1 Aralık 2022 Perşembe

Toplum, halk, millet 011222:

Toplumlar, halklar, milletler ürettikçe medeniyetlerini koruyabilir ve ileriye götürebilirler. Aksi takdirde taklitçi arada kalır kısmen taklit, kısmen kendi medeniyetlerini yaşamaya çalışırlar. Bir nevi bocalama içinde kalırlar.  

Bu sebeple, arafta kalmış bu toplum en kısa sürede kendi değerlerine dönmelidir. Toplum, kendi değerleriyle yeniden buluştukça, kalkınması ve şahlanışı hızlanacaktır. Bunu bilenler engelleme derdinde! 

Huzurlu bir toplum olmanın bir reçetesi de; toplum üyeleri arasında; merhamet, muhabbet ve paylaşımın olmasıdır.

Toplum olarak, çok mu geçmişe takılıp kalıyoruz, çok mu geçmişte yaşıyoruz? Geçmişten geleceğe sağlam köprüler kurabiliyor muyuz? Niçin geleceğimizi şekillendirecek adımlar atmıyoruz?

Her toplumun mutlaka güzel uygulamaları vardır. Ama baskın kültür dışında kalan toplumlar; kültürlerinde olanları görmezden gelme, onları ortaya çıkarma, hayata geçirme problemi yaşıyor. İthal uygulamalarda çare aranıyor. Üniversiteler, sosyologlar sahaya inmeli ve kültürümüzün güzel uygulamalarını öne çıkarmalıdırlar.

Her kim güzel bir davranışa vesile olursa, hem kendisi sevap kazanır, hem de onu yapanların sevaplarından nasibini alır. Her kim de kötü bir davranışa çığır açarsa, hem kendi günahını hem de kendisinden sonra onu yapanların günahlarını yüklenmiş olur.” (Müslim, Zekât, 69).

Anne öğretmendir, onu hazırlayıp yetiştirirsen tertemiz bir millet yetiştirmiş olursun.

İnsan, toplum, halk, millet; kendisine zulmeden, eziyet edenle, kendisine hakkını teslim edenin, her birine hak ettiği tavrı göstermelidir.

15 Temmuz kesinlikle "Milletin Zaferi"dir. Ve o gece bu Millet gazi olmuştur.

Halk büyük fedakarlık göstermektedir. Halka her anlamda destek olunmalıdır. 

Ankara'ya doğu kapısından giriş yaparken, Mamak askeri yerleşkesinin önü nöbet tutan halk ile dolu olduğunu gördüm. Takdire şayandır. (180716).

Lakayt değil, liyakatli bu halk için gurur duy Türkiye!

Kurumların yapması gereken liyakatli duruşu, esas itibariyle halk sergilemiştir.

Halk görevini layıkıyla yerine getirdi. Şimdi görevlerini layıkıyla yerine getirme sırası kurumlarda.

Halk Batı'nın darbe oyununu bozdu. Şimdi sıra; Batı'yı müzakere masalarında terletecek, donanımlı kadrolarda.

"Rabbim; Şehitlerimize rahmet gazilere hayırlı ömür ihsan eylesin. Din, millet, halk düşmanlarına ve destekçilerine fırsat vermesin. Kimsenin darbe vb girişimlere cesaret edemeyeceği maddi ve manevi kalkınmayı ve bu yönde gayretli olmayı nasip eylesin." 

Toplumun inanç ve ahlaki değerlerini dinamitleyen topçular, popçular, sözde sanatçılar ve benzerleri; ülke gündemini işgal etmemeli, bunlara hiç bir şekilde prim verilmemeli (takip, reyting, izleme vb) aksine tepki konulmalıdır. Kalkınırsak bunlara kimse prim vermeyecek!

Osmanlı Devletinde tekdüze kıyafet yoktu, her din ve/veya millet mensubu kendini temsil eden kıyafetler giyebiliyor, kendi ibadethanelerinde rahatça ibadetlerini yapabiliyorlardı.

Müslüman kardeşim; İslam'a aykırı sözü, davranışı olan, hakaret eden, düşmanlık eden; siyasetçi, sanatçı, vb etiketi ne olursa olsun, etkinliklerine bilerek veya bilmeyerek destek olmayın! İslam'a, Hz Adem (as) den itibaren, bu tür saldırılar hep olmuş ve hep kaybetmişlerdir!

Açın-okuyun, Kuran-ı Kerimi, mealini, tefsirini; görün anlatılan kıssaları... Kendini hakim gören sınıf, dünyalığı, şehveti, şöhreti için, her peygamber döneminde İslam'la sürekli kavgalı olmuş, sapkınlıkta diretmiş iki dünyalarını da kaybetmişlerdir.

Kin ve nefret söylemli ve toplum değerlerine saldıranın etiketi ne olursa olsun kimse destek çıkmamalıdır. Üstelik yargıya müdahale kabilindendir!

İstanbul Sözleşmesi: 10.02.2012 tarihli, 2012/2816 sayılı BKK ile onaylanan "AB Konseyi Sözleşmesi" 20.03.2021 tarihli ve 3718 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile feshedildi.

Bu sözleşme süreci; özleşmeyi okuyan uzmanlar, süreçte yer alan bürokratlar, imzalayan bakan, onaylayan siyasiler ve ilgili STK lar dahil herkesin işini iyi yapması gerektiğini, bir kez daha gözler önüne sermiştir.

İstanbul Sözleşmesi sadece kadını koruyan değil, toplum ve inanç değerlerimize aykırı hükümler de içeriyordu ve bunlar kimi çevrelerce ön plana çıkarıldı, fonlandı, suistimal edildi! Kadına şiddet değil eşcinsellik ön plana çıkarıldı!

Bu toplumun değerlerini gözeten ve özellikle aileyi koruyan daha güzel düzenlemeler pekâlâ yapılabilir.

"Lut’u da (kavmine gönderdik.) Hani (Lut) kavmine: “Sizden önce âlemlerden hiç kimsenin yapmadığı bir fuhşiyatı mı yapıyorsunuz?” demişti." (A'râf: 80). “Kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Doğrusu siz, haddi aşan azgın bir toplumsunuz.” (A'râf: 81).

Zinâya yaklaşmayınız!..” (el-İsrâ, 32). 

Bir milletin içinde zina ve fuhuş ortaya çıkıp nihayet o millet bu suçu alenî olarak işlemeye başladığında, mutlaka içlerinde vebâ hastalığı ve kendilerinden önce gelip-geçmiş milletlerde görülmemiş başka hastalıklar yayılır.” (İbn-i Mâce, Fiten, 22; Hâkim, IV, 583/8623).

Yoksulluğun ne olduğunu bilmeyenler "şehir ve ramazan" programının Ramazan abisi İbrahim Uğurlu'yu dinlesin: https://youtu.be/oGGNOAstC8E

Şayet toplumda yoksulluk sebebiyle intiharlar olacaksa o yoksullar intihar eder(di). Sebepleri araştırılmalıdır.

Ülkede fitne fesat peşinde koşan, dış merkezli ve yerli uzantıları gazete ve TV ler, Ülkelerin intihar oranlarına ilişkin listeye bir bakıversin.

WHO'nun (Dünya Sağlı Örgütü) 2011 yılında Ülkelerde intihar etme verilerine bakınca; Rusya 12, İsviçre 16, Belçika 18, Finlandiya 19, ABD 38, Almanya 47, İngiltere 61, Türkiye 79 uncu sırada. İntihar oranına göre ülkelerin listesi (ipfs.io)

Seçimi kazanmak isteyenlerin, ülke için, toplum için faydalı işler yapmalarını, bir şeyler üretmelerini bekliyoruz. (2020).


Boş konuşan, isnat ve iftiraları sonu gelmeyen kişilere ve söylediklerine tek tek cevap vermek yerine, bunlara "icraatlarla" cevap vermek en etkili yöntemdir. Bu icraatlar ise, ortaya konulan proje, ürün ve eserlerdir. Hakemliği seçimlerde millet yapacaktır.

Bazı STK'lar, muhaliflik yerine, hayırlı bir iş yapsa, gerçek manada STK olsa, toplum ve kendi üyelerinin yararına faaliyetler yürütse ya!

Sosyal Medya şirketleri tarafsız değiller. Peki iletişimde sağladıkları imkanlar onlara dokunulmazlık sağlar mı? SM şirketlerinin politikaları kontrol gerektiriyor gibi. En azından yayın ilkeleri de olmalı. Toplum için!

Tüm çalışanlar kendilerine nasıl davranılmasını istiyorlarsa muhataplarına da öyle davranmalıdırlar. İşini iyi yapan, işini seven, nazik, kibar, saygılı sağlık çalışanlarını seviyoruz.

Her alanda yozlaşma ile mücadele etmek durumdayız. Fert olarak, aile olarak, toplum olarak, devlet olarak, stk, üniversite, belediye, iktidar, muhalefet olarak çalışmak, maddi ve manevi alanda üretmek, kalkınmak zorundayız!

.İmam Gazali'nin "inanç, ahlak, değerler, sağlıklı bir toplum açısından son derece fayda sağlayacak" "İhyâ-u ulûmi’d-dîn" eserinin hayatımızın ilk safhalarında okutulmamasını bir kayıp, ama hiç okumamasını daha büyük bir kayıp görüyorum. Önerilir.

Park ve ağacın bol olacağı millet bahçesi gibi projeleri destekliyorum. Dikine binaları ise desteklemiyorum: İnsanlar ilkine özlem duyuyor ve insanları ilki mesut ediyor.

Ankara Millet Bahçesi, istifade edilmesi gereken, doğayla iç içe, harika bir sosyal yaşam alanı olmuş. Teşekkürler!

Millet Kütüphanesini gezme imkanımız oldu. Harika bir eser olmuş. Raflarda iki kitabımızı görmek, hoş bir sürpriz oldu. Hayırlı olsun, nasiplenen çok olur inşallah.(2020).

Halk terör örgütüne karşı korunursa, terör örgütü barınamaz.(2015).

Dolar'a halk operasyonu: 17 milyar dolar bozduruldu! (281116).

Nasıl bir zihniyet bu? İlliyet bağı (varmı?) sorgulanmalı! Can Ataklı: ❝Tayyip Erdoğan’ın gitmesi için çok büyük bir halk öfkesi lazım. Çok büyük yangınlar, yani bir orman yangını değil Avustralya'yı yakan yangın gibi ülkenin her tarafında❞ (2021).

CHP; 9 Eylül 1923’te “Halk Fırkası” adıyla kuruldu, 1924 yılında “Cumhuriyet Halk Fırkası”, 1935 yılında ise “Cumhuriyet Halk Partisi” adını aldı. 1946 yılına kadar tek partili (CHP) dönem yaşandı.

AB nin durumu iç açıcı değil. Atina, Paris ve Brüksel'de halk gösterileri. İngiltere'nin /gemiyi terk çabaları. İş Almanya ya bağlı gibi.(2016).

Konuya ilişkin aşağıdaki yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresimizdedir.

1.İnsan, İnsanlar, İnsanlık (2022).
2.Kalkınmak bağımsızlıktır? (2022).
3.Huzur (2022).
4.Ailede huzur (2022).
5.Aile üzerine (2022).
6.Ankara Millet Bahçesi (2022).
7.Sosyal Karne (öneridir)! (2021).
8.Muhalefet ve muhaliflik (2021).
9.İmam Gazali'nin "İhyâ-u ulûmi’d-dîn"i (2021).
10.Analizler-I (hazırlık,tefekkür,ilim,bilgi,gayret,üretim,stk) (2021).
11.Yönlendirme ve Algılara Dikkat! 051021
12.104 Emekli, Bildiri ve Analiz (2021).
13.Toplumun Değerlerine Algı Operasyonları (2019).
14.Toplum ve Sosyal Bilimler (2019).
15.Darbe! Niçin Yapılmak İstenir? Nasıl Önlenir? (2016).
16.Darbeyi Önleyen Halkın Mesajları (2016).
17.Yozlaşma ile mücadele (2016).












 




25 Kasım 2022 Cuma

İnsan, İnsanlar, İnsanlık-I, 251122:

İnsan kelimesi, “beşer, insan topluluğu” anlamına gelen ins kökünden türetilmiş olup akıl ve fikir sahibi, konuşarak anlaşan sosyal bir varlık türünü ifade eder (Râgıb el-İsfahânî, Müfredâtü’l-Kur’ân, “ins” md.). İnsan kelimesi sözlükte de benzer şekilde tanımlanmış ayrıca Adem oğlu ve mecazen huy ve ahlak bakımından üstün nitelikli kimse anlamlarına da yer verilmiştir.

Kuranı Kerimde "İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti. Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (meniden) yarattık ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.” (İnsan suresi:1-2). şeklinde başlayan ismiyle anılan "İnsan Suresi" bulunmaktadır.. 

Kur’an’da altmış beş yerde insan, on sekiz yerde ins, bir yerde de insî (insanın her bir ferdi) geçmekte, bir âyette “enâsî”, 230 yerde nâs şeklinde çoğul olarak yer almaktadır. İlgili âyetlerin çokluğundan da anlaşıldığı üzere Kur’an’da insan çeşitli yönleriyle ele alınmış; onun nasıl yaratıldığı, mahiyeti ve yaratılış amacı bir bütünlük içinde anlatılmıştır (DİB Tefsir İnsan:1-2).

İnsan, insanlar ve insanlık ile ilgili notlarımız:

1.Herkesin önceliği iyi insan yetiştirmek olmalıdır! İyi insanlara sahip çıkılmalıdır. Kötülükler de cezasız kalmamalıdır!


2.Sağlıklı insanlar ve sağlıklı toplum için,... lütfen ama lütfen herkesin önceliği; iyi insan yetiştirmek olsun! 

Çare güzel ahlak ve iyi bir sistem, yani insana yatırım ve iyi bir sistem kurmaktadır. Zira insan düzelirse her şey düzelir.

3.Her alanda kaliteli ve idealleri olan insanlar yetişmeli. Suç işleyenler de cezasız kalmamalıdır!

4.Hayata iyimser bakan insan lezzet alır, kötümser bakan almaz! İyimser veya kötümser bakış açısına göre, insanın gördüğü şeyler de değişir!

5.Mutlu insanlar, her şeyin en iyisine sahip olanlar değil, sahip olduklarını en iyi şekilde değerlendirenlerdir!

6.İç çatışmaları yatışmış, sıkıntı ve gerilimleri son bulmuş, Allah'lainsanlarla ve kendisi ile barışık insan huzurludur, mutludur.

7.Muhatabını incitmemek gerek, zira insanlar her zaman yaptıklarıyla anılırlar. İnsanı güzelleştiren "güzel huy"dur. Gayretimiz bu yönde olmalı

8.Gelişme ve ilerlemenin erdemli insanlar eliyle olması, onları sürdürülebilir kılar. Zira adaleti barındırır.

9.Kişisel başarılar önemlidir, ama; bu başarıların ve kazanımların sisteme bağlanması, yani kurumsallaştırılması daha önemlidir.

10.Hayatlarında, huzurlu ve mutlu olmasını istiyorsanız çocuklarınıza paylaşmayı öğretiniz!

11.Kişinin ünlü, etiketli veya sıradan olması, kalabalık içinde olması, etrafının insanlarla dolu olması fark etmez. Paylaşamıyorsa yalnızdır!

12.Barajlarda su seviyesi düşünce yağmurla, seviyesin yükselmesi gibi, huzur için de her kesime "insanlık"(!) yağması gerekiyor gibi!

13.İnsanı insan yapan geçmişi, kişilik özellikleri ve idealleridir. Bu durum millet ve toplumlar için de geçerlidir! Bir ideali olmalı, insanın da, toplumun da!

14.İnsan, iradesine bırakılan alanda, tercih ettiğini yaşar. İnsan aldığı hizmetin veya sahip olduklarının kıymetini, onu alamadığı veya yitirdiği zaman anlar. "Hafıza-i beşer nisyan ile maluldür." İnsan hafızasının unutkanlık hastalığı vardır.

15. Edep,  insan hayatının her alanında olmalı, kendi başına iken, insanlar arasında toplum içinde iken, zira her şey kayıt altına alınıyor! Ne güzeldir edepli olmak! İlle de edep.

16.Dünya uzayda, insan ise dünyada nokta bile değil! Ona göre, tefekkür etmek gerek!

17.Uçsuz bucaksız uzayda yüzlerce samanyolu, her bir samanyolunda milyarlarca galaksi, her bir galakside milyarlarca güneş sistemi, dünya güneş sistemi içerisinde bir zerre, o dünya içinde de zerre mesabesinde bile olmayan bir insan, haddini aşmamalıdır!

18.Dünyanın yaşını bilen yok... tahminler milyarlarca yıl (4,5 milyar yıl) olduğu yönünde. İlk insanlar milyarlarca yıl önce öldü. Dünya ne kadar ayakta kalacak bilmiyoruz. O halde kısacık ömrümüzü bunları dikkate alarak yaşamalıyız.

19.Acılarımızı da sevinçlerimizi de paylaşan çok olur. Başarımıza gerçekten sevinen ve kendi başarısı gibi gören insan çok azdır ve dost onlardır!

20.Dost, sevinci çarpan, üzüntüyü bölen, geçmişi çıkaran, yarını toplayan, kalbin içindeki ihtiyacı hesaplayan, işi bitince bir tarafa atmayandır! Gerçek dostluklar; hiçbir menfaat gözetmeden Allah rızası için kurulan dostluklardır.

21.Ama gerçek dost: “...Sizin için Allah’tan başka gerçek dost ve yardımcı yoktur." (Şûrâ-31).

22."Bir insan, Allah ile arasını düzeltirse, Allah da onun insanlarla arasını düzeltir" (İ.Arabi).

23.Maalesef güçlüler zayıflara zorbalık yapabiliyor. Bu insanlar için de, toplumlar için de, devletler için de geçerli. Sakınmak gerekir!

24.Bazı insanlar gerçeklere değil, inanmak istediklerine kanıyorlar. Olduktan sonra olayı çözecek denetimler yerine, olmadan önleyecek denetimler daha faydalıdır. Odalar (ticaret, sanayi, esnaf vb) üyeleri ile ilgili denetim yapmalılar, yanlış yapanlarla ilgili pabucu dama atma uygulamasını yürütmeliler, yasalarında yoksa, eklenmesini sağlamalıdırlar. (hile ile mücadele).

25.İnsanlar pek çok konuda, kendi istedikleri gibi değil, başkalarının muhtemel tepkisine göre yaşıyor.

26.Bir insan veya bir toplum celladına/katiline; aşık veya hayran yada tutsak olursa, ... sonları ne olur? Tefekkür gerek, olmamak gerek.

27.Mutlu olmak isteyen insan, başka insanlara da mutluluk dağıtmalıdır! "Mutluluk ekmeyen, mutluluk biçemez!" İnsan, eşini, dostunu, arkadaşını, komşusunu, akrabasını vs Allah rızası için mutlu etmeden kendisi de mutlu olamaz.

28.Bilgi birikimi olan bir insan, birikimini doğru, yerinde ve gerektiği ölçüde kullanmaz yahut yanlış yerlerde kullanırsa bu insana âlim denebilirse de hakîm denemez; çünkü hikmet kavramı, “bilgiyi yerli yerince kullanma” anlamına da gelir.(DİB tefsir Lokman:13).

29.İlmin şükrü, bilgiyi insanların yararına kullanmaktır.

30. Günümüzde insanların yaşadığı pek çok psikolojik, sosyolojik problemin çaresi elbette "ilim" ve "ilmiyle amel"dir.

31.Kurân ın muhtevası; iman, esasları, ibadet ve çeşitleri, hükümler ve tâlimat, ahlâk bilgisi ve eğitimi, yaratılış ve oluş, gayb âlemi ve oradaki varlıklar, kısmen peygamberler ve kavimler tarihi, insan ve kâinatın yapısı, gelecekle ilgili bazı haber ve bilgilerden oluşur.

32."Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O'na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir,...(Hucurât Suresi:13).

33.“Gerçekten insan pek tahammülsüz bir tabiatta yaratılmıştır.(19). Başına bir fenalık geldi mi sızlanır durur.(20). Ama ona bir nimet nasip olursa kendisinden başkasını yararlandırmaz.(21)." (Meâric Suresi:19-21). 

34.Demek ki çağlar değişse de insan aynı insan, milim değişmeyenler var; "Namaza çağırdığınız zaman onu alay ve eğlence konusu yaparlar. Bu, onların aklını kullanmaz bir kavim olmalarındandır." (Maide/58).

35."Muhakkak ki biz bu Kur’an’da insanlara (gerçekleri anlatmak için) her türlü misali denedik. Yine de insanların çoğu inkârcılıkta direndikçe direndiler." (İsrâ:89).

İsra suresinin 88 ve 89 uncu ayetleri; Kur’ân-ı Kerîm’in Allah tarafından gönderilmediğini, Hz. Muhammed’in sözü olduğunu iddia edenlere bir cevaptır (DİB tefsir İsrâ:88-89).

36.Malın/zenginliğin/servetin insan üzerinde egemenliği ve insanda meydana getirdiği bir tutku vardır. Bu egemenlik ve tutku insanı asabileştirebilir, doğru yoldan saptırabilir, maazallah. Her hal ve şartta istikamet üzere kalabilmek gerekir.

Çünkü, mal sevmek insan tabiatındandır. Zengin kişi malı daha çok sever ve tamahkarlığı daha şiddetlidir.

37.Haberlerde hırsızlık haberlerini duymak insanı üzüyor ve sinirlendiriyor. Üzüyor çünkü, helal değil. Sinirlendiriyor çünkü failler çalışabilecek insanlar. Çalışma kültüründen uzak, nasıl bir zihniyet bu? Toplum bu işe çare üretmeli. İlim gerek, ilmihal gerek. Bunları bilen hırsızlık yapmaz.

38.Çalışabilecek durumda olan, emeği ile, helal yoldan para kazanabilecek durumdaki insanların hırsızlık yapması yozlaşmanın en büyüklerindendir. Hele genç insanların bu yolu seçmeleri çok üzücü bir durum.

39.Bekçilerin yaptığı önlemeyi, insanların kendi vicdanlarının önleyeceği bir ahlak seviyesi dilerim.

40.Gece yarısı birileri niçin drift yapıyor, lastik yakıp, egzoz öttürüyor? Dünya çevre günü ya, çevreyi lastik, ses ve egzozla kirletiyor! Sokağa çıkma yasağı var ama ihlal ediyor! Sanayi, insan, drift hiç uyuşmuyor! Eğitim şart! (2021).

41.Güzel ahlak hataları eritir. Suyun buzu erittiği gibi. Fena ahlak ta ameli bozar. Sirkenin balı bozduğu gibi” (Ramuz el-Hadis).

Bir ürüne talebin fiyatı arttırması gibi, ilginin ziyadesi şımarıklığı arttırabilir. İlkini ticari ahlak, ikincisini güzel ahlak frenler

42."Nasın arasına karışan ve onların ezasına sabreden mü'min, insanların arasına karışmayan mü'minlerden hayırlıdır" (H.Şerif).

43.Bürokraside maalesef hantallık var! Şöyle baktığınız zaman geçmişte takoz olmuş, herhangi bir başarılı icraatı olmamış, hiçbir şey üretmemiş ama lobi faaliyetleri ile bir yerleri tutmuş insanlar yerine, çalışkan üretken insanları tercih etmek gerekir!

44. Bürokrasi sadece kamuda değil  her yerde, özellikle insanların beyinlerinde. Bir yetki alan, bilerek veya bilmeyerek yaptığı işi zorlaştırıyor! Belki de önce insanların beyinlerindeki işi zorlaştıran nöronların ıslahı gerekiyor.

45.Cumhurbaşkanlığı insan kaynakları biriminin web sitelerindeki iletişim telefonlarını MALASEF açan yok! Bilgi alma (staj) amaçlı tüm telefon girişimlerimiz sonuçsuz kaldı! Üzücü!(2022).

46.Bakanlıklar, kurumlar, siyasilerin, şirketlerin, insanların ULAŞILABİLECEK iletişim bilgileri olmalı. İnsanlar, müstear değil, gerçek isim kullanmalı.(2015). 

47.İnsanın sofrasında sadelik, ihtiyaç kadar ikramdır. Aksi, aş/yemek israfıdır. Az yemekle insan ölmez! Ama, çok yemekle az yaşama ihtimali artar! Yemeğin fazlası gereksiz yüktür! Yemek çeşitleri azaltılabilir, yemek tabakları küçültülebilir! Sadece çöpe atılan değil, çok yemek yemek de israf değil midir?

48.İnsanlar iyi ve kaliteli olursa kapitalizm ne yapabilir ki. "İzm"lerin mimarı ve uygulayıcısı insanlar değil mi?

49.Zeki insanlar kalabalıktan hoşlanmazmış? Doğru mu acaba...?

50.Mesir macununun çatı vb yerlerden saçılması yerine, insanlara çeşitli noktalardan sıra halinde, bir düzen içerisinde dağıtılması daha şık olmaz mı? @manisabld.

51.Aslında avizesiz camilerde fena olmuyor. Avizenin düşme riski de yok. Birkaç avize düşünce insan ister istemez avizenin altında namaza durmak istemiyor. Genel estetiği de bozmuyor. Bu tarzlar tercih edilebilir. Misal Ankara Sami Efendi ve Melike Hatun camileri.

52.İnsanların hayatı kentte betonlara sıkışmış, yapışık binalarda, ayağı toprağa değmiyor! Bina bina bina bina... toprağa dahi nefes alacak yer bırakılmamış. Kaliteli kent hayatı, kaliteli hayat bu olmasa gerek.

53.Tavus Bin Keysan'dan Ömer bin Abdülaziz'e nasihat; "Amellerin hayırlı olmasını istiyorsan, halkın işlerini, hayırlı insanlara gördür, halkın başına idareci olarak hayırlı insanlar getir."

54.Bir toplumun yetiştirdiği insanların isimlerinin nerelere verildiğine ve nerelere verilmediğine bakınız. Size ufuk açacak, analiz imkanı sunacaktır.

55.Tüm Dünya için; adil, önyargısız, açık fikirli, aklı selim, liyakatli, dürüst, samimi, iyiliksever, barışçı insanlar ve yöneticiler dilerim.

56. Rahmetli Turgut Özal, Ülkeye kabuk değiştittirdi ileri görüşlü bir insandı, Rabbim rahmetiyle muamele eylesin.

57."Allah'ın iradesine teslimiyet, insanların iradelerine karşı bağımsızlık demektir." (Aliya İzzetbegoviç).Rabbim rahmet eylesin.

58.Hatırlayın simit 1.000.000 TL idi. 6 sıfır silindi. Dünya'da Ülkenin itibarı, insanların ise psikolojisi düzeldi.

59.Rabbim; iyi insanların yar ve yardımcısı olsun, insanların ferasetini arttırsın, fitneci ve fesatlara fırsat vermesin.

60.Karşı tarafı dinlemeyen, gelişmeye kapalı, kıt bilgili, ön yargılı, vizyonu olmayan insanlarla tartışmaya girmeyin, ikna şansınız yoktur. Üstelik tartışmadan, bir haftalık dayak yemiş gibi yorgun ayrılırsınız.

61.Söylemek istediklerini söyleyip, karşısındakini dinlemeyen insanlar, NASIL ANLAŞABİLİRLER ki. Önce iletişim kurmak gerekir.

Profesyonel davranış; birbirine muhabbetli olmasa dahi, insanların birbirleriyle konuşabilmesini, tartışabilmesini gerektirir. Ama daha da güzeli iletişimin muhabbetli olmasıdır.

62.Üstadın dediği kendi küçük dünyasında "mutlu körlük" içinde yaşamak, insanlar için olduğu kadar dışa kapalı ülkeler için de geçerli.

63.Hayatları boyunca politika üretmemiş, politika üreteni de görmemiş insanlar, ülkelerinin politika üretmesini yadırgıyorlar. İroni!

64."Bazı insanlar gündüz yanan lambalara benzer," bir fayda sağlamadıkları gibi insanın enerjisini de tüketirler!

65.Kendisine, ailesine ve topluma katkısı sınırlı ve hatta sıfıra yakın olan insanların; ülkeyi, İslam'ı, insanlığı, dünyayı vb kurtarmaya dair fikir ve paylaşımları hayret verici! Oysa iktisat bilimi Kişi Kalkınırsa Ülke Kalkınır diyerek bu yanlışlığı engel olmak istemiş...

66.Yanlış insanların; bazı doğruları söylemeleri ve/veya yapmaları, o insanları doğru ve güvenilir yapmaz.

67.İnsanı "kan tuluğu" yapar bu fitne-fesatçı; sözde sanatçılar, sözde yazar, çizerler, sözde demokratlar, sözde okumuşlar, sözde siyasetçiler, sözde insanlar!

68.Onca erdemli insan varken, sosyal medyada niçin erdemsiz insanlar ön plana çıkarılıyor. Bu da doğru değil. Bu işin bir de vebali var.

69.Sosyal medyada insanların birbirlerine olan güvenlerini yok edecek ne çok söz paylaşılıyor. Bu doğru değil.

70.Sosyal medya, insanların mutluluğunu arttırıyor mu? Hiç zannetmem.

71.Toplumda birbirinden şikayet eden insanlar çok mu arttı, ne? Tedbir gerek. İlim gerek, ilmihal gerek.

72.İnsan şikayet edenlerden değil, çare olanlardan olmaya çalışmalı.

73.Bazı insanlar sırf problemdir, topluma sadece maliyet yükler, üstelik toplumun aklıyla da dalga geçerler. Bu tipler gereksiz yere veya liyakatsizlikten problem çıkarır ve sonra; bu problemin çözülemediğinden şikayet eder! Ve sadece kendisinin çözebileceğinden dem vururlar!

74.TV de iftar programında duydum alıntılıyorum: "Ahirette, şeytanın şikayetçi olacağı insanlar var! Benim işimi elimden aldıydın diye!" Rabbim bizleri şeytanlaşmış insanların şerlerinden korusun...(amin).

75.Batı dışında bir ülkede olsa kıyamet koparılırdı. Haydi medya devleri, haydi liderler, haydi insanlık; bulalım #WhereAre9000ChildrenGermany.

76.Batının bir insanlık ayıbıdır: Srebrenitsa. Benzer insanlık ayıpları, maalesef Dünya'nın bir çok yerinde devam etmektedir. 

77.Düşüncesi, vizyonu, fikri; Batı'nın işaret ettiği, izin verdiği kadar olan insanlar, kendinize gelin, kendiniz olun.

78.Avrupa'da mutlaka makul insanlar ve yöneticiler vardır. İslam'a yapılan haksızlıklara karşı seslerini çıkarmalıdırlar.

79.Pek çok tv programı, insanların bilinçaltına nasıl mutsuz olunacağını şırınga ediyor. Durduk yerde problem çıkarıyorlar.

80.Yazık! Zevk için ayı öldüreceğine, insan veya hayvanları hayata tutunduracak bir faaliyette bulun. Lihtenştayn prensi Avrupa’nın en büyük boz ayısını öldürdü (basından).

81.Köpekbalıkları yılda 7 ila 10 kişinin ölümüne sebep oluyorlar, insanlar ise yılda 10 milyon köpekbalığı öldürüyor!

82.İşin can/hayat/insan boyutu ise ekonomik değerlerle ölçülebilecek bir konu değildir. PKK’nın ilk saldırıyı gerçekleştirdiği 1984’ten itibaren düzenlediği 83.500 saldırıda aralarında kadın ve çocukların olduğu 6.741 sivil vatandaş hayatını kaybetti.

83."Faizsiz finans sisteminin ülkemiz finans sistemindeki yeri güçlendirilecek, faizsiz finans alanında ürün ve hizmet çeşitliliği ile insan kaynağı geliştirilecek, politika geliştirme süreçlerini destekleyecek araç ve mekanizmalar oluşturulacaktır." (11kalınmaplanı-2019).

84.Boğaziçi Üniversitesinde ilim ve insan düşmanı, terör faaliyetlerine hiç kimse alet olmamalıdır.

85.Terör örgütlerinin insan ve maddi olarak verdiği zararlardan, terör örgütünü doğrudan veya dolaylı olarak, bilerek veya bilmeyerek destek olan kişi, ülke, kurum, örgüt şu veya bu herkes mesuldür ve haklarında maddi/manevi tazminat davaları açılmalıdır.

86.Yanlış hedef! İlginçtir! Güya mağdur insanlar kızgınlıklarını, kendilerini mağdur eden terör örgütlerine değil de terörü bitirene, yine kendilerine dolar aldırana değil de döviz kurunu düşürene yöneltiyorlar! Ya da birileri öyle yönlendiriyor!

87.Ne güzel, yatla, katla, bayanla, nafakayla vb değil de yardımla gündeme gelmek...teşekkürler hızır (!) insan....Allah Razı Olsun. "İstanbulluları sevindiren 'Hızır' bu kez orada ortaya çıktı" (basından-2019).

Konuya ilişkin bazı yazılarımız ali nural (alinuralca) blog adresindedir.
1.Liyakat, yine yeniden her zaman (2022).
2.İnsana yatırım! (2022).
3.Kanuşmak (2021).
4.Bu ülkeyi kim düşünür? (2019). 
5.Çoğu İnsan Sağken Yalnız, Cenazesi Kalabalık (2019).
6.İnsanlar, partiler, seçimler (2019).
7.Çöp Kültürsüzlüğünden, Çöp Kültürüne (2019)
8.Etiket; Hakaret ve Yasaları Çiğneme Özgürlüğü Vermez...(2018).
9.Kudüs (2018).
10.Tedbir Lütfen! (2016).
11.Acil Yatırım ve Reform Önerileri (2015).







23 Kasım 2022 Çarşamba

Evlilikte de her şey mükemmel değildir, sıkıntılar olacaktır 231122:

Dünyadaki hiçbir şey insanı ve insan nefsini tam olarak tatmin etmez. Her zaman bir şeyler eksik kalır veya insan öyle zanneder ya da oldukça olmayanı ister ve bu isteklerin ya da beklentilerin sonu gelmediği gibi tam olarak ne istediğini de bilmez.

Evlilik de insanın dünyadaki hayatının bir parçasıdır, aynen aile hayatı, okul hayatı, iş hayatı, sosyal hayatın diğer ortamları gibi. İnsan hayatı ne ise evlilik hayatı da onun bir türevidir. Yani mutluluklarıyla mutsuzluklarıyla, huzuruyla huzursuzluklarıyla, başarılarıyla başarısızlıklarıyla hayatta yaşanan şeyler evlilik hayatında da yaşanır.

Dolayısıyla evlilik hayatının her anının, mutlu ve huzurlu geçeceği beklentisi oluşmamalıdır. İnsan, dünya hayatında yaşadıklarının her birinden bir parçasını da evlilik hayatında yaşayacaktır. Bu gerçeği bilmek gerekir. Çok aşırı ve mükemmel bir beklenti içerisine girmemek gerekir.

Zira, insanlar hayallerini bağdaştırdıkları kişi ile evleniyor ama mutlu olamıyorlar niçin? Çünkü mutluluğun reçetesi sadece hayaller değil; gerçekçi yaklaşım, mantık, kültür, denklik, beklenti, sevgi, saygı, huy güzelliği, hoşgörü gibi pek çok faktörü de içerir

Hayatta her şey bir ölçü ve dengede yaratıldığına göre evlilikte de bir denge vardır ve insan hayatını düzene koyan bir kurumdur. Evlilikte dengeyi gözetmek gerekir. Evlilik Allah’ın (cc) emridir ve Peygamber Efendimizin (sav) sünnetidir. Bunun için evlenmek gerekir, zamanında evlenmek ve evlendirmek gerekir, düğün merasimlerini ve masrafları abartmamak gerekir, evlilikleri kolaylaştırmak gerekir.

Niçin evlenmek gerektiği, evlilik öncesinde, evlilik sırasında yani nikahta ve evlilikte yani aile yaşantısında dikkat edilmesi gereken hususlar, ilmihal kitaplarında ve bu konuda yazılmış kitaplarda detaylıca konu edilmiştir.

Bu kaynaklardan, evlilik tercihinde dikkat edilecek hususların neler olduğu, nikahın ne anlama geldiği, karı kocanın ve diğer aile üyelerinin görev ve sorumluluklarının ne olduğu gibi hususlar öğrenilirse, evlilik sürecinde nasıl davranılacağı da öğrenilmiş olur ve daha kolay, sağlıklı ve problemsiz evliliklerin yapılma ihtimali artar.

Evlilik sorumluluğu sadece bekarların1 kendilerine ait değildir. "Bekarlarınızı evlendirin" emri 2 bekarların ana, baba eş dost akraba ve arkadaşlarını sorumlu tutmuyor mu? Destek olmak lazım, vesile olmak lazım.

Evlilik ile ilgili söylenen olumsuzluklar evliliği geciktirmemelidir. Yukarıda belirttiğimiz hususlar ışığında uygun aday olduğunda değerlendirilmelidir.

Hayatta olduğu gibi, insan evlilik sırasında da bazı sıkıntılarla karışılacaktır. Bu sıkıntılar yine yukarıda belirttiğimiz kaynak bilgiler çerçevesinde hal yoluna bakılmalıdır. Karı koca sıkıntıyı tek başlarına aşamıyorsa, bu eşler yalnız bırakılmamalı ve yakınları devreye girmeli hakemlik3 vazifesini yerine getirmelidirler.

Evlilik hayatı insana, helal dairesinde yaşama imkanı sunar, dolaysıyla geciktirmeyelim, gayretli olalım, destek olalım, kolaylaştıralım.

Hayırlı, huzurlu, muhabbetli, sevgi-saygı çerçevesinde dengeli evlilikler dilerim.

Evlilikle ilgili aşağıda balıkları verilen ilgili yazılarımız ile diğer yazılarımız; ali nural (alinuralca) blog adresindedir:
1.Evlilik Üzerine (2022).
2.Aile Üzerine (2022).
3.Ailede Huzur (2022).
4.Üslup (2022).
5.Evlilikte Tavır (2021).
6.Evliliğin Hâl İlmi (2021).
7.Geç Evlenme (video)(2020).
8.Sağlıklı Aile Kampanyamız (Bir Sosyal Deney) (2020).
Ayrıca “Hayatın İçinden Analizler” ve “Adıye Kültürü” isimli kitaplarımızda da yer alan yazılarımız:
9.Evlilik Öncesi İzlenecek Yol (Evliliği Zorlaştıran İnsanın Kendisi mi?). (2017).
10.Bakar Kalmak veya Evlenmek (2017).
11.Sağlıklı Evlilik Sağlıklı Aile (2017).
12.Gül Hikayesi (2017).
13.Büyükler evlendirmek isterken, gençler/bekarlar niçin nazlanır? (2016).
14.Evliliği Olumlu Etkileyen Davranışlar (2016).
15.Evliliği Olumsuz Etkileyen Davranışlar (2016).
16.Evlilikleri kolaylaştırmak (Adıyeler) (2015).
17.Evlilik Süreci (Gözden Geçirilmiş) (2015-2020).

1Evlenen imanının yarısını kurtarmış olur, kalan yarısında ise Allahtan korksun” (Teberani).

2İçinizden evli olmayanları, köle ve câriyeleriniz arasından da elverişli olanları evlendirin. Yoksulluk içinde iseler Allah lütfu ile onları ihtiyaçtan kurtarır. Allah’ın hazinesi geniştir, her şeyi bilmektedir.” (Nur Suresi:32).

3Eğer karı kocanın birbirinden ayrılacaklarından endişe ederseniz, o vakit, kendilerine erkeğin ailesinden bir hakem, kadının ailesinden bir hakem gönderin. İki taraf işi düzeltmek isterlerse, Allah onları uyuşmaya muvaffak buyurur. Şüphesiz Allah alîm ve habîrdir (her şeyi bilir, bütün maksatlardan haberdardır).” (Nisa, 4/35).



20 Kasım 2022 Pazar

Tarih! 201122:

1.Tarih, yaşandığı gibi yazılmalı ve okutulmalıdır. 

a.Zira gerçeğini okuyunca hayal kırıklığı yaşıyor, inancı sarsılıyor, her şeye şüpheyle bakıyor ve gerçek tarihi özlüyor.
b.Aksi takdirde tarihten bahsederken doğruların yerini yalanlar, algılar alır!
c.Böyle yapılmıyorsa gençler ve okuyan herkes tarih kitaplarında okuduklarını sorgulasın, akıl süzgecinden geçirsin. O zaman tabular, dayatmalar, batı projeleri ortaya çıkacaktır.
ç.Yakın tarihe ilişkin algılar, olgularla çek edilmelidir.
d.Böyle yapılırsa; toplum, kendi değerleri ile buluşacak, maddi ve manevi kalkınması hızlanacak, kalkındıkça, tarih yaşandığı gibi yazılıp-okutulacak, okutuldukça Batı kaynaklı bir çok algı yıkılacak ve bir çok zinciri de kırılacaktır. 
e.Misal tarihteki Kutül Amare gibi gerçek zaferler ve gerçek kahramanlar ortaya çıkacaktır. 
f.Çünkü sağlıklı bir gelecek, gerçek ve doğru tarihi bilgilerin analizi ile planlanabilir.
g.O zaman Lozan’ı da anlayacağız!
h.O zaman muhtemelen pek çok hak da, hak sahiplerine teslim edilmiş olacaktır.

2.Atalarımızın tarihte yaptığını ve yazdığını, İngilizceden tercüme etmek için, İngilizce öğreteceğimize, direkt kaynağından öğrenmemizi sağlayacak bir dili, eğitim müfredatına almak daha sağlıklı ve doğru bilgiye ulaşmayı sağlar.

O zaman sadece İngilizce yazanın veya tercüme edenin istediği bilgilere değil, kaynağından daha doğru bilgilere ulaşabiliriz.

3.Gerçek tarihi bırakıp algı üzerinden, "dar anlamda paslaşma ve sataşmalar" topluma katkısı olmayan kısır bir döngüdür, mutlu körlüktür, “kendi çalar kendi oynar” cinsinden.

Bunu yapanlar, ön yargılardan kurtulmalı, enerjisini de toplumun ve insanlığın faydasına olacak alanlara yönlendirmelidir.

4.Tarih tekerrürden ibaret! İnsan ömrü de tekrarlardan ibaret! Bakınız dün yaptıklarımızı bugün yine yapıyoruz; yiyoruz, içiyoruz, işe gidiyoruz, uyuyoruz vb. İkisinde de, hatalar tekrar edilmemeli!

5.Tarih geleceği aydınlatan bir kandilse, tarih tekerrürse,... ey dünya, o zaman elbet güzel şeyler de tekrar edecek demektir.

6.Yakın tarihimize ilişkin yapılan tören ve kutlamalarda; kurtarılan ve kazanılan yerlerden bahsedilir de, nelerin kaybedildiğinden neredeyse hiç bahsedilemez, ustaca geçiştirilir!

7.Tarih dersinden hatırladığım; Osmanlı ne zaman Batıya yönelse, Anadolu'da Venedik vd destekli bir isyan veya bir beylik saldırısı olmasıydı! 

8.İnsanoğlunun karakteri tarih boyunca değişmemiştir.

9.Osmanlı Devletinde "laiklik" yoktu. Ama halk hangi dine mensup olursa olsun, dininin gereklerini serbestçe yaşayabiliyordu. Kıyafetinden hangi dine mensup olduğu da anlaşılabiliyordu. Bir çatışma da yoktu!

10.II.Abdülhamid Alman İmparatoru II Wilhelm'in ittifak teklifini reddedince, "çılgınlık derecesinde Alman taraftarı" denilen Enver Paşa'yı Osmanlı İmparatorluğunun başına getirme girişimleri ortaya çıktı.

11.Dün, Almanlar Enver paşa için ray döşedi, bugün ABD ve İngilizler Cumhurbaşkanlığı adaylığı için de birileri için ray döşemektedir! Elçilik görüşmeleri vesaire bunu gösteriyor! Dikkat etmek gerekir! Aynı hataya düşmemek gerekir!

12.Enver Paşa Harbiye Nazırı olduğunda 33 yaşında idi. İttihatçıların baskısıyla, henüz yarbay olduğu halde rütbeler verilerek general ve akabinde Harbiye Nazırı yapıldı. Tüm rayları döşeyen Almanlardı. Sonucu belli, tedbirsiz ve belki de liyakatsiz bir yola revan oluş.

13.Belki de ittihatçılar (İTC ni kuran 4 tıbbiyeli ve sonra katılanlar), siyaset yerine kendi mesleklerini geliştirmek, ülkenin imarı ve kalkınması için çaba gösterseler idi, ülke ve toplum için daha iyi ve hayırlı iş yapmış olurlardı! 

14.Tarih tekerrürden ibaret, 36-37 yıl önce, tek aşamalı üni. giriş sınavı iki aşamalı olmuştu, şimdi tekrar tek aşamaya dönüyor.(2017).

15.Türkiye'deki arkeolojik kazıları en çok Almanlar mı yapıyor? Üniversitelerimizden kazı yapanlar da Alman ekolünden mi geliyor? Tarihi başkalarının kaleminden değil, kendi kaleminden yorumlamak için bu konuya dikkat edilmelidir.

16.Müzelerdeki "tanrı/tanrıça heykeli" gibi ifadeler algı/uydurma olabilir. Çeşitli dönemlerde o kadar peygamber geldi ve onların kültürlerinden izler de olmalı. Türkiye'de Alman arkelog ve/veya ekolü hakim. Ezber bozmak lazım.

17.Rabbim her türlü; cahiliye adetinden, cahiliye davranışından, cahiliye kutlamalarından, putçuluktan korusun.

18.Dünyanın ikinci metrosu olan İstanbul Galata Tüneli 18 ocak 1875 de açıldı. Sonra uzun bir süre metro yapılmadı!

19.02 Ocak 1924 tarih ve 394 sayılı Hafta Tatili Kanunu ile cuma günü hafta tatili olarak kabul edildi. 27 Mayıs 1935 tarih ve 2739 sayılı "Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkındaki Kanun" ile memurların hafta tatili cumartesi günü 13.00 den başlamak üzere pazar gününe alındı.

20.Musul, Cemiyeti Akvam (CA) (Milletler Cemiyeti) tarafından 1925'te Irak'a verildi! Türkiye CA'ya 1932'de katıldı, CA 1946'da dağıldı. Daha sonra BM kuruldu. Hatırlatma!

21.Türkmeneli TV'yi izlerken, okul tarih ders kitaplarında, Irak ve Suriye'deki Türkmenlerden hiç bahsedilmediğini hatırladım. Maalesef geçmişte gönül coğrafyasına, dünyaya kapalı bir eğitim, ürkek bir eğitim verilmiş!

22.Rusya'nın tarih boyunca ve halen yaptığı en büyük hatalardan biri; komşularına saldırarak, savaş açarak, işgal ederek, onları kendi tarafına çekebileceğini zannetmesidir! Oysa barış içinde ve iyi ilişkilerle bu pekala mümkündür.

23.Fransa 5 Ağustos 1945 te 45.000 Cezayirliyi katletti! Hatırlatma!

24.İskoçya, Katalonya, Korsika, Kırım, Doğu Türkistan, Batı Trakya, Musul, Kerkük, Kuzey Kafkasya... bakalım tarih neyi gösterecek.

25.İskoçya bağımsızlığa 'hayır' dedi. Bağımsızlığa 'hayır' diyenlerin oranı yüzde 55, 'evet' diyenlerin ise yüzde 45 oldu. İskoçya şimdilik devre dışı, aksi olsa diğerlerine de tetikleyici etki yapardı. İskoçlar kolaya kaçtı! (2014).

26.İngiliz siyaseti önce karıştırır ve çekilir, sonra çıkar sağlamak için masada yer kapar ve arabuluculuğa soyunur! Tarih boyunca Dünya'da karıştırmadık, acı çektirmedik, fitne çıkarmadık yer mi bıraktılar! Sömürgecilik dahil! Hala onlara hayranlık duyanlara şaşıyorum!

27.Tarih Mursi'yi iyi biri olarak yazacak? Ya Sisi'yi. (2019).

28.Galiba Afganistan tarih boyunca işgal edilemeyen yerlerden biri.
...
Aşağıda başlıkları verilen ilgili yazılarımız ile diğer yazılarımız https://alinural.blogspot.com/ blog adresindedir
 
1.Osmanlı İmparatorluğunda Seçimler ve Meclisler.
2.Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyetinde Anayasalar.
3.Sultan II Abdülhamid Han Hakkında Bir İtiraf (270921)
4.İttihat ve terakki cemiyeti.
5.Sarıkamış 1914 ve batırılan üç gemi (2013).
6.18 Mart 1915 Çanakkale Zaferi!
7.Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri.
8.Ethem bey. 
9.Sömürgecilik.
10.İngiliz Sömürgeciliği.
11.Fransız Sömürgeciliği.
12.Batı'nın Afrika'da köle ticareti.



16 Kasım 2022 Çarşamba

Müdafaa-i Hukuk Cemiyetleri 161122:

Osmanlı Devletinin sonunu getiren Mondros Mütarekesinin imzalanması sonrasında, itilaf devletlerinin, Osmanlı topraklarını işgal etme ihtimalinin doğması ve hatta bazı yerleri işgal etmeleri  üzerine, tepki olarak, Anadolu ve Rumeli'de muhtelif cemiyetler kurulmuştur. Genel ekseriyetinin kuruluşu, Mayıs 1919 tarihinden öncedir. Erzurum ve Sivas kongreleri sonrasında bu cemiyetler tek çatı altında toplanmıştır.

Aşağıda bu döneme ilişkin bazı olaylar, başlıkları ve vuku tarihleri itibariyle hatırlatılmış, akabinde ise müdafaa-i hukuk cemiyetlerinden bazıları hakkında kısa bilgiler verilmiştir. 

A. Hatırlatmalar:

1. I. Dünya Savaşı (28 Tem 1914 – 11 Kas 1918) savaşı sonrası, İttifak devletleri1 içinde yer alan Osmanlı İmparatorluğu, İtilaf devletlerinden2 bazıları (İngiltere, Fransa, Yunanistan, İtalya, Rusya) tarafından işgal edilmiştir. 

İttifak devletleri sayısı sadece 4 iken, itilaf devletleri sayısı 33'tür. Batı günümüzde de, bir ülkeye saldıracağı veya yaptırım uygulayacağı zaman, hemen hemen tüm devletleri yanına çekme gayretine düşmektedir.
 
2.Osmanlı Devletinin sonunu getiren Mondros Mütarekesi 30 Ekim 1918'de imzalandı.

3.İttihat ve Terakki Cemiyetinin liderleri, 1914 te savaşa soktukları ülkeyi, Kasım 1918 de terk ettiler. (Talat Paşa, 1921'de Berlin'de ve Cemal Paşa 1922'de Tiflis'te Ermeniler tarafından, Enver Paşa'da 1922'de Ruslarla girdiği bir çatışma vurularak öldürüldüler.)

4.Osmanlı başkenti İstanbul, 13 Kasım 1918 de işgal edildi.

5.18 Ocak 1919'da Paris Barış Konferansı'nda Müttefikler Ermenistan, Suriye, Irak, Filistin, Arabistan'ın Osmanlı'dan ayrılmasını kararlaştırdılar.

6.İzmir 15 Mayıs 1919'da Yunanlılar tarafından işgal edildi. İşgalin en büyük gerekçesi hazırlanan sahte raporlarla bölgedeki Rum sayısının Türk sayısından fazla olduğu iddiasıdır.

7.Erzurum Kongresi, 23 Temmuz-7 Ağustos 1919, Sivas Kongresi 4-11 Eylül 1919 tarihlerinde yapılmıştır.

8.Misakı milli; 12 Ocak 1920'de toplanan Meclis-i Mebusan, 28 Ocak 1920 tarihindeki gizli oturumunda "Ahd-i Millî" olarak Mîsâk-ı Millî kararlarını aldı ve kararlar bütün mebuslar tarafından imzalandı. 17 Şubat 1920 tarihli oturumunda da bu kararın basında yayınlanması ve bütün yabancı parlamentolara bildirilmesi kararlaştırıldı.

"Mecliste kabul edilen ve meclis tutanaklarında kayıtlı bulunan Mîsâk-ı Millî metninde mütareke çizgisinin içinde ve dışında kalan toprakların bölünmez bir bütün olduğu yazıldığı halde konuyla ilgili eserlerin çoğu “dışında” kelimesine yer vermemekte ve bugünkü sınırların Mîsâk-ı Millî sınırları olduğu şeklinde yanlış bir kanaatin oluşmasına sebep olmaktadır. Aslında Mîsâk-ı Millî’de hedef geniş tutulmuş, fakat şartlar gereği elde edilebilenlerle yetinilmiştir."

9.İngilizler 16 Mart 1920 de Meclisi Mebusanı bastılar. Milletvekillerinin bir kısmını tutuklayıp, bir kısmını sürgüne gönderdiler. Bir kısmı da kaçarak Anadolu'ya geçip, bağımsızlık mücadelesine katıldılar. Harbiye Nazırı Cemal Paşa'nın evi basıldı. Harbiye Nezâreti ablukaya alındı ve İngilizler kontrolü ele aldı. Bu arada İngiliz askerleri mızıka ve karargâh bölüğü erlerinden beşini ateş açarak öldürdü, onunu yaraladı.

10.TBMM, 23 Nisan 1920 de açıldı.

11.Sevr anlaşması, 10 Ağustos 1920'de imzalandı.

B. Müdafaa-i hukuk cemiyetlerinden bazıları:

1.İzmir Müdafaa-i Hukuku Osmaniye Cemiyeti (İ.M.H.O.C), Mondros Ateşkes Antlaşması'nın imzalanmasının ardından kurulan ilk cemiyettir. 6 Kasım 1918'de kuruldu. 17 Mart 1919'da Batı Anadolu'daki müftü ve belediye başkanları ile her kazadan iki, her livadan üçer delegenin katıldığı  Büyük Kongre'sinde İzmir'in işgali karşısında silahlı mücadele yapılması kararı alındı. Ocak 1919'da bu dönemde kurulmuş bir başka örgüt olan Heyet-i İlmiye ile birleşti.

İzmir'in işgalinden bir gün önce kurulan İlhakı Red Heyeti, İzmir'in işgalinden sonra İ.M.H.O.C ile birleşti. İşgalden sonra İzmir'de çalışmak mümkün olmadığından İ.M.H.O.C'nin merkezi İstanbul'a taşındı. 

16 Mart 1919'da İstanbul'un resmen işgal edilmesiyle İ.M.H.O.C üyeleri Anadolu'ya geçerek milli mücadeleye katıldılar. 

2.İzmir Redd-i İlhak Cemiyeti, İzmir'in işgali (İzmir 15 Mayıs 1919'da işgal edilmiştir) üzerine kurulmuştur. Kurucuları arasında Hüseyin Vasıf Çınar yer almaktadır. Cemiyet, Kuvâ-yi Milliye hareketinin başlamasını sağlamış ve İzmir'in Yunanlarca işgaline karşı koymuştur. Ayrıca, Balıkesir Kongresi ve Alaşehir Kongresi'ni düzenlemiştir. İzmir'in işgalinden sonra İ.M.H.O.C ile birleşti.

3.Manisa’da kurulan, İstihlası Vatan Cemiyeti  Ege’de öncü müdâfaa-i hukuk cemiyetlerinden biridir. Daha sonra 19 Mart Kongresi ile İzmir Müdâfaa-i Hukuku Osmaniye Cemiyeti ile birleşmiştir.

4.Trakya-Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, 30 Kasım 1918 tarihinde Edirne'de kurulmuştur. Sivas Kongresi sonrasında ise cemiyet, Anadolu'daki diğer cemiyetler ile birleşerek Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti çatısına girmiştir. Türk Ulusal Bağımsızlık Savaşı’nın örgütlenmesinin Mayıs 1919’da başladığı göz önünde bulundurulduğunda; bu tarihten 6 ay önce kurulan Trakya Paşaeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti benzeri birkaç cemiyetle birlikte anti-emperyalist direnişin öncü kuruluşlarındandır.

5.Trabzon Muhafaza-i Hukuku Milliye Cemiyeti, 12 Şubat 1919'da Merkezi Trabzon olarak kurulan cemiyet, Karadeniz Bölgesi'nin çeşitli il ve ilçelerinde şubeler açtı. Amacı, Trabzon ve çevresinin Rumlara verilmesini ve bir Pontus Devletinin kurulmasını önlemekti.

6.Kilikyalılar Cemiyeti, 1918'de İstanbul'da kurulmuştur. Amacı, Kilikya (Çukurova) bölgesinin Fransızlar ve Ermeniler tarafından işgal edilmesine karşı mücadele göstermektir. Cemiyet, milli bilinci uyandırmak için yayın ve propaganda yollarını kullanmıştır.

7.Kozan Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, 7 Mart 1919'da Kozan'ın işgali ile kurulmuştur.

8.Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Ağustos 1919 tarihinde, Erzurum merkezli kurulmuştur. Elazığ'da da şubesi vardır. Bu cemiyet, önce İstanbul’da kurulmuş olan Vilayat-ı Şarkiye Müdafaa-i Hukuk-u Milliye Cemiyetine bağlı olarak açılmış, daha sonra Şarkî Anadolu Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı ile İstanbul’dan ayrılmış, doğuda müdafaa-i hukuk akımını temsil ederek Mustafa Kemal’in sevk ve idaresinde güçlenmiş, bütün memlekete yayılacak bir program hazırlamıştır. Ayrıca bu dernek Erzurum kongresini toplayarak tüm yurdun savunulmasını kararlaştırmıştır.

9.Adana Vilayeti Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Adana ve çevresini, Fransız ve Ermeni işgalcilerinin elinden kurtarmak için işgalden kurmak için Ahmet Remzi Bey tarafından 1919′ kurulmuştur.

10.Anadolu Kadınları Müdafaa-i Vatan Cemiyeti (kadın teşkilatı), Bu cemiyet Sivas Valisi Reşit Paşa’nın eşi Melek Hanım ve arkadaşları tarafından 9 Aralık 1919’da Sivas’ta kurulmuş, kısa sürede Anadolu’nun muhtelif şehirlerinde Merkez’e bağlı birçok şubeleri açılmıştır . İtilaf Devletlerinin işgallerine karşı protestonameler yayımlayan, para ve mal yardımı kampanyaları açan bu cemiyet önemli hizmetler görmüştür. 

11.Isparta Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti. Milli mücadelede önemli katkıları olmuş bir cemiyettir. Karar Defteri 1919 da tutulmaya başlanmıştır. İşgal aleyhinde mitingler düzenlemiş protestolar çekmişlerdir.

12.Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti, Mondros Mütarekesi'nden sonra Anadolu'nun ve Rumeli'nin çeşitli şehirlerinde, işgallere karşı kurulan millî cemiyetlerinSivas Kongresi'nde birleştirilmesinden sonra oluşan yeni cemiyete verilen isimdir.

"Erzurum Kongresi’nde (23 Temmuz 1919) Vilâyât-ı Şarkiyye Müdâfaa-i Hukuk-ı Milliyye Cemiyeti’nin Erzurum şubesi ile Trabzon Muhâfaza-i Hukuk-ı Milliyye Cemiyeti feshedilerek bu iki cemiyetin yerine Şarkî Anadolu Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti kuruldu ve Mustafa Kemal’in başkanlığında dokuz kişilik bir temsil heyeti seçildi. Sivas Kongresi’nde (4-11 Eylül 1919) kabul edilen nizamnâme gereğince, Mondros Mütarekesi’nden sonra Osmanlı ülkesinin çeşitli bölgelerinde kurulan, fakat aralarında organik bir bağ bulunmayan bütün millî mukavemet teşkilâtları Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti adıyla tek bir idare altında birleştirildi. Temsil Heyeti’nin üye sayısı da on altıya çıkarıldı."

"Mustafa Kemal’in Temsil Heyeti adına 11 Eylül 1919’da Sivas valiliğine müracaat etmesiyle cemiyet resmen kurulmuş oldu. Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti Hey’et-i Temsîliyyesi, cemiyetin en yüksek idare organı ve çeşitli yerlerde kurulmuş olan müdâfaa-i hukuk ve redd-i ilhak cemiyetleri de bunun birer şubesi sayıldılar. Ana amacı Osmanlı Devleti’nin dağılma tehlikesine karşı “İslâm halifeliği ve Osmanlı saltanatının varlığını korumak” (Nizamnâme, md. 3) olan Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti’nin Sivas Kongresi’nde tesbit edilen nizamnâmesine göre, Hey’et-i Temsîliyye vatanın bütününü temsil edecek (md. 7/VII), eğer Osmanlı hükümeti İtilâf devletlerinin baskısıyla anayurdun bir parçasını bırakmak zorunda kalacak olursa, Temsil Heyeti mukaddes halifelikle Osmanlı saltanatına olan bağlılığını sürdürerek vatanı Rum ve Ermeni ayakları altında çiğnetmemek için derhal geçici bir yönetim kuracak, kongrenin aldığı kararları Türk milletine, İstanbul hükümetine ve yabancı devletlere duyuracaktı. Bu şekilde Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Cemiyeti, vatanın bütünü adına konuşmak ve iş görmek yetkisine sahip meşrû ve millî bir teşkilât haline geldi."

"İstiklâl Savaşı kazanıldıktan sonra siyasî parti kurmaya karar veren Mustafa Kemal, Anadolu ve Rumeli Müdâfaa-i Hukuk Grubu’nu yeni partiye temel yaparak 9 Eylül 1923’te Halk Fırkası’nı kurduğunu açıkladı. Buna dair karar bu tarihte açıklanmakla birlikte Halk Fırkası’nın resmen kuruluşu 11 Eylül 1923’te gerçekleşti."

...
Kaynakça:


1İttifak Devletleri ve savaşa katılış tarihleri: 1.Alman İmparatorluğu ve sömürge güçleri - 1 Ağustos 1914, 2.Avusturya-Macaristan İmparatorluğu- 28 Temmuz 1914, 3.Osmanlı İmparatorluğu - 29 Ekim 1914 (Rus liman ve gemilerine saldırı tarihi), 4.Bulgaristan Krallığı Bulgaristan Krallığı - 14 Ekim 1915.

2İtilaf Devletleri ve savaşa katılış tarihleri: 1.Sırbistan - 29 Temmuz 1914, 2.Rusya - 1 Ağustos 1914-1917, 3.Fransa ve sömürgeleri - 2 Ağustos 1914, 4.Belçika ve sömürgeleri- 3 Ağustos 1914, 5. İngiltere ve sömürgeleri (Avustralya, G.Afrika, Hindistan, Kanada, Deniz aşırı sömürgeleri, Yeni Zelanda, New Foundland) - 4 Ağustos 1914, 6. Karadağ - 5 Ağustos 1914, 7. Japonya - 23 Ağustos 1914, 8.İtalya - 23 Mayıs 1915, 9.Portekiz - 9 Mart 1916, 10.Romanya - 27 Ağustos 1916, 11.ABD - 6 Nisan 1917, 12.Yunanistan - 27 Haziran 1917, Ayrıca: 13. Liberya - 4 Ağustos 1914, 14.San Marino - 3 Haziran 1915, 15.Çin Cumhuriyeti - 14 Mart 1917, 16.Küba - 7 Nisan 1917, 17.Panama - 7 Nisan 1917, 18.Brezilya - 11 Nisan 1917, 19.Bolivya - 13 Nisan 1917, 20.Siyam - 22 Temmuz 1917, 21.Kosta Rika - 21 Eylül 1917, 22.Peru - 6 Ekim 1917, 23.Uruguay - 7 Ekim 1917, 24.Ekvador - 8 Aralık 1917, 25.Guatemala - 23 Nisan 1918, 26.Nikaragua - 8 Mayıs 1918, 27.Haiti - 12 Temmuz 1918, 28.Honduras - 19 Temmuz 1918, 29.Ermenistan DC – 1918, 30.Çekoslovakya – 1918, 31.Andorra, 32.Jamaika, 33.Dominik Cumhuriyeti.



İSLAMDA (KADINLARIN) MİRAS (HAKKI) 020626

Bu yazımızın amacı İslam'da miras paylaşımının önemine, özellikle kadınların ve kızların miras haklarının olduğuna ve bunlara riayet ed...