Ahlâk***, insanda oluşması özlenen ve istenen yüksek ruhi ve manevi vasıfların olumlu yeteneklerin ortak ifadesidir.
İslam ahlakçılarınca yapılan tanımlar içinde en beğenilen, İmam Gazali'nin ahlâk tanımı ise şöyledir "Ahlâk insan nefsinde yerleşen öyle bir melekedir ki fiiller, hiçbir fikri zorlama olmaksızın, düşünüp taşınmadan bu meleke sayesinde kolaylık ve rahatlıkla ortaya çıkar."
Ahlâkın sözlük tanımı ise şöyledir; "Bir toplum içinde kişilerin uymak zorunda oldukları davranış biçimleri ve kuralları, aktöre, sağtöre" (TDK).
.
Ahlâksız insan yoktur, iyi veya kötü ahlâklı insan vardır.
Kırk yılda bir iyilik yapmak ahlâklılık alameti değildir.
Ahlâk, insanın görevi olduğuna inandığı işleri, rahatlıkla ve memnuniyetle yapmaya sevk eder.
Güzel alışkanlıklar, ancak ahlâki eğitimle kazanılır.
Kalbi, kötü ahlâktan ve rezil huylardan temizlemek gerekir.
Ahlâk ilmi, insanların dini, şahsi, ailevi ve toplumsal yaşayışlarında uyması gereken kaide ve kanunları belirler.
Ahlâk felsefesi, bilmek ve yapmak üzerinde durur. İnsan bilmeli ve gereğini yapmalıdır, ilmini artırmalı ameline yansıtmalıdır.
İslam ahlâkını kesin ve çarpıcı biçimde yansıtan iki temel kavram; takva ve hilimdir.
"Takva bütün iyilikleri kapsayan bir isimdir" (Kütü'l-kulûb, I,196).
Peygamber efendimiz ve arkadaşlarının hasleti sekinet ve takvadır.
İslam dini, üstünlüğün yalnızca kişisel çabalarla kazanılabilen takva da olduğunu ortaya koymuş, soy üstünlüğü, kabilecilik ve ırkçılığı reddetmiştir.
"Müminleri cennete en çok götüren hasletler, ALLAH takvası ve ahlâk güzelliğidir." (Tirmizî, Hâkim).
İslam ahlâkı, çatışma ve zıtlaşmayı ortadan kaldırarak uyuşmak, anlaşmak, birbirinden emin olmak, dostça münasebet kurmak olan hilmi (hilm) önerir.
Hilim (hilm), akıl ve kültürle kazanılan, insan ilişkilerinde sabırlı hoşgörülü bağışlayıcı uzlaşmacı ve medeni davranışlar sergilemeyi sağlayan, ahlâki erdemdir.
İslam dini, insanda kendi dışındakilerle kör bir mücadeleye girişmek yerine, kendi nefsiyle hesaplaşma iradesini geliştirmiştir.
İslam ahlâkı, toplumsal bünyede aşırılıklardan uzaklığı, dengeli ve uyumlu bir hayat tarzını öngörmüştür.
Edep, bir toplumda örf, adet ve kural halini almış, iyi tutum ve davranışlar veya bunları kazandıran bilgilerdir.
Dilin ve nefsin edeplendirilmesi tavsiye edilir.
Özgürlük, ahlâk düşüncesinin en temel problemi sayılabilir, çünkü ahlâk insana iyiliği yapma kötülüğü terk etme yönünde ödevler yükler ve bunlardan sorumlu tutar. İlkel hürriyetin en temel niteliği ise otorite tanımamaktır.
İnsanın ruhi cephesi yanında bir de, topraktan yaratılan beşeri cephesi vardır. İşte insandaki bu ikilik, onun ahlâki bakımdan çift kutuplu bir varlık olması sonucunu doğurmuştur.
İslam'da ahlâkın asıl kaynağı Kur'an ve onun ışığında oluşan sünnettir.
Kur’ân ahlakı beş maddede özetlenebilir. Bunlar; ALLAH korkusu, huşu', tevazu, yumuşaklık ve âhireti dünyaya tercih etmektir.
"En kâmil müminler, ahlâkı en güzel olan ve aile halkına en yumuşak davrananlardır." (Tirmizî, Nesaî).
Kim kimi severse, onun amel ve ahlâkını taklit eder.
Arkadaşın, akıl yanında, güzel ahlâk sahibi olması lâzımdır.
Peygamberimiz buyurmuştur ki; "Siz bütün müslümanları malınızla memnun edemezsiniz. Fakat, onları güzel ahlâkınızla memnun edebilirsiniz.”
"O kimselerle görüşün ki, onların görülmesi (hâl ve hareketleri, amel ve ahlâkları) size ALLAH Teâlâ'yı hatırlatır." denilmiştir.
"Güzel ahlâk, ALLAH Teâlâ’nın büyük ahlâkındandır." (Taberanî).
Yahya İbni Muâz (ra) şöyle demiştir: "Rızk hazineleri, güzel ahlâkta saklıdır."
Güzel ahlâk iki yoldan kazanılır. Bu yollardan birisi yaratılış, ikincisi de ceht ve çalışmaktır.
Lokman Hâkim'e, "Bu güzel ahlâkı kimden öğrendin?" diye sormuşlar; kendisi, "Onları ahlâksızlardan öğrendim. Çünkü bunların bir ahlâksızlığını gördükçe, ondan iğrendim ve bu tepkinin verdiği kuvvetle ondan uzak durdum." demiştir.
Bazıları (alimler), güzel ahlâkın alâmet ve hasletlerini şu şekilde toplamışlardır: "Çok utanmak (günah ve münasebetsizliklerden mahcubiyet duymak), eziyeti az olmak, salahatı çok olmak, doğru sözlü olmak, az konuşmak, çok iş ve amel yapmak, az yanılmak, fuzulî yönü (faydasız işlerle meşguliyeti) bulunmamak, iyilik sever olmak, akrabalığı gözetmek, haklara riâyet etmek, vakarlı olmak, şükredici olmak, aza kanâat etmek, hilim sahibi olmak, uyumlu olmak (sebepsiz yere muhalefet etme huyunu taşımamak), iffetli olmak, şefkatli olmak, sövücü, lanet edici (ağzı bozuk) olmamak, kötü laf götürüp getirmemek, gıybet etmemek, aceleci olmamak, kin beslememek, cimrilik etmemek, kıskançlık yapmamak, güler yüzlü ve tatlı dilli olmak, ALLAH için sevmek, O'nun için buğzetmek, O'nun razı olduğu şeye razı olmak, O'nun razı olmadığı şeye razı olmamak."
Yûsuf İbni Esbat (ra) şöyle demiştir: "Güzel ahlâkın alâmetleri on şeydir. Bunlar; az ihtilâf etmek, insaf sahibi olmak, kusurları araştırmamak, söz ve davranışları güzellikle yorumlamak ve sahipleri için mazeret aramak, eziyete tahammül etmek, kabahati kendi nefsinde aramak, yalnızca kendi ayıplarını bilmek, güler yüz göstermek, tatlı dil kullanmaktır."
Sehl'e, güzel ahlâkın ne olduğu soruldu. Kendisi şu cevabı verdi: "Güzel ahlâkın tabanı ve temeli kötülüğe kötülükle karşılık vermemektir."
Bil ki, insanlarla anlaşmak ve kaynaşmak güzel ahlâkın meyvesidir. Güzel ahlâkın dindeki yeri ise gizli değildir. ALLAH Teâlâ, Peygamber (sa)'ı güzel ahlâk sahibi olmakla övmüş (Kalem, 4), kendisi de bu konuda şunları söylemiştir: "İnsanlara verilen en hayırlı şey, güzel ahlâktır." (İbnu Mâce). "Hesap terazisine konulan en ağır amel güzel ahlâktır." (Ebu Dâvûd, Tirmizî).
İbadetleri bilen, fakat ibadet etmeyen; haramları bilen, fakat haramlardan sakınmayan; güzel ahlâkın prensiplerini bilen, fakat ahlâkını güzelleştirmeyen; kötü huyları bilen, fakat kendisini onlardan kurtarmayan bir âlim, ALLAH’ın dinini yanlış anlamış veya şeytan tarafından aldatılmıştır.
Güzel ahlâk sahibi olmak, dindar olmaktan ayrı bir şeydir. Çünkü her dindar kişi, güzel ahlâk sahibi değildir. Güzel ahlâkın içinde, sabır, hoşgörü, anlayış, yumuşaklık, fedakârlık, iyimserlik, merhamet, bağışlayıcılık, cana yakınlık, açıklık, cömertlik, hüsnü zan gibi hasletler vardır. Güzel ahlâk sahibi olmayan bir insanla, huzur içinde yaşamak imkânsızdır.
“Güzel ahlâk, hataları eritir. Suyun buzu erittiği gibi. Fena ahlâk ta ameli bozar. Sirkenin balı bozduğu gibi” (Ramuz el-Hadis).
“Güzel ahlâk, hataları eritir. Suyun buzu erittiği gibi. Fena ahlâk ta ameli bozar. Sirkenin balı bozduğu gibi” (Ramuz el-Hadis).
...
Bil ki, bütün kötü ahlâk çeşitleri, ilim ve amel macunuyla tedavi edilebilir.
Eski milletlerin yıkılışında, ahlâki çöküntüler önemli ölçüde rol oynamıştır.
Hikmet, bütün doğru bilgilerle, güzel yaşayışı kapsayan bir kavramdır.
İffet, insanın arzularını, tutkularını, aklının ve inancının kontrolünde tutarak, Allah ve insanlar nezdinde kendisini küçük düşürecek davranışlardan sakınmasını sağlayan bir erdemdir.
Heva, insanın iyi ve kötü konusunda doğru seçim yapmasını ve akla uygun davranmasını önleyen nefsani arzulardır.
Kişinin onurunu aşındıran kötülüklerin başında yalan gelir. Kur'an ve hadislere göre yalan bir münafıklık alametidir.
İman münafığı kâfirlerin en kötüsü olduğu gibi, ahlâk münafığı da müminlerin en kötüsüdür. Ahlak nifakı, olduğu gibi görünmemek, göründüğü gibi olmamak, iki yüzlü ve karaktersiz olmak ve ahlâkî zaaflar taşımaktır.
Kibir, Firavunların huyu, tevazu ise peygamberlerin ahlâkıdır.
"Onlar hicret edip yanlarına gelenleri severler" (el-Haşr, 59/9).
Farabi'ye göre toplum, sevgiyle kaynaşır, adaletle yaşar.
İyilik ve ikram sevgiyi arttırır. Gazali İhya'sında, insanın öncelikle kendisini ve kendi varlığının devamını sağlayan şeyleri, ikinci olarak da kendisine iyilik ve ikramda bulunanları sevdiğini belirtmektedir.
Ülfet, kelimesi İslami kaynaklarda toplumsal barış, uzlaşma ve kaynaşmayı ifade eder.
"Mümin ülfet eden (uzlaşıp kaynaşan) insandır. Ülfet etmeyen ve kendisiyle ülfet kurulamayan insanda hayır yoktur" (Müsned,II, 400; V, 235).
"Kıyâmet gününde (ve cennette) derece itibarıyla bana en yakın olanlarınız, ahlâkı en güzel olup ülfet eden ve kendisiyle ülfet edilen kimselerdir." (Taberânî).
Hz peygamber Müslümanların uzun süre dargın durmalarını yasaklamış dargınları barıştırmayı sadaka diye değerlendirmiştir (Buhari, "sulh", 11).
İslam, önce erdemli insan yetiştirmeyi, sonra hukuki ve iktisadi sistem kurmayı öngörmüştür. Bunun açık göstergesi Mekki ve Medeni ayetlerdir.
Cömertlik, israf ve cimrilik denilen iki aşırılığın ortasıdır. Cömertliğin bir şartı da, herhangi bir maddi ya da manevi karşılık beklememektir.
"Toplumun ve bireylerin huzur ve güvenliğini mutluluğunu sağlamada tek başına din yeterli değildir. Dinin yanında, devlet denilen bir otoriteye de ihtiyaç vardır. Ancak devlet, vatandaşların birbiriyle kaynaşmasını sağlayan, onlara itaat ve dayanışma ruhu aşılan dine önem vermezse, toplumun kendisine gönüllü saygısını da kazanamaz, toplum üzerinde ancak baskı yoluyla otoritesini sürdürülebilir Bu da onu, bir zorba devlet ve yıkıcı devlet haline getirir. Şu halde, sağlıklı bir din devlet ilişkisinin kurulması, devletin toplumun en yüksek değeri olan dine saygı göstermesi ile mümkün olur" (Edebü'd-dünya ve'd-din, s. 136 137).
"Bütün insanlar hata eder, hata edenlerin en hayırlısı ise, tövbe edenlerdir" (Tirmizi, kıyamet 49).
"Allah resulü, iki durumdan birini seçmek gerektiğinde, eğer kötü değilse, mutlaka kolay olanı seçerdi, insanların işlerini zorlaştırmazdı, bir de Allah resulü, kendisiyle ilgili kötülüklerden dolayı asla intikam peşinde olmamıştır, fakat Allah'ın bir kanunu ihlal edilince mutlaka bunun cezasını verirdi." (Buhari, Edep, 80).
"ALLAH teâlâ, insanın suretini, yani maddî yapısını kendisi mükemmel yaratmış, onun manevî yapısını, yani ahlâkını mükemmelleştirmeyi ise onun cehd ve çabasına bırakmıştır. İnsanın insanlık mertebesindeki yerini ve ahiretteki derecesini de bu yapısını ıslah etmek için sarf ettiği cehd ve çabasına bağlamıştır. Ahlâk ya mükemmel veya kusurludur. Mükemmel olan her şey gibi, mükemmel olan ahlâk da güzeldir. Ve kusurlu, eksik olan şeyler gibi, eksik olan ahlâk da çirkindir. Güzel ahlâk; peygamberlerin sıfatı, sıddıkların şiarı (belirleyici vasfı), muttakilerin mücâhede meyvesi ve abidlerin riyazet kazancıdır. O, insanın meleklere yaklaşmasındaki özellik, cennete ve Rahman’ın komşuluğuna açılan kapıdır. Güzel ahlâk, hakikatte dinin yarısıdır. (Dinin diğer yarısı ise, ibadetlerdir. Fakat eğer, ahlâkın içine ALLAH Teâlâ'nın haklarına riâyet de katılırsa, o zaman ahlâk dinin tamamı olur.) Kötü ahlâk ise öldürücü zehir, helâk edici musibet, rezillik ve rüsvalık vesilesidir. O, kalbin hastalığı, imanın zayıflığı, ruhun eksik kalmasıdır. Kötü ahlâk, insanı şeytanların derecesine indirir, dünya ve ahirette azap ve lanete müstahak eder. O, kalplerde yanan cehennem ateşine açılan kapıdır."
...
Notlarımız:
Her şey de bilim, bilim diyenler, kimse bilimin karşısında değil ki! Bilim tamam. Bina yapım sürecinde, mimar mühendis vb bilim adamları yok mu? Var. Ama Ahlâk da gerek!-2023.
Câhiliye, bir çağın adı olması yanında belli bir ahlâk ve zihniyet tarzının ifadesi olup her çağda varlığını hissettirebilir. Dikkat etmek gerekir!-2020
Oto/metro/büs vb yerlerde; hamilelere, yaşlılara, gazilere ayrılmış yerlere (hamile, yaşlı, gazi olmadığı halde) oturmak, ve/veya onlara yer vermemek, arsızlık, utanmazlık, edepsizlik değil de nedir? Edep, adap, güzel ahlâk ile yeniden buluşmalıyız.2019
Fitne, fesat, algı, yalan, koğuculuk, iftira vb davranış sergileyenlerin; cehalet (itikat, ahlâk, vb) problemi vardır! İlimle tedavi gerekir!-2019
Yetimi, fakiri, miras hukukunu gözetmeyen toplumda, iktisadi daralma olur mu? Toplumsal ahlâk nasıl olmalı?-2019
Ahlâk, etik; vicdan terazisidir, vicdan aynasına bakmaktır, vicdanıyla yüzleşmektir. Vicdan her an devrede olmalıdır ki; tartmak, bakmak ve yüzleşmek mümkün olsun!-2018
Bir insanda iman ve ahlâk yok ise unutmayın, diğer meziyetlerinin tümü sıfır (0)'dır.-2018
İnsan; bir işi veya bir görevi üstlenirken; kalite, ahlâk, liyakat ve tedbiri de üstlenmelidir.-2017
Başta "ticari ahlâk" olmak üzere, ahlakın her türlüsünün güzelleşmesi temennisiyle; "Ahilik Haftası" kutlu olsun.-Eylül 2017
Ticari ahlâk bozulmamalı. Kur'an da (11/84-95), Medyen halkına ilişkin kıssayı ve Hz Şuayb'ın öğütlerini hatırlamalıdır.-2016
Ticari ahlâk; kalitenin de makul bir fiyatı olmasını gerektirir, fahiş olmasını engeller.-2016
İslam dünyasın en eski yazıtları, önemli tarihi kalıntılar; niçin İngiltere de (kütüphane, müze vb), bunun adı Hırsızlık değil de nedir? Bu eserler ilgili ülkelere iade edilmelidir. Ahlâk bunu gerektirir.-2016
İnsanlar eğitimle, akıl, hikmet ve ahlâk eksenine çekilmelidir.-2015
İktisat başta olmak üzere her bilim, kendi ahlâkıyla birlikte okutulmalıdır.-2014
Güzel ahlâk, güzel aile ve adab-ı muaşeret kuralları acilen hayata geçirilmelidir!-2009
...
DUA:
"ALLAH'ım! Vücudumu güzelleştirdiğin gibi, huy ve ahlâkımı da güzelleştir."
"ALLAH'ım! Beni en güzel amel ve en güzel ahlâka yönelt; bunlara ancak sen yöneltirsin, beni çirkin amel ve çirkin ahlaktan uzaklaştır; bunlardan ancak sen uzaklaştırırsın."
"ALLAH'ım! Senden sıhhat, iffet, emânete riâyet, güzel ahlâk, kadere razı olmayı isterim."
...
***(Yararlanılan kaynaklar: 1) Türkiye Diyanet Vakfı İmihal II,İslam ve Toplum. 2) İhyâ-u ulûmi’d-dîn, İmam Gazali. 3) Notlarımız).
Konuya ilişkin aşağıda başlıkları verilen ve ilgili diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir:
1.İyilik ve iyi insan 111122.
2.Merhamet 190822.
3.Ticari ve Ahlâki Yozlaşma ve Piyasa İstikrarının Sağlanması 270322.
4.Analizler-II (ahlâk, etik) 091221.
5.İmam Gazali'nin "İhyâ-u ulûmi’d-dîn"i 181021.
6.Ustalık, İş Ahlâkı, İşini İyi Yapmak 220821.
7.Kurnazlık! 130821.8.Hayatın Hâl ilmi Nedir? Niçin Bilmemiz Gerekiyor? 081220.
9.Tüketim Ahlâkı 160814.
10.Etik günü (25 mayıs) ve haftası 300514.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder