İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC)’ni (sonraları İttihat ve Terakki Fırkası-İTF) kuran tıbbiyeli askerler ve daha sonra dahil olan askeri öğrenciler, askerler ve diğerleri; iktidara geldiklerinde, iktidara gelmeden önce eleştirdikleri ne varsa, hepsini kendileri yaptılar!
Komitacılık yaptılar, darbe yaptılar, diktatörlük yaptılar, adam astılar, kazanmak için “eli sopalı seçim” yaptılar, padişaha haber vermeden ülkeyi savaşa soktular, savaşı kaybettiler!
Koca imparatorluğu, iktidarda kaldıkları altı yıl gibi kısa bir sürede darmadağın ettiler, sonra da partilerini fesh ederek üç yöneticisi de ülkeyi terk ettiler.
Diğerleri kimisi Anadolu’da başlayan harekata katıldı, kimisi katılmadı veya katılamadı, kimisi yargılandı, kimisi idam edildi kimisi hapis aldı.
Belki içlerinde iyi niyet taşıyorlardı, veya taşıyanlar vardı. Ama liyakat olmayınca iyi niyet yetmiyor, yetmedi de. Üzüldüğüm bir husus okul kitaplarında bu konuların ana fikir itibariyle okutulmuyor olması.
Belki de, İTC ni kuran tıbbiyeli doktorlar ve daha sonra başta askerler olmak üzere katılanlar, siyaset yerine kendi mesleklerini geliştirmek, ülkenin imarı ve kalkınması için çaba gösterseler idi, ülke ve toplum için daha iyi ve hayırlı iş yapmış olurlar idi. Onlar olmasa farklı olurmuydu? bilemeyiz ama çok acıya, zarara sebebiyet verdiler, telafi de edemediler.
İTC ve ittihatçıların dönemi, bize; liyakat, ehliyet ve önceliklerin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha göstermektedir.
Aşağıda İTC hakkında derlenen bazı bilgiler yer almaktadır!
...
“İttihat ve Terakki Cemiyeti, sonraları İttihat ve Terakki Fırkası (Birlik ve İlerleme), Osmanlı İmparatorluğu'nda İkinci Meşrutiyet'in ilanına önayak olup 1908-1918 yılları arasında kısa kesintilerle devlet yönetimine egemen olan, 21 Mayıs 1889 yılında kurulmuş bir siyasal hareket ve iktidar partisidir.
...
İttihatçılar, kendilerinden önce gelen Genç Osmanlılar kuşağının devamıdır; kendilerinden "Jön Türkler" diye de bahsedilir. Ancak "Jön Türkler" ifadesi yalnızca ittihatçıları değil dönemin diğer muhalif kesimlerini de kapsar.
...
Kurucuları: İttihad-ı Osmanî Cemiyeti, 21 Mayıs 1889 tarihinde Askeri Tıbbiye'nin bahçesinde toplanan İbrâhim Temo’nun öncülüğünde Abdullah Cevdet, İshak Sükûtî ve Mehmed Reşid adındaki dört talebe ile ve sonradan onlara katılan Hüseyinzade Ali Bey, Konyalı Hikmet Emin Bey, Cevdet Osman, Kerim Sebatî, Mekkeli Sabri Bey, Selanikli Nazım Bey, Şerafettin Mağmumi, Giritli Şefik tarafından kuruldu.
...
İdeolojisi: Meşrutiyetçilik, İlericilik, Merkeziyetçilik, Osmanlıcılık (1913'e dek), Türkçülük (1913'ten sonra), İslamcılık
...
İngiltere Dışişleri Bakanlığı Doğu Masası yetkililerinden George Kidston'un 21 Aralık 1918 tarihli raporunda "...bu gizli yapının Masonluğu İtalya'dan getiren ve Selanik Locasının başlıca kurucusu bulunan Carrasco (Karasu) ile çok sıkı ilişkisi olduğunu" bildiriyordu. Birinci hücrenin birinci üyesi İbrahim Temo oldu. Cemiyet toplantılarını her Cuma farklı yerlerde sürdürdü.
...
Cemiyetin, Haziran 1889'da Edirnekapı dışındaki bir bağda, bağ bekçisi Aluş Ağa'nın başkanlığında 12 kişinin katılımı ile gerçekleşen bir toplantı "İnciraltı Toplantısı" veya "On İkiler Toplantısı" olarak anılır.
...
29 Ekim 1907 tarihinde Mustafa Kemal de arkadaşı Ali Fethi Okyar'in ısrarı ile 322 numaralı üye olarak derneğe girdi.
...
Merkezi Selanik'te bulunan 3. Ordu'nun gerçekleştirdiği 1908 Devrimi'ni Selanik'te bulunan İTC merkez komitesi organize etti. İTC’nin hareketi, çetecilik yoluyla yönetimi ele geçiren ilk hareket olarak tarihe geçti.
...
1909 kongresine Trablus delegesi olarak katılan Mustafa Kemal, siyasetle uğraşanların ise askerlik görevini bırakması gerektiğini söyledi. Sadece daha önceki kongrede aynı fikri savunmuş olan Kâzım Karabekir destekledi. Bu tarihten sonra Mustafa Kemal siyaseti 1919 yılına kadar bırakmış, sadece askerlikle ilgilenmeye başlamıştır.
...
İTC iktidarına karşı 1909’da "31 Mart Vakası" olarak bilinen ayaklanma Selanik'ten gelen askerî birlikler tarafından bastırıldı ve cemiyet eskisinden daha güçlü bir şekilde iktidara yerleşti. II. Abdülhamid tahttan indirildi. Yerine getirilen V. Mehmed Reşad, iktidarın elinde bir kukla olmaktan ileri gidemedi. Ağustos 1909'da yapılan Kanun-ı Esasi değişikliğiyle siyasi güç, meclisin tekeline alındı.
...
Şubat 1912'de yapılan meclis seçimleri, yaşanan şiddet olayları ve yolsuzluklar nedeniyle tarihe sopalı seçim olarak geçti ve hemen her yerde İTC adayları kazandı. 1912 yılında İktidar oldular.
...
Darbe: 23 Ocak 1913 tarihinde Enver Bey öncülüğünde silahlı bir grubun Bâb-ı Âli'de toplantı halindeki hükûmeti basması, Harbiye Nazırı Nâzım Paşa'yı öldürmesi ve sadrazam Kâmil Paşa'nın kafasına silah dayayarak istifaya zorlaması ile İttihat ve Terakki, askerî darbe ile iktidarı ele geçirdi.
...
Fırka reisi Said Halim Paşa sadrazamlığında kapsamlı bir diktatörlük yönetimi kuruldu. Mahmud Şevket Paşa suikastı ile ilgili görülen 24 kişi idam edildi, cemiyete muhalif 250 dolayında kişi Sinop'a sürüldü; muhalif gazeteler kapatıldı.
...
İttihat ve Terakki Fırkası (İTF) bir iktidar partisi olarak yönetimde bulunduğu dönemde milliyetçi ve batı yanlısı bir siyaset izledi.
...
Kimi kitaplarda ittihatçıların, Osmanlı Devletinin “adalet ve kadılık” esasına dayalı eksenini “asker ekseni”ne çevirdiği de yazılıdır.
...
1914 seçimlerini ezici bir şekilde kazanan parti, Almanya ile askeri bir yakınlaşma başlattı.
...
Cemiyetin üst yönetimi ile Almanya arasında 2 Ağustos 1914 tarihinde hükûmete ve padişaha haber vermeden imzalanan ittifak antlaşması sonucunda Osmanlı Devleti, I. Dünya Savaşı'na Almanya safında katıldı.
...
Savaş sırasında Talat Paşa sadrazamlığa getirildi. Harbiye nazırı ve başkomutan Enver Paşa'nın komutasındaki ordunun savaşın ilk aylarında Sarıkamış'ta, daha sonra ise Süveyş'te ve Irak'ta ağır yenilgiler alması ve Enver Paşa'ya yakınlığıyla tanınan İaşe Nazırı Topal İsmail Hakkı Paşa'ya atfedilen büyük mali yolsuzluklar rejimi yıprattı.
...
I. Dünya Savaşı'ndaki yenilginin kesinleşmesinden sonra Talat Paşa hükûmeti 8 Ekim 1918 tarihinde istifa etti. 1 Kasım'da yapılan olağanüstü kongrede İTC kendini feshederek "Teceddüd Fırkası" adıyla yeni bir parti kurulmasına karar verdi.
Enver, Talat ve Cemal Paşa, 1 Kasım'ı 2 Kasım 1918 tarihine bağlayan gece Alman torpidobotu R-1 ile İstanbul'dan ayrılarak 3 Kasım 1918 tarihinde Sivastopol'a ulaştı.
...
Sevr Antlaşması, I. Dünya Savaşı sonrasında İtilâf Devletleri ile Osmanlı İmparatorluğu hükûmeti arasında 10 Ağustos 1920'de Fransa'nın başkenti Paris'in 3 km batısındaki Sevr banliyösünde bulunan Seramik Müzesi'nde imzalandı.
Paris'te barış şartlarını öğrenen Ahmet Tevfik Paşa, İstanbul'a gönderdiği telgrafta barış şartlarının "devlet mefhumu ile kabil-i telif olmadığını" (devlet kavramı ile bağdaşmadığını) bildirerek görüşmelerden çekildi. Bunun üzerine 21 Haziran'da İtilaf Devletleri Türk milletinin direnişini kırmak için, İzmir'de bulunan Yunan kuvvetlerini Anadolu içlerine sürmeye karar verdi. Balıkesir, Bursa, Uşak ve Trakya kısa sürede Yunan ordusu tarafından işgal edildi.
Ege'deki işgaller üzerine 22 Temmuz'da İstanbul'da toplanan Saltanat Şurası, Paris'e Sadrazam Damat Ferit Paşa başkanlığında ikinci bir heyet göndermeye karar verdi. Şura'da yaşananlar günümüzde hâlâ tartışılmaktadır.
Nutuk'ta bu toplantıda Vahdettin'le ilgili “Sevr Muahedesi'ni bizzat ayağa kalkmak suretiyle kabul etmiştir.” denilmektedir. Saray Başmabeyincisi Lütfi Simavi'ye göre ise Vahdettin açılış nutkunu okuduktan sonra başkanlığı Damat Ferit Paşa’ya bırakarak salonda durmamış, çıkıp gitmiştir.
Sadrazam Tevfik Paşa’nın oğlu İsmail Hakkı Okday'ın anlatımı ise şöyledir:
“Nihayet Sevr’i kabul edenler ayağa kalksın denildi. Damat Ferid Paşa bu sırada Padişah’ın salonu terk etmesi için işaret verdi. Vahdettin dışarı çıktı, yandaki odaya geçti. Padişah ayağa kalkınca da salondakiler Hünkâr'a bir saygı eseri olarak ayağa kalktılar. Kendisini bu suretle selamladılar. Öyle ki, bu ayağa kalkışın Sevr’in kabulü anlamına mı geldiği, yoksa Padişah’a hürmeten kıyam mı edilmiş olduğu açık olarak belirmedi. Hatta Ayan'dan Topçu Feriki Rıza Paşa, ‘Biz Padişaha hürmeten ayağa kalktık, Sevr’i kabul ettiğimizden değil’ diye haykırarak Damat Ferid’in oyununu açıkça protesto dahi etti.”
Kimi tarihçiler bu olayı, şûrâda oy hakkı olmayan padişahın oylama yapılması çağrısı yapılınca dışarı çıkması, fakat Damat Ferit'in olayı oldu bittiye getirmesi olarak yorumlamaktadır.
Antlaşma 10 Ağustos 1920 Salı günü imzalandı.
Müttefik Devletler; Britanya, Fransa, İtalya, Japonya, Ermenistan, Belçika, Yunanistan, Hicaz Krallığı, Polonya, Portekiz, Romanya, Sırp, Hırvat ve Sloven Krallığı, Çekoslovakya ile mağlup Osmanlı İmparatorluğu arasında imzalandı. ABD Osmanlı İmparatorluğu ile savaşmadığı, SSCB ise henüz Milletler Cemiyeti üyesi olmadığı için imza atmadılar.
Osmanlı heyeti: Sadrazam Damat Ferit Paşa, eski Maarif Nazırı (millî eğitim bakanı) Bağdatlı Mehmed Hâdî Paşa, eski Şura-yı Devlet (Danıştay) reisi Rıza Tevfik Bey ve Bern Sefiri Reşat Halis Bey.
...
Milli Mücadele kadrolarının büyük bölümü eski İttihatçılardan oluştu. Başta Mustafa Kemal olmak üzere Rauf, Fethi, Kâzım Karabekir, İsmet (İnönü), Celal (Bayar), Adnan (Adıvar), Şükrü, Rahmi, Çerkes Reşit, Çerkez Ethem, Bekir Sami, Yusuf Kemal, Celaleddin Arif, Ağaoğlu Ahmet, Recep (Peker), Şemsettin (Günaltay), Hüseyin Avni, Ziya Hurşit Beyler gibi milliyetçi liderlerin tümü eski İTC kadroları ve hatta Teşkilat-ı Mahsusa görevlileri idiler. İttihatçı hareketin basın ve propaganda sözcülerinden Ziya Gökalp, Mehmet Emin (Yurdakul), Mehmet Akif (Ersoy), Celal Nuri (İleri), Yunus Nadi (Abalıoğlu), Falih Rıfkı (Atay), Velid Ebüzziya ve diğerleri Milli Mücadele'nin de savunuculuğunu üstlendiler.
...
Mustafa Kemal, Mayıs 1921’de taraftarlarını Müdâfaa-i Hukuk Grubu etrafında topladı. Muhalifler de Mustafa Kemal’in salahiyetlerinin sınırlandırılması için İkinci Grubu kurarak yanıt verdi. Bir yandan da Enver Paşa Anadolu’ya gelmek için uğraşıyordu ancak Karadeniz’de Milliyetçilerce engellendi. Yunan zaferi 5 Ağustos 1921’de Mustafa Kemal’e olağanüstü yetkiler tanıyan sürece kaynaklık etti. 23 Ağustos – 15 Eylül arasında Sakarya Meydan Muharebesi Mustafa Kemal’in liderliğini teyit ettirdi.
...
Mudanya Mütârekesi, Kurtuluş Savaşı'nın sonunda 11 Ekim 1922 imzalandı. Osmanlı İmparatorluğu bu mütarekeyle beraber hukuken sona erdi.
...
Birinci Meclis’in son toplantısında, 15 Nisan 1923’te, Hıyanet-i Vataniye Kanunu kabul edilerek Dokuz Umde dışında siyaset yapmak fiilen yasaklandı. Bu kapsamda İzmir Suikastı yargılamalarının İTC'ye uzanan siyasi yönü vurgulanır.”
Kaynaklar: “https://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0ttihat_ve_Terakki”İTTİHAT ve TERAKKÎ CEMİYETİ - TDV İslâm Ansiklopedisi (islamansiklopedisi.org.tr)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder