9 Ekim 2022 Pazar

Ethem Bey 091022:

İnsan bazen büyük mücadele ve fedakarlıklar yapar, kazanımlar elde eder, insanlara, topluma faydalı işler yapar, ancak bundan kendisi değil de başkaları yararlanır. Bu durum insan hayatının her alanında görülebilir, aile hayatında, iş hayatında, bürokraside, milletlerin hayatında! Yani kimi çalışır, didinir, işiyle vazifesiyle ilgilenir, cefa çeker, kimi hesap peşindedir hesap yapar, rol kapar, hazıra konar, sefada yer edinir!

Kurtuluş Savaşının kazanılmasında, savaş öncesi ve savaş sırasında Ethem Bey dahil pek çok Çerkes kökenli insanın büyük katkıları olmuştur. Bunların hiç biri etnik kökeni ile anılmaz iken sadece Ethem bey, Çerkes Ethem olarak anılmıştır!

Aşağıda savaşın kazanılmasında emeği geçen Çerkesler ile ilgili bilgiler ve Ethem Bey ile ilgili bazı tarihçilerin tespit ve görüşleri yer almaktadır!

Tarih ve özellikle yakın tarih, yaşandığı gibi yazılır ve okutulursa muhtemelen pek çok hak da hak sahiplerine teslim edilmiş olacaktır.

A.Kurtuluş Savaşında Milli Mücadeleye destek vermiş Çerkes kökenlilerin ünlülerinden bazıları1:

1.Erzurum kongresine katılan Çerkesler; Hüseyin Rauf ORBAY (Abaza), Bekir Sami KUNDUK (Oset), İbrahim Süreyya YİĞİT (Abaza), Muzaffer KILIÇ (Abaza), Rize delegesi Av.Hakkı bey (Abaza), Şuşehri delegesi İ.Hakkı Bey (Çeçen), Bekir KUBAT (Oset), Süleyman ÖĞÜN (Oset).

2.Sivas kongresine katılan Çerkesler; Hüseyin Rauf Bey (Abhaz), Bekir Sami Bey (Asetin), Hakkı Behiç Bey (Adıge), İbrahim Süreyya Bey (Abhaz), Emir Marşan Paşa (Abhaz), Hikmet Bey (Abhaz), Ömer Mümtaz Tanbiy (Adıge), Muzaffer Kılıç Bey (Abhaz), Rize Delegesi Osman Bey, Manyas delegesi Yusuf Bey (Adıge), Uzunyaylalı Kamil Polat (Adıge).

3.Heyeti Temsiliyedeki Çerkesler;Hüseyin Rauf Bey, Bekir Sami Bey, Hakkı Behiç Bey, Ömer Mümtaz Bey, İ.Sürayya Bey (üye değildir ama tüm toplantılara katılır).

4.Heyeti Temsiliye Ankara geldiği sıradaki Çerkes komutanlar: Yusuf İzzet paşa (14.Kolordu Komutanı), Miralay Bekir Sami Bey (56.Tümen Kumandanı), Mahmut Hendek Bey (20.Tümen Kumandanı), Cemil Cahit Toydemir (5.Kafkas Tümeni K.), Deli Halit Bey (9.Kafkas Tümeni K.), Aşir Bey (23.Tümen Komutanı), Ethem Bey (Kuvayi Seyyare K.).

5.İlk Meclisteki Çerkesler: Hüseyin Rauf Orbay (İstanbul), Aslan Toğuzatı (Maraş), Rüstü Bozkurt (Maraş), Mahmut Hendek (Menteşe-Muğla), Hakkı Behiç (Denizli), Ö.Mümtaz Tanbiy (Ankara), Bekir Sami Kunduk (Sivas), Emir Marşan (Sivas), Fuad Carım (Adapazarı), İbrahim Süreyya (Saruhan), Reşit Bey (Saruhan), Şeyh Servet Akdağ (Bursa), Mehmet Hulusi Akyol (Yozgat), Hakkı Hami Bey (Sinop9, Yusuf İzzet Paşa (Yozgat), Ahmet Şükrü Oğuz (İstanbul).

B.Ethem Bey’in anılarından kısa bir alıntı vee yakın tarih yazarlarının "Çerkes Ethem'le ilgili görüşleri2:

1)."Suçlular affedilmeyi kabul eder, ben suçlu değilim. Aziz vatan için herkesten önce yola çıktım, mevki ve şeref düşünmedim. Herkesin beni hain bildiği memleketime af yoluyla dönmem, ihaneti kabul etmem demektir, hakkımdaki gerçeği umuyorum ki, tarihçiler yazacaktır. Bu durumda dönmektense iftiraya uğramış bir mağdur olarak ölmeyi tercih ederim. Bugün dahi sebeplerini bilmediğim için izahtan mahrum olduğum sebeplerle memleketim, vatandaşlarım ve tarih huzurunda ihanetle tescil edilmiş durumdayım. Kesinlikle ithamların ağır mesuliyetine layık bir günahkar değilim; fakat gerçekleri tarafsız bir mahkeme huzurunda izah edebilecek miyim? Hayır. O halde gurbette devam edecek ve gurbette öleceğim. Ta ki akıbetim günün birinde o ilk günlerin tarihini yazmak isteyen kimselerin dikkatini çeksin ve meseleyi baştan sona ele alsınlar. Belki çok hatalarım olduğunu, fakat asla vatan haini olmadığımı tespit etsinler." ÇERKES ETHEM.

2)."TBMM daha Ankara da çalışmaya başlamadan önce, Salihli cephesinde Yunan ilerlemesinin durdurulması ve iç ayaklanmaların bastırılmasında fevkalade önemli hizmetleri vardır. Hatta hiç abartmadan şunu söyleyebiliriz ki, Eğer Çerkes Ethem ve onun kuvvetleri olmasa idi, Ulusal Kurtuluş mücadelesi başlamadan ortadan kaldırılabilirdi. " PROF. DR. TOKTAMIŞ ATEŞ.

3)."Çerkes Ethem’in yok edilmesine karar verilmişti de, formül aranıyordu aslında. Çerkes Ethem’de kendini feda etmemek için direniyordu. Burada Çerkes Ethem'in davranışını, hıyanetle değil olsa olsa, bir büyük fedakarlık, kendi varlığını feda eden bir oluşum olarak değerlendirmek olduğuna inanıyorum." YAVUZ BAHADIROĞLU - TARİHÇİ.

4). "Çerkes Ethem çok büyük bir vatansever, kurtuluş savaşının ilk günlerini düşünün, bir tek kişiye ihtiyaç duyulduğu günlerde, bu adam Yunanlıları sahillere çakılı bırakıyor, Anadolu ya bırakmıyor." MUHİTTİN NALBANTOĞLU.

5)."Nerede bir yangın varsa oraya yetişen bir Çerkes Ethem kuvvetleri vardı. Batı cephesi komutanlığına atanan İsmet İnönü'nün ilk işi Çerkes Ethem'in unvanını değiştirmek olmuştur." İSMET BOZDAĞ - TARİHÇİ.

6)."Mondros mütarekesinden sonra ta meclisin kurulmasına kadar, ne Erzurum kongresinde, ne Balıkesir kongresinde, ne Alaşehir, ne Sivas kongresinde bulunmamış insanlar, İstanbul un işgalinden sonra sığınacak yerleri kalmadığı için, mecbur kaldılar Anadolu ya geldiler. Mücadele bunun mücadelesidir. Milli mücadelede öncekiler ve sonrakiler mücadelesidir.

Ethem iki şık arasında tercihe mecbur bırakılmıştır; Ya üzerine sevk edilen askerlere karşı koyacak kardeş kanı dökülecektir, veyahut ta bırakıp gidecektir. Nereye gidebilir? Yunana. Hayır en büyük tarihi hakikat şimdi size söyleyeceklerimdir. Ethem Yunan'a iltica etmemiştir. Ethem geçiş hattı istemiştir. İnsanlara Hain demek kolay, kaldı ki kendini müdafaa etme hakkından mahrumsun, kahraman demekte kolay, çünkü kimse kendisine kahraman denilmesini tekzip etmez.

Bizim milli mücadelemiz kronolojisi sıhhatle yazılmamış olan bir buhran dönemidir. Ethem yanına kimseyi almadan gitmiştir ve yanındakiler gelelim diye dayatmışlardır, dövüşelim demişlerdir, ikisini de reddetmiştir. Bir kulübesi bile olmayan bir nehir kıyısında kalbi duran bir adamın, layık olmadığı halde hain damgasıyla damgalanması vicdanları rahatsız etmektedir." CEMAL KUTAY - TARİHÇİ.

7). "Merkezi otoritenin Çerkes Ethem'den sıkıntı duyması kaçınılmazdı, çünkü Anadolu da sadece bir milli direniş, sadece bir Kuvayi milliye hareketi değil, bunun yanı sıra bir liderlik döğüşü de veriliyordu. İşte bu çerçevede Çerkes Ethem in büyümesi halk arasında muazzam bir kahraman olarak her girdiği yerde alkışlarla karşılanması, bazı kişileri tedirginliğe sevk etmiştir. İsmet İnönü'nün her zamanki tavrıyla Çerkes Ethem ve ağabeyleri aleyhinde bazı propagandalarda bulunduğunu da söyleyebiliriz…

İşte bu çerçeve içinde Çerkes Ethem arkadaşları ile, Yunan ordusu ve Türk Ordusu arasında kalır İşte orada o önemli kavşakta, bir ikilem içindedir. Ne yapacaktır? İşte bu Yiğit Adam saflarında dövüştüğü Anadolu insanıyla kılıç kılıca gelmekten çekinerek, Yunanlılarla görüşerek sadece bir çıkış noktası istemiştir. Anadolu'daki mücadeleyi akamete uğratmamak ve bir savaşa dönüştürmemek için yurtdışına gitmek için bir geçit noktası istemiştir. Hatta arkadaşlarına döner derki; Siz silahlarınızı bırakıp Kuvayi Milliye'ye döneceksiniz, onlarla birlikte savaşacaksınız." PROF DR. MİM KEMAL ÖKE.

8). "Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasında Çerkes Ethem’in payını kimse inkâr edemez. Öyleyse bir borcu yerine getirmeli; tarihimizle barışmak adına bu adamın itibarını iade etmeliyiz. Tıpkı Enver Paşa’nın mezarının İstanbul’a nakledilmesi gibi, Çerkes Ethem’den kalanlar da Amman’dan Türkiye’ye getirilmeli ve Bandırma’da bir anıtmezara defnedilmelidir. Bu eski yaranın sarılması da, Çerkes Ethem’in şahsında Millî Mücadele’nin ateşten günlerinde son vatanı savunanlara, sonrasında yolları ayrı düşmüş olsa da itibarlarının iade edilmesiyle mümkündür." PROF DR. MÜMTAZER TÜRKÖNE.

9). "Çerkes Ethem, “Elinin altında hayli maddi kaynak olmasına rağmen Yunanlılara teslim olma kararını verdiğinde cebindeki üç-beş kuruş dışında yanına bir şey almadı. Nitekim Atina'ya götürülüp tedavisine Almanya'da devam edilmesi kararı üzerine oradan ayrıldığında günlerce pekmeze ekmek banarak karnını doyurmaya çalıştığını da biliyoruz.” Şurası kesindir ki, Ethem'e 'Çerkes' lakabını takan İsmet Paşa'dır. Kendisine sorulduğunda bunu 'övgü' olarak kullandığını söyler; ama Ethem öyle anılmaktan rahatsızdır: "Hepimiz Osmanlı'ydık... Eğer milliyet ve ırk tefriki yapılmaya kalkışılsaydı bu vatanda şeceresi karışmamış kim kalırdı."

Ethem'in Yozgat isyanlarını büyük bir maharet ve süratle bastırması da onu aynı yerde daha önce başarısız olmuş bazı kumandanların kıskançlık ve rekabet hislerine hedef haline getirdi. Ancak Milli Mücadele şekillenmeye başladığında bir gelişme oldu ve Mustafa Kemal'in yakın çevresinde değişiklik yaşandı. Lider yola birlikte çıktığı kişilerden ayrıldı, mücadeleye sonradan hatta bir bakıma fazlaca inanmadan- katılan 'emir/kumanda adamları' ön plana geçti." AVNİ ÖZGÜREL RADİKAL GAZETESİ

1Kaynak: “Kurtuluş Savaşında Çerkeslerin Rolü”- Muhittin ÜNAL Ankara, 2. Baskı, 2000).



Yozgat İsyanı’nı bastırmak üzere görevlendirilen Ethem bey ve adamları İstasyon’daki karargah binası önünde Mustafa Kemal Atatürk’le (Haziran 1920-Ankara).



7 Ekim 2022 Cuma

Cuma 071022:

Cum‘a “toplamak, bir araya getirmek” anlamındaki "cem" kökünden isimdir. Cum‘a ise kendi adıyla anılan sûrede geçmektedir (el-Cum‘a 62/9). İslâm’dan önceki dönemde haftanın altıncı gününe arûbe denirdi. Sözlükler bu kelimenin Arapça olmadığını belirtmiş, araştırmacılar da Ârâmî kökenli olduğunu tespit etmişlerdir (İsl.Ans.).

Çeşitli hadislerden anlaşıldığına göre cuma, haftalık ibadet günü olarak daha önce yahudi ve hıristiyanlar için tayin ve takdir edilmiş, fakat onlar bu konuda ihtilâfa düşerek yahudiler cumartesiyi, hıristiyanlar pazarı haftalık toplantı ve ibadet günü olarak benimsemişler, Allah da cuma gününü müslümanlara nasip etmiş, onları bu konuda hakka ulaşmaya muvaffak kılmıştır (Müslim, “Cumʿa”, 19-23).

Cuma suresinden üç ayet: “Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için çok hayırlıdır" (9). "Namaz kılındı mı artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasip arayın. Allah’ı da daima çok anın ki kurtuluşa eresiniz.” (10). "Ama onlar bir ticaret veya eğlence gördüklerinde ona yönelip seni ayakta bırakıverdiler. De ki: "Allah’ın nezdinde olan, eğlenceden de ticaretten de üstündür. Allah rızık verenlerin en hayırlısıdır." (11). (Cuma suresi:9,10,11 inci ayetler).

“Güneşin doğduğu en hayırlı gün cumadır; Âdem o gün yaratılmış, o gün cennete girmiş ve o gün cennetten çıkarılmıştır; kıyamet de cuma günü kopacaktır” (HŞ. Müslim, “Cumʿa”, 18)

Cuma günü, imamın minbere çıkıp iç ezanın okunmasından itibaren namaz kılınıncaya kadar alışveriş ve benzeri bir dünya işiyle meşgul olmak Hanefîler’e göre tahrîmen mekruh, çoğunluğu oluşturan diğer fukahaya göre ise haramdır! (İsl.Ans.)

Cumaya ilişkin bazı notlarımız:

1. İnsanlar, paylaştıkları cuma mesajlarına uygun yaşasalar, pek çok şey düzelir.

2.Geç kızıp, çabuk barışmak, çabuk kızıp geç barışmaktan eftaldir.

3.Cuma hutbelerinde mi, hutbeyi dinle(me)yenlerde mi problem var? Niçin hutbe konuları hayata/uygulamaya tam olarak yansımıyor? Hutbeler güncel konulara mı değinmiyor? Yoksa can kulağıyla mı dinlenmiyor?

Misal ticari ahlak! Bu günkü (26.9.14 günü) cuma hutbesi "iş ve ticaret ahlakı-ahilik"...tekrar okunmalı. "işin ucuzu ve kolayına kaçılamaz"

4.Bu cuma ezber bozalım, hutbeyi can kulağıyla dinleyelim ve okunan hutbeyi hayatımıza tatbik etmeye başlayalım. Bunu sonraki cuma hutbelerinde de uygulayalım.

5.Birileri Cuma hutbesinden rahatsız mı olmuş? Sana ne? Lütfen! Herkes ama herkes kendi işiyle uğraşsın, işini yapsın, yapamıyorsa bıraksın! Ki yapamıyor, öyle bir derdi yok, liyakati de yok, vekil maaşı alarak sadece topluma maliyet yüklüyor!

6.Güzel bir duaya amin demekte, güzel bir şeyi takdir emekte cömert olalım. Cömertlik övülmüş bir davranıştır.

7."(İman ve amelde) öne geçenler ise (Ahirette de) öne geçenlerdir. İşte onlar (Allah'a) yaklaştırılmış kimselerdir." (Vâkıa Sûresi :10 - 11 Ayetler).

8.Rabbimiz, bu mübarek cuma günü gününde, Kudüs'ün huzurunu, zalim İsrail'e karşı mazlum Filistinlilere yardımını diliyorum (2017).

9.“Bir Müslüman, yanında bulunmayan bir din kardeşi için dua ederse, mutlaka melek ona, aynı şeyler sana da verilsin, diye dua eder.” (Müslim, Zikir 86; Ebû Dâvûd, Vitir 29).

10.Cuma vakti ağzına kadar dolu camii de ikindi vaktinde hemen hemen kimsenin olmaması...düşündürücü!

11.Dağıtım memuru tam cuma vakti geliyor, adıma gelen gönderiyi evdekilere de teslim etmiyor, haber kağıdı bırakıp gidiyor! %99 u Müslüman olan ülkede cuma vakti evde olmama ihtimali de %99. Fonksiyonel iş yapmak lazım! Kazandığını hak etmek lazım. Yapmış olmak için bir işi yapmamak lazım!

12.Bazı yerli diziler Müslüman olmayan bir ülkede çekilmiş gibi. Misal 80ler dizisi nasıl bir mahallede çekiliyor ise, toplumun çoğunluğunun inancından hiç bir belirti, iz yok, cami yok, ezan yok, cuma yok. Aynı çocuklar duymasın dizisi gibi. Toplum değerlerine daha çok yer verilse ya!

13.Bir haksızlığa müdahale ediyor olsanız dahi, etrafınızdaki kalabalığa değil, önce Allah'a (cc) sonra kendinize güvenin ve yaptığınızı Allah (cc) rızası için yapın. Kalabalık tepkisiz kalabilir, sadece izleyebilir, hiç belli olmaz...

14.Ölüm ve amel: "Hiç kimse yarın ne kazanacağını, hiçbir nefis de nerede öleceğini bilemez". (Lokman/34).

15."Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olur" muş! Dengelemek lazım.

16.Bu ülkenin iyiliğini yine bu ülkedeki yerli akıllar düşünür... Herkes aklını başına alsın, Batı'nın algı yönetimine kanmasın... Hatalar, yanlışlar düzeltilsin, eksiklikler telafi edilsin, ıslahı gereken konularda gereği yapılsın,...

17.Terk edilmesi, azaltılması önerilen bazı davranışlar; telefonla boş konuşmalar, lüzumsuz sorular, gereksiz cevaplar, ihtiyaç ötesi harcamalar (israf), AVM vb avare dolaşmalar, ihtiyaç ötesi yemekler (israf), saatlerce kafelerde boş boş oturmalar, çalışanı meşgul etmeler, tembellikler....

18.Allah (cc) emretmişse, bitmiştir. Bize sadece uymak düşer.

19.Tabiki en güzel elbiseyi, kıyafeti cuma günü, Allah'ın huzurunda giymeliyim.

20.Rabbim cümlemizi, Cuma'nın hayr ve bereketinden nasiplendirsin (amin)

21.Cuma günü biterken, hayırlara vesile, güzel dualar dileriz.

22.Rabbim, “İslam'a ve toplumun değerlerine saldıranlara, Ülkenin ve toplumun kalkınmasını istemeyenlere, yalancı, takiyeci, algıcı, samimiyetsiz, fitneci, fesat, münafık ve liyakatsizlere, hiç bir yetki, erk, güç ve fırsat vermesin!” (amin).

23."Allah'ım dostluğunu ve yardımını bizden esirgeme" (amin). Allah’ın dostluğunu ve yardımını kazanmış olan kimse başkalarının yardımına muhtaç olmaz. (DİB tefsir).

24.Hafta tatiliCuma. Osmanlı’da 17 Ocak 1842 tarihli irade ile hafta tatili perşembeden cumaya alındı. Böylece Müslüman memurlar cuma günü, Hıristiyan memurlar pazar günü, Mûsevîler ise cumartesi günü tatil yapıyordu. 

02 Ocak 1924 tarih ve 394 sayılı Hafta Tatili Kanunu ile cuma günü hafta tatili olarak kabul edildi. 

27 Mayıs 1935 tarih ve 2739 sayılı Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun ile memurların hafta tatili cumartesi günü 13.00 den başlamak üzere pazar gününe alındı. Bu Kanunla Hz. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizin doğum yıl dönümü de tatil olmaktan çıkartıldı. 

Arif Nihat Asya “Bize bir nazar oldu Cumamız Pazar oldu. Ne olduysa hep bize azar, azar oldu” dizeleriyle başlayan şiirinde bu durumu tasvir etmiştir. 

1974 de cumartesi ve pazar olmak üzere iki tam gün hafta tatili olarak ilan edildi.

Konuya ilişkin aşağıda başlıkları verilenler ile diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ 
1.Sehiv Secdesi 061221
2.Son yıllarda sekülerlik arttı mı?060520
3.Bu ülkeyi kim düşünür? 280119
4.Adalet, İhsan, Yakınlara Yardım 050117:
5.Ahilik, Odalar ve Ahilik Haftası (I-200917, II-220914)




6 Ekim 2022 Perşembe

Üretim! Üretim! Üretim! 061022:

Üretim şart ancak insan, bir iş yaptığında, bir şey ürettiğinde; başkalarının beğenisine, kullanımına sunmadan önce, kendi beğenisine ve vicdanına sunmalı, bu testlerden "olur" alarak geçer ise genele sunmalıdır.

Üretime ilişkin bazı notlar, gözlem, analiz ve önerilerimiz;

1.Ülkede, kamu, özel, belediye, üretim, tüketim, iktidar, muhalefet, enerji, siyaset, üniversite, okul, eğitim gibi her bir alanda;

a)"VERİMLİLİK", "LİYAKAT", "SAMİMİYET", "KALKINMA" gündem olmalı!

b) "İSRAF","ALGI", "YALAN" gündemden çıkmalıdır!

2.Ülkenin gerçek gündemi; yatırım, üretim, istihdam, ihracat, ... gibi kalkınmayı sağlayacak konular olmalıdır. (2020).

3.Ülkede üretim düşmanı zihniyeti yıkmak gerekiyor, üreteni cezalandıran değil teşvik eden yerli ve milli zihniyet gerekiyor.

4.Bir şeyler üretmek istiyorsanız, ortam hazırlayınız! Misal evde; mümkünse bir çalışma odanız, değilse çalışma masanız, değilse çalışma koltuğunuz olsun. Bir programınız olsun belli bir zamanı o ortamda geçirin. Bir şeyler ortaya çıkmaya başlayacaktır.

5.İnsanlar yapabileceklerini değil, yetki ve erki başkasında olan konuları, yani kendilerinin yapamayacakları konuları konuşuyorlar! Kalk bir ağaç dik! İki bitki yetiştir! İş üret! Katkı sun!

6.Kendi emek verince mi, doğal olduğu için mi? Bilmiyorum ama bahçe ürünleri daha lezzetli.

7.Her üretim, yatırım ve kalkınma hamlesine, muhalefet veya muhaliflik yapanların şunu anlaması lazım; Ülkenin birinci önceliği (maddi ve manevi olarak) kalkınmadır. Ona katkı verelim, herkesin yararınadır!

8.Garp cephesinde yeni bir şey yok; yine belirsizlik, projesizlik, çokça algı, çokça yalan, değerlere saygısızlık, üretim ve kalkınma düşmanlığı, üretimsizlik, büyükelçi görüşmeleri, milletin aklıyla dalga geçmeler, traktör, borçlanma, tiyatro, gidiyor işte muhalefet.

9.Üretim deyince sadece heykel yapmayı anlayıp, her şeyi dışarıdan ithal edenler, üretim ve kalkınma hamlelerine kızgınlar! İthalattan üreten, "Batı ne derse doğrudur"dan, Dünyada belirleyici olan bir Ülke konumuna geçiyoruz. Bu değişime alışacaksınız!

10.Faiz maliyettir. Faiz oranını düşürmek, üretime giden kredi ve dolaysıyla üretim maliyetini de düşürür. Mevduat toplamak için faizi yükseltmek, o mevduatın kullanıldığı tüm alanlarda maliyeti arttırır. Düşük faiz oranı, manipülatif hareketleri de azaltır.

11.Bir AVM de gördüm. Bir girişimci KOSGEB kredisi ile "kısır" üretip pazarlıyor. Çalışanın ifadesine göre girişimci de bayan imiş. Kutlarım.

12.Şu dolara bak hala direniyor!!!... düşüş eğilimi devam etmeli.... enflasyon da öyle... Ülke ekonomisi bu kısır döngüden daha çok ÜRETEREK kurtulabilir.

13.Tüm sıvı yağ sektörünü aynı anda incelemeye alırsınız, tüm süreç (üretim, dağıtım, stok vb) muhasebe kayıtlarından önünüze gelir! Yanlış yapan da ortaya çıkar! Haklarında yasal gereği yapılır! Uzatmaya gerek yok! İlla @tcbestepe nin talimat mı vermesi lazım!

14.“Üretim-tüccar-toptancı-market-pazar-tüketim" sürecini kayıt altına alacak yasal düzenleme (hal yasası) nin hayata geçirilmesi, fiyat artışını kontrol altına almayı kolaylaştıracaktır.

15.Kalkınma derdi olanların festivalleri de farklıdır! Üretim ve kalkınma gerçekleştikçe, festivallerin mahiyeti de değişmektedir! Teşekkürler @teknofest.

16.Rahatsız eden gündem deki konular;
-Lüks içinde yaşayanların fakirlik edebiyatı,
-Ülkesinin tüm değerlerine düşmanlık eden piyonlar,
-Üretim-kalkınma düşmanlığı,
-Para yok denmesine rağmen konut, araç, tatil için talep fazlalığı,
-Marketlerin fiyat indirimine direnci.
-Üretmeyen (köstek olan) siyasetçi, bürokrat ve çalışanlar, 
-Siyasi taraftarlığı; kalkınmaya, milli olmaya, bağımsız olmaya tercih edenler (oysa kalkınmak, herkesin yararınadır, muhaliflerin de), 
-ABD ve Batı'nın çok kolay taraftar bulması.

17.Anlaşılan THK da da aynı problemler var!
Onca gelirine rağmen iyi yönetilmemiş! Kayyumluk hale gelmiş!
Gönül isterdi ki uçak, helikopter, balon üretsin veya üretenlere ortak olsun, pilot dahil sair tüm havacılık ihtiyaçlarımızı karşılasın!

18.İnsanın bir işinin olması ve/veya işe gidiyor olması, çalışıyor ve/veya üretiyor demek değildir.

19.Bulunduğu konum ne olursa olsun, ÜRETMEK; her şeye ve herkese, en güzel mesajdır... üretmeyenin ise vebali vardır.
(NotÜretim ile ilgili muhtelif tarihlerdeki notlarımızdan derlemedir).
...

Konuya ilişkin aşağıda başlıkları verilen yazılarımız ile diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir.
1.İhtiyaç Listesi 220422
2.Faiz, Enflasyon, Reel Üretim! 170222
3.Analizler-I (hazırlık,tefekkür,ilim,bilgi,gayret,üretim,stk) 261121
4.Analizler-VI (Üretim) 251221
5.Üretim düşmanları 010121
6.Yerli Otomobil, Üretim ve Kalkınma 271219
7.Seçim Analizim (23 Haziran 2019, Küskünlükler ve Tepkiler) 270619
8.Ekonomide alınabilecek tedbirler var 160918
9.Sistem üreteni cezalandırıyor mu? 110918
10.Üretene Pozitif Ayırımcılık! 13.12.2013






24 Eylül 2022 Cumartesi

Ailede huzur 240922:

Ailede eşlerin ve aile üyelerinin her birinin hak, görev ve sorumlulukları vardır. Bu hak, görev ve sorumluluklar aile hayatı ile ilgili hemen hemen her şeyi kapsar. Bu hak, görev ve sorumluluklar ilmihal kitaplarında yer aldığı gibi bu konulara ilişkin çok sayıda yayınlanmış kitap da mevcuttur. 

Evlilik öncesinde eş adaylarının bu hak, görev ve sorumlulukları öğrenmesi önerilir. Keza ailede, evlilikte bir huzursuzluk yaşanıyorsa bu bilgilere rücu edilmesi de önerilir. Zira bu hak, görev ve sorumluluklara uyulması evliliği dengede tutar, ailede huzuru tesis eder.

İşte, ailelerde huzuru bozan en önemli eksiklik, eşlerin ve aile üyelerinin evlilik ve aile ile ilgili hak, yükümlülük ve sorumluluklarını bilmemeleri, bilenlerin ise bildiklerini hayata geçirmemeleri veya unutmaları yada ihmal etmeleridir!

Eşlerin temel hak ve sorumluluklarını yerine getirmeleri huzurun temel taşıdır.

Aksi hal huzursuzluklara gebe olmakta ve huzursuzluk hal, tavır, davranış ve sözlere yansımaktadır.

Temel hak ve sorumluluklarını yerine getirmeme yani huzursuzluk durumu, eşin kendisinden, karşı taraftan ya da her ikisinden veyahut ailenin diğer üyelerinden kaynaklanıyor olabilir.

Bu dört halde de huzursuzluğun çözümü, eşlerin ve aile üyelerinin hak, yükümlülük ve sorumluluklarını yerine getirmelerinde yatmaktadır. 

Unutmayalım şayet huzursuzluk insanın kendisinden yani eşin birinden kaynaklanıyorsa, huzuru başka yerlerde araması çare olmayacaktır. Öncelikle kendisine eşlik eden huzursuzluktan kurtulması gerekir.

Ailede huzursuzluk söz konusu olduğunda eşler veya aile üyeleri tepki veya yaptırım yada ilgiyi başka şeylere yöneltme cinsinden bazı davranışlar sergilerler. Bu davranışlar huzura katkı sağlamadığı gibi huzursuzluğun artmasına da sebebiyet verir.
...
Ailede huzura katkı sağlamayan aksine huzursuzluğu arttırıcı etkisi olan davranışlara örnekler;

-Hak, sorumluluk, görevlerin bilinmemesi veya yerine getirilmemesi,

-Muhabbetin azalması, iletişimin zorunlu konularla sınırlanması (uzaklaşmaya sebebiyet verir),

-Aile fertleri ile muhabbetten sakınıp telefon rehperindeki ilgili, ilgisiz tüm kişilerle saatlerce çoğu abartılı ve gereksiz konuşmaların yapılması,

-Hemen hemen hiçbir şeyin paylaşılmaması (evlilik aslında paylaşmaktır),

-Sofraya beraber oturulmaması ve sofra muhabbetinin olmaması (ki bu hal diğer aile fertlerini de olumsuz etkilemekte ve sonraki nesile de kötü örnek olmaktadır),

-Dargın durmak (Peygamberimizin; "Müslümanın, mümin kardeşi ile üç günden fazla dargın durması helal olmaz."  hadisini hatırlayalım),

-Aile yerine; haftalık, aylık gibi belli periyotlarla yapılacak veya yaptırılabilecek işlerle meşgul olunması (bu tavırlar karşı tarafı memnun etmeyeceği gibi huzur da getirmez),

-Aile fertlerine gösterilmeyen ilgi ve ihtimamın ev eşyalarına (silmek, yıkamak, silmek vb) veya arabaya ya da arkadaşlara gösterilmesi (ailede eşyalardan ziyade aile fertlerinin ilgiye ihtiyacı vardır),

-Huzurun arkadaş, sokak, çarşı, pazar alışveriş vb yerlerde aranması (huzursuzluk insanın kendisinde ise nereye giderse gitsin bulamaz, çare bunlar değildir),

-Aile gündemlerinin ve kararlarının eşler tarafından değil de aile dışından belirlenmesi veya ailenin çevresindeki söylemlerden etkilenmesi (kendine yeten aile dış etkilerden etkilenmeyecektir, evlilik ve dolayısıyla aile hayatı paylaşmaktır, paylaştıkça huzur artacaktır.),

-Mananın ihmal edilip ve sadece madde bazlı konuların ön plana çıkması (sağlam aile manevi olarak da inşa edilmiş ailedir),

-Sosyal medyada bağımlılık derecesinde vakit geçirilmesi,

-Anlık, günlük veya geleceğe yönelik dışarı da yemek, gezi, tatil gibi etkinlik tekliflerine; “şimdi nereden çıktı?”, “şunu yapacağım”, “şu işim var”, “falanca gelecek hazırlık yapacağım” gibi gerçekçi olmayan mazeretler üretilmesi, (ki böyle tepkiler, bu tür teklifleri zamanla azaltır ve bir süre sonra da bu tür teklifler kesilir, ailede ortak plan yapılamaz durumu oluşur),

-Eşler ve aile üyeleri hakkında bir şikayet kültürü oluşmuş, şayet bu şikayetler gerçekçi ise bunların muhatabıyla değil de ilgili ilgisiz herkese anlatılması,

-Çok iyi niyetle söylenen güzel sözler ve sergilenen güzel davranışların olumsuz tepki alması, keza bu tür söz ve davranışlar sergilenmediğinde de yine bu hususa da olumsuz tepki verilmesi, (ki tepki sebebiyle bu söz ve davranışlar zamanla terkedilir, tüm ihtimallere olumsuz tepki vermek ne istediğini bilememektir),

-... bu tür örnekleri çoğaltmak mümkündür.
...
Bu tür davranışlardan ailenin tümü ve çevresi de etkilenir. Unutmayalım kamil insan en kritik, en kavgalı ortamları dahi güzelleştirendir, sığ insan ise en güzel ortamı dahi kavgalı hale sokandır. Başta söylediğimiz hak, görev ve sorumlulukların bilen ve uygulayan insan kamil insan gibi davranacaktır.

Netice itibariyle aile içinde huzurun tesisi, eşlerin ve tüm aile üyelerinin hak görev ve sorumluluklarına ilişkin ilmihal bilgilerini ve bu konudaki kitapları tekrar tekrar okumaları, hatırlamaları ve bunları hayata geçirmeleri ile mümkün olacaktır.

Huzur dileklerimizle...!

Huzur 190622 başlıklı yazımız ve diğer yazılarımız da https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir.



17 Eylül 2022 Cumartesi

Sevgi ve saygı 170922:

1.Sevgi, saygı, nezaket, teşekkür, özür, merhamet, adalet vb insani davranışlar en güzel hediyelerdir. Peki, hak eden insanlara, bu hediyeleri vermekten alıkoyan nedir? Unutmayalım! hakkı teslim etmemek zulümdür.

2. İnsan ne ister? İnsan; biraz medeniyet, biraz sevgi, biraz saygı, biraz paylaşım, biraz huzur, muhabbet barındıran, içten, samimi, dürüst, istikamet üzre olan bir hayat ister!

Bunlar insanın kendisinde ve muhataplarında da bulunursa âlâ olur, huzurun, hatta mutluluğun yolu açılır!

3.Asgarileri dahi, evlilikte huzuru arttırır; tebessüm, yumuşak başlılık, tatlı dillilik, sevgi-saygı, içtenlik, samimiyet, merhamet, hoşgörü ve empati, yerini bilmek, mesafeyi korumak, hak ve görevleri gözetmek.

4.İnsanlar hayallerini bağdaştırdıkları kişi ile evleniyor, peki niçin mutlu olamıyorlar? Çünkü mutluluğun reçetesi; sadece hayalleri değil, mantık, kültür, denklik, beklenti, sevgi, saygı, gerçekçi olmak gibi pek çok faktörü de içerir.

5. Bir işi sevgiyle mi, bir çıkar için mi ya da korku ile mi yapıyoruz? "Sevgi ile çıkar veya korku arasındaki sınır kalplerde gizlidir" Onun için niyete bakar Rabbimiz. "Ameller niyetlere göredir..."(HŞ).

6."Bir şahıs hakkında hüküm verirken; akrabasını gözetmesini, öfkesini yenmesine, komşularına, dul ve yetimlere karşı muamelesine, din kardeşlerine ve arkadaşlarına davranışlarına, sevgi ve saygısına bakın" (Fudayl bin İyaz).

7.Sevgi, sevginin kaynağına, yani Allah rızasına dayandırılırsa, çok daha asil, anlamlı ve değerli bir hale gelir. İki cihanlık olur.

8.Birbirinizin ömrünü tüketmeyin, törpülemeyin! Aksine sevgi ile, muhabbet ile, hoşgörü ile, tebessüm ile, anlayış ile, paylaşarak ömrüne ömür katın.

9."Benim için çok iyi biri, onu seviyorum" ifadesinde, bencillik, çıkar yok mudur? Makbul sevgi, Allah (cc) için, kardeşlik hukuku içinde sevmek değil midir?

10.Huzur vermek ve huzur bulmak için; çatışma, rahatsız etme, huzursuz etme, iğneleme dilini terk edelim! Sevgi, muhabbet ve samimiyet dilini kullanalım!

11.Muhatabına zülüm yerine, sevgi, huzur ve muhabbeti sun.

12.Sevgi, maddi olanı sevmekle başlar, manevi olanı sevmekle kemale ulaşır.

13.Maliyeti ölçülemeyen değerler de vardır; sevgi gibi, can gibi, mutluluk gibi. İktisat bu alanlarda; yetersizdir, geliştirilmelidir.

14.Selâmlaşmanın asıl amacı; karşılıklı sevgi, dostluk, iyi niyet ve güzel dileklerin açıklanmasıdır.

15.İnsan kin ve nefret dolu olmamalı! Bunları kalbinden, sözlerinden, hayatından söküp atmalı! Çünkü kin ve nefret huzur ve mutluluğa engeldir. Sözünde, kalbinde ve hayatında sevgi olan huzur ve mutluluğu bulur.

16.İnsan; samimiyetle kullandığı; sevgi dili, yapıcı dil, toparlayıcı dilin, kendisini ve çevresini mutlu ve huzurlu kılacağını unutmamalıdır.

17.Samimi, muhabbetli ve sevgi dolu söz ve davranışlar sergilemeliyiz! Kendimizi ve muhatabımızı mutlu kılar.

18.Bir üniversite hastane kliniğindeyiz, dr hanım çağırdı, koridorda bekliyoruz, koridorun ucunda üç hemşire telveli üç kahve fincanı, koyu muhabbet. En kıdemlisi; "dışarıda bekleyin". "dr hanım çağırdı", "olsun dışarda bekleyin". Nezaket, mantık, saygı hiç yok, üstelik buyurgan.

Fesuphanallah çekiyoruz. İşini iyi yapan, işini seven, nazik, kibar, saygılı tüm çalışanları seviyoruz.

19.Saygı, hoşgörü, nezaket kalkınmışlık göstergelerindendir, İslam'ın emirlerindendir, Danimarka'nın da maddi ve manevi alanda kalkınması şart! (Danimarkalı siyasetçi polis korumasında Kur'an'ı ayağının altına aldı, ülke karıştı http://bit.ly/2Zi29eb).

20.Seçimlerde fayda, maliyet analizi yapılırken pay kısmına; referans (yapılan işler), projeler (planlanan işler), samimi çabalar, liyakat, dürüstlük, inanç ve değerlere saygı gibi hususlar konulmalıdır.

Siyaset; proje fakiri birine en çok projesi olan, keza başörtüsüne bir metrelik bez diyene değerlere saygılı dedirtebiliyor ve gerçekdışı söylem, algı ve rol çalana methiye dizdirebiliyorsa bırakın kalsın, inanın değmez!

21.“Antalya’da bir otelin ahşap bandı, 60 caretta caretta'yı öldürdü.” (Basından-2021). Çok üzüldüm! Rahat bırakın şu kaplumbağaları! Çevreye doğal hayata saygı lütfen! O kumsallar insanlara kapatılsın.

22.Maddi olmayan ürünlere de, ürün sahibine de saygı duymalı, kullanınca kaynak belirtmeli değil mi? Hak, hukuk bunu gerektirir.

23.İnsan kaynaklı pek çok kazalar yaşanıyor. lütfen ama lütfen herkes işini iyi yapsın, işine gereken ihtimamı göstersin, işine saygı duysun ve sadece işini yapsın.

24."Mü'minun Suresi'nde, müminlerin sayılan bazı özellikleri; “namazı derin saygı ile yaşarlar” (2), “anlamsız ve yararsız şeylerden uzak dururlar” (3), “zekatı verirler” (4), “iffetlerini korurlar” (5), “eşleri ile yetinir” (6).

25.Bir çorba yapıp ikram edin, eminim ki çorbanız eleştirildiğinde çok üzüleceksiniz. O halde sürekli çorba yapanları düşünün, empati yapın. Emeğe, çabaya, iyi niyete saygı gösterin lütfen.

26.Çocuklarımıza sevgi ve saygıyı da öğretelim. Sevgi ve saygı acizlik değildir, sevgisizlik ve saygısızlık da öz güven veya kahramanlık değildir.

27.Bu futbol ve taraftarlığı çok abartılıyor. Bu işi yapanlar daha profesyonel olmalı, rakip taraftarlar ise birbirlerine nazik ve saygılı davranış sergilemeliler.

28. Yalnız fertler ve yalnız ve kuru kalabalıklar yerine, biri yek diğerine karşı; samimi, saygılı ve dürüst bir toplum özlemi.

29.Tabiata saygılı olmazsanız, #mütekabiliyet kuralı çerçevesinde size karşılık verir! (deniz salyası, müsilaj-2021).

30. Etiketi ne olursa olsun her bir birey, toplumun inanç ve değerlerine saygı duymak zorundadır. Kalkınmışlık bunu gerektirir.

Selam, sevgi ve saygı ile...

(Not Muhtelif tarihlerde sevgi ve saygı konusunda alınmış notlarımızdan derlemedir).



11 Eylül 2022 Pazar

Rol kapanlar 110922:

İnsanlar vardır, başkalarının yaptıklarını kendileri yapmış algısı oluştururlar. Bunlar, siyasetçi, bürokrat, danışman, iş insanı, çalışan vb herhangi bir etiket taşıyabilirler. Hatta etiketsiz de olabilirler.

Aslında etkinlikleri olmadığı halde etkiliymiş gibi davranırlar! Sanki bu eksikliklerini de, giyim-kuşamları, gösterişli ve süslü veya farklı tarzları ile giderdiklerini zannederler.

Toplumda ön planda olan siyasi, sanatçı, iş insanı pek çokları ile fotoğrafları da vardır.

Kendilerini geniş bir çevresi olan, iş kotarıcı, iş bitirici, iş halledici birisi olarak pazarlayan bu kişiler aslında genelde etkisiz kimselerdir, ama rol kaparlar!
...
Örneklendirelim:

Diyelim taşradan bir ilden yatırım programına alınması gereken, veya alınmış ama gecikmiş veya bir şekilde ilerleme kaydedilememiş bir okul, baraj, köprü vs gibi bir yatırım işinin halledilmesi veya bir memur tayini, bir atama, tedavi işi vb çok değişik konular olabilir.

Hemen yukarıda tanımladığımız kişilere ulaşılır. Zira o kişi yeterince piar çalışmaları vardır. Tatlı dillidirler, insanların duymak istediklerini söylerler ve söylediklerinin doğru olması kaygıları yoktur.

Bu kişiler öncelikle hiçbir şeyin kolay olmadığını, ilgili kişilerle görüşmenin veya ikna etmenin vs zorluğundan dem vururlar ama genelde olmaz demezler, karşı tarafın ısrarcı olacağını hissederlerse onu da derler.

Bu şekilde kendisine ulaşan veya haberdar olduğu konuları fırsat bulurlarsa ilgililere de iletmeye çalışırlar ama genelde yaptıkları sadece gelişmeleri takip etmektir. Bu takip, ziyaretlerle veya kurum gerçekleşmelerini öğrenmekle yapılır.

Bunların önemli bir meziyetleri, diyelim bu taleplerden herhangi biri, tamamen kendi mecrasında gerçekleşse ve kendisinin hiçbir dahli olmasa dahi, gelişmeyi öğrendiği an kendisine konuyu ileteni arayıp adeta “hallettim“hallettirdim” havasında bilgilendirme yapmalarıdır. Doğru değildir. Doğrusu ne ise o söylenmelidir.
...
Bu günlerde hükümetin yapacağı iyileştirmeleri önceden bir şekilde öğrenip kendi fikriymiş gibi pazarlayanlar var. Birileri de buna inanabiliyor; “O söyledi de iyileştirme oldu, o söyledi de maaşımız arttı, o söyledi de ikramiye verildi” diyebiliyor. TV ekranlarında bakanlık yapmış bir yorumcu da “bak o söylediği için hükümet yaptı” açıklamasını yapınca yanındaki diğer yorumcular gibi ben de “pes” dedim.

Güya iyi (!) bir tezgah açılmış, ama yatsıya kadar sürer bu!
...
Doğru olan; dürüst davranmaktır, bir şeyler üretmektir, üreteni takdir etmektir, başkasının ürününe, fikrine, projesine sahiplenmeye kalkmamaktır!



23 Ağustos 2022 Salı

Trafik, kazalar, tedbir 230822:

İşini iyi yapmak tedbirdir!

Gaziantep ve Mardin'de yaşanan trafik kazaları, birilerinin işini iyi yapmadığını gösteriyor, bunlar:
-ya şoförler!
-ya araç bakımını yaptırmayan veya eksik yapanlar!
-ya denetleyenler!
-ya kaza mahallerinde gerekli tedbiri almayanlar!
-ya kurallara uymayanlar!
-ya ...!
...
Gaziantep'teki kazada, kaza yapıp emniyet şeridinde duran ve uyarıcı işaretler koyan, kazazedeler, yardıma gelen sağlık ve teknik ekip ve araçlara çarpan bir otobüs söz konusu.

Bundan otuz beş yıl kadar önce ehliyet için gittiğimiz trafik kursunda, hiç unutmam, üzerinde ısrarla durulan şey, “yolda bir kaza arıza olursa mutlaka uyarıcı tedbirler alınız, asıl ölümlü kazalar kaza sebebiyle duran araçlara çarpma şeklinde oluyor” uyarısı olmuştu. Bu uyarı muhtemelen tüm kursiyerlere yapılıyordur!

Bu kazada uyarıcı tedbirler alınmış! Ama kazayı önlemeye yetmemiş! Çünkü sizin tedbirli olmanız yetmiyor!

Bakınız “emniyet şeridi”; "otoban veya duble yollarda acil durumlarda kullanılmak üzere ayrılmış olan, yol eksenine paralel bir şekilde sürekli çizgi ile çizilmiş yolun en sağında kalan bölüm" olarak, “acil durumlar” ise, "kanunlarda belirtilmiş olup trafik kazası, arıza halleri, acil yardım, kurtarma veya kaza incelemesi" olarak tanımlanmıştır.

Emniyet şeridinde gerekli tedbirleri almış insan ve araçlara çarpmak kaza değil, çok büyük bir kural tanımazlık, çok büyük suistimal ve hatta kasıtlı bir hareket şeklinde değerlendirilebilir. Çünkü emniyet şeridi normal yol değildir. Girilmesi kısıtlamıştır. Ama bu şeridi maalesef normal şerit gibi kullananlar var!
...
Tanıdığımız bir Erol eniştemiz vardı. Yurtdışından emekli, çocukları yoktu, malını ve evlerini hayır işlerine bağışlamıştı. İşte o Erol enişte de, yıllar önce, emniyet şeridinde aracının patlamış lastiğini değiştirirken gelen bir aracın çarpması ile vefat etmişti!

Yine bir komşumuzun oğlu. Ankara’da, yine yıllar önce, düğün öncesi bakım için aracını servise verip dönmek için otobüs durağında, otobüs bekler iken, yarışan iki toplu taşıma (belediye-halk) otobüsünden birinin çarpması ile durakta bekleyen diğer iki kişi ile birlikte vefat ettiler. Çok acı bir olaydı!

Bu iki örneği kazalardaki insan faktörünün çok fazla olduğunu belirtmek için verdim. Emniyet şeritlerinin, hatta durakların, kural tanımazlar sebebiyle güvenli olmadığını belirtmek için verdim.

Trafikte sizin dikkatli olmanız, gerekli tedbirleri almanız yetmiyor! Trafikte herkesin dikkatli olması, kurallara uyması gerekiyor.

Kaza olunca; “her şey bir saniyede oldu!”, “nasıl olduğunu anlamadım!” gibi ifadelere sığınılır. Çevreden de failleri korur şekilde "olan olmuş" denir. Geçiniz! Kaza zaten saniyeler içinde olur biter! Trafik dikkat ister! Trafik sorumluluk ister!
...
Diğer taraftan Mardin’deki kazada freni patlayan TIR kalabalığa dalıyor. Burada da birilerinin işini iyi yapmadığı kesin. Bu araçların bakım ve muayene periyodları var. Yapılmamış ise ihmal vardır. Yapılmış ise gereği gibi yapılmamış, ihmal var demektir.

Bizler, daha yeni bir otomobilin muayenesi ve egzoz kontrolünde karşılaştığımız titizlik, acaba kaza yapan bu araçlara gösteriliyor mu? Şehir içinde veya şehirlerarası yollarda öyle araçlar görüyorsunuz veya öyle bir egzoz salınımları var ki, hayret ediyorsunuz, bunlar nasıl muayeneden geçebiliyor veya trafikte nasıl olabiliyorlar diye!

Hakikaten herkesin işini iyi yapması gerekiyor.

Hakikaten kurallara uyulması gerekiyor.
...
Trafik denetimlerinin, kazaları önlemeye yönelik, daha fonksiyonel olması hususu değerlendirilebilir, mutlaka çalışılıyordur. 

Mesela bütçede öngörülen trafik cezası tutarını tutturmak için para cezası kesmek yerine, örneğin trafik ekiplerinin bölgelerinde zaman zaman tur atmaları kazaları önleme de daha etkili olur gibi geliyor. 

Denetleyen ve denetlenen zıtlaşmadan daha yakın işbirliği içinde, kazalar konusunda farkındalık oluşturulabilir.
...
Tabii ki en önemli unsur insan, sürücüler: “görmedim”, “dalmışım”, “fark etmedim”, “fazla hız yapmışım”, “uykusuzdum”, “çalışma şartları ağır” gibi söylemlere sığınmamak gerekir. Zira bu söylemlerin hiç biri ölenleri geri getirmemektedir.

Keza trafik kurallarını hiçe sayan, kırmızı ışıkta geçen, alkollü veya benzer madde alarak araç kullanan, makas atan, yarışan, drift yapan, tek teker sürüş yapan, hele hele emniyet şeridini emniyetsiz hale getiren kişilere de kuralların çok katı bir şekilde uygulanması gerekir ki kazalara ve ölümlere sebebiyet vermesinler! 

Gece yarısı keyfi korna çalan kamyon sürücülerini, gereksiz egzoz öttürenleri, gece yarısı driftle çevreyi rahatsız edenleri saymıyorum bile.
...
En güzeli, ideali, trafik kurallarına gönüllü olarak uymaktır. Kazaların yıkıcı etkisi göz önüne alındığında ve empatinin yolu açıldığında bu gönüllülük artacaktır.

Burada insana yatırım ile manen, fikren ve zihnen kalkınması ile verilen eğitimlerin algılanması ve uygulanması çok önemli.

Kazalarda ölenlere, Rabbimden rahmet, yaralılara şifa diliyorum.

İşini iyi yapmak tedbirdir.

Herkes işini iyi yaparak tedbir alsın lütfen!

Kazasız günler dileklerimle...




19 Ağustos 2022 Cuma

Merhamet 190822:

Merhamet kelimesi sözlükte, “bir kimsenin veya bir başka canlının karşılaştığı kötü durumdan dolayı duyulan üzüntü, acıma” şeklinde bir anlam daralması ile tanımlansa da, merhamet, rahmet kelimesinden türetilmiş bir kelime olup, sadece acımaya değil, vefalı ve fedakar olmayı, adaleti, dürüstlüğü, empati kurmayı, hoşgörüyü, paylaşmayı, onurlu olmayı, ne pahasına olursa olsun hakkı savunmayı ve daima haklının yanında olmayı ifade eder.

Bir rahmet eseri olan Dünyaya şöyle bir bakalım! Sanki merhametin, yani vefanın, hoşgörünün, empatinin, paylaşmanın, sevginin ve acımanın olmadığı, hak, adalet ve dürüstlüğün eksik olduğu bir hayat yaşıyoruz gibi.

Bakınız trafiğe, acele ve tahammülsüzlük had safhada, pek çok insan ateş topu gibi ve birbiriyle kavga etmeye hazır.

Ya sosyal medya, çok iyi niyetle yazılmış bir mesaj bile yanlış anlama ile taarruza ve hakaretlere maruz kalabiliyor!

Pek çok insan bütün enerjisini iğneleme kelimelerini geliştirmekle harcıyor gibi.

Ailelere bakın, sanki eşler arasındaki merhamet azalmış sabır, sevgi ve saygının yerini, hemen tepki göstermek, öfke göstermek, sözle veya psikolojik ya da fiziki şiddet göstermek yer almış!

Dostlar, akrabalar, arkadaşlar birbirlerinden şikayetlenir, herkes birbirini vefasızlıkla suçlar olmuş. Merhametin yerini kin, haset, kıskançlık, koğuculuk, vefasızlık, kızgınlık, hiddet alır olmuş.

Oysa merhametin bir anlamı da empatidir, empati yapan yani merhametli olan biri bu şiddet faaliyetlerde nasıl bulunabilir ki?

Üstelik merhametli davranmak hem dünyada hem de ahirette kazandırır. Bakınız alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamberimizin (sav); “Merhamet etmeyene, merhamet edilmeyeceği” hadisi, bu durumu açıklıyor.

Ayrıca, merhametli olmak için, merhametle davranmak için önümüzde nice sayısız fırsatlar var!

Hiçbir şey yapmasak bile insanları merhametle dinleyebilir, söz ile de olsa onlara moral verebiliriz.

Anlaşılmadığından kimsenin kendisini anlamadığından yakınan insanın problemlerini dinlemek bile onlara ilaç gibi gelir.

Kaldı ki, merhametli olmak ve iyilik yapmak için illa paramızın olması da gerekmez. İyilik yapmak için pek çok yol ve vesile var; tebessüm etmek, çevremize merhametle nazar etmek, merhametle bakmak, bir ağaca, bir çiçeğe, bir bitkiye, bir hayvana incitmeden, kırmadan, dökmeden sevgiyle, bakmak merhamettir, iyiliktir.

Merhamet görmeyen insan yalnızlaşır, katılaşır, betonlaşır ve mutsuz olur!

Nitekim, merhamet ve sevgi eksikliği, insanları duygusuz duyarsız bir meta haline getirir. Bu da insanların manen çöküşü, çürümesi yok olması anlamına gelir. Bu gün Batı da olduğu gibi merhametten yoksun olan toplumlarda, iyilik ve kötülük kavramı, menfaatler ve beklentilere göre şekillenir.

Hatta böyle bir toplumda insanlar merhamete yabancılaştığı için, kendisine gösterilen merhamete bile şüpheyle bakacak hale gelir. Sevgi ve merhamet maneviyattan beslenir. Bir toplumda maneviyat zayıfladığında, kimsenin kimseye karşı sevgi saygı ve merhamet duygularını taşıması için bir neden kalmaz.

Neticede, merhamet etmeye ve merhamet edilmeye hepimiz her zaman muhtacız. Çünkü merhamet ilaçtır, şifadır.

Ve merhametin öyle bir tedavi etme özelliği vardır ki, bazen onun sağladığı sağlık ve iç huzurunu hiçbir ilaç veremez.

Merhamet eden de, edilen de bu şifadan yararlanır.

Bu sebeple zengin, amir, memur, patron, işçi, anne, baba, karı, koca,, evlat, abi, kardeş, dost, komşu yani her bir fert ve her canlının muhatabına merhamet etmesi; kendisi başta olmak üzere herkesin yararınadır.

Merhametli bir ömür dileklerimle...
...

Merhamete ilişkin bir kıssa:

Merhamet sahibi bir ayakkabıcı yeni getirdiği ayakkabıları vitrine dizerken, dışarıda vitrin önünde, bir ayağa olmayan, koltuk değnekli bir çocuk görür. Çocuğa biraz dikkatli bakınca onun ayakkabıları imrenerek seyrettiğini ve iç çektiğini fark eder. Bir süre daha çocuğu süzmeye devam eder, derken göz göze gelir, çocuk utanır ve boynunu bükerek ayrılmak için yürümeye başlar. Ayakkabıcı dışarı çıkar:

- “Bakar mısın yakışıklı” diye seslenir.

Çocuk durup döner ve:

- “Buyur amca” der.

Adam:

- “Çok güzel ayakkabılarım var, bu seneki modeller de bir harika almak istemez misin?”

deyince çocuk üzgün bir yüz ifadesiyle:

- “Ama benim bir ayağım yok” diye cevap verir. Ayakkabıcı:

- “Bu dünyada herkesin bir şeyleri eksik, tam olan insan yok ki, zaten kiminin eli, kiminin bacağı, kiminin aklı ya da vicdanı eksik, ama anladığım kadarıyla sen herhalde çok şanslı birine benziyorsun” der. Çocuk:

- “Nasıl yani” diye sorunca, adam:

- “Keşke vicdanımız eksik olacağına ayaklarımız eksik olsaydı” şeklinde cevap verince, çocuk şaşırarak,

- “Anlamadım” deyince, adam:

- “Çok basit evlat, bunu anlamayacak bir şey yok, eğer vicdanımız yoksa cennete giremeyiz ama ayaklarımız yoksa o kadar da problem değil, zaten orada bütün eksiklikler tamamlanacaktır.” şeklinde cevap verir. Çocuk buna çok sevinir, ayağını falan unutur, adam vitrini işaret eder:

- “Malımı övmek için söylemiyorum, ama şu biraz önce baktığın ayakkabılar, çok güzel duruyor, sana da çok yakışır, satın almak ister misin?” deyince, çocuk,

- “Evet, gerçekten güzeller, fakat herhalde benim param yetmez, üzerinde 30 lira yazıyor, benim bu kadar param yok” diye cevap verir. Adam:

- “İndirim sezonunu senin için biraz öne alırım, bu durumda ayakkabının fiyatı 20 liraya düşer, zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder” deyince, çocuk:

- “Ayakkabının diğer tekini ne yapacaksınız, onu kim alacak ki?” der. Adam:

- “Amma da yaptın ha, delikanlı, onu da sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım” der. Bu cevap küçük çocuğun aklına yatar. Adam devam ederek,

- “Üstelik de öğrencisin değil mi?” diye sorar.

- “Evet” deyince, adam:

- “Tamam işte, 5 lira da öğrenci indirimi yaparsak geri kalır 5 lira. O da zaten pazarlık payı olur, bu durumda ayakkabıyı alabilirsin herhalde?” der ve çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkana girer içerideki raflar onun beğendiği ayakkabılarla dolu olmasına rağmen, adam vitrinde olanı çıkarır. Bir tabure alıp döndükten sonra çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirir. Çocuk şaşkın bir vaziyette tebessüm eder. Adam çocuğun çıkardığı eski ayakkabıyı göstererek:

- “Ben satışımı yaptım sen de bana bunu satar mısın?” diye sorar, çocuk:

- “Amcacığım sen şaka mı yapıyorsun, bunu sen ne yapacaksın ki, eski bir ayakkabı para eder mi?” diye şaşkın bir eda ile sorar. Adam da:

- “Sen de çok cahil kalmışsın be arkadaş antika eşyalarından haberin yok galiba. Bir antika ne kadar eskiyse o kadar pahalı olur. Ayakkabın 40 lira eder ama ben sana ancak 30 verebilirim, daha fazla veremem, senin de bana ikramın olsun” der. Adam çocuğun avucuna 30 lira sıkıştırır. Çocuk hayatının şokunu yaşamıştır. Avucundaki paraya bakar ve biraz düşündükten sonra 10 liralık banknotu geri vererek:

- “Bana 20 lira yeterlidir, indirim sezonunu başlattınız ya” der. Adam onu kırmayıp 10 lirayı geri alır. Çocuk gitmek için kalkar, sıcak bir eda ile teşekkür ederek:

- “Babam haklıymış sakat olduğum için üzülmeme hiç de gerek yokmuş” der ve sevinçten uçarak oradan ayrılır. Adam da onun arkasından öyle mutlu bir şekilde çocuğu seyreder ki, onun sevincini dünya malı ile kazanabilecek ve dünya dili ile ifade edebilecek bir mutluluk yoktur. İşte hiçbir menfaat gözetmeden, sevabını sadece Allah'tan bekleyerek gösterilen merhamet sahnesi, ancak bu kadar saf temiz, zarif ve asil olabilir.

(Not: “Allah'ı Bilmek ve Tanımak” isimli kitaptan yararlanılmıştır.)



9 Ağustos 2022 Salı

İstihbarat! 090822:

İstihbarat, bilgi, veri, analiz eşittir (=) güçtür, tedbirdir, caydırıcılıktır.

İstihbarat yeni öğrenilen bilgiler, haberler, bilgi toplama, haber alma anlamlarına gelir.

İstihbarat, sadece istihbarat örgütlerinin topladıkları gizli bilgiler değildir. Her bir kişi kurum birimin kendi işiyle ilgili topladığı bilgiler istihbarattır. İstihbarat bilgidir, veridir ve bazen gözümüzün önündedir ve bilginin/verinin pek çok kaynağı vardır. O kaynaklardan yararlanmak gerekir. Sonraki aşama analizdir ve bilgi doğru analize muhtaçtır. 

İstihbarat tedbirdir! İstihbarat zafiyeti tedbirsizliktir! Her daim güçlü istihbarat ve iyi analiz şarttır.

Devletlerin ve insanların yaşadıkları olumsuzlukların büyük çoğunluğu, istihbarat zafiyeti kaynaklıdır. İstihbaratsızlık, yanlış istihbarat, gereksiz bilgi, yanlış analiz vb durumları yaşanmamalıdır. Vaktinde yapılan doğru istihbarat ve analizler pek çok felaketi önler. İhmal edilmemelidir.

Doğru istihbarat kadar, istihbaratın doğru yerde/ellerde olması, istenmeyenlerin eline geçmemesi de önemlidir! 

Birileri ile yarışacaksanız o kulvara girmeniz gerekir. Yoksa sadece seyredersiniz! Bilgi, istihbarat, analiz, strateji, üretim; şart.

Konuya ilişkin muhtelif tarihlerdeki bazı notlarımız:

2022:
1.İstihbarat, sağlıklı analiz ve tedbir önemlidir! Bir daha, fitne ve fesatçılar ile Batı ve sair ülkelerin casuslarına karşı istihbaratsız, analizsiz ve tedbirsiz kalınmaması dileklerimle...(150722).

2.Ekonomiye ve piyasaya, istikrarı bozacak saldırılar varsa, (ki var), ekonomi alanında istihbarata ve analize önem verilerek, bunlar da bertaraf edilmelidir. 

3.İslam ülkeleri arasında, terör eylemlerini önleyecek, güçlü bir istihbarat ve bilgi paylaşımı ağı kurulmalıdır!

"Pakistan Peşaver'de bir camiye yapılan bombalı saldırıda 56 kişi hayatını kaybetti, 194 kişi de yaralandı."(Basından).

İstihbarat, tedbir almak için önemlidir ve Pakistan da muhtemelen istihbarat zafiyeti yaşandı.

4.Hiç bir alanda "istihbarat ve tedbir" zafiyeti yaşanmamalıdır!
-Kazakistan'da,
-Selçuklu'da (haşhaşiler),
-15 temmuzda,
-Darbelerde,
-Spekülatif saldırılarda,
olan ve yaşanan tam da budur!

Her alanda, daha fonksiyonel; bilgi/istihbarat/veri, analiz ve tedbir lütfen! 

2021:
5.NATO a dikkat! Türkiye Nato'ya çok destek verdi, Kore'de bedel ödedi. Nato'nun darbe yaptırdığı da yazılıp çizildi! Ama Nato, yakın geçmişte dahi gerekli desteği vermedi! Nato'nun muhtemel talepleri konusunda iyi bir istihbarat ve elde edilecek veriler iyi analiz edilmeli!

6.Aldanmamak için, daha çok yapılması gerekenler; “tefekkür, istihbarat, muhakeme, sorgulama, analiz”.

7.Üniversitede okurken bırakın üniversite rektörünü, fakülte dekanının ismini dahi bilmedik. Bilmek ihtiyacı dahi hissetmedik. Buna ne zaman ihtiyaç duyulur?

Kaldı ki Boğaziçi Üniversitesi'ne Amerikalı rektör atarsa problem yok, ama yerli ve milli atanırsa eylem yapılıyor. Konu istihbarata ve araştırmaya muhtaçtır.

8.Küçük istihbarat ve analizlerle pek çok hile ve algıyı boşa çıkarmak mümkündür.

Misal; rektör-öğrenci ilişkisi, Atina ve diğer ülkelerdeki destek gösterileri ve bazı ülkelerin tutumları, analiz edilince Boğaziçi olaylarının bir kurgu olduğu kolaylıkla anlaşılabilir.

9.Kaç yıldır Spekülatif Saldırılar yapılıyor! Sürekli ekonomik istihbarat diyoruz! Keyfi döviz kuru artışı ve zam yapan ve yaptıranlara ilişkin hiç mi bir veri yok! Mutlaka bir işaret bırakıyorlardır! Gayret lütfen! 

10.Büyük Selçuklu dizisinde, istihbarat noksanlığı, Hasan Sabbah ve diğer fitne işleriyle uğraşanların, Devlete ve topluma verdikleri zararı göz önüne seriyor. Senaryo daha vizyoner olabilir!

Yaşananlardan ders alınması ve günümüzde de benzer durumların yaşanmaması için istihbarat zafiyeti yaşanmamalıdır! 

11.Muhalefeti, Fetö'cüsü, düşmanca tavır takınan ülkeler ve onların istihbarat örgütleri, terör örgütleri, Ülkenin kalkınmasını yavaşlatma ve engelleme çabasında olan herkes bir olmuş! Ama Anadolu insanı irfanlıdır! Tüm bu saldırıları savuşturacaktır inşallah!

12.Unvanı ve görevi ne olursa olsun, terör örgütlerine destek mesajları atan, fitne, fesat ve ucuz kurnazlıklarla talebeleri bunlara ortak etmeye çalışanlar hakkında gereği yapılmalıdır.

2020:
13.Rahmetli Yazıcıoğlu'nun Helikopterinin düşmesi/düşürülmesi ve düştüğü yerin bulunamaması vb hususlar dahil olayın aydınlatılamamış olması üzüntü vericidir. Güçlü istihbarat, eğitimli müdahale ekiplerine, olayları çözecek analitik bakışlara ihtiyaç var.

14.Kirli tezgahlar kuran istihbarat örgütlerinin, kirli tezgahlarını, hayata geçmeden önleyecek ve deşifre edecek, bir istihbarat örgütümüz olmalıdır.

15.Suriye'de, masa başında ve sahada, bilgi, istihbarat ve analizle harekat ve azami tedbirli olmak lazım. Bu tedbirler muhtemel her saldırıyı bertaraf edebilmeli.

16.Doğru istihbarat kadar, istihbaratın doğru yerde olması, istenmeyenlerin eline geçmemesi de önemlidir!

Uzmanlar 'hayati öneme sahip' dedi ve uyardı: Türkiye çok ciddi istihbarat harbi içinde http://bit.ly/2vshJJH

2019:
17.Ülkede algı operasyonları gırla. Ve bunu, tabiri caizse herkes ABD, Batı, Rusya vb ile uzantıları ve hatta terör örgütleri yapıyor. İstihbarat birimleri yapanları deşifre etmeli ve ilgili birimler de gerekli tedbirleri almalıdır.

18.İki yıl önce de yazmışız, artık gereği yapılmalı... “Spekülatif hareket olup olmadığına ilişkin istihbarat verilerine ağırlık verilmelidir.”

2017:
14. Terör örgütleri ve bu örgütleri destekleyenler konusunda istihbarat zafiyeti yok mudur? İstihbarat tedbirdir! İstihbarat zafiyeti tedbirsizliktir! Her daim güçlü istihbarat ve iyi analiz şarttır.
...
Konuya ilişkin aşağıda başlıkları verilenler ile diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir:
1.Ticari ve ahlaki yozlaşma ve piyasa istikrarının sağlanması 270322
2.Fonlayan ve Fonlananlar 141021
3.Orman Yangınları Nasıl Önlenir? 290721
4.Rektör, Öğrenciler ve Bir Kurgu 040221
5.Spekülatif saldırılar 100117



İSLAMDA (KADINLARIN) MİRAS (HAKKI) 020626

Bu yazımızın amacı İslam'da miras paylaşımının önemine, özellikle kadınların ve kızların miras haklarının olduğuna ve bunlara riayet ed...