında daha geniş geniş bilgi için bkz: İlmi İle Amir Bir Bilim İnsanı, Amiran Kurtkan Bilgiseven Hocamızın Ardından | Dibace.Net - Zamanın İzinde...)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder