18 Eylül 2025 Perşembe

GÖZLERİMİ KAPARIM, VAZİFEMİ (YAPAR GİBİ) YAPARIM.180925

"Gözlerimi kaparım vazifemi yaparım" kavramı Ziya Gökalp ile yazı dünyamıza girmiş, ayrıca bir tiyatro oyunu ismi olarak da kullanılmış. 

Bu yazımızda bu kavramı, vazifesini yapıyor gibi yapıp yapmayanlar için "gözlerimi kaparım vazifemi yapar gibi yaparım" anlamında kullanılmıştır.

Maalesef pek çok insan tavrı böyledir. İşini, görevini, sorumluluğunu, vazifesini yapıyor gibi yapar, öyle gözükür ve gösterir veya öyle bir imaj oluşturur ama gerçekte fonksiyonel, işe yarayan, işi kotaran, faydalı, varsa problemi çözen, hiç bir icraat ortaya koymaz, ortaya konulan icraatlar da göstermeliktir.

Kendimizden başlayalım. Kendimize karşı, inanç ve dinimize karşı, ailemize karşı, akrabalarımıza, komşularımıza, çevremize, topluma millete karşı vazifelerimizi yerine getiriyor muyuz? Bize sağlanan imkanları doğru yerde, zamanda ve fonksiyonel olarak kullanıyor muyuz? Üzerinde tefekkür edelim. Ve gereğini yapalım.

Hatırlarsanız veya izlerseniz dikkat edin, Yeşilçam filmlerinde kavga hesaplaşma vs ne olacaksa olur, ölen ölür yaralanan yaralanır her şey biter sonra siren sesi duyulur polis aracı gelirdi, öyle bir yaklaşım olmaması gerekir. 

Anne ve babalar güzel ahlaklı iyi çocuklar  yetiştirmek, çocuklar hayata hazırlık eğitimini almak, eş dost, komşu ve toplum "neme lazım" demeden yapabildiği ölçüde iyiliği teşvik ve kötülüğü men etmek, kamu ve özel sektörde, askeri ve sivil bürokraside, yargı ve yasama da görevli her bir bireyin işini layıkıyla yapmak yükümlülüğü vardır. Bu yükümlülüğü yerine getirmek kötü değil güzel örnekleri yarıştırır. 

Annede, babada, çocukda; okul, cami, belediye, devlet kurumları ve şirket çalışanlarında; esnaf, tacir gibi toplumun tüm fertlerinde; vazife, sorumluluk bilinci ile işini/yaptığını layıkıyla yapma kültürü geliştirilmelidir.

Bu çerçevede, "aman bana ne", "aman başıma bir şey gelmesin", "aman başım ağrımasın", "aman ağrımayan başıma iş almayayım", "yeni adet getirmeyelim", "böyle gelmiş böyle gider", "başkası yapsın" gibi vazife ve sorumlulukları layıkıyla yapmayı engelleyen düşünce ve tavırları terk edilmelidir.

İşini iyi bilen insan ne yapacağını ve nasıl yapacağını bilen ve yaptığı işten manevi haz alan insandır. Bu şekilde donanımlı ve liyakatli olanlar kendi görev ve sorumluluklarını yerine getirirken, bir zorluk veya bir problem ile karşılaştığı zaman onun etrafında dolaşıp durmadan, doğrudan problemin kaynağına yönelerek onu çözen bir görev anlayışını sahip olurlar. Kalkınmış insan, kalkınmış toplum olmak zaten işi savsaklamayı değil, hakikaten yapmayı gerektirir.

Aşağıda günlük hayatta karşılaştığımız "gözlerimi kaparım vazifemi yapar gibi yaparım, veya yapar gibi yaparım" bir kaç örnek verdik.

1.Çocuk, anne baba, cami, hoca, kurs hocası, cemaat: Çocuk yetiştirmede herkes herkese vazifesini hatırlatır da, bir türlü istenilen çocuk tipi yetiştirilemez! Çünkü hiç kimse "kendi vazifesini" yapmaz, yapmaya yanaşmaz. Eğitilmeyen ve bilmeyen bir çocuğun her yerde, ailede, okulda, camide, sokakta, iş yerinde yani bulunduğu her yerde problem olma veya problem çıkarma ihtimali yüksektir. 

Misal, cumanın farzı hutbeyi dinlemek ve cuma namazı kılmaktır. Grup halinde gelen çocukların camiye girişiyle uğultu başlar. Konusu çocuk yetiştirme olan ve bu konuda anne baba, öğretmen ve topluma hatırlatmalar içeren hutbe okunurken, uğultu artar. Uğultu arttıkça hoca sesini yükseltir ve adeta bir an önce bitirmek için okumasını hızlandırır. Bu durum yaşanırken ne çocukların hutbeyi dinlemeleri için bir uyarı yapılır ne de hutbeyi dinlemeyen çocuklar cumanın farzına uymuş olur. Hutbe bitirilip farz namaza geçinceye bu uğultu devam eder. Namaza başlanacağı zaman yapılan "çocuklar sessiz olun" uyarısı ise zaten farz namazla birlikte uğultu kesileceğinden, "yapılmış olmak için yapılmış bir uyarıdan başka bir şey değildir. Sonuçta ne çocuklar hutbenin farz olduğunu ve hutbe sırasında konuşulmayacağını öğrenmiştir, ne farz olan hutbeyi dinlemişlerdir, ne de cemaate huzur vermişlerdir. Ama bakarsan güya camiye gelen herkes; hoca da, çocuklar da, çocukları camiye gönderen anne babalar da, kuran kursu veren öğreticiler de, cemaat de cuma vazifelerini yapmışlardır! Şeklen evet, ama içerik olarak, manen veya hedeflenen olarak bakarsak pek de öyle gözükmemektedir. Tipik "gözlerimi kaparım vazifemi yaparım veya yapar gibi yaparım" hadisesi!

Bu gibi durumlarda namaz kılarken Peygamber efendimizin torunlarının sergilediği davranışları hemen dile getirenler olacaktır, bu durum çok farklıdır ve bu konuda İmam Gazalinin İhyasından "mescitlerin münkirleri" başlıklı bölümü veya bloğumuzdaki aynı başlıklı yazımızı okumaları önerilir. 

Bu ve bunun gibi durumları özetleyen bir kıssa vardır, herkesin etrafında dolaşıp konuştuğu ama fiilen adım atmadığı dolayısıyla ilerleme kaydedilmeyen durumları özetler. Birilerinin yapması gerektiğini konuşup durduğumuz ama yapmadığımız veya yapılmayan ve sonuçta ortada kalan pek çok iş, vazife, görevi ifade eden o kıssa şöyle; "Herkes, birisinin yapacağını umar, aslında herhangi biri yapabilir, ama hiç kimse yapmaz, birisi bu duruma çok kızar, çünkü herkes sorumludur, ama hiç kimse, herkesin yapmayacağını düşünmez!" 

Lütfen yaptığımız her bir işi yapmış olmak için değil, fonksiyonel bir şekilde, amaç gerçekleşecek bir şekilde, bir problem varsa onu görmezden gelerek değil, probleme müdahale ederek ve onu çözerek ve görevimizin vazifemizin gereğini tam olarak yapalım. 

2.Asayiş! Başka bir husus mahalle bekçileri, sadece asayişin berkemal olduğu mekanlarda değil, mahallenin özellikle gürültü, ses, tartışma yaşanan yani huzuru daha az sokaklarında da gezmeleri, oralarda gözükmeleri beklenir. Aslında tam da problem yaşanan sokaklara daha çok yol düşürmeliler ki oralarda da asayiş berkemal olsun, vazifelerinin hakkını vermiş ve aldıkları maaşı hakketmiş olsunlar! 

Yıllar önce Ankara/Ulus meydanında bir kavga yaşanırken, bulvar üzerinden gelen kolluk görevlileri köşeye gelip kavgayı görünce döndüklerini hayretle müşahede etmiş, şaşırmış ve kabul edememiştim.

Keza tüm mahalleyi inim inim inleten "DRİFT" "egzoz patlatma" seslerini duyan ilgililer, şikayete gerek kalmadan, gereğini yapıp bu problemlerden kurtaramazlar mı?

Bunlar "görmedim, duymadım, bilmiyorum"un özeti olan tipik "gözlerimi kaparım vazifemi yaparım veya yapar gibi yaparım" hadiseleridir! Oysa tam aksine görmek, ilgilenmek ve çözmek gerekir.

3.Belediyeler veya bunlar özelinde resmi veya özel kurumlar! Maalesef buralarla ilgili aslında işin normalinde yaşanmaması gereken ancak bir şekilde karşılaşılan problemlerle ilgili pek çok müracaatla ilgili olarak da; yine oyalama, fonksiyonel olmayan, yapmış olmak için yapılan  ve işe yaramayan eylemlerle karşılaşılabilmektedir. Misal sokakların temizliği iletiliyor ama burasının genişliği 15 mt yi aşıyor sokak değil cadde dolayısıyla büyükşehir belediyesi ilgileniyor deniyor ve büyükşehir belediyesine iletiyorsun cevap yok. 

Çevreyi çöpe boğan bir tadilatı iletiyorsun, tadilat bittikten bir ay sonra el cevap geldik baktık olumsuz bir durum görmedik!

Eğlence mekanını tüm mahalleyi gürültüye boğan ses kirliğini iletiyorsun, geldiklerinde nasıl oluyorsa mekan sesi kısıyor, ses ölçümü yapılıyor ve ses düzeyi normal sınırlarında cevabı veriliyor. Tipik "gözlerimi kaparım vazifemi yaparım veya yapar gibi yaparım" hadiseleri!

4.Devlet okullarındaki ses düzeyi! Okul yönetimine sabah törenlerindeki veya resmi bayram provalarındaki ses düzeyini tüm mahalleye değil sadece okuldakilerin duyacağı düzeye getirmesini rica etmek için yönetimi arıyorsun nedense telefonlara çıkan yok! Ve yine her nedense okul yöneticileri mutlaka toplantıda oluyor, telefona bakan kişi bana söyleyin ben iletirim diyor, ulaşmak güç, bin bir güçlükle bulduğunuz iletişim kanallarından e-posta veya cimer kanalıyla yazılı hale getirince, zabıtaya bildir diyor, zabıta ben onları uyardım ama o vazife ilçe milli eğitim müdürlüğünün diyor, kaç kurumla kaç yazışma zaman israfı! Oysa okul müdürünün bu sesi biraz kısın demesi veya sesi açan empati yapıp sesi biraz kıssa iş çözülmüş olacak! Liyakat, sorumluluk, görev bilinci, devletin sağladığı imkan ve kaynakları israf etmemek doğru yönde kullanmak gerekir. Tipik "gözlerimi kaparım vazifemi yaparım veya yapar gibi yaparım" hadiseleri!

Örnekleri çoğaltmak mümkündür. 

Adalet sistemin hızlı çalışması, sağlıkta fonksiyonel tedavi, bürokraside bu gün git yarın gel veya bu gün de yarın da gel yerine işin çözülmesi, sistem bozuk yarın gel, ilgililerin ulaşılabilir olması, muhatap bulunması, bulunan muhatabın işi problemi çözmesi, vatandaşın dürüstlüğü şiar edinen bir davranış içinde olması konularının aksini gösterir pek çok örnek verilebilir, herkesin yaşadığı tecrübeler de vardır. Ancak maksat hasıl olacağı için bir kaç örnek vermekle yetiniyoruz.  

Temennimiz ve dileğimiz; annelerin, babaların, çocukların, kamu özel tüm kurum çalışanlarının, toplumun tüm sivil yapı çalışanlarının, tüm fertlerin yapması gereken iş, görev, sorumluluk ve vazifelerini yapmış olmak için yapmak değil de, işi, görevi, vazifesi neyi gerektiriyorsa o şekilde ve gerçekten yapmak kültürünün en kısa sürede gerçekleşmesidir. 

Konuya ilişkin aşağıda başlıkları verilenler ile diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir.
1.Kadının aile ve iş hayatı 070825
2.ÜLKE'DEKİ BAZI TEMEL PROBLEMLER 250425
3.ÇOCUKLAR ve EĞİTİM 280325
4.Delaletten Çıkış Yolu 191024
5.Temizlik ve çöp 030624
6.Fonksiyonellik 2023
7.İŞ HAYATI, 200823
8.Ahlâk 120723
9.Liyakat (yine, yeniden, her zaman) 181022



21 Ağustos 2025 Perşembe

Adıyeham Ya Duaham şış. Адыгэхэм я тхьэлъэӀухэм ящыщ щапхъэхэр. Çerkeslerin dualarından örnekler. 210825:

Adıyebze dualarımızı yazılı hale getirerek kaybolmasın, en azından duyduklarımızı, bildiklerimizi geleceğe aktaralım istedik. 

Bu amaçla 2021 yılında bu çalışmaya bazı sosyal medya platformlarından katkı sunulması çağrısı yapmıştım. 

Ancak sadece vunekoş Namık Ekinci'den geri dönüş oldu, katkısı için teşekkür ederim. Aşağıdaki duaların 1-27 no.lu sırasındaki tarafımızdan derlenmiş, 28-55 no.lu sırasındaki dualar Namık Ekinci'den gelmiştir. 

Bu duaların çoğunluğu Togaje'de (Sivas-Demirözü) duyduğumuz dualardır. 

Çalışma tüm Adıyebze duaları kapsama iddiasında değildir. Şayet listede yer almayan bildiğiniz Adıyebze dualar var ise tarafımıza iletirseniz ilave ederiz.

Duaların latin harfleri ile Adyebze yazılışı tarafımızdan, kiril harfleri ile Adıyebze yazılışı ise https://www.zedzek.com/tr sitesinden Türkçe yazılışlarının çevirisi yapılarak hazırlanmıştır. Dolayısıyla bu siteyi yapan hemşerilerimize de teşekkür ederim, gayet fonksiyonel olmuş.

Selam ve dua ile.

Bismillahirrahmanirrahim.
Бисмиллахьир-рэхьманир-рэхьим.
Bismillahirrahmanirrahim.

1.Thar razı kıphuh.
Алыхьым арэзы къыпхуэхъу.
Allah razı olsun.

2.Tham ğaşe dahe kuvıt.
Алыхьым узыншагъэ къуит.
Allah sağlık/sıhhat versin.

3.Yın ğuh, Tham kuğiğaşe, Lhıj vuğ.
Ины хъу, унагъуэ щӀэ, жьы хъу.
Büyüyesin, evlenesin, yaşlanasın. (çocuklar için),

4.Tham neuh lepk fikiriyak.
Алыхьым махуэ нэху къыхуигъэхь.
Allah aydınlık güne kavuştursun.

5.Fı zeş fı ğuh.
уи жэщыр фӀыуэ хъу-жэщ фӀы
Geceniz iyi olsun-iyi geceler.

6-Fi pşıhaşha fı ğuh.
уи пщыхьэщхьэ фӀыуэ хъу, пщыхьэщхьэ фӀы.
Akşamınız iyi olsun-iyi akşamlar.

7-Tham ğaşe kıh kuvıt.
Алыхьым гъащӀэ кӀыхь къуит.
Allah uzun ömür versin.

8-Tham fıneşır, fı nemezır, fi kurmenir kabıl yış.
Алыхьым уи нэщӀыр, уи нэмэзыр, уи къурмэныр къищтэ.
Allah orucunuzu, namazınızı, kurbanınızı kabul eylesin.

9-Tham dihume.
Алыхьым дихъумэ.
Allah korusun.

10-Tham jenetır nasıp pyış.
Алыхьым жэнэтыр къыхуигъэхь.
Allah cenneti nasip etsin.

11-Ya Allah ğoşhuşha keğaşy.
Алыхьым уэшх куэд къегъэшх.
Ya Allah çokça yağmur yağdır.

12-Ya Allah, guşoğ kıthoş.
Ялыхь гущӀэгъу къытхуэщӀ.
Ya Allah bize merhamet et.

13-Ya Allah, dı gunahhar kıthoğağ.
Ялыхь гуэныхьхэр къытхуэгъэгъу.
Ya Allah günahlarımızı bağışla.

14-Ya Allah, cennetir nasıp thoş, cehanemer jije thoş.
Алыхьым и жэнэтыр къытхуигъэхьэжьи, и жэхьэнэмыр тщхьэщыригъэх.
Allah'ım bizlere cennetini nasip eyle, cehennemi uzak eyle.

15-Allah'ım heyr ziyhelhır nasıp tuiş.
Алыхьым фӀыр къыбдигъэхъулӀэ.
Allah hayırlı olanı nasip eylesin.

16-Tham fi nahıjhar fiyipe yiriğat, kodu fyiğapso.
Алыхьым фи нэхъыжьхэр фи пащхьэ иригъэтын, куэдрэ фигъэпсэун.
Allah yaşlılarınızı önünüzde bulundursun, çokça yaşatsın.

17-Tham fi kıhuma.
Алыхьым и нэфӀ къыщыхуэ.
Allah esirgesin.

18-Thar deakupğ kıphuh.
Алыхьыр уи дэӀэпыкъуэгъу хъу.
Allah yardımcın olsun.

19-Tham fığa kıvit.
Алыхьым фӀыгъуэ къуит.
Allah iyilik versin.

20-Tham fı ğuzınşey fibınham faşşaşığat.
Алыхьым уи бынхэм уадигъэпсэу.
Allah sağlıkla evlatlarınızla yaşatsın.

21-Tham dızkomuhu dı binhar yın çın dişha.
Алыхьым зэгъусэу-зэбгырымыкӀыу-ди бынхэр къэдгъэхъуну ди нэсып ищӀ.
Allah beraberce-dağılmadan-evlatlarımızı yetiştirmeyi nasip etsin.

22-Tham sımagehem guşeğ yahuiş, ğuzınşe yışıjha.
Алыхьым фи сымаджэм гущӀэгъу хуищӀ, узыфэхэм фигъэхъуж.
Allah hastanıza merhamet etsin, hastalıklarından kurtarsın.

23-Tham di lheur dımıhu sımageri vuzınşe yişij.
Алыхьым ди тхьэлъэӀур имыухыу сымаджэр узыфэхэм къыхэхун.
Allah duamızı bitirmeden hastayı hastalıklardan kurtarsın.

24-Tham çeğre dımışoğre ça di gunehhar kıthuğağ.
Алыхьым дымыщӀэу е дыщӀэу тхьэмыщкӀагъэу тщӀахэр къытхуигъэгъу.
Allah, bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz günahlarımızı bağışlasın.

25-Tham dı gum yılır gıdığağula.
Алыхьым ди гум илъыр фӀыуэ къытхуищӀ.
Allah kalplerimizdekini hakkımızda hayırlı eylesin.

26-Tham maho şıam yıfır, fığo şıam yınağıfır nasıp thuiş.
Алыхьым махуэхэм я нэхъыфӀыр, фӀхэм я нэхъыфӀыр къыдигъэхъулӀэ.
Allah günlerin en iyisini ve iyilerin en iyisini nasip eylesin.

27-Tham şale-ğoaler kıdhuhuma.
Алыхьым ди щӀалэгъуалэр ихъумэ.
Allah gençlerimizi korusun.

*28-Tham yıdenağa bahle herge finiğas.
Алыхьым хъеркӀэ къэкӀуэну а зэманым дыригъэхьэс.
Allah gelecek bu zamana hayırlısıyla ulaştırsın.

29-Allahım fışimğağupşe.
Алыхьым уигу иримыгъэкӀ.
Allah unutturmasın.

30-Tham şe halel yefave zıgöre nasib fuhiş.
Алыхьым хьэлалу шэ зыбгъэдэкӀа къыпхуигъэзэн.
Allah helal süt emmiş birini nasip etsin.

31-Tham gazşıhapham gedğaşu, yaşaphar yedğaşu, guvağoge koddı dipsoğunhu nasib thuiş.
Алыхьым зэрышэнухэр зэришэу, нысэ хъунухэр нысэ хъууэ гуфӀэгъуэу гъащӀэ кӀыхь тхьэм къарит.
Allah evlenecek olanları evlendirerek, gelin olacakları gelin ederek, sevinçle uzun yaşamayı nasip etsin.

32-Allah'ım mıbı nağh gu-ğeh gıvimit.
Алыхьым абы нэхърэ нэхъ гугъу къыпхуимыгъэхь.
Allah bundan daha büyük zorlukla karşılaştırmasın.

33-Ya Allah hayırim dihoşe şer domğaşe.
Алыхьым фӀым дыхуэгъазэ, Ӏей дыумыщӀэ
Allah'ım bizi hayıra yönlendir, şer yaptırma.

34-Situhode thamade? Tham vige gıpjağubje şınahıje.
Сыт уи щытыкӀэ си тхьэмадэ? Алыхьым фӀыкӀэ укъригъэупщӀэ си цӀыкӀу.
Nasılsın büyüğüm? Allah'ım seni iylikle sorsun küçüğüm.

35-Tham digôjoği, dijili, dızdeşığu, guvağoge dizdiğapsô.
Алыхьым ди къуажэгъухэмрэ ди лъэпкъымрэ зэгъусэу гъащӀэ гуфӀэгъуэ къыдигъэхъулӀэ.
Allah köylümüzle, milletimizle beraberce sevinçli bir hayat nasip etsin.

36-Tham finasıp fi tirimğak: Amin feri.
Алыхьым фи Ӏыхьэ къыфӀимыгъэкӀ: Амин фэри.
Allah nasibinizden geri koymasın: Amin sizi de.

37-Tham heyr helu bılım gıvitij.
Алыхьым хъер къызыпыкӀын мылъку къуит.
Allah'ım hayırlı olan mal versin.

38-Tham dızğaşhemi dızdeyşhemi yaog yıl ya muradıfhar gariğahule.
Алыхьым езыгъэшхэхэмрэ езышхэхэмрэ я гухэлъыфӀхэр къахуигъэхъулӀэ.
Allah'ım yedirenler ve yiyenlerin kalplerindeki hayırlı muratlarını nasip etsin.

39-Tham fihuiğabağo vuzinşe şhin fuhij.
Алыхьым бэрычэт къуигъэт, узыншэу уишхын къуигъэт.
Allah'ım bolluk versin, sağlıkla yemek nasip etsin.

40-Kanar fige vızunşu fişhij.
Къалэны фӀыкӀэ узыншэу шхы.
Kalanı iyilikle sağlıklı yiyin.

41-Thar razı ğıphuğ, viaşhidım yi hağyr viğalahğ sidahe.
Алыхьым арэзы къыпхуэхъу, уи Ӏэпщэ тӀум я хъер плъагъу си сабий
Allah razı olsun, iki bileğinin hayrını göresin yavrum.

42-Tham sithode oh fuğbıdımi giviğahule, denge zıvğaze mi fivzeş.
Алыхьым фӀыуэ фхуищӀ фызыӀуувэ Ӏуэхур, гъуэгу захуэм фригъэувэ.
Allah'ım tuttuğunuz işi hakkınızda hayırlı etsin, sizi doğru yola yönlendirsin.

43- Tham guvağo mahoge zegelıgonuham yaşış diş.
Алыхьым гуфӀэгъуэ махуэхэм зэрызэрыдгъэлъагъуну къыдрит.
Allah'ım sevinçli günlerde birbirimizi ziyaret etmeyi nasip etsin.

44-Tham zeşıguvighu, zeguru-u, zedeojhu, guvağoge koddü zıdiğapsoha.
Алыхьым нэгуфӀэу зэгурыӀуэу, зэдэӀуэжу, гуфӀэгъуэ я зэхуаку дэлъу гъащӀэ кӀыхь яригъэщӀэ.
Allah güler yüzlü, anlaşarak, birbirini dinleyerek, sevinçle birlikte uzun ömürler yaşatsın.

45-Tham zıguru-u yığapsoha.
Алыхьым зэгурыӀуэу фыригъэпсэу.
Allah birbirleriyle anlayarak yaşatsın.

46-Tham gu zışiviğafe.
Алыхьым фи гур зэдигъэу.
Allah kalplerinizi bir etsin.

47-Tham ahretim şefağatcigu gıvitij.
Алыхьым ахърэтым фыкъыщыпэрыувэну фыщищӀ.
Allah ahirette şefaatçiniz eylesin.

48-Tham filaham ağret neuh garit.
Алыхьым фи хьэдэхэм я ахърэтыр нэху ищӀ.
Allah ölülerinizin ahiretini aydınlık etsin.

49-Tham neribye vuğurlıcugu gıf hehave gıjiğag.
Алыхьым нысащӀэр хъерлы, бэрэчэтлы ищӀ.
Allah yeni gelini hayırlı, uğurlu eylesin.

50-Tham visımegenığar herge pışhaşiğag.
Алыхьым узыфэр фӀыкӀэ къыпӀэщӀигъэкӀ.
Allah hastalığını hayırlısıyla atlattırsın.

51-Tham fibınham yi herdıdde fiğalauğ.
Алыхьым фи бынхэм я махуэфӀхэр фигъэлъагъу.
Allah çocuklarınızın hayırlı günlerini göstersin.

52-Tham zıdegoam şığatınş.
Алыхьым здэкӀуам щигъэпсэху.
Allah gittiği yerde rahat ettirsin.

53-Tham fibınım yag geğo fimğalauğ.
Алыхьым фи бынхэм я гуауэ фимыгъэлъагъу.
Allah çocuklarınızın acılarını göstermesin.

54-Tham ğogene vuğurlu fitehave gıjiğag.
Алыхьым гъуэгуфӀ къывит.
Allah yolculuğunuzu hayırlısıyla geçirmenizi nasib etsin.

55-Tham fuvbıdınu ohur gıviğahule.
Алыхьым Ӏуэхуу зыфӀэщӀэнур фэ фи дежкӀэ хъер ищӀ.
Allah tutacağınız işi hakkınızda hayırlı etsin.

Amin Aмин Amin

Heymaşa Ali NURAL (1-27)
Heymaşa Namık EKİNCİ (28-55).
Çeviri: https://www.zedzek.com/tr

Konuya ilişkin "Adıyeler" başlıklı yazımız ile ilgili aşağıdaki yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir.








10 Ağustos 2025 Pazar

Bir İsrail yalanı; 07 Ekim 2023! 100825

İşgalci ve soykırımcı İsrail'in Filistin'de (Gazze'de, Batı Şeria'da, Kudüs'te) yaptığı; işgal, katliam, yıkım, tehcir ve soykırım gibi insanlık dışı uygulamalarını; "7 ekimde (2023) Hamas o operasyonu yapmasaydı" söylemi ile meşrulaştırmaya çalışanlar; 07 ekim (2023) gerekçesi Siyonist İsrail'in soykırımına gerekçe için oluşturduğu bir yalandır, bir algıdır, bir yanıltmadır, bir manipülasyondur. Maalesef sekülerler, İslam düşmanları, bir şekilde muhaliflik yapanlar da buna alet olmakta ve aynı nakaratı tekrarlamaktadırlar! 

Oysa İsrailin Filistin'deki işgal, yıkım ve öldürme faaliyetleri 07 ekim 2023 den sonra değil, çok önce 1947 başlamış ve devam etmektedir. 

GÖRMEK İSTEYENLER İÇİN İKİ DELİL; zulmün 1947 de başladığını gösteren bir makalem* ve 7 ekim öncesi işgalci ve soykırımcı İsrail'in Filistinlilere yaptığı zulümlerin durdurulması çağrılarıma yönelik kendi paylaşımlarım**  KAFİDİR SNIRIM! (A ve B ve resimler).

A.İsrail'in Fistilindeki İşgal ve zulüm politikaları 1947 den itibaren başlamıştır. 
*"Filistin'de İsrail Zulmü Hep Vardı! 160124"

B.Paylaşımlarım**:

1.08 Mayıs 2017 tarihli "İsrail Zulmü" başlıklı Instagram paylaşımımız: Fotoğraf yerde kanlar içinde yatan israil askerleri/eşkıyaları tarafından 20 kurşun ile şehit edilmiş 17 yaşında Filistinli bir kız çocuğuna ait! (1.no.lu resim).

2.08 Mayıs 2021 tarihli "İsrail'e Barış Gücü!" başlıklı Facebook paylaşımımız: Ramazan ayında siyonist İsrailin Filistinlileri bombalamasını sonrasında BM barış gücü çağrısı yapmışız. (2 no.lu resim).

3.11 mayıs 2021 tarihli "Kudüs...300120" başlıklı Facebook paylaşımız: Trump'ın Kudüsü İsrail'in başkenti yapma planına isyan açıklaması. (3 no.lu resim).

4.15 Mayıs 2021 tarihli "Acil! (150521) Filistin'e, İsrail zulmünü durduracak BM barış gücü gönderilmelidir!" başlıklı Facebook paylaşımımız: İsrail'in Filistin'deki zulmünden ve ve şehit sayısının 139'a yükseldiğinden bahisle, bu zulmün durdurulması için BM ve BM sekreterine, Batılı ülkelere, İslam devletlerine ve Müslümanlara çağrımız! (4 no.lu resim).

5.18 Mayıs 2021 tarihli "Filistin Sessizliği! 180521" başlıklı Facebook paylaşımımız: İsrail'in Filistinlilere uyguladığı keyfi işgal, bombalama, korumasız çocukları katletmesine sessiz kalan stk, kanaat önderleri, ünlü ünsüz sanatçılar, bildiri yayınlayan emekli askerler ve akademisyenler ile tüm dünyaya çağrı yapmış, her ramazan ayı ve Ramazan bayramında İsrail'in yaptığı katliamlardan bahisle, istediği binaları tank ile! istediği Filistinliyi sniper ile vurduğunu, 17 yaşındaki okula giden kızcağıza 20 kurşun sıktığını, işgalci Yahudilerin istediği Filistinlinin evine zorla el koyduğunu belirterek isyan etmişiz bunun durdurulması için çağrımız. (5 ve 6 no.lu resim).

İlgili yazımız: 
İsrail'in Filistin/Gazze Suçları! 170725 








7 Ağustos 2025 Perşembe

Kadının aile ve iş hayatı 070825

Bu yazımızda toplumda çalışan kadınların erkeklere nazaran ilaveten üstlendikleri yükler ve bu yüklerin yıpratıcı etkisine dikkat çekilmek istenilmiş ve yazının çerçevesi bu konu ile sınırlı tutulmuştur.

Çalışan kadınla ilgili bazı sorular soralım:

Bir eş veya anne olarak kadının kendisinden, eşinden ve çocuklarından beklentisi nedir?

Erkeğin eşinden beklentisi nedir?

Çocukların annelerinden beklentisi nedir?

Toplumun eş veya anne olarak kadından beklediği nedir?

Evli bir kadın çalışmak zorunda mıdır? Çalışmak isterse nasıl bir işte çalışmalıdır?

Kadının ve erkeğin fıtratlarına uygun olan nedir?

Bu konuda dinimiz, örfümüz ne söylüyor? Bunları biliyor muyuz, dikkate alıyor muyuz?

Bu soruların cevaplarını düşünürken çalışan evli bir kadının ev işleri olarak evde yapması gereken veya yapması beklenen iş görev ve sorumluluklara göz atalım:

Öncelikle sadece kendisinin değil ailenin tüm bireylerinin ortak yükü olan; ev işleri, evin temizliği, yemek yapmak, sofra kurmak, sofrayı toplamak, bulaşık, çamaşır, ütü, evi süpürme, silme, bebeği emzirmek, onunla ilgilenmek, onu beslemek, onu uyutmak, ağlamasını teskin etmek gibi işler, vazifeler, görevler kadından beklenir. Evin diğer üyeleri kocası, erkek çocukları ve hatta kızları bu işlere pek el atmazlar! Sadece annenin vazifesiymiş gibi görülür. Çalışan kadının kocasına nazaran bu kadar daha ilave iş yükü vardır.

Bu ev işlerini yapan çalışan kadın, çalıştığı iş yerine duruma göre servis, toplu taşıma veya aracıyla işe gidecek ve dönecek; yolda, trafikte veya iş yerinde iş arkadaşları veya amiri yada çalışanı yada müşterisi vb ile yaşayabileceği muhtemel olumsuzlukları, görünmeyen psikolojik bir yük olarak sırtlanacaktır. 

Bu psikoloji ile akşam eve dönen kadın yukarıda belirttiğimiz ev işlerinden bir kısmını yapmak durumunda kalacak, aile üyelerinin anne veya eş olarak beklentileri olacaktır.

Bu döngüde ev halkı ve işyerindekiler veya muhatap olduğu kişiler çalışan kadından, diğer yükleri göz ardı edilerek, belki de hiç düşünülmeyerek verimlilik ve performans beklenecektir.

Böyle bir ortamda çalışan kadının kendi görev ve sorumlulukları yanında eşinin evi geçindirme görev ve sorumluluklarını da üstlendiği en azından paylaştığı açıkça görülmektedir.

Evli olmayan çalışan kadın ise gerek kendi gerekse de erkeğin yapması gereken tüm işleri üstlenmektedir.

Emeklilik sonrası ise kadının ev ile ilgili yaptığı işler devam ederken erkek için bu söz konusu olmamaktadır.

Şimdi denilebilir ki; çalışan kadınlar, ekonomik özgürlüğünü kazanıyor, kendi ayakları üzerinde duruyor, kadın eve hapsolmuyor, ayrıca ev işlerini yapmıyorlar bu işleri yapacak birilerine ücretle yaptırıyorlar! Olabilir ancak bunun maddi ve manevi bir karşılığı da var. Tercih meselesi! Bilinçli bir fayda maliyet analizi yapılarak tercihte bulunulabilir.

Şimdi başta sorduğumuz sorulara dönelim:

Bir eş veya anne olarak kadın, güvenli ve huzurlu bir ortam ister. Bu ortamı aile ortamının sağlaması beklenir.

Erkek eşinden tatbikî güzel huyluluk yumuşaklık güzel geçim ister. Eşine sevgi ve muhabbet beslemek ister. Bunları yok edecek davranışlarla karşılaşmak istemez. Bunların karşılıklı olması gerekir.

Çocuklar da annelerinden sevgi, ilgi, muhabbet yanında, yanlarında bulunmasını ve kendisini hayata hazırlamasını ister. Hatta denir ki "anneyi eğitirsen toplumu eğitmiş olursun". Bu anlamda çocuğuna donanım kazandıracak ilk öğretmendir. Güzel bir aile ortamı, çocuğa ilk cevherleri kazandıracak ilk eğitim merkezidir.

Toplum ise kadından eş veya anne olarak güzel bir aile oluşturmasını bekler. Sağlam aile sağlam toplum demektir. Denir ki "yuvayı dişi kuş yapar", ailenin en önemli çimentosu bir anlamda eştir, annedir. Toplum; toplum içinde kadınlar eliyle yapılması gereken işleri onların eliyle yapılmasını da bekler.

Evli bir kadın dinimize göre çalışmak zorunda değildir. Hatta bırak çalışmayı ev işlerini, çocuğun emzirmesi dahi yapmak zorunda değildir. Ancak örfümüze göre ev işlerini kadınlar yapa geldiği için böyle devam etmektedir. Gönüllülük ilkesi ile yapılması mümkündür.

Evli kadın kendi isteğiyle veya zorunluluk vb hangi gerekçe ile olursa olsun çalışmak isterse ki nitekim toplumda kadınların yapması gereken işler de vardır, fıtratına uygun işleri tercih etmesi beklenir, kendi lehine olan, daha az yıpratıcı olan da bu yöndeki tercihler olacaktır. Bak bu işleri de kadınlar da yapabiliyor dedirtmek için veya istihdam edenlerin erkeğe göre daha az ücret ödedikleri kadınlara erkeklerin yaptıkları işlere yönlendirilmesi gibi sebeplerle çok ağır işlerde çalışmaması gerekir.

Bu konudaki aldatıcı söylem, reklam ve algılara kanmamak gerekir. Merhum Sezai Karakoç'un bir dizesi bunu özetler: "Kadının üstün olduğu ama mutlu olmadığı, Günlere geldim, bunu bana öğretmediniz".

Kadının fıtratında sahiplenilmek, erkeğin fıtratında ise sahiplenmek vardır. Erkekler fiziken daha güçlüdür. Kadınlar iş ve davranışları ile erkek gibi, erkekler de kadın gibi olmamalıdır. Her iki cins fıtratlarına uygun yaşamalıdır. Bu şekilde yaşamak onları daha huzurlu kılar.

Dinimiz de örfümüz de kadının fıtratına uygun olmayan işlerde çalışmasına hoş bakmaz. Her ikisinin görev ve sorumlulukları farklıdır. Bunlar ilmihal kitaplarında detaylı olarak yer almaktadır. Erkek ailesini geçindirmekle mükelleftir. Bunları okuyup öğrenip ailedeki görev ve sorumlulukları aksatmayacak işleri tercih etmeleri beklenir. Aile ekonomik otaklık haline gelmemelidir. Kaldı ki tüm fertleri maaşlı olan ailelerin yakalayamadığı ekonomik özgürlük, bereket, huzur ve rahatı, sadece kocanın maaşıyla yakalayan aileler olduğunu unutmamak gerekir. Hayatı zorlaştırmadan, gereksiz yüklerin altına girmeden yaşamak insanı ferahlatır, kendisine alan açar ve hayatının kalitesini arttırır.

Netice itibariyle evli kadınlar yukarıdaki hususları dikkate alarak, çalışma veya çalışmamanın maddi manevi faydası ile yine maddi ve manevi maliyetinin analizini yaparak tercihte bulunmaları, fıtratlarına uygun helalinden bir hayat tarzı seçmeleri kendilerini madden ve manen daha huzurlu kılacaktır. Tercih muhatabına kalmıştır!

Konuya ilişkin aşağıda başlıkları verilenler ile diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir.

1.8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedir, ne değildir? 080314
2.Ailede yaşam alanını genişletmek 060816
3.Sağlıklı Evlilik, Sağlıklı Aile 250517
4.Bekar Kalmak veya Evlenmek 290717
5.Sağlıklı Aile Kampanyamız (Bir Sosyal Deney) 270520
6.Hayatın Hâl ilmi Nedir? Niçin Bilmemiz Gerekiyor? 081220
7.Evliliğin Hal-İlmi 130121
8.Evlilikte Tavır! 240521
9.Muhabbet 111121
10.İnsana yatırım 030122
11.Kadınlar 080322
12.Huzur 190622
13.Ev hanımları, sigorta, emeklilik 290722
14.Sevgi ve saygı 170922
15.Ailede huzur 240922
16.Aile üzerine 161022
17.Adalet 041122
18.Evlilikte de her şey mükemmel değildir, sıkıntılar olacaktır 231122
19.Mutluluk 091222
20.İŞ HAYATI, 200823
21.SADELİK 031223
22.ÇOCUKLAR ve EĞİTİM 280325
23.Evlilik ve Aile 240425




5 Ağustos 2025 Salı

Sn Hayrettin Karaman'ın "Diplomasi mi savaş mı?" yazısına ilişkin eleştirel değerlendirmemizdir 030825:

Evet Gazze konusunda vicdanı olan herkes hassas, imanı ve vicdanı olan herkes daha da hassas. Sn Karamanın alıntıladığım ekli "diplomasi mi savaş mı 03.08.25*" tarihli yazısını okuyunca yorum yapmak istedim ama yoruma açık değil, takipten çıktım, buna rağmen vicdanım rahat etmedi ve alıntılayarak eleştirel yorum yazmanın daha doğru olacağına kanaat getirdim ve onu yapıyorum.

Öncelikle 1948 den beri İsrail ile diplomasinin bir karşılığı olmadığını biliyoruz. Bırakın diplomasiyi BM nin hiçbir kararına uymuyor. Gazze konusunda zaten diplomasiye yanaşmıyor açıkça soykırım, tehcir sürgün uyguluyor yani İsrail o yolu yine kapatıyor.

İkinci olarak Gazze halkına soykırım yapıyor, abluka altında, bu gün 200 kişiye yakın insanın açılıktan öldüğü bunların 70 inin çocuk olduğu haberi geçti, ilaç girmiyor, çocukları kafalarından vuruyorlar, üreme yerlerinden vuruyor, keyfi katliam yapıyor, yardım tırlarını durdurdu içeri sokmuyor, girerse de yetersiz, açlıktan bebekler ölüyor, insanlar bir deri bir kemik kalmış, Filistin hava ve deniz sahasını kullanıp yardım edilebilecekken bu değerlendirilmiyor,  yani İsrail; her türlü zulmü, insanlık dışı davranışı, şımarıklığı sergiliyor. İsrail tüm komşularına saldırıyor.

Üçüncü olarak, Dünya İslam Alimler Birliği Dünya Müslüman Alimler Birliği, tüm İslam ümmetini İsrail'e karşı silahlı cihada çağırdığını unutmayalım

Dördüncü olarak Nisa Suresi 75’inci ayet gayet açık değil mi? “Size ne oluyor da, Allah yolunda ve, “Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir yardımcı ver” diye yalvarıp duran zayıf ve zavallı erkekler, kadınlar ve çocukların uğrunda savaşa çıkmıyorsunuz?” (Nisa/75). Belkıs konusunu örnek verirken bu ayetleri de dikkate almak gerekir.

Şimdi değil de ne zaman?

Beşinci olarak nice azlar nice çokları yenmedi mi? Kaldı ki İslam dünyası birlikte hareket ettiği takdirde İsrail ile birlikte ABD nin karşı koyacak durumu yoktur. Batı ülkeleri İsrail'in aleyhine dönmeye başlamıştır.

Altıncı olarak savaşı açıktan yapılanı gibi gizliden yapılanı da vardır. Açıktan destek verilmese bile gizliden Gazze'ye savaşçılar gönderilebilir, el altında silah gönderilebilir, Gazze'de savaşmak isteyenlere yol açılabilir, nitekim İsrail paralı askerleri Gazze'de kullanıyor ve bunlar sivilleri nişangah olarak kullanıyor, boykot sıkı bir şekilde uygulanabilir, mitingler yapılabilir, bunlar teşvik edilebilir ve bu konuda Batı ülkeleri İslam ülkelerinden daha duyarlı davranıyor.

Yedinci olarak İslam birliği yolunda adımlar atılmalıdır. Bu husus sık sık tekrarlanmalı ve fonksiyonel olarak hayata geçirilmelidir.

Sekizinci olarak Rabbim bütün Müslümanlara ve İslam alemine ve İslam devletlerine ve insanlara ve insanlığa Gazze konusunda atması gereken adımları atmayı nasip eylesin (amin).

*"Diplomasi mi savaş mı?
Prof.Dr. HAYRETTİN KARAMAN / 03.08.2025
Belkıs, Sebe ülkesinin (günümüzde Yemen bölgesi) hükümdarıdır ve kraliçe unvanına sahiptir. Kur’an-ı Kerim’de güçlü, akıllı ve karizmatik bir lider olarak tasvir edilir.
Hz. Süleyman ona mektup göndermiş, Hak dine ve hükümranlığına teslim olmasını istemişti. Belkıs danışma meclisini topladı ve şöyle dedi:
“Efendiler! İçinde bulunduğum durum hakkında bana görüşünüzü açıklayın. Sizin görüşünüzü almadan asla bir işe kesin karar vermem./Şu cevabı verdiler: “Biz güçlüyüz, zorlu savaşçılarız, yine de yetki senindir; artık ne buyuracağını sen düşün./Kraliçe şöyle dedi: “Krallar bir ülkeye girdiler mi, oranın altını üstüne getirirler ve halkının ulularını aşağılanmış duruma düşürürler. Bunlar da öyle yapacaklardır./Ben bunlara bir hediye göndereceğim, sonra bakacağım elçiler ne ile dönecekler?” (27/32-35)
Süleyman aleyhisselâmın mektubunu alan melike, devlet ileri gelenlerini toplayarak mektubun içeriği hakkında bilgi vermiş, ne yapmaları gerektiği konusunda kendileriyle istişarede bulunmuştur. Danışmanları ülkenin savaş gücü hakkında bilgi verdikten sonra nihaî kararın kraliçeye ait olduğunu ifade etmişlerdir. Kraliçe, savaşın başarısızlıkla neticelenmesi durumunda düşman istilâsının kötü sonuçlarını anlatarak meseleyi barış yoluyla çözmenin daha uygun olacağını ifade etmiş, barıştan yana olduğunu göstermek üzere Hz. Süleyman’a hediyeler göndermiş ve sonunu beklemiştir.
Peygamberimiz (s.a.) Bedir, Uhud, Hendek savaşlarında, Hudeybiye krizinde barışta ve savunmada kalmayı tercih etmiş, gerektiğinde -sonucu rahmet ve kazanç olan- tavizler de vermiştir.
Makalelerde, sosyal medyada ve bazı konuşmalarda heyecana gelen (bunda da haklıdırlar bu başka) şahıslar Türkiye’ye “Ne duruyorsun, İsrail’i vur bu iş bitsin” diyorlar. Hükümet ise işi savaşsız, diplomasi ile ve uluslararası toplumu yanına alarak çözmeyi tercih ediyor.
Niçin?
Çünkü Belkıs’ın dediği dün de bugün de bir gerçektir; savaşır yenilirseniz bin bela, yenerseniz yine bir belâ: en azından can ve mal kaybı yaşanır.
Ğazze’de bıçak kemiğe dayandığı için, İsrail planını adım adım uygulamakta olduğu için, masum Filistin halkının canına, malına ve mukaddesatına durmadan saldırdığı için Hamas’ın başka çaresi kalmamıştı. Bunlara diyeceğimiz söz, “Allah yardımcınız olsun”dur.
Bize gelince halk olarak bütün yol ve imkanları kullanarak insani yardımda bulunmalı, eksiksiz boykot ile düşmanı sıkıştırmalıyız; silahlı çatışmayı ise sorumlu olan devletten beklemeli, yönetimin, bıçak kemiğe dayanıncaya kadar diplomasi tercihine saygı göstermeliyiz.
İsrail tek başına olsa onu elbette yeneriz, ama ABD, birçok Avrupa, hatta bazı sözde İslam ülkeleri onu desteklediği zaman güç dengesi aleyhimize döner.
Hamaset hayırlı iş görmez, hikmet, feraset, basiret rehberimiz olmalıdır.
Suriye meselesinde de düşman aynıdır: Başta ABD ve İsrail’dir, dahası da vardır.
İşte bu yüzden bu meselenin de çözümünde hükümetimiz hikmet, basiret ve ferasetin rehberliğinde yol alıyor, diplomasiyi sonuna kadar kullanıyor, gücü zaruret halinde kullanıyor; böyle de olmalıdır.
Prof.Dr. HAYRETTİN KARAMAN (İslâm Hukuku Profesörü)
03.08.2025 tarihli köşe yazısı.
Masaüstü Site: www.HayrettinKaraman.net

İSLAMDA (KADINLARIN) MİRAS (HAKKI) 020626

Bu yazımızın amacı İslam'da miras paylaşımının önemine, özellikle kadınların ve kızların miras haklarının olduğuna ve bunlara riayet ed...