2 Haziran 2026 Salı

İSLAMDA (KADINLARIN) MİRAS (HAKKI) 020626

Bu yazımızın amacı İslam'da miras paylaşımının önemine, özellikle kadınların ve kızların miras haklarının olduğuna ve bunlara riayet edilmesine dikkat çekmektir. 

Yazımızın sonunda mirasa ilişkin Kuran-ı Kerim ayetlerine ve Peygamberimizin (sav) mirasa ilişkin bazı hadislerine yer verilmiştir. Çok geniş bir konu olan miras hukuku konusunda fıkıh kitaplarına başvurulabilir.

"İslâm’ın ıslah edip düzelttiği müesseselerden birisi de “miras” hukukudur. Çin, Japon ve Roma hukukları ile câhiliye dönemi Arapları, kadını mirastan tamamen mahrum bırakmışlardı. Kızın, babasının malında hiçbir hakkı yoktu. Miras doğrudan doğruya erkek evlada kalırdı. Yahûdilikte de kadın kocasına ve erkek kardeşi varsa babasına mirasçı olamazdı. 

İslâm’da kadına miras hakkı tanınmış ve anne, nine, eş, kız çocuğu, kızkardeş olma durumuna göre alacakları pay ayrı ayrı tesbit edilmiştir. (Nisâ, 11-12.)

İslâm hukûkunda evlilik, her zaman karı ve kocanın mallarının ayrı olması esasına göre yapılır. Eğer koca iflâs ederse, kadın buna katılmakla yükümlü değildir, onun malına kimse dokunamaz. Kadın çalışır, miras veya hediyeler alırsa, eline geçen bu imkânları istediği gibi değerlendirir. Bir bakıma kadın, erkekten daha bağımsızdır.

İslâm’a göre, kızın çalışıp kazanma mecbûriyeti yoktur. Bu, ona gösterilen bir şefkat ve merhametin neticesidir. Kız, baba evinde bulunduğu müddetçe ihtiyaçları babası ve onun yerindeki yakın erkek akrabaları tarafından karşılanır. Evlendikten sonra da geçimi, nafakası ve ihtiyaçları kocasının üzerine geçer. Kadın, kendi malını, evin ihtiyaçları için harcamaya zorlanamaz. Kadının yeme, içme, giyim kuşam ve benzeri bütün ihtiyaçlarını görmek kocasının vazifesidir. Hatta erkek, evine bakmaktan vazgeçer yahut cimri davranarak servetine göre bir harcamada bulunmazsa, kadının kocasını şikâyet etme hakkı vardır."*

"Miras, bir kişinin ölümüyle geride bıraktığı tüm mal varlığı, haklar ve borçların (tereke) yasal mirasçılara veya vasiyetname ile belirlenen kişilere geçmesidir.

Fıkıh terimi olarak irs ve miras, ölen bir kimsenin (mûris) mal varlığının âkıbetini düzenleyen kuralların bütününü ifade eder.

İslâm mîras hukûkunda, paylar ile mükellefiyetler arasında adâletli bir denge gözetilmiştir. Harcaması fazla olan erkeğe, kadına nisbetle daha fazla pay verilmiştir. Çünkü evlenir­ken mehir verip düğün masrafını üstlenmekle berâber ev geçindirmeye kadar bütün maddî har­camalar husûsunda âilenin mes’ûl şahsı erkektir.

Yâni İslâm mîras hukûkundaki kadın-erkek farkı, yükümlülük ve sorumluluk farkına bağlıdır. Bu ikisi arasında bir denge kurulmuştur. Kadın, nesli korumak, bunun için evlât yetiştirmek ve âile düzenini temin etmek gibi ağır mükel­lefiyetler sebebiyle âilenin geçiminden mes’ûl tutulmamıştır. Bu sebeple de mî­rasta hissesi yarıya indirilmiştir. Bu  hisse de, bir kısım kadınların evlenememesi, ya da boşanma durumunda kalması veya birtakım şahsî ihtiyaçları düşünülerek verilmiştir.

Kadına göre erkeğin miras hissesi küçülür!
"Vaktiyle bir adam bir âlime, "Neden Kur'ân erkeğe kadının iki katı miras vermiş?" diye sormuş. Âlim, "Kur'ân bunun aksini yapmış, yani kadına erkeğin iki katı vermiş." demiş. Adam şaşırıp, "Nasıl olur?" deyince de âlim olayı şöyle anlatmış: "Diyelim ki, bir baba öldü ve biri erkek, diğeri kız iki çocuk bıraktı. Babanın bıraktığı mal üçe bölündü ve bunun üçte ikisi erkek çocuğa, üçte biri de kız çocuğa verildi. Ondan sonra erkek çocuk evlendi ve aldığı iki hisseli mirasın bir hissesini sıdak (mehir) olarak evlendiği kadına verdi. Bu sıdakı (mehri) da Kur'ân farz kılmıştır. Erkeğin elinde bir hisse kaldı. Bu arada kız da evlendi ve kocasından bir hisse kadar sıdak (mehir) aldı. Böylece, erkeğin hissesi bire inerken, kadının hissesi iki oldu. Bundan sonra erkek kardeşin eşini besleme mecburiyeti, kız kardeşin ise eşi tarafından beslenmesi de hesaba katılırsa, erkek çocuğa verilen miras hissesi daha da küçülür." (İhyau-Ulumiddin-İmam Gazali).

Anne ve babanın hiçbir zaman mirastan mahrum olmadığı ve ölenin kızları yanında amca oğlunun bile mirasçı olabildiği dikkate alınırsa bu hukuk sisteminde mirasçıların çerçevesinin daha geniş tutulduğu söylenebilir. En yakın mirasçıdan en uzak mirasçıya kadar her dereceden mirasçının üçte iki oranında mahfuz hissesi vardır; başka bir ifadeyle mûris bütün mirasçılar bakımından üçte bir oranında tasarruf nisabına sahiptir. Mirasçıya vasiyet câiz değildir.

Mirasçılıktan söz edebilmek için veraset sebepleri yanında bazı şartların bulunması gerekir. 
1. Mûrisin vefat etmiş olması. Hayatta olan bir kimsenin malına mirasçı olunamaz; ancak kendisinden uzun süre haber alınamayan (mefkūd) ve dinden dönüp dârülharbe iltica eden kişiler hakkında mahkemece hükmen vefat kararı verilmesi durumunda bunların malları belirli sorumluluk hükümleri çerçevesinde mirasçılarına paylaştırılabilir. 
2. Mûris öldüğü sırada mirasçının hayatta bulunması. Önce ölen sonra ölene mirasçı olamaz. Birlikte ölenler de birbirlerine mirasçı olamazlar. Anne karnındaki çocuğun (cenin) miras payı ayrılır; sağ doğması halinde mülkiyetini kazanır, ölü doğduğu takdirde miras onun yokluğuna göre yeniden hesaplanır. Haksız bir fiil neticesinde ölü doğması durumunda sağ doğmuş gibi işlem yapılır. 
3. Miras engellerinin bulunmaması. Vârisin mûrisini öldürmesi mirasçılığa engel olmakla birlikte kasıt dışı öldürmelerin bu kapsamda sayılıp sayılmayacağı tartışmalıdır. Mûrisin veya mirasçının gayri müslim olması, liân veya zina gerekçesiyle çocuğun babaya nisbet edilmemesi, kölelik, mûrisle vârisin hangisinin önce öldüğünün bilinmemesi de miras engelleri arasındadır. Mahrumiyet şahsîdir; meselâ bir kimsenin öldürme sebebiyle mirastan mahrum olması çocuklarının da mahrumiyetini gerektirmez.**
...

MİRAS İLE İLGİLİ AYETLER:*** 

(Bakara/180. Ayet): "Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, eğer geride bir hayır (mal) bırakmışsa, anaya, babaya ve yakın akrabaya meşru bir tarzda vasiyette bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlar üzerinde bir hak olarak- size farz kılındı."

(Nisâ / 7. Ayet): "Ana babanın ve akrabanın vefat edip geride bıraktığı mallarda erkek mirasçıların bir payı olduğu gibi; ana babanın ve akrabanın vefat edip geride bıraktığı mallarda kadın mirasçıların da bir payı vardır. Bunlar, gerek az olsun gerek çok olsun, Allah tarafından takdir edilmiş ve mirasçıya verilmesi gereken paylardır."

(Nisâ / 8. Ayet): "Miras paylaştırılırken, mirasçı olmayan akrabalar, yetimler ve fakirler de orada hazır bulunuyorlarsa, onlara da bu mirastan bir şeyler verin ve gönüllerini alacak tatlı güzel sözler söyleyin."

(Nisâ / 11. Ayet): "Çocuklarınızın mirastan payları konusunda Allah size şu emirleri veriyor: Erkek çocuğun payı, kız çocuğun payının iki katıdır. Eğer çocukların hepsi kız ve ikiden fazlaysa, mirasın üçte ikisi onlarındır. Eğer kız çocuk tekse mirasın yarısını alır. Ölenin çocuğu varsa, geriye bıraktığı maldan ana-babasından her birine altıda bir pay düşer. Eğer çocuğu yoksa, tek vârisi de ana-babasıysa, o takdirde mirasın üçte biri annenindir. Ölenin kardeşleri varsa, o zaman annenin payı altıda birdir. Bütün bu taksimler, ölenin yaptığı vasiyet yerine getirildikten ve varsa borcu ödendikten sonra yapılacaktır. Ana babanız ve çocuklarınızdan hangisinin faydaları itibariyle size daha yakın olduğunu siz bilemezsiniz. Bütün bunlar Allah tarafından belirlenmiş ve mutlaka sahiplerine verilmesi gereken paylardır. Şüphesiz ki Allah, her şeyi hakkıyla bilen, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır."

(Nisâ / 12. Ayet): "Hanımlarınızın çocukları yoksa, bıraktıkları mirâsın yarısı sizindir. Çocukları varsa, bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Fakat bu taksim, vasiyetlerinin yerine getirilmesinden ve borçlarının ödenmesinden sonra yapılacaktır. Sizin çocuklarınız yoksa, bıraktığınız mirasın dörtte biri dul eşlerinizindir. Çocuklarınız varsa bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Fakat bu taksim, vasiyetinizin yerine getirilmesinden ve borçlarınızın ödenmesinden sonra yapılacaktır. Eğer mirâs bırakan erkek veya kadının ana babası ve çocukları yok da, sadece bir erkek veya bir kız kardeşi varsa, bu durumda onların her birine altıda bir pay düşer. Bundan fazla iseler, üçte bire ortak olurlar. Ama bütün bunlar da, ölenin vasiyetinin yerine getirilmesinden ve borçlarının ödenmesinden sonradır. Ancak vasiyetin yerine getirilip borcun ödenmesinde mirasçılar zarara uğratılmamalıdır. Bunlar, Allah’ın size olan emridir. Allah her şeyi hakkıyla bilendir, cezalandırmada acele etmeyendir."

(Nisâ / 13. Ayet): "İşte bunlar Allah’ın belirlediği sınırlardır. Kim Allah’a ve Pey­gam­beri’ne itaat ederse Allah onu, içinde ebedî kalmak üzere altlarından ırmaklar akan cennetlere yerleştirir. İşte en büyük başarı ve kurtuluş budur."

(Nisâ / 19. Ayet): "Ey iman edenler! Kadınları mirâs yoluyla zorla almanız size helâl değildir. Onlar apaçık bir hayâsızlık yapmadıkça, kendilerine verdiğiniz şeylerin bir kısmını geri almak için onları sıkıştırmayın. Eşlerinizle hoşça ve güzelce geçinin. Onlardan hoşlanmazsanız da sabredin. Olabilir ki bir şey hoşunuza gitmez de, bakarsınız Allah onda sizin için pek çok hayırlar takdir etmiştir."

(Nisâ / 32. Ayet): "Allah’ın bir kısmınıza diğerlerinden daha fazla verdiği, dolayısıyla başkalarında bulunup sizde olmayan şeylere göz dikip imrenmeyin. Erkeklere çalışıp kazandıklarından bir pay olduğu gibi, kadınlara da çalışıp kazandıklarından bir pay vardır. O halde çalışın da, daha hayırlı şeyleri Allah’ın lutfundan isteyin. Şüphe yok ki Allah her şeyi bilir."

(Nisâ / 33. Ayet): "Ana baba ile yakın akrabanın ölümden sonra bırakacakları her terike için vârisler belirledik. Yemin ederek kendileriyle sözleşme yaptığınız kimselerin paylarını da verin. Muhakkak Allah her şeye hakkıyla şâhittir."

(Nisâ / 126. Ayet): "Göklerde olanlar da yerde olanlar da hepsi Allah’ındır. Allah, ilim ve kudretiyle her şeyi kuşatmıştır."

(Nisâ / 176. Ayet): "Rasûlüm! Senden açıklama istiyorlar. De ki: “Allah size şimdi kelâle (geride vâris olarak baba ve çocuk bırakmadan ölen kişinin mirası) hakkında açıklama yapıyor: Bir erkek ölür, geride çocuğu kalmaz, bir kız kardeşi bulunursa, bıraktığı malın yarısı o kız kardeşindir. Kız kardeş geride çocuk bırakmadan ölürse, erkek kardeş onun bütün malına mirasçı olur. Ölen erkeğin geride iki kız kardeşi kalırsa, bunlar mirasın üçte ikisini alırlar. Vârisler, erkek ve kız kardeşler ise, bir erkeğe iki kız payı verilir. Allah size bu hükümleri açıklıyor ki, herhangi bir yanlışlığa ve şaşkınlığa düşmeyesiniz. Allah, her şeyi hakkıyla bilmektedir."

(Fecr / 19. Ayet): "Mirastan ne gelse, helâl-haram demeden alabildiğine yiyorsunuz."

(Ahzap / 6.Ayet): "Peygamber, mü’minlere kendi canlarından daha önce gelir. Onun eşleri de mü’minlerin analarıdır. Aralarında akrabalık bağı olanlar, Allah’ın Kitab’ına göre, (miras konusunda) birbirleri için (diğer) mü’minlerden ve muhacirlerden daha önceliklidirler. Ancak dostlarınıza bir iyilik yapmanız başka. Bu (hüküm) Kitap’ta yazılıdır."
..

MİRAS İLE İLGİLİ BAZI HADİSLER:**** 

Miras malını hisse sahipleri arasında Allah"ın Kitabı"na göre taksim edin…” (M4143 Müslim, Ferâiz, 4; D2898 Ebû Dâvûd, Ferâiz, 7).

"Her kim (öldükten sonra) geride mal bırakırsa, o mal mirasçılarınındır. Kim ardında bakıma muhtaç kimse (veya alacaklı) bırakırsa, onun bakımı bize aittir.” (B6763 Buhârî, Ferâiz, 25; M4161 Müslim, Ferâiz, 17).

Katil, (öldürdüğü kimseye) mirasçı olamaz.” (T2109 Tirmizî, Ferâiz, 17).

“Karı ve kocadan birisi eşini kasten öldürdüğü zaman, diyetinden ve malından hiçbir şeye vâris olamaz. Eğer bunlardan birisi diğerini yanlışlıkla öldürürse onun malına vâris olur, fakat diyetinden miras alamaz.” (İM2736 İbn Mâce, Ferâiz, 8.)

"Üçte birini sadaka olarak dağıtabilirsin! Hatta üçte biri dahi çoktur! Mirasçılarını varlıklı olarak bırakman, onları insanlara ellerini açar ve muhtaç bir hâlde bırakmandan daha hayırlıdır." (B6373 Buhârî, Deavât, 43).

"ALLAH Rasûlü’nün mirasını merak ediyorsanız, size söyleyeyim. Onun mirası altın ve gümüş değil, ALLAH Teâlâ'yı zikretmek ve Kur'ân okumaktır." (Ebu Hureyre ra).

"İnsanoğlu, ‘Malım! Malım!’ der. Halbuki onun malı, verdiği sadakalardan ve yaptığı hayırlardan ibarettir. Bundan ötesi ise miras olarak başkasına kalır." (Müslim).

"İnsanın üç dostu vardır. Bunlardan birisi ölümüne kadar onun yanındadır. Bu onun malıdır. Birisi kabre kadar onunla beraberdir. Bu onun aile fertleridir. Birisi de mahşere kadar onunla beraberdir. Bu onun amelidir." (Buharî, Müslim, Ahmed, Taberanî).

Yedi sey vardır ki, kul vefâtından sonra kabrindeyken de bunların ecri kendisine ulasır: Öğrettiği ilim, akıttığı su, açtığı su kuyusu, diktiği meyve ağacı, insâ ettiği mescit, okunmak üzere miras bıraktığı Mushaf-ı Serif, vefatından sonra kendisine istiğfar edecek hayırlı evlâd.” (Beyhakî, Suab, III, 248; Heysemî, I, 167)

"Esved İbnu'l-Yezid anlatıyor: "Bize (Yemen'e), Muaz radıyallahu anh, muallim ve emir olarak geldi. Ona, bir kızla bir kızkardeş bırakarak ölen kimse(nin veraset durumu) hakkında sorduk. O, kız için yarım, kızkardeşi için de yarıma hükmetti. O sırada Aleyhissalatu vesselam sağdı." (Buhari, Feraiz 6, 12; Ebu Davud, Feraiz 4).
...
Konuya ilişkin aşağıda başlıkları verilenler ile diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir:
1.Kul hakkı (İhya'dan) 171021
2.Muhabbet 111121
3.Kadınlar 080322
4.Huzur 190622
5.Ev hanımları, sigorta, emeklilik 290722
6.Hak 011122
7.Adalet 041122
8.Hayat, Ömür 141222
9.Ahlâk 120723
10.Vakıf! Vakıflar! Fonksiyonları 070524
11.Evlilik ve Aile 240425
12.Kadının aile ve iş hayatı 070825
13.İSLAM AHLAKI-1(Ahlak, tanımı, ilahi, şahsi, ailevi ve toplumsal görevler), 270126
14.ECEL İle İlgili Ayetler 080226
15.MEHİR 010626

Yararlanılan kaynaklar:



1 Haziran 2026 Pazartesi

MEHİR 010626

Bu yazımızın amacı evlenen kadının hakkı olan mehir konusuna dikkat çekmektir. İslam'da kadının gerek mehir gerekse miras haklarının teslim edilmesi gerekmektedir.

Mehir, İslam hukukunda erkeğin evlenirken eşine verdiği veya vermeyi taahhüt ettiği para, mal veya kıymetli eşyadır. 

Kadının hakkı olan mehir, doğrudan kadının mal varlığına geçer. 

Kur'an-ı Kerim'de Nisa Suresi 4. ayetle emredilen mehir, dini bir yükümlülüktür.

Mehir nikâh akdi sırasında belirlenir, ancak ödeme zamanı peşin veya sonradan (müeccel) olabilir. Hanefi mezhebine göre en az 10 dirhem gümüş (yaklaşık 30 gram altın değerinde) olması tavsiye edilir. Mâlikîler 3 dirhem kadar gümüş değerini alt sınır kabul etmişlerdir; Şâfiî ve Hanbelîler’de ise bir alt sınır belirlenmemiştir. Mehir, başlık parası değildir; doğrudan kadına aittir. Boşanma durumunda mehir, kadına ödenmek zorundadır

Mehrin; mehri muaccel ve mehri müeccel şeklinde iki tür uygulaması vardır.

Mehr-i Muaccel: Nikâh anında veya peşin olarak verilen mehirdir.

Mehr-i Müeccel: İleride, özellikle boşanma veya ölüm halinde verilmesi taahhüt edilen ertelenmiş mehirdir.

Kur’ân-ı Kerîm’de kendileriyle evlenilen kadınlara mehirlerinin verilmesi gerektiği belirtilmiş (el-Bakara 2/236-237; en-Nisâ 4/4, 24, 25; el-Mâide 5/5), hadislerde de mehirle ilgili fıkhî hükümlerin ayrıntıları yer almış, ayrıca evlenmeyi zorlaştıracak tarzda mehir miktarında aşırıya kaçılmaması öğütlenmiştir.
 
Mehir boşama hakkı elinde bulunan koca bakımından bir “boşama engeli ve müeyyidesi”, kadın için de bir maddî teminattır, yeni bir evlilik yapıncaya veya maişet imkânı buluncaya kadar bir süre hayatını idame ettirme vasıtasıdır. 

Mehir hukukçuların çoğuna göre evliliğin şartlarından değil sonuçlarından biridir. Bu sebeple nikâh esnasında mehir belirtilmemiş, hatta verilmeyeceği şart koşulmuş bile olsa evlilik geçerlidir. Ancak mehri nikâhın şartlarından kabul eden Mâlikîler böyle bir şartla yapılan evliliği geçerli saymaz. Kur’ân-ı Kerîm’de mehir belirlemeden evlenen çiftlerin boşanmaları halinin düzenlenmesi (el-Bakara 2/236) mehir belirlenmeyen evliliklerin geçerli olduğunu göstermektedir. Bu durumda önceden kararlaştırılmış bir mehir (mehr-i müsemmâ) olmadığından benzer şart ve konumdaki kadınlara ödenen miktar (mehr-i misil) esas alınır. Belirlenen mehrin bir sebeple geçersiz olması halinde de misil mehir ödenir. 

Para, eşya (mütekavvim mal) ve ekonomik değeri olan menfaat -meselâ bir mülkün belirli bir süre kullanım hakkı- mehir olarak belirlenebilir; ekonomik değeri olmayan menfaatler -mevcut eşini boşamak, bulunduğu şehirden başka şehre göç etmemek gibi- mehir olarak tesbit edilemez.* 

Mehir ile ilgili ayetler:** 

(Bakara / 229. Ayet): "Boşamadan iki defa geri dönülebilir. Bundan sonra erkeğin vazîfesi ya güzelce geçinmek veya tatlılıkla ayrılmaktır. Ey kocalar! Boşanma durumunda, daha önce kadınlarınıza vermiş olduğunuz mehir ve hediyelerden hiçbir şeyi geri almanız size helâl değildir. Ancak karı koca Allah’ın koyduğu ölçülere riâyet edemeyeceklerinden endişe ederek boşanmak isterlerse durum değişir. Ey hakemler, veliler! Karı kocanın Allah’ın koyduğu ölçülere riâyet edemeyeceklerinden endişe ederseniz, bu durumda kadının, kocasından aldığının bir kısmını boşanmak için ona geri vermesinde, erkeğin de bunu almasında ikisine de bir günah yoktur. Bunlar Allah’ın belirlediği sınırlardır, sakın bu sınırları aşmayın. Kim Allah’ın koyduğu sınırları çiğnerse, işte onlar zâlimlerin tâ kendileridir."

(Bakara/ 236. Ayet): "Kadınları boşarsanız, onlarla birleşmemiş ve mehir de belirlememiş olursanız malî bir sorumluluğunuz yoktur. Zengin gücü yettiği kadar, eli darda olan da gücü yettiği kadar olmak üzere, onlara mâkul, gönül alıcı bir şeyler verin; iyiler için bu bir borçtur."

(Bakara / 237. Ayet): "Mehirlerini belirlediğiniz halde kendileriyle cinsî münâsebette bulunmadan onları boşarsanız, bu durumda kararlaştırdığınız mehrin yarısını onlara vermeniz gerekir. Ancak kadınlar alacakları mehirden vazgeçebilir veya nikâhı elinde bulunduran erkekler mehrin tamamını bağışlayabilir. Fakat ey erkekler! Sizin cimrilik yapmayıp mehrin tamamını vermeniz takvâya daha uygun bir davranıştır. Birbirinize erdemli ve lutufkâr davranmayı ihmal etmeyin. Şüphesiz Allah, bütün yaptıklarınızı görmektedir."

(Nisâ / 4. Ayet): "Evlendiğiniz kadınlara mehirlerini gönül hoşluğuyla verin. Eğer mehrin bir kısmını kendi arzularıyla size bağışlarlarsa, onu da gönül rahatlığı içinde afiyetle yiyin."

(Mehir, sadâk, nihle, ecir (çoğulu ücûr) kelimeleri, evlenme akdinde erkeğin kadına verdiği (muaccel) veya borçlandığı (müeccel) malı ve meblağı ifade eder. Bazı toplumlarda erkekler kadınları zorla alırlardı; sonra velilerine (yakın akraba olan erkeklere) bir ödeme yaparak kadınlarla evlenme yoluna gidildi. Ülkemizin bazı yörelerinde âdet olan başlık ödemesi bu uygulamanın bir kalıntısıdır. İslâm bunları ortadan kaldırdı, velilerin bir mal veya meblağ karşılığında velâyetleri altındaki kızları kocaya vermelerini yasakladı. Bunun yerine, bir karşılık beklemeden, alım-satım mahiyetinde olmaksızın, kocanın eşine bir hediye vermesini veya borçlanmasını gerekli kıldı, bu “gerekli hediye”nin adı da–en yaygını mehir olmak üzere– yukarıdaki kelimelerle ifade edildi. Kadınların zayıflığından istifade ederek borçlandıkları mehri ödemeyen veya verdiklerini geri alan erkekler de bulunduğu için âyette “Kocaları eşlerine versin” gibi bir ifade yerine “Kadınlara mehirlerini verin” ifadesi tercih edilmiş, bu hakkın yerine getirilmesi bir sosyal ve hukukî vazife olarak telakki edilsin istenmiştir. Mehir bir yandan kadınlara verilen değerin ve onlara karşı gösterilen rağbetin bir sembolü, diğer yandan da bir teminat, bir güvenlik vasıtasıdır. Mehrin teminat oluşu iki noktada kendini gösterir: a) Boşamayı güçleştirmesi. Çünkü mehir borçlanılmış ise boşama halinde erkek tarafından derhal ödenecektir, yani boşama bir malî külfet getirmektedir. Peşin ödenmiş ise yeniden evlenme yeni bir ödemeyi gerektirecektir. b) Kendi imkânlarına dayalı ekonomik yeterliği bulunmayan kadınlar için mehrin bir müddet ihtiyaç karşılama vasıtası olması. Boşanmış kadın, bu sayede yeni bir iş, eş veya himaye elde edinceye kadar aç ve açıkta kalmayacaktır. Mehrin kocaya bağışlanması câizdir; ancak bu konuda maddî veya mânevî bir baskı yapılmayacak, bağışlama mutlak mânada gönül rızâsına dayanacaktır. Bu konuda titiz davranan bazı müctehidler, dilediği zaman kadının bağışladığı mehri geri isteyebileceğine hükmederken “rızânın devamlı olmasını” şart koşmuş gibidirler. (DİB tefsir, Nisa/4))

(Nisâ / 20 ve 21. Ayetler): "Eğer siz bir eşi boşayıp da yerine bir başka eş almak isterseniz, boşadığınız eşe yüklerle mehir vermiş olsanız bile, ondan hiçbir şeyi geri almayın. Yoksa siz fuhuş yaptı diye eşinize iftira ederek ve apaçık bir vebâl yüklenerek mi verdiğinizi geri alacaksınız? Hem onu nasıl geri alabilirsiniz ki? Zira sizler evlenip birbirinizle içli dışlı beraber oldunuz, üstelik onlar da sizden kesin bir söz aldılar."

(Nisâ / 24. Ayet): "Sahip olduğunuz cariyeler müstesnâ, evli kadınları nikâhlamanız da size haram kılınmıştır. İşte bütün bunlar, Allah’ın sizin için belirlediği kesin hükümlerdir. Bu sayılanların dışındaki kadınları, iffetli yaşamak, zinâ etmemek ve mehirlerini ödemek şartıyla nikâhlamanız size helâldir. Bu şartlar altında onlardan hangisiyle bir arada bulunup beraberliklerinden yararlanmak istiyorsanız, üzerinizde bir borç olarak belirlenmiş olan mehirlerini ödeyin. Fakat mehrin miktarını belirledikten sonra onu aranızda karşılıklı rızâ ile artırıp eksiltmekte size herhangi bir günah yoktur. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla bilen, her hükmü ve işi hikmetli ve sağlam olandır."

(Nisâ / 25. Ayet): "İçinizde hür mü’min kadınlarla evlenecek servet ve imkânı bulunmayanları, sahibi olduğunuz mü’min cariyelerle evlendirin. Allah sizi imanlarınızla değerlendirir ve her birinizin imanının keyfiyet ve derecesini çok iyi bilir. Hür olsun, câriye olsun hepiniz aynı kökten birer insan; mü’minler olarak da aynı dinin ve aynı toplumun mensuplarısınız. O halde câriyeleri, iffetli yaşamaları, açıkça veya gizli dostlar tutarak zinâ etmemeleri şartıyla ve sahiplerinin de izniyle nikâhlayın. Mehirlerini de dinin ve örfün gereklerini dikkate alarak güzelce verin. Evlendikten sonra zinâ ederlerse onların cezası hür kadınların cezasının yarısıdır. Câriyelerle evlenme izni, içinizden kötü yola düşmekten korkanlar içindir. Ancak sabredip onlarla evlenmemeniz sizin için daha hayırlıdır. Allah çok bağışlayıcıdır, engin merhamet sahibidir."

(Maide / 5. Ayet): "Bu gün size temiz ve hoş şeyler helâl kılındı. Kendilerine kitap verilenlerin yiyecekleri size helâl, sizin yiyecekleriniz de onlara helâldir. Mü’min kadınlardan iffetli olanlarla, daha önce kendilerine kitap verilenlerden olan iffetli kadınlar da, mehirlerini vermeniz kaydıyla; evlenmek, zina etmemek ve gizli dost tutmamak üzere size helâldir. Her kim de inanılması gerekenleri inkâr ederse, bütün işlediği boşa gider. Ahirette de o, ziyana uğrayanlardandır."
...

Mehir ile ilgili bazı hadisler:***
Şüphesiz, şartların yerine getirilmeye en lâyık olanı, kadınları kendinize helâl kıldığınız (mehir) şartıdır.” ( M3472 Müslim, Nikâh, 63).

"Mehrin en hayırlısı, en kolay (külfetsiz ve ödemesi erkeğe en kolay) olanıdır." (Ebû Dâvûd, Nikâh 31).

"Kadınların en bereketli olanı, mehir konusunda en fazla kolaylık sağlayanlarıdır." (Ahmed b. Hanbel, Müsned).

"Tez evlenmek, tez doğurmak ve nikâhın (mehrinin) az olması kadının bereketindendir." (Ahmed b. Hanbel, Müsned).

"Bir sahabe, verecek malı bulunmadığını söyleyince Peygamberimiz (s.a.v.) ona "Demirden bir yüzük bile olsa bul ve ver" buyurmuştur" (Buhârî, Nikâh 14). 

"Başka bir rivayette mehir bir çift ayakkabı olarak belirlenmiş ve Efendimiz (s.a.v.) bunu onaylamıştır" (Ebû Dâvûd, Nikâh 31).

"Hz. Ali ile Hz. Fâtıma evlenirken demir bir zırh mehir olarak verilmiştir" (İbn Mâce, Nikâh 40).

"Hz. Enes'in naklettiğine göre, Ebu Talha ile Ümmü Süleym (r.anhuma) arasındaki evlilikte İslâm ile şereflenmek (Müslüman olmak) mehir olarak kabul edilmiştir" (Nesâî, Nikâh 68).

Konuya ilişkin aşağıda başlıkları verilenler ile diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir:

1.Kurnazlık! 130821
2.Esirgediğimiz Bazı Davranışlar101021
3.Kul hakkı (İhya'dan) 171021
4.Muhabbet 111121
5.Kadınlar 080322
6.Huzur 190622
7.Ev hanımları, sigorta, emeklilik ...290722
8.Merhamet 190822
9.Ailede huzur 240922
10.Hak 011122
11.Adalet 041122
12.Hayat, Ömür 141222
13.Kur'an-ı Kerim Tefsirinden Notlar 160623
14.Evlilik ve Aile 240425
15.Kadının aile ve iş hayatı 070825
16.Nedir Bu ŞIMARIKLIK? 190925
17.İSLAM AHLAKI-1(Ahlak, tanımı, ilahi, şahsi, ailevi ve toplumsal görevler), 270126

Yararlanılan kaynaklar:



27 Nisan 2026 Pazartesi

GÜZEL! 270426

Güzel, göze, kulağa, gönle hoş gelen, uygun edepli olan her şeydir. 
Güzele ait muhtelif zamanlarda ve muhtelif konularda aldığımız; tespit, gözlem, analiz ve öneri içeren notlarımız.

2014:
1. İsimler güzel olmalı olumluyu çağrıştırmalı, dizi adları da "pis 7'li" gibi olumsuz değil "7 güzel adam" gibi olumlu olmalı.

2. İbadet de, mekanı da lezzet vermeli. Ki, umrede iki haremde de ibadet mekanlarına ulaştıktan sonra, alınan "manevi lezzet" çok güzel.

3. İkisi de denenebilir; polis sayısını arttırmak veya güzel ahlakı arttırmak. Tercih "güzel ahlakı arttırmak" yönünde olmalı.

4. Güzel icraatlar, güzel fikirden çıkar.

2015:
5. Gayretli, liyakatli, dürüst, güzel ahlaklı, toplumla çıkar çatışması olmayan kadroların işbaşına gelmesini Çok İçten Diliyorum.

6. Medyada, nikahsız olarak yaşayanların, zina yapanların; "sevgili, birlikte yaşayan, birliktelik, flört vb" kavramlarla sevimli gösterilmesi yanlıştır.

"Birbirini sevenler için nikâh kadar güzel bir şey görülmemiştir!" (H.S. İbn Mâce.)

7. İnsanlarda olması istenilen hasletlere; (dürüst, doğru sözlü, güzel ahlaklı, kanaatkar, adil vb ) kaç kişi muhatap olmak ister.

8. Herkesin bir hesabı var gibi,... Mevlam neylerse güzel eyler.

9. Bulunduğu konum, makam ne olursa olsun, ÜRETMEK; her şeye ve herkese, en güzel mesajdır... üretmeyenin ise vebali vardır.

2016:
10. Maalesef Türkiye'de üretmenin zorluğu ve üretimi engellemenin en güzel örneği Nuri Demirağ'ın kapanan uçak fabrikasıdır.

11. Bütün güzel dualar kabul olsun. 

Niyeti, gayreti ve duası güzel, Rabbimin razı olduğu, cennetine aldığı kullardan olmamız duasıyla… hayırlı ömürler. 

Ne güzel insandır o; yediği helal, içtiği helal, giydiği helal, duası makbul ve kabul.

"Sabret! Allah güzel davrananların mükafatını zayi etmez" (Hud/115).

12. Herkes heybesinde ne varsa onu kullanır. Küfredenlerde öyle. Heybemizden küfrü çıkarıp güzel kelimelerle dolduruyoruz. Küfür yok!

13. İnsanlar; mal hırslarının yarısını, işlerini iyi yapmaya kanalize etseler, her işleri, çok daha güzel olur.

14. İnsanın kalbi bukalemun gibiymiş, onu güzel ortamlarda tutmalı. Maazallah kayıverir.

15. Yatırıma, üretime, infaka evet ama miras bırakmak için biriktirmeyin! 

Zira "babanın evladına bırakacağı en kıymetli miras güzel ahlaktır."(H.S.)

16. Zorunlu misafirler, Suriyeli çocuklar...En kısa sürede Ülkelerine dönmelerini ve bahtlarının güzel olmasını dilerim.

17. Her şeye "sıkıntı elbisesini" giydirenin gözü, güzel bir şey göremez.

2017:
18. "Çorbada tuz yok" bahanesi ile çorba yapanı suçlamak ve birilerini kışkırtmak yerine, tuzluğu alıp gereğini yapmak, çorba yapana katkıda bulunmak daha güzel bir davranıştır.

19. Nezaket, adabı muaşeret ve görgülü davranışlar hayatı daha güzel kılar. Asgarisini kimse esirgememelidir.

20. Kent tadında köyler kurularak "köysel dönüşüm" projesi hayata geçirilebilir. Köye dönüşü sağlayacak, köyden kente göçü önleyecek güzel bir çalışma olur.

21. İsraf etmeyelim, güzel davranış sergileyelim, işimizi güzel yapalım, Allah'a (cc) güvenelim, kötülüğü en güzel şekilde savalım. Çünkü;

"Ey Âdemoğulları! Her mescitte ziynetinizi takının (güzel ve temiz giyinin). Yiyin için fakat israf etmeyin. Çünkü O, israf edenleri sevmez." (A'raf/31). 

“...Allah güzel davrananların mükâfatını zayi etmez.” (Hûd : 115).

“...Allah işini güzel yapanları sever.” (Âl-i İmrân : 134, 148).

"Allah bize yeter, O ne güzel Vekil’dir" (Âl-i İmran, 173).

"Sen kötülüğü en güzel bir tutumla sav" (Mu'minun/96).

22. Ankara'daki trafik, su, parklar başta olmak üzere tüm güzel hizmetler için teşekkürler Sn Gökçek.

23. İstanbul'a bunca eser kazandıran Mimar Sinan, Sultan Süleyman, Rabbim sizleri mükafatlandırsın. Güzel eserler için yeni Sinanlar, yeni Süleymanlar yetişmeli!

24. O'nun huzurunda giyilmeyecek kıyafeti nerede giyeceksin. Namazda eşofmanlar değil, en güzel kıyafetler giyilmeli.

2018:
25. Ey Batı ne yaparsanız yapın, bu millete; düşünmeyi, sorgulamayı, analizi, üretmeyi, mücadeleyi, güzel olan hiçbir şeyi unutturamayacaksınız, başaramayacaksınız

2019:
26. Cömertlik! İnsana lezzet veren, sonu saadet olan, cahilini dahi cimri alimden üstün kılan, sekiz güzel huy daha doğuran cömertlik. Tecrübe ve bilgi paylaşımında da maddi ve manevi cömertlik diyorum.

27. Ne güzel sincaplar da 11 Milyon fidan kampanyasına katılırmış. Ağaç dikmek sevaptır, faydalıdır, güzeldir.

28. İnsanların; sözleri (lisanı kal), davranışları (lisanı hal), niyetleri (lisanı kalp), güzel olsa ve bu üçü örtüşse, güzel düşünseler, sosyal medyada güzel yazsalar ve davranışlarına yansıtsalar, huzur gelir, kalite gelir!

29. Bakış açısı önemlidir! Güzel bakan güzel görürHer bakışı güzel olan, her bakışında güzellik gören, her sözü güzel insana imrenilmez mi!

30. Hangi noktalarda ayrışabilirize değil, hangi güzel noktalarda birleşebilirize kafa yormak gerek.

31. Ülkeye güzel ve olumlu katkılarımız olsun! Bunun için;

-Olaylara makro açıdan ve analitik yaklaşalım, bütünü görelim,
-Araçtan çöp atmayalım, piknik yerlerini çöpe boğmayalım, çöpleri çöp kutusuna atalım,
-Maddi, manevi, fikri vb her alanda kalkınmak için çalışalım ve üretelim,
-Hoşgörülü ve nezaketli olalım,
-Tüketimle değil, üretimle gündeme gelelim,
-Üstlendiğimiz görev ve işlerimizi liyakatle yapalım,
-Yapılan her güzel işe teşekkür edelim,
-Lüzumsuz iş, konuşma, eşya, düşünceleri terk edelim,
-Yaptığımız işe yoğunlaşıp, en iyisini en güzelini yapmaya gayret edelim.

32. Bu gün (080119) gross marketlerin birindeydim; 28 kasa vızır vızır çalışıyordu, fiyatlar hala yüksek, enflasyonu düşürecek tüketici davranışı henüz yok, portakal ülkesiyiz ama güzel tek bir portakal yok, bademler ABD menşeliymiş üzüldüm alamadım.

33. "Poşet 25" güzel. Peki eski poşetler de, belli merkezlerde 10-15 krş gibi ücret karşılığı toplansa, daha güzel olmaz mı? Poşetlerle çevre bu kadar kirletilmez. Hatta, marketlerde plastik poşet tamamen yasaklanıp, bez torba veya file vb satılması düşünülmelidir.

34. Hacattepe Tıp Fakültesinde 1-24 saat arası park ücreti 1 (bir) tl., hasta yakınları için çok güzel bir uygulama olmuş, tebrik ederim. İşi araç çekmek yerine otopark park yeri yapmak olanlara örnek olsun.

35. Bolluk ve bereketin simgesi Aşure Gününde; insanlıkta, üretimde, paylaşımda, sevaplarda, yardımlaşmada, güzel ahlakta, şifada, hayırlı olan her işte, bolluk ve bereket dilerim.

2020:
36. İnsanın yaşı, tecrübesi, unvanı ne olursa olsun; hayatın ve halinin ilmini (ilmihalini) bilmesi, ona göre davranması çok daha şık, çok daha güzel ve insana daha çok yakışıyor. O halde manevi alanda aklen, fikren kalkınmak gerekiyor.

37. Gençlik Nereye Gidiyor? Okullarda; okuma yazma ve dört işlem yanında; araştırma, sorgulama, analiz etme, çalışma ve üretme, sorumluluk alma, güzel ahlaklı olma, hasletleri kazandırılmalıdır. Eğitim sürecinde gereksiz tekrarlar yapılmamalıdır.

38. Niyetin ve amelin güzel olmadıktan sonra, her bir şeyin olsa, ne fayda. Her bir şeyi niyet ve amellerimizle güzelleştirelim. "Niyet" insanın en dürüst halidir! Onun için niyete dikkat etmek gerekir!

2021:
39. 80 Yılda Ne Yaptınız? Güzel soru. Oysa toplumun değerlerine ve inançları ile barışık, güzel üretimler yapılabilir, maddi ve manevi kalkınma gerçekleştirilebilirdi.

40. Muhabbetli günler dilerim! Muhabbet, her gönle tenezzül etmiyor. Muhabbet nasip işidir, gayret işidir. Muhabbet ve muhabbetli olmak güzeldir.

41. Teşekkürler. Defaatle yazmıştık, çok güzel bir gelişme!

"Cumhurbaşkanımız Sayın @RTErdogan’ın talimatıyla önümüzdeki dönemde elektrik faturalarındaki TRT payı ile Enerji Fonu kesintileri kaldırılıyor. illetimize hayırlı uğurlu olsun." (FA-081121).

42. Selâmlaşmanın asıl amacı; karşılıklı sevgi, dostluk, iyi niyet ve güzel dileklerin açıklanmasıdır.

43. Merhametli, muhabbetli ve empati sahibi insan kavga etmez, sinkaf etmez!

Haberlerde çokça kavga konu ediliyor, üzücü bir durum. Aslında iletişim kuramayan, konuşma kültürü olmayan kavga eder, dağarcığında güzel söz olmadığı için söyleyecek söz bulamayan da, sinkaf eder.

44. İnsanın en büyük prangalarından biri de "başkaları"dır. Misal: Başkaları; ne der", beğenir mi?", takdir eder mi?", kınar mı?" gibi.

Oysa, başkalarına takılmadan "güzel niyet" ve "düzgün istikamet" ile yapılan işler, düzgün olacağı gibi, insanı da özgürleştirecektir.

45. İstanbul Sözleşmesi sadece kadını koruyan değil, toplum ve inanç değerlerimize aykırı hükümler de içeriyordu ve bu ön plana çıkarıldı, fonlandı. Bu toplumun değerlerini gözeten ve özellikle aileyi koruyan daha güzel düzenlemeler pekâlâ yapılabilir.

46. Meslek liselerinin önü açılmalı, hatta yönetimlerinde ve üretimlerinde rekabet de etmeliler. Bu şekilde, ihtiyaç duyulan kalifiye ara eleman ihtiyacı karşılandığı gibi, güzel işler, icatlar ortaya çıkabilir.

2022:
47. Neyse ki ülkenin gerçek gündeminde, güzel şeyler de oluyor. 

-Adülhamid han sondaj gemisinden sonra beşinci İslami Oyunlar Dayanışması dolayısıyla ikinci kez gururlandık! Güzel bir organizasyon İslam dünyasının özlenen faaliyetlerinden, hayırlara vesile olur, devamı gelir inşallah.

-Bilkentli gençlerin üniversitede iftarı, öğrencilerin değerleriyle buluşmasıdır, batı taklitçiliğini bırakıp kendi inançlarını yaşamasıdır.

Tebrikler.

Bundan rahatsız olup saldıranlara üzülüyorum. Nasıl kendi Ülke ve değerlerine bu kadar yabancılaştı(rıldı)lar?

Kendi inançlarının ve değerlerinin gereğini yapmışlar, ne güzel!

48.“En güzel isimler (el-esmâü’l-hüsnâ) Allah’ındır; bu güzel isimlerle O’na dua edin” (A‘râf 7/180).

49. Her kim güzel bir davranışa vesile olursa, hem kendisi sevap kazanır, hem de onu yapanların sevaplarından nasibini alır. Her kim de kötü bir davranışa çığır açarsa, hem kendi günahını hem de kendisinden sonra onu yapanların günahlarını yüklenmiş olur.” (Müslim).

2023:
50. Sevdiklerim; edep, samimiyet, vefa, gayret, nezaket, empati, ikram, cömertlik, iktisatlı olmak, hakikat/gerçek, muhabbet, paylaşmak, mütevazilik, mesafe, ilke, güzel ahlak, tabiiki imanlı olmak.

51. İlla edepSporcunun, iş adamının, kulüp başkanının, gazetecinin, sanatçının, siyasetçinin vb.nin, değerlerimize saygılı olanını, edeplisini, haddini bileni, güzel ahlâklısını isteriz. Fitnecisini değil! EDEP bilmeyene hatırlatmak gerekir! FİTNEYE engel olmak gerekir

52.Kıyafet ve ruh güzelliği! Kıyafet ilk intiba açısından önemlidir. Ama kıyafetin içindeki; güzel huylu, güzel ahlâklı, güzel ruhlu ise, giydiği her kıyafet bize güzel ve sevimli gelir! Ruh güzelliği kıyafet güzelliğinin önüne geçer.

53. Toplantı, düğün gibi organizasyonların amacına ulaşması (ikramın herkese ulaşması, düzenli oturum, memnuniyet vb) için, programın; NET OLMASI, katılımcılarca BİLİNMESİ, UYGULANMASI ve UYULMASI önemlidir.

Bu gün (15.07.23), Bilkent Üniversitesi mezuniyet töreninde güzel bir organizasyon sergilendi, tebrikler!

54. 15 Temmuz şehitlerini rahmetle anıyorum. Gazi Millete güzel baht diliyorum. Darbeye kalkışanları, planlayanları ve destekleyenleri unutmayacağız. Bu ülke öyle bir KALKINMALI ki, hiç kimse, bir daha darbeye kalkışmayı dahi düşünememeli!

55. İnsandaki sorumluluk bilinci, kontrolü gerektirmeyen bir haldir. Bu bilinç yoksa, kontrol, denetim mekanizması devreye girmelidir. İnsanın kendisine, ailesine, topluma, tabiata ve tabii ki yaratanına karşı sorumlulukları vardır. Bunları yerine getirmelidir. İnsanda sorumluluk bilinci ve vicdan varsa yaptığı her iş güzel olur.

56. Ankara Kızılay ve Sıhhiye'ye iki güzel camiye ihtiyaç var.

57. Ağzıyla kuş tutanları dahi eleştirecek olanlar var! "Yok ağzını çok açtı, yok kuşu şurasından tuttu" diye. Yapılan zalimliktir! Yapılan, üretilen güzel şeyleri, takdir edebilmek gerekir!

58. Bize daha güzel yerlere göçenler değil, çalışarak üreterek olduğu yeri güzelleştirme çabasında olan beyinler lazım.

2024:
50. Suriye'de güzel gelişmeler oldu! Sırtını dış güçlere dayayarak zulüm yapanların ibret alması ve hatalarını sürdürmemeleri beklenir! Zira "Zulümle abat olanın sonu berbat olur". Sıra İsrail'de inşallah.

60. İslam düşmanlarını dost edinenler, onlardan medet umanlar, Maide süresinin 51 ve 52 nci ayetlerini de okusunlar! “...Allah bize yeter, O ne güzel vekildir!...” (Âl-i İmran 173).

61. İsrail ve destekçilerine en güzel cezalardan biri de boykottur!

62. Evlenen genç kızlar, bekar bayanlar, gelinlik imalatçıları; şu tülden gelinlik yerine, tekrar kullanılabilecek kumaşlardan üretilmiş güzel fonksiyonel gelinlikler tercih etseniz, imal etseniz! Mevcut gelinlikler israftır, israf ise haramdır!

63. Belli ki geçimsiz, huysuz biri için söylenmiş! Davranış, hal, tavırlara ve sözlere dikkat etmek, empati yapmak, güzel huylu olmak gerekir.

“Ne kendi eyledi rahat, ne âlem buldu huzur, Yıkılıp gitti cihandan, dayansın ehli kubur” (La edri).

64. "Beden (ceset) ne kadar güzel/yakışıklı olursa olsun, ruh terk ettikten sonra onu kimse evinde tutmak istemez!" der alim. o halde akıllı ve dengeli yatırım yapmak gerekir! Sadece bedene değil ruha da yatırım gerekir!

65. İnsan, enerjisini kabiliyetine göre, faydalı işlerde değerlendirirse, çok güzel gelişmeler olur.

66. Sigara içip camiye giren birinin sigara kokusu rahatsız edici! Ağız çalkalaması ve güzel koku tavsiye edilir! Ayrıca DİB'den, cami bahçelerinde sigara içilmesini engelleyecek tedbir alınması ricamızdır.

Sık seyahat yaptığımız zamanlarda uçak veya otobüste içki veya sigara kokan birinin yanınıza oturması çok rahatsız edici idi! Temiz olmak ve güzel kokmak gerekir.

67. Kafa yoran, zihin yoran, çözüm üretir, güzel işler yapar!

68. Velev ki, bu bir iyilik, bir lokma, güzel bir davranış, zaten görevi veya sorumluğunda olan ve yapmak zorunda olunan bir şey olsun! İnsanın boğazında bırakmamak, boğazına dizmemek gerekir.

2025:
60. Az çok demeden insanın elinden gelen iyiliği yapması, yapabilmesi ne güzel!

70. Gazze için kim ne yapabiliyorsa elinden ne geliyorsa yapması güzel! Misal Sisi de Refah kapısını açabilir!

71. İslam İşbirliği Teşkilatının Instagram ve x hesabından yaptığı paylaşımlarda, yorum seçeneği kapalı ve bunu doğru bulmuyorum!

Belki faydalı, fonksiyonel güzel öneriler gelir! En azından dünya Müslümanları bu hesaptan haberleşmiş olur.

72. Pakistan batıyı uyardı! Eğer herhangi bir ülke savaşa dahil olursa Pakistan, İran’ın yanında savaşa dahil olur. 

İslam dünyasının ortak hareket etmesi adına güzel bir çıkış! İslam dünyasına bir baş gerekli olduğu gibi caydırıcılık açısından da İslam Birliği Gücü şart!

73. Güzel gelişme! "Dünya Bankası, Suriye'nin bankaya olan 15,5 milyon dolar borcunun, Suudi Arabistan ve Katar tarafından ödendiğini bildirdi." (AA).

74. İşte algı çalışmasına çok güzel bir örnek! Dün (26.4.25) X'te "Ankara'da işkence var, kadını soydular" gibi kıyameti kopardıkları kişi erkek çıktı!

75. Evlilikteki güzel maksatların gerçekleşmesine vesile olan kadın, fuzulî sayılan ve kötülenen dünyadan değildir. Bazı müfessirler, "RABBİMİZ! Bize dünyada güzel şey ver." (Bakara, 201) Ayetindeki "güzel şeyin" sâliha kadın olduğunu söylemişlerdir. (İhya'dan).

76. Güzel bir uygulama! Halka karışmak lazım. DİB başkanın mahalle camisinde teravih namazı kıldırdı, Ramazan'ın ruhuna ilişkin mesajlar verdi.

77. Yoğunlaşarak, yürekten yapılan işler sonucunda ortaya elbette güzel ürünler çıkar! Arı ve bal misali!

78.Türkiye'de hakem mi yok? Futbolcu mu yok? Antrenör mü yok? Yabancı getireceğinize profesyonellik, futbol, güzel oyun vb getirin!

79. Bir Hadis: "Güzel söz sadakadır." (Buhârî, "Cihâd", 128).

80. İnsanları, kendileri hakkında güzel temennileri de içeren dualara dahi amin demeyi engelleyen nedir! Kibir, haset, gaflet ise mazallah!

Konuya ilişkin aşağıda başlıkları verilenler ile diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir:

1.Ustalık, İş Ahlâkı, İşini İyi Yapmak 220821
2.Selamlaşma! 280921
3.Esirgediğimiz Bazı Davranışlar101021
4.Analizler-II (ahlak, etik) 091221
5.İlim Pazarından Alışveriş 220422
6.Kısa analizler ve öneriler (2021-2022)
7.Merhamet 190822
8.Sevgi ve saygı 170922
9.Ailede huzur 240922
10.Aile üzerine 161022
11.Liyakat (yine, yeniden, her zaman) 181022
12.İyilik ve iyi insan 111122
13.İnsan, İnsanlar, İnsanlık-I, 251122
14.Ahlâk 120723
15.Olumlu, müspet, pozitif olmak 130224
16.ÇOCUKLAR ve EĞİTİM 280325
17.İSLAM AHLAKI-1(Ahlak, tanımı, ilahi, şahsi, ailevi ve toplumsal görevler), 270126
18.İSLAM AHLAKI-2 ("İslam'da Muaşeret (Güzel Geçinme)"), 270126
19.İSLAM AHLAKI-3 ("Güzel ve Çirkin Huylar"), 270126





26 Nisan 2026 Pazar

Şiilik, Alevilik 260426

Bu yazıda Şiilik ve Aleviliğin (ki genellikle karıştırılmaktadır) nasıl doğduğu ve ne olduğu hakkında kısa bilgi verilmeye çalışılmıştır. 

Geçmişte Yahudiler (Saul, Pavlos) Hristiyanlıktaki tevhid inancını bozmuş ve İslamiyet konusunda da benzer girişimde (İbn-i Sebe) bulunmuşlardır.

Yahudi olan "Saul" güya Hristiyanlığı kabul ederek "Pavlos" ismini almış ve Hristiyanlıktaki tevhid inancını bozmuştur.

Yine Yahudi olan Abdullah İbn-i Sebe, güya müslüman olmuş ve müslüman gibi davranmıştır. 

İbni Sebe müslümanlar arasında fitne sokmak için her fırsatı değerlendirmiş ve bu yönde olağanüstü bir gayret göstererek, kiminin makam ve mevki, kiminin şahsi garez, kiminin soy sop üstünlüğü duygularını kullanmış, Haşimilik Emevilik rekabetini körüklemiştir.

1. Şiilik

İbn-i Sebe İslam dünyasını gezerek oralardaki fitne ateşleri yakmaya çalışmış ve olanları körüklemiştir. 

İbn-i Sebe Şiiliğin ilk çekirdeği olan Sebeiyye mezhebini kurmuş, Hz. Osman'ın katledilmesinde aktif sol üstlenmiştir. Hz Osman'ı katleden kişi de (El Gafiki) isimli Yemenli bir Yahudi'dir. 

Bir yandan Emevîleri, diğer yandan hazreti Ali taraftarlarını kışkırtmış, ve Cemel vakasının olması için zemin hazırlamıştır. Hz Ali ve evlatlarını "ilahlar hanedanı" ilan ederek İslam dinini Hristiyanlıkta yaptıkları gibi tevhid esasından saptırmaya tevessül etmiştir. Hz Ali onu İran tarafına sürgün etmiş, taraftarlarına büyük cezalar vermiştir. Ancak ne yazık ki İbn-i Sebe burada rahat durmamıştır. Haricilerden İbn-i Mülcem'e Hz. Ali'yi öldürtmüştür.

Mısır'da Sebeiyye Mezebi'nin kurulmasıyla tohumu atılan şiilik İran'da yeşermiş, gelişmiş ve 20'den fazla fırka türemiştir.

İbn-i Sebe Hz Ali'ye uluhiyet isnad etmiş, o tutmayınca peygamberlik isnad etmiş, o da tutmayınca hilafetin onun hakkı olduğu telkinine kalkışmıştır. Keza sahabe düşmanlığı Yahudilerin tezgahladığı bir oyundur ve bu oyunda başrolü oynayan da İbn-i Sebe'dir.

2. Alevilik:

Alevilik aslında bir fırka veya mezhep değildir. 

Timur zamanında İran'ın Erdebil şehrinde Al-i beytin muhabbetini esas alan bir tarikat şeklinde ortaya çıkmıştır. Timur, Ankara Savaşı'ndan sonra Anadolu'dan götürdüğü 30 bin kadar esiri bu şehre yerleştirmiştir. 

Erdebil'de Timur'un saygı duyduğu bir şeyh vardı. Timur ara sıra bu şeyhi ziyaret eder isteklerini sorardı. Yine böyle bir sual eylediğinde Erdebil Şeyhi buraya getirilen 30.000 esirin bırakılmasını istedi. Timur bu isteği kabul ederek esirleri bıraktı. 

Serbest bırakılıp Anadolu'ya dönen Türkmenlerin bu Şeyhe ve akabinde bu Şeyin oğullarına dolayısıyla Hz Ali'ye muhabbetleri arttı. İrtibatları kesilmedi Anadolu'dan sürekli hediyeler (hatta vergi) gönderdiler, bu durum Şah İsmail ve Çaldıran savaşına kadar devam etti.

Detaylar yararlanılan kaynaktadır.

(Yararlanılan kaynak: Alevilik nedir? Mehmed Kırkıncı - Zafer Yayınları).





24 Mart 2026 Salı

ORTADOĞU'DA BARIŞ İÇİN İSLAM ÜLKELERİNE BİR ÖNERİ! 240326


İslam ülkeleri (Türkiye, Pakistan, Mısır, İran, Yemen, Ürdün vd).

İsrail'in;

-Birleşmiş Milletlerin hiçbir kararına uyumadığını, 

-komşularına, Filistin'e, Gazze'ye, Lübnan'a, Suriye'ye, Yemen'e, İran'a keyfi olarak saldırdığını, 

-diğerlerini de tehdit ettiğini

-insanlık ve savaş suçu işlediğini, 

-işgalini Filistinlilerin topraklarını evlerini ve mallarını yağmalayarak hala sürdürdüğünü, 

-Kudüs'ü işgal ettiğini, 

-Mescid-i Aksa'da ibadeti yasakladığını,

dikkate alarak ve bunları savaş sebebi sayarak; 

Türkiye, Pakistan, Suudi Arabistan, Mısır, İran, Yemen ve Ürdün'den aynı anda Tel Aviv'e;

1. 1'inci füzelerini göndermeleri halinde İsrail saldırganlığını durduracaktır.

2. 2'nci füzelerini göndermeleri halinde, İsrail; Suriye, Lübnan, Filistin ve Gazze'de işgal ettiği topraklardan çekilecektir.

3. 3'üncü füzelerini göndermeleri halinde, İsrail şartsız masaya oturacak, tazminat ödeme, savaş suçlularının yargılanması ve Filistin devletinin fiilen kurulması dahil her anlaşmaya varacaktır.

O halde gereği lütfen!

#Türkiye #Pakistan #Mısır SuudiArabistan #İran #Yemen #Ürdün

Konuya ilişkin aşağıda başlıkları verilenler ile diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir:
1.ABD, Batı, İsrail, İslam Dünyası ve Türkiye 200226
2.Gazze!!! 2023 (7 Ekim) den 2025 (10 Ekim) e -031125
3.Bir İsrail yalanı; 07 Ekim 2023! 100825
4.Sn Hayrettin Karaman'ın "Diplomasi mi savaş mı?" yazısına ilişkin eleştirel değerlendirmemizdir 030825
5.Israel's Crimes in Palestine/Gaza! 170725
6.İsrail'in Filistin/Gazze Suçları!- Fotoğraflar 170725
7.İsrail'in Filistin/Gazze Suçları! 170725
8.GAZZE'NİN ŞEHİT ÇOCUKLARI 110425
9.Dünyanın izlediği soykırım 201024
10.I Call Out to the Islamic World 180224
11.İslam Dünyasına Sesleniyorum 180224
12.Filistin'de İsrail Zulmü Hep Vardı! 160124
13.GAZZE! 221123
14.İslam'da İnsan Hakları 051123
15.Büyük Filistin Mitingi 281023
16.Artık savaş ilan edilmelidir! 231023
17.Bir belgesel sahnesi ve Filistin'de (Gazze) yaşananlar! 121023
18.Kudüs, Filistin, Gazze, İsrail 081023
19.Fitnecilik, Fesatçılık, Psikolojik Harp! 090923
20.Savaş ve barış 280123




İSLAMDA (KADINLARIN) MİRAS (HAKKI) 020626

Bu yazımızın amacı İslam'da miras paylaşımının önemine, özellikle kadınların ve kızların miras haklarının olduğuna ve bunlara riayet ed...