25 Şubat 2022 Cuma

“Efendim Yukarısı İstemiyor! (mu?)” 250222:

Genellikle kamu veya özel sektör bürokrasisinde; işgal ettikleri iş, görev, vazife, makam (bakan, başkan, müdür, memur, vb) ne olursa olsun, işini muhabbetle yapmayan, işine yoğunlaşmayan, işini ileri götürmek gibi bir kaygısı olmayan, işini nasıl ileri götüreceğini bilmeyen, bu konusunda liyakati olmayan, tekeri çeviren değil tekere yapışıp tekerle dönen, birazcık gayretle vatandaşın işini kolaylaştırabilecek iken bu konuda hiçbir adım atmayan ... insanlara, bu hususlar hatırlatıldığında iki tür davranış sergilenir.
...
Ya; “efendim yukarısı istemiyor” denir. Ki bu “yukarı” ise diyenin pozisyonuna göre; Cumhurbaşkanı istemiyor! Reis istemiyor! Bakan bey istemiyor! Genel Müdür istemiyor! Başkan istemiyor! Vs vs unvana göre değişir. Sen üstüne düşeni yap, projeni sun, bırak istemese yukarısı istemesin! Ama yukarının “yukarısı istemiyor” dan haberi yoksa sergilenen davranış münafık alametlerinden yalancılık değil midir? Aman dikkat!
...
Ya da; yeni bir şey denemenin, muhtemel risklerinden(!) kaçınılır.  Ve “niçin ağrımayan başıma iş alayım? azıcık işim, ağrısız başım, işin mi yok, ne diye yorulayım" vb gibi düşünceler ile rahatlarını (!) bozmak istemezler. Bu düşüncede olanların önceliği iş değildir, işi geliştirmek hiç değildir. Aldıkları ücreti hak edip, etmedikleri dahi sorgulanabilir! O konuya girmeyeceğim.
..
Aslında sergilenen bu davranışların her ikisi de doğru değildir ve tembelliğin, üretimsizliğin, iş bilmezliğin itirafı ve bahanesidir. Bu davranış türleri üretkenliğin, dinamizmin, gelişmenin, heyecanın, verimliliğin, kalkınmanın düşmanıdır. Vebali de cabası!
...
Bu davranışları sergileyenler “sadece” talimat ile iş yapan robot (!) gibidirler.

Hatta “üstlerinin” işini hafifletmedikleri gibi “üstlerine” yük bindirirler. Hatta o meşhur sözü söyleyerek; “efendim falan konuda talimatınız nedir?” “Ne emredersiniz?”. 

Mübarek! Konuyu "üst"üne götürmeden azıcık bir gayret göster, ne yapılabilir, onu araştır! Yok! Kendince uyanık, kurnaz! Güya kendini de yormamış oluyor, bir aksama olursa da "talimat böyle" ye sığınacak! Bu davranış da doğru değildir!
...
Ama aslında bu davranış, talimat vereceklerin bazısının hoşuna gider ve talimat verme derdine düşerler. Oysa dese ki; “kardeşim önce sen bir çalış, araştır, neler yapılabilir, o alternatifleri bana getir, ona göre karar vereyim”. O zaman talimat almak isteyenin biraz olsun rahatı bozulacak, belki gayrete gelecek belki de rahatı bozulacağı için, hayırlı bir iş yapacak, görevi bırakacak ve üreten biri gelecek,
...
"Alt"tan ne kadar çok “uygulanabilir öneri” gelirse, işin sorumlusu “üst”ün hoşuna da gider, gitmelidir. Kimin hoşuna gitmez? Eyyamcıların, yaptığı işe katkı sunmayanların hoşuna gitmez. Bu şekilde davranan “üst”leri aşmak, sıralı olarak bir “üst”e ve nihayetinde en “üst”e kadar ulaşmak yolu denenmelidir. Olmadı yazılı hale getirmelidir. Öneri, proje iyi bir şey ise mutlaka bir şekilde hayat bulacaktır.
...
Hangi kademede olursa olsun bir iş yapan yukarısı istemiyor!” “yukarısı öneri istemiyor” “yukarısı proje istemiyor” “yukarısı değişim istemiyor vb diyorsa bunlar bahanedir, belki de gerçek dışı beyandır, bunlar kalkınmayı, gelişmeyi, büyümeyi engelleyecek davranışlardır.
...
Uygulanabilir proje ve fikirleri olan “üst”e sunulmalıdır. Sunulmaması üretimsizliktir, tembelliktir, vebaldir! Kimse “üst”ünü "yukarısı istemiyor" ile bahane etmesin.
...
Kendisine saygısı olan, işini iyi yapar, işini muhabbetle yapar, işini geliştirecek, uygulanabilecek öneriler geliştirir ve “üst"üne” sunar.

İşini muhabbetle yapan her bir “üst”ün "alt"tan gelen uygulanabilir projeler hoşuna gider, gitmelidir ve uygulanabilir ve faydalı olanları hayata geçirir, geçirmelidir.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

İSLAMDA (KADINLARIN) MİRAS (HAKKI) 020626

Bu yazımızın amacı İslam'da miras paylaşımının önemine, özellikle kadınların ve kızların miras haklarının olduğuna ve bunlara riayet ed...